|
İPTAL DAVASINI AÇANLAR :
1-
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet SEZER (Esas Sayısı: 2004/107)
2- Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeleri Ali
TOPUZ, Haluk KOÇ ile birlikte116 milletvekili (Esas Sayısı:
2004/108)
İPTAL DAVASININ KONUSU :
4.11.2004 günlü, 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 10. maddesinin
birinci fıkrasının, 21. maddesinin ve 13. maddesinin birinci
fıkrasında yer alan “Üye sayısının 100 kişiden çok olması
şartıyla …” ibaresinin, Anayasa’nın 2.,
10., 11., 13., 33. ve 69. maddelerine aykırılığı savıyla
iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi
istemidir.
I - İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI
İSTEMLERİNİN GEREKÇESİ
-
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet
SEZER’in dava dilekçesinin gerekçe
bölümü şöyledir:
“04.11.2004
günlü, 5253 sayılı Dernekler Yasası’nın
-10.
maddesinin birinci fıkrasında,
“Dernekler, tüzüklerinde gösterilen amaçları
gerçekleştirmek üzere, benzer amaçlı
derneklerden, siyasi partilerden, işçi ve işveren
sendikalarından ve mesleki kuruluşlardan maddî yardım
alabilir ve adı geçen kurumlara maddî yardımda
bulunabilirler.”
- 21.
maddesinde de,
“Dernekler mülkî idare amirliğine önceden
bildirimde bulunmak şartıyla yurt dışındaki kişi,
kurum ve kuruluşlardan aynî ve nakdî yardım
alabilirler. Bildirimin şekli ve içeriği yönetmelikle
düzenlenir. Nakdî yardımların bankalar
aracılığıyla alınması zorunludur.”
kurallarına
yer verilmiştir.
Bu kurallara göre, dernekler yurt dışındaki kişi,
kurum ve kuruluşlardan yardım alabilecek ve siyasal partilere
yardım yapabileceklerdir.
Anayasa’nın, siyasal partilerin uyacakları
esasları düzenleyen 69. maddesinin onuncu
fıkrasında, yabancı devletlerden, uluslararası
kuruluşlardan ve Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve
tüzelkişilerden maddi yardım alan siyasal
partilerin temelli kapatılacakları belirtilmiştir.
Bu fıkrayla, siyasal partilerin yabancı
devletlerden, uluslararası kuruluşlardan, yabancı gerçek ya
da tüzelkişilerden yardım alması yasaklanmış;
tersine davranan siyasal partilerin kapatılmaları
öngörülmüştür.
Oysa,
incelenen Yasa’nın yukarıda yer verilen düzenlemelerine göre,
bir derneğin yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan yardım
alıp, kendi varlıklarına katılsa da bu yardımı dolaylı yoldan
siyasal
partilere “yardım” adı altında aktarmaları
olanaklıdır.
Böylece, anayasal kurala uygunluğu sağlayacak bir
önlem bulunmadığı için, yasa ile anayasal
yasak dolaylı yoldan aşılmış olmaktadır.
Bu nedenle, incelenen Yasa’nın 10. maddesinin
birinci fıkrası ile 21. maddesi Anayasa’nın 69,
maddesinin onuncu fıkrasına aykırı düşmektedir.
IV - SONUÇ
1-Yukarıda açıklanan gerekçelerle, 04.11.2004
günlü, 5253 sayılı “Dernekler Kanunu”nun
10. maddesinin birinci fıkrası ile 21. maddesinin
Anayasa’nın 69. maddesinin onuncu fıkrasına aykırı
olmaları nedeniyle iptallerine,
2-Uygulanmaları durumunda doğacak giderilmesi güç
ya da olanaksız hukuksal sonuçları
gözönünde
bulundurularak, söz konusu kuralların yürürlüklerinin
durdurulmasına,
karar
verilmesini arzederim.”
- Milletvekillerinin
dava dilekçesinin gerekçe bölümü ise şöyledir:
“1) 04.11.2004 tarih
ve 5253 sayılı Dernekler Kanununun 10 uncu Maddesinin Birinci
Fıkrasındaki “siyasi partilerden” İbaresinin Anayasanın 2
nci, 11 inci ve 69 uncu Maddelerine
Aykırılığı
04.11.2004 tarih ve
5253 sayılı Dernekler Kanununun 10 uncu maddesinin birinci
fıkrasında, derneklerin maddi yardım alabilecekleri ve yardımda
bulunabilecekleri tüzel kişilikler arasında siyasi partilere de
yer verildiği görülmektedir. Bu kanunun 21 inci maddesinde ise,
derneklerin mülki idare amirliğine önceden bildirimde bulunmak
kaydıyla yurtdışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan ayni ve
nakdi yardım alabilecekleri ifade edilmektedir.
Bu hükümler birlikte
değerlendirildiğinde, derneklerin yurtdışındaki kişi, kurum ve
kuruluşlardan ayni ve nakdi yardım alıp, bu yardımı siyasal
partilere “maddi yardım” adı altında aktarmalarının mümkün
olduğu anlaşılmaktadır.
Anayasanın, “Siyasal
partilerin uyacakları esaslar” başlığını taşıyan 69 uncu
maddesinin onuncu fıkrasında,
“Yabancı devletlerden,
uluslararası kuruluşlardan ve Türk uyrukluğunda olmayan gerçek
ve tüzelkişilerden maddi yardım alan siyasi partiler temelli
kapatılırlar” denilmiştir. Aynı
hüküm, 22.04.1983 tarih ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununun
66 ncı maddesinde de yer almıştır.
Söz konusu 10 uncu
maddenin birinci fıkrasında siyasi partilerin, derneklerin maddi
yardım alabilecekleri ve yardımda bulunabilecekleri tüzel
kişilikler arasına alınması, siyasi partilerin Anayasanın 69
uncu maddesinde yasaklanan bir yardımı alabilmesine
imkan tanıdığı için Anayasanın 69
uncu maddesinin onuncu fıkrasına
aykırı
düşmektedir.
Siyasi partilerin
kuruluş ve çalışmalarında özgür olmaları temel ilkedir.
Partiler, belli siyasal düşünceler çerçevesinde birleşen
vatandaşların özgürce kurdukları, katıldıkları ve ayrıldıkları
kuruluşlardır. Kamuoyunun oluşumunda önemli etkisi olan
partiler, vatandaşların istem ve özlemlerinin gerçekleşmesine
çalışan ve siyasal katılımları somutlaştıran hukuksal
yapılardır.
Demokrasinin olmazsa olmaz koşulu olan partilerin, sosyal ve
siyasal yaşamdaki etkileri ve ulusal istencin gerçekleşmesinde
rolleri nedeniyle, anayasakoyucu,
onları öteki tüzelkişilerden farklı tutarak, kurulmalarını,
çalışmalarında uyacakları esasları ve kapatılmalarında izlenecek
yöntem ve kuralları, özel olarak belirlemekle kalmamış;
Anayasanın 69 uncu maddesinin son fıkrasında, çalışma, denetleme
ve kapatılmalarının Anayasada belirlenen ilkeler çerçevesinde
çıkarılacak bir yasayla düzenlenmesini de öngörmüştür.
Bu madde
esas alınarak çıkarılan 2820 sayılı Siyasî Partiler Kanununda,
siyasî partilerin, kuruluşlarından başlayarak, çalışmaları,
denetimleri ve kapatılmaları konularında, çok ayrıntılı kurallar
getirilmiştir. Bu bağlamda; Anayasanın, siyasal partilerin
uyacakları esasları düzenleyen 69 uncu maddesinin onuncu
fıkrasında yer alan yabancı devletlerden, uluslararası
kuruluşlardan ve Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve
tüzelkişilerden
maddi yardım alan
siyasi partilerin temelli kapatılacakları yolundaki ilkeye koşut
bir hükme, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununun 66
ncı maddesinde de yer verilmiştir.
Çok partili bir siyasi
hayatta, partilerin bağımsızlığını sağlamak, öte yandan da,
partilerin karşılaşacakları mali güçlerin doğurabileceği
sakıncaları gidermek çözülmesi gereken önemli bir sorundur.
Demokratik bir düzende partilerin egemen güçler karşısında
varlıklarını koruyabilmeleri için, mali nedenlerle bunlara bağlı
olmamaları gerekir. İktidar yarışı eşit koşullar altında
gerçekleşmelidir. (Erdoğan TEZİÇ,
Anayasa Hukuku, 8. Bası, shf. 320
vd.)
Anayasa Mahkemesi
siyasi partilere devlet yardımı yapılması konusundaki 6.7.1989
gün ve E.1988/39, K.1989/29 sayılı kararında aynen şöyle
demiştir:
“Siyasî partilerin
yukarıda açıklanan amaçlarına ulaşabilmeleri için gerekli,
yeterli maddî ve nakdî olanaklara sahip olmaları zorunludur.
Milletvekili ve yerel yönetimler seçimlerine
katılarak “millî iradenin” oluşmasını sağlamayı temel hak ve
ödev olarak üstlenen siyasi partilerin yaşamalarına ve
gelişmelerine halkın ilgisinin yeterli olmadığı durumlarda, çok
partili demokratik düzenin gerekli kıldığı ölçüde devletçe
yardım yapılmasından yoksun kılmak, onların paraca güçlü kimi
kişi ve kuruluşların etki ve baskısı altına düşme tehlikesi ile
karşılaşmalarını istemek olur ki, bunun hukuksallığı tartışılır.
Parti içi çalışmaların demokrasi esaslarına uygun olması
zorunluluğunu zedeleyen böyle bir tehlike ancak devletin
yardımıyla giderilebilir. Yardımda bu bakımdan kamu yararının
bulunduğu açıkça ortadadır. Öte yandan Anayasanın 5 inci
maddesine göre “... Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak...”
devletin temel amaç ve görevlerindendir. Hazine yardımı bu görev
kapsamındadır.”
Görüleceği üzere Anayasa Mahkemesinin bu
kararında, siyasi partilerin paraca güçlü kimi kişi ve
kuruluşların etki ve baskısı altına düşmesinin parti içi
çalışmaların demokrasi esaslarına uygun olması zorunluluğunu
zedeleyen bir tehlike olduğu, bu tehlikenin devlet yardımı ile
önlenmesinin de Anayasanın 5 inci maddesine göre “...
Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak...” görevi
kapsamında olduğu vurgulanmıştır.
Siyasi partilerin etki
ve baskısı altına düşeceği paraca güçlü kişi ve kuruluşların
yabancı uyruklu olması, hele bunların yabancı devletler veya
uluslar arası kuruluşlar olması halinde söz konusu tehlikenin
boyutlarının daha da büyüyeceği yadsınamaz.
Anayasakoyucu da, açıklanan tehlikenin büyüklüğü ve
önemine uygun bir yaptırımı Anayasanın 69 uncu maddesinde
getirmiş ve yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan ve
Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzelkişilerden maddi yardım
alan siyasi partilerin temelli kapatılmasını öngörmüştür. Diğer
bir yaptırım ise, yabancı devletlerden, uluslararası
kuruluşlardan, Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzel
kişilerden yardım veya bağış kabul eden parti sorumlusu veya
aday veya aday adayının hapis cezası ile cezalandırılmalarıdır.
(2820 s. K.m.116/3).
“Cumhuriyeti ve
demokrasiyi korumak” görevi ile özdeşleşen bir konuda, 5253
sayılı Dernekler Kanununda bir önlem alınmayarak, dernekler
vasıtasıyla dolaylı olarak söz konusu yardımın olanaklı hale
getirilmesi, Anayasanın 69 uncu maddesinin
yanısıra Anayasanın 2 nci
maddesindeki “hukuk devleti” ilkesi ile de bağdaştırılamaz.
Çünkü böyle bir düzenleme, dolaylı olarak, siyasal partilerin
baskı ve engellerden uzak kalmalarını sağlamaya yönelik kurulma
ve çalışma özgürlüğünü, Anayasa ve bu alanı düzenleyen yasalarla
yapılan sınırlamaların ötesine taşımak anlamına gelir ki; bunun
da Anayasanın 2 nci maddesinde
kurala bağlanan demokratik hukuk devleti olmanın gereklerine
ters düşeceği açıktır. Siyasî partilerin demokratik siyasî
yaşamın vazgeçilmez öğeleri olmaları, devlet örgütü ve kamu
hizmetleriyle yoğun ilişki içinde bulunmaları, onların her
istediklerini yapabilecekleri anlamına gelmez. Hukuk devleti her
şeyden önce hukukun üstünlüğünü kabul eden ve koruyan devlettir.
Bir hukuk devletinde hukukun üstünlüğünü gerçekleştirecek en
önemli hususlardan birisi de yasaların Anayasaya uygunluğunun
sağlanmasıdır.
5253 sayılı Dernekler Kanununun 21 inci maddesinde, “yurt
dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan aynî ve nakdî yardım alan
derneklerin siyasi partilere yardım -yapamayacakları” şeklinde
Anayasanın 69 uncu maddesine aykırılığı gideren bir hükme yer
verilmemiş olduğundan, derneklerin “Yardım ve işbirliği”ni
düzenleyen 10 uncu maddesinin birinci fıkrasındaki “siyasi
partilerden” ibaresi hakkında iptal kararı verilmesi Anayasaya
aykırılık sorununu ortadan kaldıracağı gibi, derneklerin siyasi
partiler dışındaki diğer kuruluşlardan (benzer amaçlı
derneklerden, işçi ve işveren sendikalarından ve meslekî
kuruluşlardan) maddî yardım almaları ve adı geçen kurumlara
maddî yardımda bulunmaları da engellenmemiş olacaktır.
Yine,
derneklerin mülkî idare amirliğine önceden bildirimde bulunmak
şartıyla yurt dışındaki
kişi, kurum ve
kuruluşlardan aynî ve nakdî yardım alabilmelerine cevaz veren
hüküm de korunmuş olacaktır. Bu nedenle 5253 sayılı Dernekler
Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasındaki “siyasi
partilerden” ibaresi ile ilgili olarak iptal isteminde
bulunulmuştur.
Diğer taraftan, bir
yasa kuralının Anayasanın herhangi bir kuralına aykırılığının
tespiti, onun kendiliğinden Anayasanın üstünlüğü ve
bağlayıcılığı ilkesini ifade eden 11 inci maddesine de
aykırılığı sonucunu doğuracaktır (Anayasa Mahkemesinin
03.06.1988 tarih ve E. 1987/28, K. 1988/16 sayılı kararı, AMKD.,
sa. 24, shf.
225).
Açıklanan nedenlerle
04.11.2004 tarih ve 5253 sayılı Dernekler Kanununun 10 uncu
maddesinin birinci fıkrasındaki “siyasi partilerden” ibaresinin,
Anayasanın 2 nci, 11 inci ve 69 uncu
maddelerine aykırı olduğundan iptali gerekmektedir.
2) 04.11.2004 tarih ve
5253 sayılı Dernekler Kanununun 13 üncü Maddesinin Birinci
Fıkrasındaki “Üye sayısının 100 kişiden çok olması şartıyla”
İbaresinin Anayasanın 2 nci, 10
uncu, 11 inci, 13 üncü ve 33 üncü Maddelerine
Aykırılığı
5253 sayılı Dernekler
Kanununun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında dernek
hizmetlerinin ücretlilere gördürülebilmesi için “Üye sayısının
100 kişiden çok olması şartı” getirilmiştir. Yapılan bu
düzenleme ile, üye sayısı az olmakla
beraber etkinlikleri çok gelişmiş bir düzeyde olan bir derneğin,
bir “sekreter” bile çalıştırmasını engelleyen bir durum
yaratılmıştır. Bu düzenleme, Anayasanın 33 üncü maddesinde
açıklanan “dernek kurma hürriyetine” aykırıdır.
Gönüllü bir toplumsal
kuruluş olan derneklerin kuruluşu, serbestçe varlık kazanma ve
örgütlenme ilkeleri ile faaliyet güvencesi öğelerini kapsar.
Anayasanın 33 üncü maddesinde yer alan dernek kurma hürriyeti,
anılan öğelerin bir arada bulunmasıyla sağlanabilir.
Etkinlikleri çok gelişmiş olan bir derneğin, üye sayısının
100’ün altında olması nedeniyle ücretli bir sekreter dahi
çalıştıramaması şeklinde yaratılan bir durumun, derneğin
“faaliyet güvencesi” ve dolayısı ile Anayasanın 33 üncü maddesi
ile bağdaştırılması mümkün değildir.
Söz konusu düzenleme
ile 100’den az üyesi olan derneklerin etkinlik yapabilme ve
çalışma güçleri, 100’den fazla üyesi olan derneklere oranla,
ücretli hizmetli kullanamayacakları için, sınırlandırılmış
olmaktadır.
Böyle bir
sınırlandırmanın Anayasanın 13 üncü maddesinde ifade edilen
demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine
uygun düştüğü de söylenemez.
Bu düzenleme, dernek
kurma özgürlüğüne Anayasanın eşitlik ilkesine de aykırı bir
sınırlandırma getirmektedir.
Anayasanın 10 uncu
maddesinde “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce,
felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım
gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye,
zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare
makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun
olarak hareket etmek zorundadırlar.” denilmektedir. Anayasa
Mahkemesinin bir çok kararında
belirtildiği üzere bu kural, birbiri ile aynı durumda olanlara
ayrı kuralların uygulanmasını, ayrıcalıklı kişi ve toplulukların
yaratılmasını engellemektedir. Aynı durumda olanlar için farklı
düzenlemeler getirmek eşitlik ilkesine aykırılık oluşturur.
Anayasanın amaçladığı eşitlik, mutlak ve eylemli eşitlik olmayıp
hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal
durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasanın öngördüğü
eşitlik ilkesi çiğnenmiş olmaz.
Dernek, “Kazanç
paylaşma dışında, kanunlarla yasaklanmamış belirli ve ortak bir
amacı gerçekleştirmek üzere, en az yedi gerçek veya tüzel
kişinin, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek
suretiyle oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kişi
topluluklarını” ifade eder (5253 s. Dernekler Kanunu m.2/a, 4721
s. Türk Medeni Kanunu m. 56). Bu nedenle, üye sayısı yedi olan
dernek ile üye sayısı 100 olan derneğin
hukuksai durumları arasında hiçbir fark olmayıp her iki
dernek de hukuksal açıdan eşittir. Bu bakımdan, 100’den fazla
üyesi olan derneklerle 100’den az üyesi olan dernekler arasında
yaratılmış olan eşitsizlik, makul bir nedenle de
açıklanamayacağı için Anayasaya aykırıdır.
Diğer taraftan 5253
sayılı Dernekler Kanununun 36 ncı
maddesinin yollama yaptığı 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 99
uncu maddesinde “Dernek gelirleri, üye ödentisi, dernek
faaliyetleri sonucunda veya dernek mal varlığından elde edilen
gelirler ile bağış ve yardımlardan oluşur” hükmü yer almaktadır.
Bu hükümde “üye ödentisi” dernek gelirleri arasında gösterilmiş
ancak üye ödentisi, dernek üye sayısına göre bir belirlemeye
tabi tutulmamıştır. O halde üye sayısı 100’den az olan bir
derneğin üye ödentilerinden olan geliri, üye sayısı 100 ve
üzerinde olan bir dernekten daha yüksek olabilir. Yine, üye
sayısı 100’den az olan bir derneğin etkinliklerinin, üye sayısı
100 ve üzerinde olan bir dernekten çok daha gelişmiş bir düzeyde
olması mümkündür. Bu durumdaki bir derneğin hizmetlerinin, sırf
üye sayısının 100’ün altında olması nedeniyle, ücretliler eliyle
yürütülmesinin engellenmesinin adil olamayacağı açıktır.
Anayasanın 2 nci
maddesinde yer alan hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka
uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup
güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu
geliştirerek sürdüren, Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan
kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve
hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine
açık olan, yasaların üstünde yasakoyucunun
da uyması gereken temel hukuk ilkeleri ve Anayasanın bulunduğu
bilincinde olan devlettir. Bu nedenle söz konusu hüküm,
Anayasaya aykırı bir nitelik taşıdığı ve adil olmadığı için
hukuk devleti ilkesine ve dolayısı ile Anayasanın 2
nci maddesine de aykırı
düşmektedir.
Diğer taraftan, bir
yasa kuralının Anayasanın herhangi bir kuralına aykırılığının
tespiti onun kendiliğinden Anayasanın 11 inci maddesine de
aykırılığı sonucunu doğuracaktır (Anayasa Mahkemesinin
03.06.1988 tarih ve E. 1987/28, K. 1988/16 sayılı kararı, AMKD.,
sa.24, shf.
225).
Açıklanan nedenlerle,
04.11.2004 tarih ve 5253 sayılı Dernekler Kanununun 13 üncü
maddesinin birinci fıkrasındaki “Üye sayısının 100 kişiden çok
olması şartıyla” ibaresi Anayasanın 2 nci,
10 uncu, 11 inci, 13 üncü ve 33 üncü maddelerine aykırı olup,
iptali gerekmektedir.
IV. YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA
İSTEMİNİN GEREKÇESİ
04.11.2004 tarih ve
5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 10 uncu ve 21 inci
maddelerindeki düzenlemeler nedeniyle yurtdışındaki kişi, kurum
ve kuruluşlardan yardım alan derneklerin bu yardımı siyasal
partilere aktarmaları mümkündür.
Anayasanın 69 uncu
maddesinde ise, yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan
ve Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzelkişilerden maddi
yardım alan siyasi partilerin temelli kapatılacakları hükme
bağlanmıştır.
Anayasa Mahkemesinin Siyasi partileri devlet yardımı yapılması
konusundaki 6.7.1989 gün ve E.1988/39, K.1989/29 sayılı
kararında, siyasi partilerin paraca güçlü kimi kişi ve
kuruluşların etki ve baskısı altına düşmesinin parti içi
çalışmaların demokrasi esaslarına uygun olması zorunluluğunu
zedeleyen bir tehlike olduğu, bu tehlikenin devlet yardımı ile
önlenmesinin de Anayasanın 5 inci maddesine göre “...
Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak...” görevi kapsamında olduğu
vurgulanmıştır.
Siyasi partilerin etki
ve baskı altına düşeceği paraca güçlü kişi ve kuruluşların
yabancı uyruklu olması, hele bunların yabancı devletler veya
uluslararası kuruluşlar olması halinde söz konusu tehlikenin
daha da büyüyeceği yadsınamaz. Bu durumu olanaklı kılan hükmün
uygulanması halinde, giderilmesi güç yada
olanaksız durum ve zararlar doğabileceği kuşkusuzdur.
Diğer taraftan,
Anayasal düzenin en kısa sürede hukuka aykırı kurallardan
arındırılması, hukuk devleti sayılmanın gereğidir. Anayasaya
aykırılığın sürdürülmesinin, bir hukuk devletinde sübjektif
yararların üstünde, özenle korunması gereken hukukun üstünlüğü
ilkesini de zedeleyeceği kuşkusuzdur. Hukukun üstünlüğü
ilkesinin sağlanamadığı bir düzende, kişi hak ve özgürlükleri
güvence altında sayılamayacağından, bu ilkenin zedelenmesinin
hukuk devleti yönünden giderilmesi olanaksız durum ve zararlara
yol açacağında duraksama
bulunmamaktadır.
Arz ve izah olunan
nedenlerle 04.11.2004 tarih ve 5253 sayılı Dernekler Kanununun
10 uncu maddesinin birinci fıkrasındaki “siyasi partilerden”
ibaresi hakkında, yürürlüğünün durdurulması da istenerek iptal
davası açılmıştır.
5253 sayılı Dernekler
Kanununun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki “üye sayısının
100 kişiden çok olması” ibaresi ise, derneklerin çalışma ve
etkinlik yapma güçlerini dernek kurma özgürlüğünü düzenleyen
Anayasanın 33 üncü, 13 üncü, 11 inci, 10 uncu ve 2
nci maddelerine aykırı bir biçimde
sınırlandırmıştır.
Böyle bir hükmün
uygulanması, kimi derneklerin çalışmalarında engelleyici bir
etki yapacak ve giderilmesi imkansız
zararların ve hukuki durumların ortaya çıkmasına yol açacaktır.
Arz ve izah olunan
nedenlerle 04.11.2004 tarih ve 5253 sayılı Dernekler Kanununun
13 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki “Üye sayısının 100
kişiden çok olması” ibaresi hakkında, yürürlüğünün durdurulması
da istenerek iptal davası
açılmıştır.
V. SONUÇ VE İSTEM
Yukarıda açıklanan
gerekçelerle;
1) 04.11.2004 tarih ve
5253 sayılı Dernekler Kanununun 10 uncu maddesinin birinci
fıkrasındaki “siyasi partilerden” ibaresinin Anayasanın 2
nci, 11 inci ve 69 uncu maddelerine
aykırı olduğundan iptaline ve uygulanması halinde giderilmesi
olanaksız zarar ve durumlar doğacağı için, iptal davası
sonuçlanıncaya kadar yürürlüğünün
durdurulmasına,
2) 04.11.2004 tarih ve
5253 sayılı Dernekler Kanununun 13 üncü maddesinin birinci
fıkrasındaki “Üye sayısının 100 kişiden çok olması şartıyla”
ibaresinin
Anayasanın 2
nci, 10 uncu, 11 inci, 13 üncü ve 33
üncü maddelerine aykırı
olduğundan iptaline ve
uygulanması halinde giderilmesi olanaksız zarar ve durumlar
doğacağı için iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüğünün
durdurulmasına
karar
verilmesine ilişkin istemimizi saygı ile arz ederiz.”
II - YASA METİNLERİ
A - İptali İstenen Yasa Kuralları
4.11.2004 günlü, 5253 sayılı Dernekler
Kanunu’nun iptali istenen yasa kurallarını da içeren 10.,
13. ve 21. maddeleri şöyledir:
1- “MADDE 10.-
Dernekler, tüzüklerinde gösterilen
amaçları gerçekleştirmek üzere, benzer amaçlı derneklerden,
siyasi partilerden, işçi ve işveren sendikalarından ve mesleki
kuruluşlardan maddi yardım alabilir ve adı geçen kurumlara maddi
yardımda bulunabilirler.
5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve
Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun hükümleri saklı kalmak
üzere, dernekler kamu kurum ve kuruluşları ile görev alanlarına
giren konularda ortak projeler yürütebilirler. Bu projelerde
kamu kurum ve kuruluşları, proje maliyetlerinin en fazla yüzde
ellisi oranında ayni veya nakdi katkı sağlayabilirler.”
2- “MADDE 21.-
“Dernekler mülki idare amirliğine
önceden bildirimde bulunmak şartıyla yurt dışındaki kişi, kurum
ve kuruluşlardan ayni ve nakdi yardım alabilirler. Bildirimin
şekli ve içeriği yönetmelikte düzenlenir. Nakdi yardımların
bankalar aracılığıyla alınması zorunludur.”
3- “MADDE 13.-
Üye sayısının 100 kişiden çok olması şartıyla dernek
hizmetleri gönüllüler veya yönetim kurulu kararı ile göreve
başlatılan ücretliler aracılığıyla yürütülür.
Dernek yönetim ve denetim kurullarının kamu
görevlisi olmayan başkan ve üyelerine ücret verilebilir.
Verilecek ücret ile her türlü ödenek, yolluk ve tazminatlar
genel kurul tarafından tespit olunur. Yönetim ve denetim kurulu
üyeleri dışındaki üyelere ücret, huzur hakkı veya başka bir ad
altında herhangi bir karşılık ödenemez.
Dernek hizmetleri için görevlendirilecek üyelere
verilecek gündelik ve yolluk miktarları genel kurul tarafından
tespit olunur.”
B - Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava dilekçelerinde iptali istenilen kuralların
Anayasa’nın 2., 10., 11., 13., 33. ve
69. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
III - İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi
İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca E.2004/107 sayılı dosyada
1.12.2004 tarihinde, E.2004/108 sayılı dosyada ise 29.12.2004
tarihinde Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Sacit
ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet
AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fazıl SAĞLAM, A.
Necmi ÖZLER ve Serdar ÖZGÜLDÜR’ün
katılmaları ile yapılan ilk inceleme toplantılarında dosyalarda
eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliği
ile karar verilmiştir.
IV - ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçeleri ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, iptali istenen Yasa kuralları, dayanılan Anayasa
kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri
okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Birleştirme Kararı
4.11.2004 günlü, 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun
10. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…
siyasi partilerden …” ibaresi ile 13.
maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Üye sayısının 100
kişiden çok olması şartıyla …” ibaresinin iptali ve yürürlüğünün
durdurulmasına karar verilemesi istemiyle, Esas 2004/108 sayılı
dosyada Milletvekilleri tarafından açılan davanın, aralarındaki
hukuki irtibat nedeniyle 2004/107 esas sayılı dava ile
BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin
2004/107 esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine 5.4.2007
gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
B - Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Dava dilekçelerinde, 5253 sayılı Dernekler
Kanunu’nun 10. maddesinin birinci fıkrasına göre, derneklerin
tüzüklerinde gösterilen amaçları gerçekleştirmek üzere benzer
amaçlı derneklerden, siyasi partilerden, işçi ve işveren
sendikalarından ve mesleki kuruluşlardan maddi yardım
alabilecekleri ve adı geçen kurumlara maddi yardımda
bulunabilecekleri; 21. maddesine göre de, derneklerin yurt
dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan ayni ve nakdi yardım
alabilecekleri; Anayasa’nın 69. maddesinin onuncu fıkrasında ise
yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan ve Türk
uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden maddi yardım
alan siyasi partilerin kapatılacaklarının belirtildiği; oysa
dava konusu düzenlemelere göre, bir derneğin yurt dışındaki
kişi, kurum ve kuruluşlardan yardım alıp, bu yardım kendi
varlıklarına katılsa da dolaylı yoldan siyasi partilere yardım
adı altında aktarmalarının olanaklı olduğu; böylece anayasal
kurala uygunluğu sağlayacak bir önlem bulunmadığı için yasa ile
anayasal yasağın dolaylı yoldan aşıldığı; siyasi partilerin
kuruluş ve çalışmalarında özgür olmalarının temel ilke olduğu,
anayasa koyucunun siyasi partiler hakkında derneklerden farklı
düzenlemeler öngördüğü; Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak
görevi ile özdeşleşen bir konuda Dernekler Kanunu’nda önlem
alınmayarak siyasi partilerin dernekler aracılığı ile
yurtdışından yardım almalarının olanaklı hale geldiği, bu
nedenlerle Anayasa’nın 2., 11. ve 69.
maddelerine aykırı olduğu; öte yandan, etkinlikleri çok gelişmiş
bir derneğin üye sayısının 100’ün altında olması nedeniyle
ücretli bir sekreter bile çalıştıramamasının derneklerin
faaliyet güvencesini ortadan kaldırdığı; kuralla dernek kurma
özgürlüğüne sınırlama getirildiğinden Anayasanın 33. maddesine
aykırı olduğu; üye sayısı 100’den fazla olan dernekler ile üye
sayısı 100’den az olan dernekler arasında oluşan bu eşitsizliğin
makul bir nedene dayanmadığı, bu nedenle Anayasa’nın 10.
maddesinde sözü edilen eşitlik ilkesine de aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
1- Yasa’nın 10. Maddesinin Birinci Fıkrasının
“Dernekler, tüzüklerinde gösterilen amaçları gerçekleştirmek
üzere, benzer amaçlı derneklerden, siyasi partilerden, işçi ve
işveren sendikalarından ve meslekî kuruluşlardan maddî yardım
alabilir” Bölümünün İncelenmesi
Anayasa’nın 3.10.2001 günlü ve 4709 sayılı Yasa
ile değişik 33. maddesinin üçüncü fıkrasında, dernek kurma
hürriyetinin ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç
işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile
başkalarının hürriyetlerinin korunması sebepleriyle ve kanunla
sınırlanabileceği öngörülmüştür.
Anayasa’nın 33. maddesinin 4. fıkrasının ilk
halinde derneklerin Anayasa’nın 13. maddesindeki genel
sınırlamalara aykırı hareket edemeyecekleri gibi, siyasi amaç
güdemeyecekleri, siyasi faaliyette bulunamayacakları, siyasi
partilere destek olamayacakları, sendikalarla, kamu kurumu
niteliğindeki meslek kuruluşları ve vakıflarla bu amaçla ortak
hareket edemeyecekleri belirtilmiştir. Bu maddenin dördüncü
fıkrası, 23.7.1995 günlü, 4121 sayılı Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasının Başlangıç Metni ve Bazı Maddelerinin
Değiştilmesine Dair Kanun ile
kaldırılmıştır.
Anılan anayasal değişiklikten sonra derneklerin
tüzüklerinde gösterilen amaçları gerçekleştirmek üzere benzer
amaçlı dernekler, siyasi partiler, işçi ve işveren sendikaları
ile mesleki kuruluşlarla ortak hareket edebilecekleri ve bu
bağlamda maddi yardım alabilmeleri olanaklı hale geldiğinden
kural Anayasanın 33. maddesine aykırı değildir.
Kuralın Anayasanın 69. maddesi ile ilgisi
görülmemiştir.
Serdar ÖZGÜLDÜR ile Şevket APALAK bu görüşe
katılmamışlardır.
2- Yasa’nın 10. Maddesinin Birinci Fıkrasında
Yer Alan “… ve adı geçen kurumlara
maddi yardımda bulunabilirler.” Bölümünün İncelenmesi
İptal davasına konu olan kural uyarınca dernekler
tüzüklerinde gösterilen amaçları gerçekleştirmek üzere, benzer
amaçlı derneklere, siyasi partilere, işçi ve işveren
sendikalarına ve meslekî kuruluşlara maddi yardımda
bulunabileceklerdir.
Siyasi partilerin uyacakları esasların
düzenlendiği Anayasa’nın 69. maddesinin onuncu fıkrasında,
yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan ve Türk
uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden maddi yardım
alan siyasi partilerin temelli olarak kapatılacağı
belirtilmiştir.
Öte yandan, 5253 sayılı Dernekler Kanununun 21.
maddesinde derneklerin mülkî idare amirliğine önceden bildirimde
bulunmak şartıyla yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan
aynî ve nakdî yardım alabilecekleri, bildirimin şekli ve içeriği
yönetmelikte düzenleneceği ve nakdî yardımların bankalar
aracılığıyla alınmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir.
Kural ile derneklerin siyasi partilere maddi
yardım yapmalarının yolunun açılması sonucunda, derneklerden
siyasi partilere nakdi veya ayni yardım sağlanması olanaklı hale
gelmiştir. Dernekler Kanunu’nun 21. maddesine göre derneklerin
yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan ayni ve nakdi yardım
alabilecekleri de göz önüne alındığında, yurt dışındaki kişi
veya kuruluşlardan ayni veya nakdi yardım alan derneklerin bu
yardımları siyasi partilere aktarmalarına bir engel kalmamıştır.
Anayasa’nın 4121 sayılı Yasa ile değiştirilen 68.
maddesinin sekizinci fıkrasında, Devletin siyasi partilere
yeterli düzeyde ve hakça maddi yardım yapacağı belirtilmiş ve bu
yardımın, siyasi partilerin üyelerinden alacakları aidatların ve
bağışların tabi olduğu esasların yasa ile düzenlenmesi
öngörülmüştür. Siyasi parti üyelerinin ödeyecekleri aidatlar ve
bağışlar hakkında yasal düzenleme yapılmasının öngörüldüğü ve
yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan ve Türk
uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden maddi yardım
alan siyasi partilerin temelli kapatılması gerektiği göz önüne
alındığında, anayasakoyucunun siyasi
partileri her türlü dış etkilerden uzak tutmayı amaçladığı
anlaşılmaktadır. Yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan
ayni ve nakdi yardım alan siyasi partilerin, yardım yapan kişi
veya kuruluşların etkisine girmesi ve yurt dışından
yönlendirilmeleri olanaklıdır. Buna göre, Yasa kuralı ile
derneklerin kendi amaçlarını gerçekleştirmek amacıyla bile olsa,
siyasi partilere maddi yardım yapma yolunun açılması,
Anayasa’nın 69. maddesine aykırı görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle, Dernekler Kanunu’nun 10.
maddesinin birinci fıkrasının “… ve
adı geçen kurumlara maddi yardımda bulunabilirler” biçimindeki
bölümünün siyasi partiler yönünden iptali gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. ve 11. maddeleri ile
ilgisi görülmemiştir.
3- Yasa’nın 13. Maddesinin Birinci Fıkrasında
Yer Alan “Üye sayısının 100 kişiden çok olması şartıyla …”
İbaresinin İncelenmesi
Anayasa’nın 13. maddesine göre temel hak ve
özgürlükler özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili
maddelerinde belirtilen nedenlerle sınırlandırılabileceğinden,
iptali istenen kuralla getirilen sınırlamanın dernek kurma
özgürlüğünün düzenlendiği 33. maddedeki nedenlere uygun olması
gerekmektedir.
Anayasa’nın 33. maddesinin üçüncü fıkrasında
belirtildiği üzere, milli güvenliğin ve kamu düzeninin
korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın, genel
ahlakın veya başkalarının hürriyetinin korunmasına yönelik
olarak dernek kurma özgürlüğüne sınırlama getirilebilir.
Dernekler Kanunu’nun 13. maddesinin birinci
fıkrasında yer alan dava konusu kurala göre üye sayısının 100
kişiden çok olması şartıyla dernek hizmetleri gönüllüler
veya yönetim kurulu kararı ile göreve başlatılan ücretliler
aracılığıyla yürütülebilecektir. Başka bir ifade
ile, herhangi bir derneğin üye sayısı
100 kişinin altında ise, dernek hizmetleri gönüllüler veya ücret
karşılığında istihdam edilen kişiler tarafından yerine
getirilemeyecektir.
Dernekler Kanunu’nun 2. maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendinde, dernek “kazanç paylaşma dışında,
kanunlarla yasaklanmamış belirli ve ortak bir amacı
gerçekleştirmek üzere, en az yedi gerçek veya tüzel kişinin,
bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle
oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kişi toplulukları” biçiminde
tanımlanmıştır. Dernekler belirli ve ortak bir amacı
gerçekleştirmek üzere çeşitli etkinliklerde bulunma
durumundadırlar. Bu etkinlikleri gerçekleştirebilmek için de
gönüllü veya ücretli personel çalıştırmaları kaçınılmazdır.
Dernekler Kanunu’nun 13. maddesinin birinci
fıkrasındaki düzenleme ile üye sayısı 100’ü aşmayan derneklerde
gönüllü veya ücretli personel çalıştırılmasının engellenmesi,
kurulmuş bir derneğin faaliyetlerine yönelmiş olduğundan dernek
kurma ve dernek etkinliklerini yürütme özgürlüğüne yasa ile bir
sınırlama getirildiği açıktır. Bu sınırlamanın 33. maddede
belirtilen sınırlama nedenlerinden herhangi birine dayanmaması
nedeniyle Anayasa’nın 33. maddesine aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle Dernekler Kanunu’nun 13.
maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Üye sayısının 100
kişiden çok olması şartıyla …” ibaresi Anayasaya aykırıdır.
İptali gerekir.
4- 21. maddesinin İncelenmesi
5253 sayılı Dernekler Kanununun 21. maddesinde,
derneklerin mülkî idare amirliğine önceden bildirimde bulunmak
şartıyla yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan aynî ve
nakdî yardım alabilecekleri, bildirimin şekli ve içeriğinin
yönetmelikte düzenleneceği ve nakdî yardımların bankalar
aracılığıyla alınmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir.
Anayasa’nın 33. maddesinde, derneklerin yurt
dışındaki kişi ve kuruluşlardan aldıkları ayni ve nakdi yardımı
siyasi partilere aktarmadıkları sürece yurt dışından yardım
almalarını yasaklayan herhangi bir kural bulunmamaktadır.
Bu nedenle kural Anayasaya aykırı görülmemiştir.
İptal isteminin reddi gerekir.
V - YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI KARARI
4.11.2004
günlü, 5253 sayılı “Dernekler Kanunu”nun;
A-1-
10. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “...
ve adı geçen kurumlara maddî yardımda
bulunabilirler” bölümünün siyasi partiler yönünden,
2- 13. maddesinin
birinci fıkrasında yer alan “Üye sayısının 100 kişiden çok
olması şartıyla ...” ibaresi,
5.4.2007 günlü, E.
2004/107, K. 2007/44 sayılı kararla iptal edildiğinden, bu bölüm
ve ibarenin, uygulanmalarından doğacak sonradan giderilmesi güç
veya olanaksız durum ve zararların önlenmesi ve iptal kararının
sonuçsuz kalmaması için kararın Resmî Gazete’de yayımlanacağı
güne kadar YÜRÜRLÜKLERİNİN DURDURULMASINA,
B-1-
10. maddesinin birinci fıkrasının “Dernekler, tüzüklerinde
gösterilen amaçları gerçekleştirmek üzere, benzer amaçlı
derneklerden, siyasi partilerden, işçi ve işveren
sendikalarından ve meslekî kuruluşlardan maddî yardım alabilir”
bölümüne,
2- 21. maddesine,
yönelik
iptal istemleri, 5.4.2007 günlü, E. 2004/107, K. 2007/44 sayılı
kararla reddedildiğinden, bu madde ve bölüme ilişkin yürürlüğün
durdurulması isteminin REDDİNE,
5.4.2007 gününde
OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
VI - SONUÇ
4.11.2004 günlü, 5253
sayılı Dernekler Kanunu’nun :
A- 10. maddesinin
birinci fıkrasının;
1- “Dernekler,
tüzüklerinde gösterilen amaçları gerçekleştirmek üzere, benzer
amaçlı derneklerden, siyasi partilerden, işçi ve işveren
sendikalarından ve meslekî kuruluşlardan maddî yardım alabilir”
bölümünün Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin
REDDİNE, Şevket APALAK ile Serdar
ÖZGÜLDÜR’ün karşıoyları ve
OYÇOKLUĞUYLA,
2- “...
ve adı geçen kurumlara maddî yardımda
bulunabilirler” bölümünün siyasî partiler yönünden Anayasa’ya
aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
B- 13. maddesinin
birinci fıkrasında yer alan “Üye sayısının 100 kişiden çok
olması şartıyla...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve
İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
C- 21. maddesinin
Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,
OYBİRLİĞİYLE,
5.4.2007 gününde karar
verildi.
|
Başkan
Tülay TUĞCU |
Başkanvekili
Haşim KILIÇ |
Üye
Sacit
ADALI |
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU |
Üye
Ahmet AKYALÇIN |
Üye
Mehmet ERTEN |
|
Üye
A.
Necmi ÖZLER |
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR |
Üye
Şevket APALAK |
|
Üye
Serruh
KALELİ |
Üye
Osman
Alifeyyaz PAKSÜT |
KARŞIOY GEREKÇESİ
Anayasa’nın dernek kurma hürriyetini
düzenleyen 33. maddesinin dördüncü fıkrası “Dernekler
… siyasi amaç güdemezler, siyasi faaliyette bulunamazlar,
siyasi partilerden destek göremez ve onlara destek olamazlar,
sendikalarla, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve
vakıflarla bu amaçla ortak hareket
edemezler” hükmünü taşımaktayken, Anayasa’da 23.7.1995 tarih ve
4121 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikler çerçevesinde, bu
fıkra madde metninden çıkartılmıştır. Yine Anayasa’nın siyasi
partilerin uyacakları esasları düzenleyen 69. maddesinin ikinci
fıkrası “Siyasi partiler kendi siyasetlerini yürütmek ve
güçlendirmek amacıyla dernekler, sendikalar, vakıflar,
kooperatifler ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve
bunların üst kuruluşları ile siyasi
ilişki ve işbirliği içinde bulunamazlar.
Bunlardan maddi yardım alamazlar” hükmünü taşımaktayken,
Anayasa’da 23.7.1995 tarih ve 4121 sayılı Kanun’la yapılan
değişiklikler çerçevesinde, bu fıkra da madde metninden
çıkarılmıştır. Ne var ki, Anayasa’nın belirtilen her iki madde
metninden anılan fıkralarının çıkartılması, iptal konusu 5253
sayılı Dernekler Kanunu’nun 10. maddesinin birinci fıkrasındaki
Derneklerin siyasi partilerden maddi yardım alabilmelerine
ilişkin kurala Anayasal dayanak oluşturamaz. Gerçekten, 4121
sayılı Kanun’la yapılan Anayasa değişikliği esnasında
Anayasa’nın 69. maddesinin birinci, üçüncü, altıncı ve son fıkra
dışındaki diğer fıkraların metinlerinde de
değişiklikler yapılmış, bu meyanda üçüncü fıkra
“Siyasi partilerin gelir ve giderlerinin amaçlarına uygun
olması gereklidir…” şekline dönüşmüş; 68. maddeye ise
“Siyasi partilere, Devlet, yeterli düzeyde ve hakça mali yardım
yapar. Partilere yapılacak yardımın, alacakları üye aidatının ve
bağışların tâbi olduğu esaslar kanunla düzenlenir.”
şeklinde son fıkra ilave edilmiştir.
1995 Anayasa değişiklikleriyle,
derneklerle siyasi partiler arasındaki “maddi yardım yapma-maddi
yardım alma” konusundaki organik ilişki yasağının otomatik
olarak kaldırıldığını söyleyebilmek mümkün değildir.
Çünkü, aynı Anayasa değişikliğiyle
siyasi partilerin gelir ve giderlerinin amaçlarına uygun
olması gerektiği kuralı getirilmiş olup; Anayasa’nın 68.
maddesi uyarınca çıkartılan 2820 sayılı Siyasi Partiler
Kanunu’nun 3. maddesi de, siyasi partilerin amacının ne olduğu,
konusundaki çerçeveyi çizmiştir. Buna göre, “siyasi
partiler … milletvekili ve mahalli
idareler seçimleri yoluyla, tüzük ve programlarında belirlenen
görüşleri doğrultusunda çalışmaları ve açık propagandaları ile
milli iradenin oluşmasını sağlayarak demokratik bir Devlet ve
toplum düzeni içinde ülkenin çağdaş medeniyet seviyesine
ulaşması amacını güden …
kuruluşlardır …” Yine aynı Kanun’un
61. ve 70. maddelerinde de siyasi partilerin gelirlerinin ve
giderlerinin, amaçlarına aykırı olamayacağı açıkça
tekrarlanmaktadır. Bir siyasi partinin herhangi bir derneğe
yardımda bulunması, yukarıda işaret edilen “amaca” çok
açık biçimde aykırı olduğu gibi; Anayasa’nın 68. maddesinin son
fıkrasına eklenen kuralla siyasi partilerin “gelirlerinin”
Hazine yardımı, üye aidatı ve bağışlarla sınırlandırılması,
karşısında, “giderleri” bakımından da
benzer bir mantık ve yorum biçiminin egemen olması
kaçınılmazdır.
Öte yandan, siyasi partilerin gelirleri
arasında bulunan bağışlara bile bir limit getirilmesi ve her yıl
yeniden değerleme oranı ile saptanacak
sınır dışında bağış yapılmasına
yasakoyucu tarafından imkân tanınmaması gerçeği
gözetildiğinde; ölçüsüz ve sınırsız biçimde bir siyasi partinin
bir derneğe yardım yapabilmesine imkân tanıyan düzenlemedeki
mantığı ve Anayasa’ya uyarlığı anlayabilmek mümkün değildir.
Aynı şekilde, derneğin siyasi
partiye maddi yardım yapmasını Anayasa’ya aykırı gören, buna
karşın siyasi partinin derneğe maddi yardım yapmasını Anayasa’ya
uygun gören bir yorum biçimini telif edemiyorum.
Açıkladığım nedenlerle, 5253 sayılı
Kanun’un 10. maddesinin birinci fıkrasının derneklerin maddi
yardım almasını düzenleyen birinci bölümündeki “siyasi
partilerden” ibaresinin Anayasa’nın 68. ve 69. maddelerine
aykırı olduğu ve bu nedenle iptali
gerektiği kanısına vardığımdan; sayın çoğunluğun aksi yöndeki
görüşüne katılamıyorum.
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
AZLIK OYU
Anayasa, siyasî partileri ve dernekleri farklı
kurallara bağlamış ve böylece hukuksal yapılarını,
karşılaşacakları yaptırımları ve amaçlarını ayrı
ayrı
düzenlemiştir. Bu anayasal dizge,
kuruluşların görünüm ve işlevlerine yaşam verecek olan
mali yapılarının da birbirlerinden ayrı tutulmasını gerekli
kılmaktadır. Mali yapının ayrılığı doğal olarak, maddi yardım
ilişkisini de kesecektir. Ayrıca, siyasi partilere yapılan
Devlet yardımı, mali ilişkiler de gösterilecek özenin ayrı
gerekçesidir.
Belirlenen bu durum ve siyasal
örgütlenmenin özellikle ve özenle çizilmiş sınırı karşısında,
5253 sayılı Yasa’nın 10. maddesinin birinci fıkrasının
reddedilen maddi yardım almayla ilgili bölümündeki “siyasi
partilerden” sözcükleri Anayasa’nın 32.,
68. ve 69. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kararın bu bölümüne belirtilen nedenle
karşıyım.
Üye
Şevket APALAK |