|
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN :
İzmir 1.
İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU :
29.6.2001 günlü,
4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma
Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 3.7.2003
günlü, 4916 sayılı Yasa ile değiştirilen 5. maddesinin altıncı, yedinci
ve sekizinci fıkralarının, Anayasa’nın 2., 10. ve 57. maddelerine
aykırılığı savıyla iptalleri ve yürürlüklerinin durdurulması istemidir.
I - OLAY
Hazineye ait taşınmazın,
Maliye Bakanlığı tarafından genel hükümlere ve Devlet İhale Kanunu’na
dayanılarak satışına ilişkin ihalenin iptali istemiyle açılan davada,
itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme
iptalleri ve yürürlüklerinin durdurulması için başvurmuştur.
II - İTİRAZ VE YÜRÜRLÜĞÜ
DURDURMA İSTEMİNİN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe
bölümü şöyledir:
“İzmir 1. İdare
Mahkemesi’nce, Gaffar Uralkaya vekili Av. Cezmi Peker tarafından İzmir,
Konak İlçesi, Göztepe mahallesi 6443 ada, 8 parselde Maliye Hazinesi
adına kayıtlı taşınmazın genel hükümlere göre satışına ilişkin 8.11.2005
tarihli ihalenin iptali istemiyle İzmir Defterdarlığı Milli Emlak
Dairesi Başkanlığı’na karşı açılan davada, uyuşmazlığa esas alınan 4706
sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi Ve Katma Değer
Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5. maddesinin
altıncı, yedinci ve sekizinci fıkralarının Anayasa’ya aykırı olduğu
düşünüldüğünden 2949 sayılı Yasa’nın 28/1. maddesi uyarınca dava dosyası
incelenerek işin gereği görüşüldü:
Bakılan davanın, İzmir,
Konak İlçesi, Göztepe mahallesi 6443 ada, 8 parselde Maliye Hazinesi
adına kayıtlı taşınmazın genel hükümlere göre satışına ilişkin 8.11.2005
tarihli ihalenin; davacının sözü edilen taşınmaz üzerinde gecekondusu
bulunduğu, bu nedenle, ihalenin kendisine bildirilmesi gerekirken, bu
hususta tebligat yapılmadığı iddialarıyla, iptali istemiyle açıldığı,
dosyada bulunan bilgi ve belgelerden, dava konusu taşınmazın 4706 sayılı
Yasanın değişik 5. maddesinin 6. ve devamı fıkraları gereğince yapı
sahibine satılmak üzere Konak Belediyesine devri için ilgili belediye
ile davalı idare arasında yazışmalara konu olduğu, ancak devir işlemi
yapılmadan davalı idarece genel hükümlere göre satışı için 8.11.2005
tarihinde ihaleye çıkarıldığı, üzerinde 31.12.2000 tarihinden önce
yapıldığı iddia edilen gecekondusu bulunan davacıya ise ihalenin
bildirilmediği anlaşılmaktadır.
Davanın yukarıda özetlenen
konusu ile davacının iddiaları ve istemi dikkate alındığında,
uyuşmazlığın 4706 sayılı Yasanın 5. maddesi hükmü dikkate alınarak
çözümlenebileceği sonucuna ulaşılmıştır.
4706 sayılı Hazineye Ait
Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi Ve Katma Değer Vergisi Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunu’nun 5. maddesinin altıncı
fıkrasında “Belediye ve mücavir alan sınırları içinde olup Bakanlıkça
tespit edilecek alanlarda bulunan, Hazineye ait taşınmazlardan,
31.12.2000 tarihinden önce üzerinde yapılanma olanlar; öncelikle yapı
sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerine satılmak ya da genel
hükümlere göre değerlendirilmek üzere ilgili belediyelere bedelsiz
olarak devredilir. Bu şekilde devredilen taşınmazlar, haczedilemez ve
üzerinde üçüncü kişiler lehine herhangi bir sınırlı ayni hak tesis
edilemez. Bu taşınmazlar belediyelerce öncelikle talepleri üzerine yapı
sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerine, rayiç bedel
üzerinden doğrudan satılır. Bu suretle yapılacak satışlarda satış
bedeli, en az dörtte biri peşin ödenmek üzere üç yıla kadar
taksitlendirilebilir. Taksit tutarlarına kanuni faiz oranının yarısı
uygulanır. Taksitle satışa esas bedel ile taksit süresi ve sayısını
belirlemeye belediyeler yetkilidir.” hükmü; yedinci fıkrasında “Bu
taşınmazlardan gerekli olanlar için öncelikle imar planları veya imar
uygulaması yapılır. Belediyelerce imar planı ve/veya imar uygulaması
yapılmadan kadastral parsel üzerinden yapılan satışlarda, düzenleme
ortaklık paylarına ilave olarak, satışı yapılan arazinin düzenlemeden
önceki yüzölçümünün %20’sinin, satış bedelinden aynı oranda kaydıyla
eğitim ve sağlık tesisleri ile diğer resmi tesis alanları için
ayrılabileceğine ve bu amaçla ayrılan alanların bedelsiz ve müstakil
parsel şeklinde Hazine adına resen tescil edileceğine dair tapu kütüğüne
şerh konulur.” hükmü yeralmış; aynı maddenin sekizinci fıkrasında da
yapılacak yazılı tebligat tarihinden itibaren altı ay içinde satın
alınma talebinde bulunulmayan veya üzerinde yapılanma olmayan ve bu
madde kapsamında devredilen taşınmazların genel hükümlere göre
belediyece satılabileceği belirtilmiştir.
TC Anayasası’nın 2.
maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin, adalet anlayışı içinde, insan
haklarına saygılı, bir hukuk Devleti olduğu vurgulanmış; “Kanun Önünde
Eşitlik” başlığını taşıyan 10. maddesinde herkesin, dil, ırk, renk,
cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri
sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu, hiçbir
kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağı, Devlet
organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik
ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda oldukları belirtilmek
suretiyle, hukukun temel ilkeleri arasında yeralan eşitlik ilkesine yer
verilmiş; 57. maddesinde de Devletin, şehirlerin özelliklerini ve çevre
şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını
karşılayacak tedbirleri alacağı hükme bağlanmıştır.
4706 sayılı Yasanın 5.
maddesinde yeralan yukarıda yazılı hükümler ile 31.12.2000 tarihinden
önce Hazineye ait taşınmazlar üzerinde hiçbir haklı ve yasal gerekçeye
dayanmadan, başka bir anlatımla fuzuli işgal olarak işgal ettiği Hazine
arazisi üzerinde imar mevzuatına aykırı olarak ruhsatsız yapı yapan yapı
sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerine, Hazineye ait
taşınmazların satışı sırasında öncelik tanınmış olmakla, bu yola
başvurmayan, diğer bir anlatımla devletin koyduğu kuralları ve yasaları
dikkate alarak, Hazineye ait taşınmazları işgal etmeyen, ancak bu
taşınmazların satışından yararlanmak isteyen kişi ya da kuruluşlara
karşı yasa önünde eşitlik ilkesinin zedelenmesi sonucu ortaya çıktığı
gibi, üzerinde ruhsatsız yapı bulunan bu taşınmazlar için imar planları
veya imar uygulaması yapılarak, bir anlamda bu yapıların yasal duruma
getirilmesi ve sahiplerine Hazine taşınmazlarının satışında öncelik
hakkı tanınmasının da yine yasalara uygun davranarak imar mevzuatına
aykırı, ruhsatsız yapı yapmayan kişiler yönünden haksız ve adaletsiz bir
durum yaratacağı ve bu kişilerin, hukuk devletine ve adalet anlayışına
olan inanç ve güvenlerinin kırılmasına neden olacağı açıktır.
Diğer yandan, Hazine arazisi
üzerine yapılan izinsiz yapıların ruhsatsız olduğu dikkate alındığında,
imar mevzuatına uygun olmayan yapıların, yapı sahiplerine, diğer
vatandaşların aleyhine ve hukuka aykırı olarak yasal bir hak
kazandırmasının yanında, imar planları dikkate alınmadan, imar
mevzuatına aykırı, plansız ve kontrolsüz bir yapılaşmanın, Devletin,
şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama
çerçevesinde konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alacağı yolundaki
Anayasanın 57. maddesine de ayrılık içerdiği sonucuna varılmıştır. Bu
durumda, Hazineye ait taşınmazların satışından, hiçbir öznel ayrım
yapılmaksızın ve yasal dayanağı olmadan hiçbir kişiye öncelik
tanınmaksızın, yasa önünde eşitlik ilkesinin gereği olarak tüm kişi ve
kuruluşların yararlandırılmaları gerekirken, bu taşınmazlarda 31.12.2000
tarihinden önce yapı yapanlara öncelik tanıyan ve bu suretle imar
mevzuatına aykırı olarak ruhsatsız yapılmış yapılara da bir anlamda
yasallık kazandıran 4706 sayılı Yasanın 5. maddesinin altıncı, yedinci
ve sekizinci fıkralarının TC Anayasasının 2., 10. ve 57. maddelerine
aykırılık içerdiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle,
Anayasa’nın 152. maddesi ve 2949 sayılı Yasanın 28/1. maddesi uyarınca,
Mahkememizce bakılmakta olan dava sebebiyle uygulanacak olan 4706 sayılı
Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi Ve Katma Değer Vergisi
Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunu’nun 5. maddesinin
altıncı, yedinci ve sekizinci fıkralarının iptali ve bakılan dava
açısından bu fıkraların uygulanmasından doğacak sonradan giderilmesi güç
veya olanaksız durum ve zararların önlenmesi için iptali istenen
fıkraların yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesine
başvurulmasına ve dosyadaki belgelerin onaylı birer örneklerinin Anayasa
Mahkemesi Başkanlığına gönderilmesine, davanın Anayasa Mahkemesinin bu
konuda vereceği karara kadar bekletilmesine 19.4.2006 gününde
oybirliğiyle karar verildi.”
III - İTİRAZ KONUSU YASA
KURALI
4706 sayılı “Hazineye Ait
Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”un 4916 sayılı Yasa ile değiştirilen
ve itiraz konusu kuralları da içeren 5. maddesi şöyledir:
“MADDE 5 - Hazineye
ait taşınmazların satış bedeli taksitle de ödenebilir. Taksitle ödeme
halinde, satış bedelinin en az dörtte biri peşin, kalanı en fazla iki
yılda ve taksitlerle kanunî faizi ile birlikte ödenir.
Taksitli satışlarda taksit
tutarını ve kanunî faizlerini karşılayacak miktarda kesin ve süresiz
banka teminat mektubu verilmesi veya satışı yapılan taşınmazın üzerinde
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümleri uyarınca Hazine lehine kanunî
ipotek tesis edilmesi halinde, taşınmaz alıcısı adına devredilir.
Alıcısı adına mülkiyet devri yapılmayan taşınmazlara ilişkin taksitli
satışlarda, alıcı tarafından yükümlülüklerin yerine getirilmemesi
durumunda, tahsil edilen tutarlardan ihale sırasında alınan geçici
teminata isabet eden tutar Hazineye irat kaydedilerek kalanı alıcıya
aynen iade edilir.
Taksitlendirme dışında
bırakılacak bedel ile taksit süresi ve sayısını köy sınırları veya
belediye ve mücavir alan sınırları itibarıyla belirlemeye Bakanlık
yetkilidir.
16.2.1995 tarihli 4070
sayılı Kanuna göre yapılan satışlarda bedelin taksitle ödenmesi halinde,
taksitle ödenecek kısma faiz uygulanmaz.
Belediye ve mücavir alan
sınırları içindeki Hazineye ait taşınmazların satış bedellerinin tahsil
edilen kısmından öncelikle yerinde muhafaza edilemeyen yapıların
tasfiyesinde kullanılmak şartıyla %10’u, ilgili belediyelerin 20.7.1966
tarihli ve 775 sayılı Kanun hükümlerine göre oluşturulan fon hesabına
aktarılır. Kalan kısmından ise ilgili belediyeye %30, varsa büyükşehir
belediyesine %10 oranında pay verilir. Belediye mücavir alan sınırları
dışındaki köylerde bulunan Hazine taşınmazlarının satış bedellerinin
tahsil edilen kısmından, %25 oranında; dörtte biri ilgili köy tüzel
kişiliğine ödenmek ve kalanı diğer köylere götürülecek hizmetlerde
kullanılmak üzere, il özel idarelerine pay verilir. Bu paylar tahsilini
takip eden ayın yirmisine kadar ilgili idarelerin hesaplarına aktarılır.
Belediyelere veya köy tüzel kişiliklerine yapılan satış ve devirlerden
elde edilen gelirler ile özel ödenek kaydedilen satış gelirlerinden pay
verilmez.
Belediye ve mücavir alan
sınırları içinde olup, Bakanlıkça tespit edilen, Hazineye ait
taşınmazlardan, 31.12.2000 tarihinden önce üzerinde yapılanma olanlar;
öncelikle yapı sahipleri ile bunların kanunî veya akdi haleflerine
satılmak ya da genel hükümlere göre değerlendirilmek üzere ilgili
belediyelere bedelsiz olarak devredilir. Bu şekilde devredilen
taşınmazlar, haczedilemez ve üzerinde üçüncü kişiler lehine herhangi bir
sınırlı ayni hak tesis edilemez. Bu taşınmazlar belediyelerce öncelikle
talepleri üzerine yapı sahipleri ile bunların kanunî veya akdi
haleflerine, rayiç bedel üzerinden doğrudan satılır. Bu suretle
yapılacak satışlarda satış bedeli, en az dörtte biri peşin ödenmek üzere
üç yıla kadar taksitlendirilebilir. Taksit tutarlarına kanunî faiz
oranının yarısı uygulanır. Taksitle satışa esas bedel ile taksit süresi
ve sayısını belirlemeye belediyeler yetkilidir.
Bu taşınmazlardan gerekli
olanlar için öncelikle imar planları veya imar uygulaması yapılır.
Belediyelerce imar planı ve/veya imar uygulaması yapılmadan kadastral
parsel üzerinden yapılan satışlarda, düzenleme ortaklık paylarına ilave
olarak, satışı yapılan arazinin düzenlemeden önceki yüzölçümünün
%20’sinin, satış bedelinden aynı oranda düşülmek kaydıyla eğitim ve
sağlık tesisleri ile diğer resmî tesis alanları için ayrılabileceğine ve
bu amaçla ayrılan alanların bedelsiz ve müstakil parsel şeklinde Hazine
adına resen tescil edileceğine dair tapu kütüğüne şerh konulur.
Yapılacak yazılı tebligat
tarihinden itibaren altı ay içinde satın alınma talebinde bulunulmayan
veya üzerinde yapılan olmayan ve bu madde kapsamında devredilen
taşınmazlar genel hükümlere göre belediyece satılabilir. Devir
tarihinden itibaren üç yıl içinde belediyece satılamayan taşınmazlar,
belediyelerin muvafakatine ve hükme gerek olmaksızın Hazine adına resen
tescil edilir.
Belediyece satılan
taşınmazların satış bedelleri, alıcıları tarafından Bakanlıkça
belirlenecek saymanlık hesabına yatırılır. Bu bedeller hiçbir şekilde
haczedilemez. Tahsil edilen bedellerden beşinci fıkraya göre pay
ayrılır.
Bu maddenin yürürlüğe
girdiği tarihten sonra Hazineye ait taşınmazlar üzerinde yapılan her
türlü yapı ve tesisler, başka bir işleme gerek kalmaksızın Hazineye
intikal eder. Yapı ve tesisleri yapanlar herhangi bir hak ve tazminat
talep edemezler.”
IV - İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi
İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince yapılan ilk inceleme toplantısında,
başvuru kararı ve ekleri, ilk inceleme raporu, itiraz konusu Yasa
kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup
incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Anayasa’nın 152. ve 2949
sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında
Kanun’un 28. maddesine göre, bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava
sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin
hükümlerini Anayasa’ya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri
sürdüğü aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırsa, bu hükmün
iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmaya yetkilidir. Ancak, bu
kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilmesi
için, elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın
bulunması ve iptali istenen kuralın o davada uygulanacak olması gerekir.
Uygulanacak yasa kuralları ise, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan
sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz
yönde etki yapacak nitelikteki kurallardır.
Bakılmakta olan davaya
ilişkin olayda, belediye sınırları içinde ve üzerinde yapı bulunan, 2981
sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı
İşlemler Hakkında Kanun’a dayanılarak tapu tahsis belgesi verildiği
ileri sürülen Hazine’ye ait taşınmazın, 4706 sayılı Yasa’nın 5.
maddesinin altıncı fıkrasının birinci tümcesine göre belediyeye devri
için ilgili belediye ile Maliye Bakanlığı arasında yazışmalar yapılmış,
ancak koşulları oluşmadığı için söz konusu taşınmazın belediyeye devir
işlemi gerçekleşmemiştir.
4706 sayılı Yasa’ya göre
belediyeye devir işlemi yapılmayan taşınmaz, Maliye Bakanlığı tarafından
genel hükümlere ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine
dayanılarak ihaleye çıkarılmıştır.
Davacı tarafından, ihaleyle
ilgili olarak kendisine tebligat yapılmadığı, Devlet İhale Kanunu
hükümlerine aykırı ihale yapıldığı gerekçeleriyle, ihale işleminin
iptali istemiyle dava açılmıştır.
İtiraz konusu kuralların yer
aldığı 4706 sayılı Yasa’da, Hazine’ye ait taşınmazların, daha kısa
sürede ekonomiye kazandırılması amacıyla satışlarının usul ve esasları
düzenlenmiştir. Yasa’nın 4. maddesinde doğrudan satış yöntemleri
belirlenmiş, 5. maddesinde ise taksitle ödeme, satış bedellerinden pay
verilmesi ve taşınmazların belediyelere devir konularına yer
verilmiştir.
4706 sayılı Yasa’nın 5.
maddesinin itiraz konusu altıncı fıkrasının birinci tümcesinde, belediye
ve mücavir alan sınırları içindeki Hazine’ye ait taşınmazların, tümcede
yazılı koşullara bağlı olarak ilgili belediyelere bedelsiz olarak devri
düzenlenmiştir. Buna göre, belediye ve mücavir alan içinde olup Maliye
Bakanlığı’nca saptanan Hazine’ye ait taşınmazlar, üzerinde 31.12.2000
tarihinden önce yapılanma olması halinde, öncelikle yapı sahipleri ile
bunların yasal veya akdi haleflerine satılmak ya da genel hükümlere göre
değerlendirilmek üzere ilgili belediyelere bedelsiz olarak
devredilecektir.
5. maddenin, altıncı
fıkrasının birinci tümcesinden sonra gelen itiraz konusu diğer tümceleri
ile yedinci ve sekizinci fıkraları ise birinci tümcede belirtilen
taşınmazların belediyelere devredilmesinden sonraki süreçle ilgili
kuralları içermektedir. Bu kuralların uygulanabilmesi için belediye ve
mücavir alan sınırları içinde bulunan ve altıncı fıkranın birinci
tümcesindeki koşulları taşıyan taşınmazların belediyelere devredilmesi
gerekmektedir. Devir işlemi yapılmayan taşınmazlar için söz konusu
fıkraların uygulanması mümkün değildir.
Olayda, 4706 sayılı Yasa
kapsamında Maliye Bakanlığı ile ilgili belediye ve davacı arasında kimi
yazışmalar yapılmış olmakla birlikte, söz konusu taşınmazın bu Yasa
uyarınca ilgili belediyeye devri hususu gerçekleşmemiş, bunun üzerine
genel hükümler uygulanmıştır. İtiraz konusu kuralların yer aldığı 4706
sayılı Yasa hükümlerine dayanılarak yapılan bir ihale de
bulunmamaktadır.
Bakılmakta olan davada
uyuşmazlık, Hazine’ye ait taşınmazın belediyeye devri ve bu devirden
sonra belediye tarafından yapılması gereken planlama, satış,
taksitlendirme gibi işlemlerle ilgili olmadığından, 4706 sayılı
Yasa’nın itiraz konusu kuralları, Maliye Bakanlığı tarafından yapılan
ihale işleminin iptali nedeniyle açılan davayı olumlu ya da olumsuz
etkileyecek nitelikte değildir.
Bu nedenlerle, başvurunun
Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
V - SONUÇ
29.6.2001 günlü, 4706 sayılı
“Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi
Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”un 3.7.2003 günlü, 4916
sayılı Yasa’yla değiştirilen 5. maddesinin altıncı, yedinci ve sekizinci
fıkralarının, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme’nin bakmakta olduğu
davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu fıkralara ilişkin
başvurunun Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, 17.7.2006
gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkan
Tülay
TUĞCU |
Başkanvekili
Haşim
KILIÇ |
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU |
|
Üye
Ahmet
AKYALÇIN |
Üye
Mehmet
ERTEN |
Üye
Mustafa
YILDIRIM |
|
Üye
A. Necmi
ÖZLER |
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR |
Üye
Şevket
APALAK |
|
Üye
Serruh
KALELİ |
Üye
Osman
Alifeyyaz PAKSÜT |
|