|
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN :
Korkuteli Sulh Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 30.3.2005
günlü, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 3. maddesinin, 27. maddesinin
birinci fıkrasının ve 28. maddesinin, Anayasa’nın 2., 125. ve 155.
maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I - OLAY
Akaryakıt bayilik faaliyeti sırasında bayilik lisansı
almadığı ileri sürülerek uygulanan idari para cezasına yapılan itirazın
incelenmesi sırasında, itiraz konusu yasa kurallarının Anayasa’ya aykırı
olduğu kanısına varan Mahkeme iptali için başvurmuştur.
II - İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“31.03.2005 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak
yürürlüğe giren 5326 sayılı Kabahatler Yasası’nın 3. maddesinde, bu
kanunun genel hükümleri diğer kanunlardaki kabahatler hakkında da
uygulanır şeklinde düzenleme yapılmış, aynı Yasa’nın 27. maddesinde
idari para cezasına ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari
yaptırım kararlarına karşı tebliğ veya tefhimden itibaren 15 gün içinde
sulh ceza mahkemesine başvurabileceği, 28. maddesinde de başvurunun
incelenmesi usulü düzenlenmiştir. İtiraza konu idari para cezasının
dayanağını teşkil eden 5015 Sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 21.
maddesinde idari para cezasına ilişkin kurul kararına karşı 60 gün
içinde Danıştay’a dava açma hakkı saklı tutulduğu halde 5326 sayılı
Yasa’nın 3. maddesindeki düzenleme nedeniyle ve 27. maddesindeki sulh
ceza mahkemesinin yetkili kılınması hasebiyle idari para cezasına itiraz
davası mahkememizde açılmıştır.
İdarenin hizmetlerini gereği gibi ve ivedilikle
görebilmesi için, yaptırım uygulama yetkilerine gereksinimi vardır.
İdare bu yetkilerle, kamu düzeni ve güvenliğini, kamu sağlığını, ulusal
servetleri zamanında ve gereği gibi koruyabilir. İdari cezalar idari
yaptırımların en önemlilerinden biridir. İdari para cezaları idari
makamlar tarafından kamu gücü kullanılarak verilir.
Anayasa’da Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet içerinde tüm
kamusal yönetimin yargı denetimine bağlı olduğu demokratik bir hukuk
devleti olduğu düzenlenmiştir. Yargı denetimi hukuk devletinin birincil
koşuludur. Anayasa’nın 125. maddesinin birinci fıkrasındaki “idarenin
her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” kuralıyla
amaçlanan etkili yargısal denetim yönetimin kamu hukuku ya da özel hukuk
alanına giren tüm eylem ve işlemlerini kapsamaktadır.
Anayasamızda adli ve idari yargı ayrımına gidilmiş ve
çeşitli maddelerinde bu ayrıma ilişkin kurallar yer almıştır. Bu
cümleden olarak 140. maddesinin birinci fıkrasında ‘hakimler ve
savcılar, adli ve idari hakim ve savcıları olarak görev yaparlar’, 155.
maddesinin birinci fıkrasında da ‘Danıştay, idari mahkemelerce verilen
ve kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı karar ve
hükümlerin son inceleme merciidir. Kanunla gösterilen bazı davalara da
ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar’ biçimindeki düzenlemeler
idari-adli yargı ayrılığının göstergesidir. Bu düzenlemeler ile idari
uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleri ile Danıştay
yetkili kılınmıştır. Bu nedenlerle kural olarak idarenin kamu gücü
kullandığı ve kamu hukuku alanına giren işlem ve eylemleri idari yargı
denetimine tabi olacaktır.
Anayasa’nın değişik maddelerinde kurumsallaşan ve 125.
maddesinde belirtilen idari-adli yargı ayrımına ilişkin düzenlemeler
nedeniyle, idari yargının görev alanına giren her uyuşmazlığın çözümünde
adli yargının görevlendirilmesi konusunda yasa koyucunun geniş takdir
hakkı bulunmamaktadır. İtiraz başvurusuna konu olan idari para cezası
kamu gücünün kullanılması ile ilgili ve yasada belirtilen kurallara
uymayanlara idari bir yaptırımın uygulanması niteliğinde olduğundan
çıkacak uyuşmazlıkların çözümünde de idari yargının yetkili olması
gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle 5326 sayılı Kabahatler
Yasası’nın 3., 27. ve 28. maddelerinin Anayasa’nın 2.,125. ve 155.
maddelerine aykırı olması nedeniyle iptal edilmesi arz olunur.”
III - İTİRAZ KONUSU YASA KURALLARI
30.3.2005 günlü, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun itiraz
konusu kuralları şöyledir:
Madde 3 - (1) Bu Kanunun
genel hükümleri diğer kanunlardaki kabahatler hakkında da uygulanır.
Madde 27 - (1) İdari para
cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım
kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç
onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde
başvurunun yapılmamış olması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir.
Madde 28 - (1) Başvuru
üzerine mahkemece yapılan ön inceleme sonucunda;
a) Yetkili olmadığının anlaşılması halinde dosyanın
yetkili sulh ceza mahkemesine gönderilmesine,
b) Başvurunun süresi içinde yapılmadığının, başvuru
konusu idari yaptırım kararının sulh ceza mahkemesinde incelenebilecek
kararlardan olmadığının veya başvuranın buna hakkı bulunmadığının
anlaşılması halinde, bu nedenlerle başvurunun reddine,
c) (a) ve (b) bentlerinde sayılan nedenlerin bulunmaması
halinde başvurunun usulden kabulüne,
Karar verilir.
(2) Başvurunun usulden kabulü halinde mahkeme dilekçenin
bir örneğini ilgili kamu kurum ve kuruluşuna tebliğ eder.
(3) İlgili kamu kurum ve kuruluşu, başvuru dilekçesinin
tebliği tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde mahkemeye cevap
verir. Başvuru konusu idari yaptırıma ilişkin işlem dosyasının tamamının
bir örneği, cevap dilekçesi ile birlikte mahkemeye verilir. Mahkeme,
işlem dosyasının aslını da ilgili kamu kurum ve kuruluşundan
isteyebilir. Cevap dilekçesi, idari yaptırım kararına karşı başvuruda
bulunan kişi sayısından bir fazla nüsha olarak verilir.
(4) Mahkeme, başvuruda bulunan kişilere cevap
dilekçesinin bir örneğini tebliğ eder; talep üzerine veya re'sen
tarafları çağırarak belli bir gün ve saatte dinleyebilir. Dinleme için
belirlenen günle tebligatın yapılacağı gün arasında en az bir haftalık
zaman olmasına dikkat edilir. Dinleme sırasında taraflar veya avukatları
hazır bulunur. Mazeretsiz olarak hazır bulunmama, yokluklarında karar
verilmesine engel değildir. Bu husus, tebligat yazısında açıkça
belirtilir.
(5) Ceza Muhakemesi Kanununun tanıklığa, bilirkişi
incelemesine ve keşfe ilişkin hükümleri, bu başvuru ile ilgili olarak da
uygulanır.
(6) Dinlemede sırasıyla; hazır bulunan başvuru sahibi ve
avukatı, ilgili kamu kurum ve kuruluşunun temsilcisi, varsa tanıklar
dinlenir, bilirkişi raporu okunur, diğer deliller ortaya konulur.
(7) Mahkeme, ilgilileri dinledikten ve bütün delilleri
ortaya koyduktan sonra aleyhinde idari yaptırım kararı verilen ve hazır
bulunan tarafa son sözünü sorar. Son söz hakkı, aleyhinde idari yaptırım
kararı verilen tarafın kanuni temsilcisi veya avukatı tarafından da
kullanılabilir. Mahkeme son kararını hazır bulunan tarafların huzurunda
açıklar.
(8) Mahkeme, son karar olarak idari yaptırım kararının;
a) Hukuka uygun olması nedeniyle, “başvurunun reddine”,
b) Hukuka aykırı olması nedeniyle, “idari yaptırım
kararının kaldırılmasına”,
Karar verir.
(9) İkibin Türk Lirası dahil idari para cezalarına karşı
başvuru üzerine verilen kararlar kesindir.
IV - İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca Tülay
TUĞCU, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN,
Mehmet ERTEN, A.Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh
KALELİ ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ün katılmalarıyla 5.9.2006 günü yapılan
ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin
esasının incelenmesine oybirliği ile karar verilmiştir.
V - ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor,
itiraz konusu Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun itiraz konusu 3.
maddesine ilişkin daha önce yapılan başvuru Anayasa Mahkemesi’nin
1.3.2006 günlü, Esas: 2005/108, Karar: 2006/35 sayılı kararıyla iptal
edildiğinden konusu kalmayan istem hakkında karar verilmesine yer
olmadığına karar verilmesi gerekir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun, itiraz konusu 27.
maddesinin birinci fıkrası ve 28. maddesiyle ilgili daha önce yapılan
başvuru ise Anayasa Mahkemesi’nin 1.3.2006 günlü, Esas: 2005/108, Karar:
2006/35 sayılı kararıyla reddedilmiş ve karar 22.7.2006 günlü ve 26236
sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 28. maddelerinin son
fıkraları gereğince, Anayasa Mahkemesi’nin işin esasına girerek verdiği
red kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe
aynı kanun hükmünün Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla tekrar Anayasa
Mahkemesi’ne başvurulamaz.
Anayasa Mahkemesi’nce işin esasına girilerek hakkında ret
kararı verilen itiraz konusu kuralla ilgili yeni bir başvurunun
yapılabilmesi için önceki kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı 22.7.2006
tarihinden itibaren geçmesi gereken on yıllık süre henüz geçmemiştir.
Bu nedenle itirazın, Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı
Yasa’nın 28. maddesi uyarınca reddi gerekir.
VI - SONUÇ
30.3.2005 günlü, 5326 sayılı “Kabahatler Kanunu”nun;
1 - 3. maddesi, 1.3.2006 günlü, E.2005/108, K.2006/35
sayılı kararla iptal edildiğinden, bu maddeye ilişkin KONUSU KALMAYAN
İSTEM HAKKINDA YENİDEN KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2 - 27. maddesinin (1) numaralı fıkrası ve 28. maddesine
ilişkin itirazın, Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Yasa’nın 28.
maddelerinin son fıkraları gereğince REDDİNE, 5.9.2006 gününde
OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkan
Tülay TUĞCU |
Başkanvekili
Haşim KILIÇ |
Üye
Sacit ADALI |
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU |
Üye
Ahmet AKYALÇIN |
Üye
Mehmet ERTEN |
|
Üye
A. Necmi ÖZLER |
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR |
Üye
Şevket APALAK |
|
Üye
Serruh KALELİ |
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT |
|