1.GİRİŞ:
Bu rehber, gelir unsurlarından ticari kazancın elde
edilmesi, hesaplanması, diğer gelir unsurları ile bir
arada değerlendirilmesi ve yıllık beyannameye
aktarılması konusunda ilgili mevzuat esas alınarak
hazırlanmıştır.
Bu rehberde, gerçek usulde gelir vergisine tabi
mükellefler ile basit usulde gelir vergisine tabi
mükelleflerin 2005 takvim yılı gelirlerine ait yıllık
gelir vergisi beyannamelerinin doldurulmasında geçerli
olan had ve tutarlar dikkate alınmıştır.
2. GELİR VERGİSİNİN KONUSU
Gelir Vergisi Kanununun 1 inci
maddesinde gerçek kişilerin gelirlerinin gelir
vergisine tabi olduğu belirtildikten sonra gelirin,
bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği
kazanç ve iratların safi tutarı olduğu açıklanmıştır.
Kanunun 2 nci maddesinde ise “gelire giren” kazanç ve
iratlar aşağıdaki şekilde sıralanmıştır.
1.Ticari kazançlar, (GVK. Md.37)
2.Zirai kazançlar, (GVK. Md.52)
3.Ücretler, (GVK. Md.61)
4.Serbest meslek kazançları, (GVK.
Md.65)
5.Gayrimenkul sermaye iratları,
(GVK. Md.70)
6.Menkul sermaye iratları, (GVK.
Md.75)
7.Diğer kazanç ve iratlar. (GVK.
Md.80)
Geniş Anlamda Gelir:
bir kimsenin belli bir dönemde yaptığı
tüketim toplamına o dönem içinde varlığında meydana
gelen artışın eklenmesi suretiyle bulunan meblağdır.
Kazanç:
Yalnız emekten veya emek ile sermayenin birleşmesinden
elde edilen hasılattır. Bunlar; ücretler, ticari ve
zirai kazanç, serbest meslek kazancı, sair kazanç ve
iratlardır.
İrad:
Nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerler ile
mal ve hakların karşılığında elde edilen gelirlerdir.
Bunlar; menkul ve gayrimenkul sermayeden elde edilen
hasılatlardır.
Kanunun bu gruplara girecek gelir
unsurları ile ilgili hükümlerinin sınırlandırıcı
niteliği ağırlık taşımaktadır. Bu maddedeki gelir
unsurlarından hiçbirisine girmesi mümkün olmayan gelir
unsurları vergiye tabi tutulmamaktadır. Bir gelirin
vergiye tabi tutulması için, Kanundaki 7 gelir
unsurundan birine girmesi, ferdin sosyal hasılanın
oluşumuna katkısı karşılığında elde edilmiş olması
gerekmektedir.
3. GELİR VERGİSİNİN ESASLARI
3.1. Şahsi Olması: Gelir vergisi bakımından
gerçek kişi, Medeni Kanun hükümleri (Md.28)
çerçevesinde şahsiyet sahibi yani hak ve borçlara ehil
olan insandır. Gerçek kişi bakımından medeni ehliyet
veya yaşın gelir vergisine etkisi yoktur.
3.2. Yıllık Olması:
Vergilemede gerçek kişiye ait olan gelirin bir yıllık
tutarı gözönüne alınır. Bir yıllık dönemden takvim
yılının anlaşılması gerekir. Takvim yılı, 1 Ocakta
başlayıp 31 Aralıkta sona eren 12 aylık dönemdir.
Faaliyetin kıst dönem olması bu durumu değiştirmez.
Bir yıla ilişkin beyanname ertesi yılın Mart ayının
onbeşinci günü akşamına kadar (geliri sadece basit
usulde tespit edilen ticari kazançlardan ibaret
olanlar için Şubat ayının onbeşinci günü akşamına
kadar) verilmektedir. Bu hükmün istisnası ölüm ve
memleketi terk halleridir. Gelir Vergisi Kanununun 92
nci maddesi hükmü uyarınca; takvim yılı içerisinde
memleketi terk edenlerin beyannameleri memleketi terke
tekaddüm eden 15 gün, ölüm halinde ise ölüm tarihinden
itibaren 4 ay içerisinde verilmektedir.
Örnek:
Tuhafiyecilik faaliyeti ile uğraşan Bay (B) 15 Şubat
2005 tarihinde ölmüştür. Mükellefin 2004 ve 2005
takvim yılı yıllık gelir vergisi beyannameleri adı
geçenin varisleri tarafından ölüm tarihini izleyen 4
ay içerisinde (15 Haziran 2005 tarihine kadar)
verilmesi gerekmektedir.
3.3. Safi Olması:
Bir gelirin elde edilmesi ve kaynağının idamesi için
yapılan giderlerin indirilmesinden sonra kalan
tutardır. Her gelir unsuru itibarıyla indirilecek
giderler Gelir Vergisi Kanununda ayrı ayrı
belirtilmiştir.
3.4. Gerçek Olması:
Gerçek gelirden kasıt, vergilemenin bazı
belirtilere göre değil mükelleflerin gerçekten elde
etmiş olduğu gelir üzerinden yapılmasıdır.
3.5. Genel Olması:
Bir takvim yılı içinde gerçek kişiler tarafından elde
edilen kazanç ve iratların tamamının toplanarak
vergilendirilmesidir.
3.6. Elde Edilmiş Olması:
Elde etme vergiyi doğuran olaydır. Gelir fiilen veya
hukuken bir kişinin tasarruf edebildiği zaman elde
edilmiş sayılır. Gelirin elde edilmesiyle vergiyi
doğuran olay ortaya çıkar.
Gelir Vergisi Kanununda gelirin elde
edilmesi “tahakkuk” ve “tahsil” esasına
bağlanmıştır.
Tahakkuk Esası:
Mahiyet ve tutarı itibarıyla hukuken o gelirin sahibi
tarafından talep edilebilir olmasıdır.
Hukuki Tasarruf:
Sahibinin gelir üzerinde talepte bulunma hakkının
doğuşunu ifade eder.
Ekonomik Tasarruf:
Ödemeyi yapacak olan tarafından gelirin sahibinin
emrine amade kılınmasıdır. Talep edilebilir hale
gelmesidir. Hukuki tasarruftan sonra ekonomik tasarruf
gelir. Hukuki ve ekonomik tasarruf birlikte
değerlendirilir.
Fiili Tasarruf (Tahsil Esası):
Gelirin sahibinin mal varlığına dahil olmasını ifade
eder.
4. GELİR VERGİSİNİN MÜKELLEFİ
Mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu
terettüp eden gerçek veya tüzel kişidir. Gelir Vergisi
Kanunu, gelir vergisi mükelleflerini tam mükellef ve
dar mükellef olmak üzere ikiye ayırmıştır.
Tam Mükellefiyet;
Tam mükellef sayılan gerçek kişiler, Türkiye içinde ve
dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı
üzerinden vergilendirilirler. (GVK. Md.3)
Dar Mükellefiyet;
Türkiye’de yerleşmiş olmayan gerçek kişiler sadece
Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratlar üzerinden
vergilendirilirler. (GVK. Md.6)
4.1.Tam Mükellefiyet Esası
Gelir vergisi şahsa bağlı bir
vergidir. Verginin mükellefi gerçek kişilerdir. Tam
mükellefiyet şahsı esas alır. Mükellefiyeti Devletin
egemen olduğu saha içerisinde tespit etmek gerekir.
Ancak, mükerrer vergilendirmeyi
önlemek amacıyla yabancı ülkelerde, elde edilen kazanç
ve iratlardan mahallinde ödedikleri benzeri vergiler,
Türkiye’de tarh edilen gelir vergisinin yabancı
ülkelerde elde edilen kazanç ve iratlara isabet eden
kısmından indirilir. (GVK. Md.123)
Gelir Vergisi Kanununun 3. maddesine
göre Türkiye’de yerleşmiş olanlar tam mükellefiyete
tabidirler. Bir gerçek kişinin Türkiye’de yerleşmiş
sayılması için, ikametgahının Türkiye’de bulunması
veya bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak
altı aydan fazla oturması gerekir. Ancak, geçici
ayrılmalar bu süreyi etkilemez. (GVK. Md.4)
Türkiye’de yerleşmenin bir ölçüsü
olan ikametgah, Medeni Kanunun 19. maddesine göre, bir
kimsenin yerleşmek niyetiyle oturduğu yerdir. Uyruğu
ne olursa olsun bir gerçek kişinin Türkiye’de yerleşme
maksadıyla bir ikametgahı saptandığı takdirde ayrıca
başka nitelik ve koşullar aranmaksızın, bu gerçek kişi
Türkiye’de yerleşmiş sayılacaktır.
Aşağıda yazılı gerçek kişiler
Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve
iratların tamamı üzerinden vergilendirilirler. (GVK.
Md.3)
1.
Türkiye’de yerleşmiş olanlar.
2.
Resmi daire ve müesseselere veya merkezi Türkiye’de
bulunan teşekkül ve teşebbüslere bağlı olup, adı geçen
daire, müessese, teşekkül ve teşebbüslerin işleri
dolayısıyla yabancı memleketlerde oturan Türk
vatandaşları (Bu gibilerden bulundukları memleketlerde
elde ettikleri kazanç ve iratları dolayısıyla gelir
vergisine veya benzeri bir vergiye tabi tutulmuş
bulunanlar mezkur kazanç ve iratları üzerinden ayrıca
vergilendirilmezler.)
4.1.1. Türkiye’de Yerleşme
1. İkametgahı Türkiye'de bulunanlar
(İkametgah, Türk Medeni Kanununun 19 uncu ve müteakip
maddelerinde yazılı olan yerlerdir),
2. Bir takvim yılı içinde Türkiye'de
devamlı olarak altı aydan fazla oturanlar (Geçici
ayrılmalar Türkiye'de oturma süresini kesmez.).
Örnek:
Alman vatandaşı Bay (Y), 2004 Aralık ayında Türkiye’ye
gelmiş ve 2005 Mayıs ayında Türkiye’den ayrılmıştır.
Bay (Y), bir takvim yılı içinde Türkiye’de altı aydan
fazla oturmadığı için dar mükellefiyet esasına göre
vergilendirilecektir.
Örnek:
Aynı Alman vatandaşı eğer Türkiye’de ikamet etse ve
yukarıdaki sürelerle bağlı kalarak Türkiye’den
ayrılsaydı, ikametgahı Türkiye’de olduğu için tam
mükellefiyet esasına göre vergilendirilecekti.
4.1.2. Yerleşme Sayılmayan Haller
Aşağıda yazılı yabancılar memlekette
altı aydan fazla kalsalar dahi, Türkiye'de yerleşmiş
sayılmazlar: (GVK. Md.5)
1.
Belli ve geçici görev veya iş için Türkiye'ye gelen
iş, ilim ve fen adamları, uzmanlar, memurlar, basın ve
yayın muhabirleri ve durumları bunlara benzeyen diğer
kimselerle tahsil, tedavi, istirahat veya seyahat
maksadıyla gelenler,
2.
Tutukluluk, hükümlülük veya hastalık gibi elde olmayan
sebeplerle Türkiye'de alıkonulmuş veya kalmış olanlar.
4.2. Dar Mükellefiyet Esası
Türkiye’de yerleşmiş sayılmayan
gerçek kişiler dar mükellefiyet esasında
vergilendirilirler. Dar mükellef sayılan gerçek
kişiler, sadece Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve
iratlar üzerinden vergilendirilirler. (GVK.Md.6)
Dar mükellefiyette gelirden hareket
edilir. Yurt dışında çalışan Türk işçileri dar
mükellef kapsamında değerlendirilmektedir.
Örnek:
Belçika vatandaşı olan Bay (D) Türkiye’ye gezi
maksadıyla gelmiş arızi kazanç elde etmiştir. Bay (D)
dar mükellef kapsamında değerlendirilerek sadece elde
ettiği arızi kazancını beyan edecektir. Bay (D)’nin
elde ettiği kazanç için bu kazancın iktisap edildiği
tarihten itibaren 15 gün içinde faaliyetin yapıldığı
yerin vergi dairesine münferit beyanname vermesi ve bu
sürede söz konusu vergiyi ödemesi gerekmektedir.
5. TİCARİ FAALİYET ve TİCARİ KAZANCIN TANIMI
Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde; “her türlü
ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari
kazançtır” denilmektedir.
Ancak, GVK`da ticari ve sınai
faaliyetlerin neler olduğu tanımlanmamış, sadece genel
bir kapsam belirtilmiştir. Söz konusu kavramlara
açıklık getirmek amacıyla Türk Ticaret Kanunundan
(TTK) yararlanılmaktadır.
TTK`nun 3 üncü maddesinde “ticari
işler” başlığı altında; “ticarethane veya fabrika
yahut ticari şekilde işletilen diğer bir müesseseyi
ilgilendiren muamele, fiil ve işlerin ticari işler”
olduğu belirtilmekte, ayrıca aynı Kanunun 11 inci
maddesinde; “ticarethane veya fabrika yahut ticari
şekilde işletilen diğer müesseseler ticari işletme
sayılır” denilmektedir.
5.1. Ticari Faaliyetin Kapsamı
GVK`nun 37 nci maddesinde 7 bent
halinde sayılan ticari faaliyetten elde edilen
kazançların ticari kazanç olduğu belirtilmiştir.
Bunlar;
1. Maden, taş ve kireç ocakları, kum
ve çakıl istihsal yerleri ile tuğla ve kiremit
harmanlarının işletilmesinden;
2. Coberlik işlerinden (Coberlik; borsaya kayıtlı
olarak ve kendi nam ve hesabına hisse senedi ve tahvil
alım satımı yapılmasıdır);
3. Özel okul ve hastanelerle benzeri yerlerin
işletilmesinden;
4. Gayrimenkullerin alım satım ve inşa işleriyle
devamlı olarak uğraşanların bu işlerinden;
5. Kendi nam ve hesaplarına menkul kıymet alım-satımı
ile devamlı olarak uğraşanların bu faaliyetlerinden;
6. Satın alınan veya trampa suretiyle iktisap olunan
arazinin iktisap tarihinden itibaren 5 yıl içinde
parsellenerek bu müddet içinde veya daha sonraki
yıllarda kısmen veya tamamen satılmasından elde edilen
kazançlar;
7. Diş protezciliğinden elde edilen kazançlar.
Ayrıca, kollektif ortaklıklarda
ortakların, adi veya eshamlı komandit ortaklıklarda
komandite ortakların, ortaklık karından aldıkları
paylar şahsi ticari kazanç hükmündedir.
5.2. Ticari Faaliyetin
Özellikleri
Bir faaliyetin ticari faaliyet
olarak değerlendirilebilmesi için taşıması gereken
bazı özellikler bulunmaktadır. Bunlar;
§ Emek-Sermaye Özelliği,
§ Devamlılık Özelliği,
§ Organizasyon Özelliği,
§ Hacim Özelliği,
§ Gelir ve Kazanç Elde Etme Özelliği.
Emek-Sermaye Özelliği
Ticari faaliyet sermaye ve emek
organizasyonuna dayanmaktadır. Yapılan bir faaliyetin
ticari faaliyet olarak değerlendirilmesi için
öncelikle söz konusu faaliyetin ifasının sermaye ve
emeğe dayanıyor olması gerekmektedir. Sadece sermayeye
bağlı olarak doğan gelir unsurları, menkul sermaye
iradı ve gayrimenkul sermaye iradı; emeğe bağlı olarak
doğan gelir unsurları, ücret ve serbest meslek kazancı
olup, ticari ve zirai kazançlar emek ve sermaye
karışımı bir kaynağa bağlı olarak doğar.
Devamlılık Özelliği
Yapılan faaliyetin ticari faaliyet
olarak kabul edilebilmesi için faaliyetin devamlı
olması gerekmektedir. Devamlılığın tespitinde
devamlılık kasıt ve niyetinin bulunması yeterli bir
unsurdur.
Arızi olarak yapılan bir faaliyet
ise ticari faaliyet değil diğer kazanç ve iratlar
olarak değerlendirilecektir. Ayrıca, bir takvim yılı
içerisinde birden fazla tekrarlanan veya birden fazla
takvim yılında tekrarlanan işlemlerde de devamlılık
kasıt ve niyetinin olduğu varsayılacaktır.
Organizasyon Özelliği
Gerçek kişiler tarafından yürütülen
faaliyetler sonucu elde edilen gelirlerin ticari
kazanç olarak değerlendirilmesi için söz konusu gelir
getirici faaliyetlerin bir organizasyon dahilinde
yapılmış olması gerekmektedir. Organizasyonun varlığı
bazı emarelerin gerçekleşmesine bağlıdır. Bunlar;
§ İşyeri açma,
§ İşçi çalıştırılması,
§ Ticaret siciline kaydolunması,
ve benzeri emarelerdir.
Hacim Özelliği
TTK`nun 13 üncü maddesinde;
“Aşağıdaki işleri görmek üzere açılan bir müessesenin
işlerinin hacim ve ehemmiyeti ticari bir müesseseyi
gerektirdiği ve ona ticari veya sınai bir müessese
şekil ve mahiyetini verdiği takdirde bu müessese de
ticari işletme sayılır.” denilmektedir.
Bir müessesenin, yukarıda yer alan
madde hükmü uyarınca ticari ve sınai bir müessese
şekil ve mahiyetinde olup olmadığının tespit
edilebilmesi için bazı kıstaslardan
yararlanılmaktadır.
Bunlar;
§ Gelir getirici faaliyetin devamı
için işyerinin, deposunun ve hizmet yerinin olması,
§ Söz konusu faaliyetin ticaret ünvanı altında
yapılması,
§ Ticari yardımcılardan yararlanılması,
§ Ticari amaçlı haberleşmenin kullanılması,
§ Reklam yapılması,
§ Tabela alınması.
Gelir ve Kazanç Elde Etme
Özelliği
Bir müesseseye ticari olma özelliği
veren en önemli ölçütlerden biri de organizasyonu
kuran kişi veya kişilerin bir gelir ve kazanç elde
etme kasıt ve niyetiyle hareket etmesidir. Böyle bir
gaye yoksa ticari faaliyetten bahsedilemez.
5.3. Ticari Kazancın Elde Edilmesi
Ticari kazancın elde edilmesi,
“tahakkuk” esasına bağlanmıştır. Elde etmenin
gerçekleşmesi için, ticari işlemin eksiksiz olarak
yerine getirilmiş olması gerekir. Kısaca, mükellefin
ticari kazancının tespitinde, sadece tahsil edilen
gelirleri anlamamak gerekir. Gelirin miktar ve mahiyet
itibarıyla kesinleşmesi, alacaklıları açısından,
tahakkukun gerçekleştiğini ifade eder. Bu durumda
vergiyi doğuran olay da ortaya çıkmış sayılır.
Gayrimenkul satışlarında satış
aktinin yapılması ve satılan gayrimenkulün alıcıya
teslimi (ekonomik tasarrufun alıcıya bırakılması)
ticari kazancın tahakkuk esasında elde edilmesi için
yeterli sayılmaktadır. Gayrimenkul satışı, tapu
siciline tescile bağlı olmaksızın, mahiyet ve tutar
itibarıyla kesinleşmektedir. Dolayısıyla satıştan
doğan gelirin, satış aktinin yapıldığı ve
gayrimenkulün alıcıya teslim edildiği hesap dönemi
ticari kazancına dahil edilerek beyan edilmesi
gerekmektedir.
5.4. Şahıs Şirketlerinin Gelir Vergisi Karşısındaki
Durumu
Şirket ortaklarının gelir vergisi
karşısındaki durumları, ortağı bulundukları şirketin,
şahıs ya da sermaye şirketi olmasına göre farklılık
gösterir.
Sermaye şirketleri ile
kooperatifler, iktisadi kamu müesseseleri, dernek ve
vakıflara ait iktisadi işletmeler ve iş ortaklıkları,
Gelir Vergisi Kanunu kapsamı dışında bırakılmışlardır.
Bunların sağladıkları kazançlar “kurum kazancı” olarak
kurumlar vergisine tabi tutulmuştur. (İş ortaklığında
mükellefiyet şekli ortakların isteğine bırakılmıştır.)
Şahıs Şirketleri
a) Adi Şirketler,
b) Kollektif Şirketler,
c) Adi Komandit Şirketler.
GVK`nun 37 nci maddesinde kollektif
şirketlerde ortakların, adi ve eshamlı komandit
şirketlerde komandite ortakların, ortaklık karından
aldıkları payların da GVK`nun 66 ncı madde hükmü
(serbest meslek faaliyetinde bulunan kollektif ve adi
şirketlerde ortaklar, adi komandit şirketlerde
komanditeler bu işleri dolayısıyla serbest meslek
erbabı sayılırlar) saklı kalmak şartı ile şahsi ticari
kazanç hükmünde olduğu belirtilmiştir.
Ayrıca, şahıs şirketlerinin
ortakları gelir vergisi mükellefi olmalarına rağmen,
katma değer vergisi ve gelir vergisi stopajı açısından
ortaklık sorumlu tutulmaktadır.
Adi Şirketler
Adi şirketler; Borçlar Kanununda
düzenlenmiş olup, birden fazla gerçek kişinin ortak
bir amaca erişmek için bir araya gelmeleri ile ortaya
çıkar ve TTK`da düzenlenmiş bulunan ticaret
şirketlerinin niteliklerini haiz olmayan, bununla
beraber özel kanunla kurulmuş olmayan şirketlerdir.
Ticari faaliyette bulunan adi
ortaklıklarda ortakların payına düşen kazançlar ayrı
ayrı ticari kazanç sayılmıştır. Ortaklar kendi
paylarına düşen karlarını ayrı ayrı beyan etmek
zorundadırlar.
Adi ortaklıklarda ortaklar, basit
usulde gelir vergisine tabi olabileceği gibi ikinci
sınıf tüccar olarak işletme hesabı defteri veya
birinci sınıf tüccar olarak bilanço esasına göre de
defter tutabilirler.
Kollektif Şirketler
TTK`nun 153 üncü maddesinde hüküm
altına alınan kollektif şirket, gerçek kişilerin ortak
olabildiği ve üçüncü şahıslara karşı şirket
borçlarından dolayı ortaklarının sınırsız sorumlu
olduğu şirketlerdir.
Kollektif şirketlerin özellikleri:
§ Ticari bir işletmenin işletilme
maksadının olması,
§ Bir ticaret ünvanının bulunması,
§ Ortakların gerçek kişilerden oluşması,
§ Şirket ortaklarına karşı ortakların sınırsız sorumlu
olması.
Kollektif şirketler, tüzel kişiliğe
sahip ayrı varlıklar olmalarına rağmen gelir vergisi
yönünden bu tüzel kişilik dikkate alınmamış, doğrudan
doğruya şirketin ortağı olan gerçek kişiler vergiye
muhatap tutulmuşlardır. Bu bakımdan, Gelir Vergisi
Kanunu karşısında, kollektif şirket ortağının kişisel
teşebbüs sahibi olan mükelleflerden farkı yoktur.
Vergi Usul Kanunu, kollektif
şirketleri birinci sınıf tüccar saymış bulunduğundan,
bunlar iş hacmi ve sair hususlara bakılmaksızın
bilanço usulüne göre defter tutmak zorundadırlar.
Ayrıca, şirket ortaklarının aldıkları kar payları
ticari kazanç sayılmaktadır.
Adi Komandit Şirketler
TTK`nun 243 üncü maddesinde
düzenlenmiş olan adi komandit şirketler “ticari bir
işletmeyi bir ticaret ünvanı altında işletmek
maksadıyla kurulan ve şirket alacaklılarına karşı
ortaklardan bir veya bir kaçının sorumluluğu
sınırlandırılmamış ve diğer ortak veya ortaklarının
sorumluluğu koydukları sermaye ile sınırlandırılmış
olan şirket komandit şirkettir.”
Sınırsız sorumlu ortaklar komandite
ortak, koydukları sermaye ile sınırlı sorumlu olan
ortaklar ise komanditer ortak olarak adlandırılırlar.
Komanditer ortakların şirket
kazancından aldıkları pay, vergisi tevkif suretiyle
alınmamış menkul sermaye iradı, komandite ortakların
payı ise ticari kazançtır.
Kollektif şirketler gibi adi
komandit şirketlerde birinci sınıf tüccar sıfatıyla
bilanço esasına göre defter tutarlar ve tarımsal
faaliyette bulunsalar dahi kazancın saptanmasında,
GVK`nun ticari kazançlara ilişkin hükümlerine tabi
olurlar.
6. TİCARİ KAZANCIN TESPİT ŞEKİLLERİ
Ticari kazanç elde eden mükellefler
Gelir Vergisi Kanununa göre iki gruba ayrılırlar,
§ Esnaf muaflığından yararlanan ve
gelir vergisine tabi olmayanlar.
§ Esnaf muaflığından yararlanmayan ve gelir vergisine
tabi olanlar.
Gelir vergisine tabi olan ticaret ve
sanat erbabı ise kazancın tespit usulü bakımından
ikiye ayrılmaktadır.
Basit usulde gelir vergisine tabi
olanlar,
· Gerçek usulde gelir vergisine tabi olanlar.
Basit usulde vergilendirme, gerçek usulde
vergilendirmeye göre bir takım avantajlara sahiptir.
Basit usulde vergilendirmenin sağladığı bazı
avantajlar şunlardır.
Defter tutulmamaktadır,
- Vergi Tevkifatı yapılmamakta ve muhtasar beyanname
verilmemektedir,
- Geçici vergi ödenmemektedir,
- Alınan ve verilen belgelerin kayıtları mükelleflerin
bağlı oldukları meslek odalarındaki bürolarda
tutulmaktadır. Ancak, isteyen mükellefler kayıtlarını
hiçbir yerden izin almadan kendileri tutabilecekleri
gibi meslek mensuplarına da tutturabilmektedirler,
- Basit Usulde vergilendirilen mükelleflerin teslim ve
hizmetleri katma değer vergisinden istisna
tutulmuştur,
- Ticari kazancın tespitinde amortismana tabi iktisadi
kıymet alışları ve satışları dikkate alınmamaktadır.
6.1. Basit Usulde Vergileme
6.1.1. Kimler Basit Usulde
Vergilendirilecektir
Gelir Vergisi Kanununun 46 ncı
maddesine göre; 47 ve 48 inci maddelerinde yazılı
şartları topluca haiz olanların ticari kazançları
basit usulde tespit olunur.
Gelir Vergisi Kanununun 51 inci
maddesinde yazılı faaliyetlerde bulunanlar, basit
usulün şartlarını taşısalar dahi basit usulde
vergilendirmeden yararlanamazlar.
6.1.2. Basit Usule Tabi Olmanın
Şartları
§ Genel şartlar
§ Özel şartlar
Basit Usule Tabi Olmanın Genel
Şartları
GVK`nun 47 nci maddesinde basit
usule tabi olmanın genel şartları belirtilmiştir.
Bunlar;
1. Kendi işinde bilfiil çalışmak
veya bulunmak, (işinde yardımcı işçi ve çırak
kullanmak, seyahat, hastalık, ihtiyarlık, askerlik,
tutukluluk ve hükümlülük gibi zaruri ayrılmalar
dolayısıyla geçici olarak bilfiil işinin başında
bulunmamak bu şartı bozmaz. Ölüm halinde, iş sahibinin
dul eşi veya küçük çocukları namına işe devam olunduğu
takdirde, bunların bilfiil işin başında bulunup
bulunmamalarına bakılmaz.)
2. İşyeri mülkiyetinin iş sahibine ait olması halinde,
emsal kira bedeli, kiralanmış olması halinde, yıllık
kira bedeli toplamı büyükşehir belediye sınırları
içinde (01.01.2005 tarihinden itibaren 3.200 YTL,
01.01.2006 tarihinden itibaren 3.500 YTL.) diğer
yerlerde (01.01.2005 tarihinden itibaren 2.300 YTL.
01.01.2006 tarihinden itibaren 2.500 YTL.) yi
aşmaması.
3. Ticari, zirai veya mesleki faaliyetler dolayısıyla
gerçek usulde gelir vergisine tabi olmamak.
Basit Usule Tabi Olmanın Özel
Şartları
GVK`nun 48 inci maddesinde basit
usule tabi olmanın genel şartları belirtilmiştir.
Bunlar;
1.Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten
sonra satanların yıllık alımları tutarının (01.01.2005
tarihinden itibaren 47.000 YTL, 01.01.2006 tarihinden
itibaren 50.000 YTL.) veya yıllık satışları tutarının
(01.01.2005 tarihinden itibaren 66.000 YTL, 01.01.2006
tarihinden itibaren 72.000 YTL.) yi aşmaması.
2.(1) numaralı bentte yazılı olanların dışındaki
işlerle uğraşanların bir yıl içinde elde ettikleri
gayri safi iş hasılatının, (01.01.2005
1. tarihinden itibaren 23.000 YTL, 01.01.2006
tarihinden itibaren 25.000 YTL.) yi aşmaması.
2. (1) ve (2) numaralı bentlerde yazılı işlerin
birlikte yapılması halinde, yıllık satış tutarı ile iş
hasılatı toplamının (01.01.2005 tarihinden itibaren
47.000 YTL, 01.01.2006 tarihinden itibaren 50.000 YTL.)
yi aşmaması.
Milli piyango bileti, akaryakıt,
şeker ve bunlar gibi kar hadleri emsallerine nazaran
bariz şekilde düşük olarak tespit edilmiş bulunan
emtia için, bu maddenin (1) ve (3) numaralı
bentlerinde yazılı hadler yerine ilgili bakanlıkların
mütalaası alınmak suretiyle, Maliye Bakanlığı'nca
belirlenecek alım satım hadleri uygulanır.
Yukarıda yer alan maddelerin
ticaretini yapanların 2005 yılında basit usulden
yararlanmaları için alış satış ve hasılat hadleri
28 seri Nolu Gelir Vergisi sirküleri, 2006 yılında
basit usulden yararlanmaları için alış satış ve
hasılat hadleri 41 ve 43 Nolu Gelir Vergisi sirküleri
ile belirlenmiştir.
6.1.3. Basit Usulden
Yararlanamayacak Olanlar
GVK`nun 51 inci maddesine göre
aşağıda yazılı olanlar, basit usulden
faydalanamazlar:
1. Kollektif şirket ortakları ile,
komandit şirketlerin komandite ortakları;
2. İkrazat işleriyle uğraşanlar;
3. Sarraflar ile kıymetli maden ve mücevherat alım
satımı ile uğraşanlar;
4. GVK`nun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında
sayılan kişi ve kurumlara karşı inşaat ve onarma işini
taahhüt edenler ile bu mükelleflere karşı derece
derece taahhütte bulunanlar;
5. Sigorta prodüktörleri;
6. Her türlü ilan ve reklam işleriyle uğraşanlar veya
bu işlere tavassut edenler;
7. Gayrimenkul ve gemi alım satımı ile uğraşanlar;
8. Tavassut işi yapanlar (dayıbaşılar hariç);
9. Maden işletmeleri, taş ve kireç ocakları, kum ve
çakıl istihsal yerleri, tuğla ve kiremit harmanları
işletenler;
10. Şehirlerarası yük ve yolcu taşımacılığı yapanlar
ile treyler, çekici ve benzerlerinin sahip veya
işleticileri, (Yapısı itibarıyla sürücüsünden başka on
dört ve daha aşağı oturma yeri olan ve insan taşımaya
mahsus motorlu kara taşıtları ile yolcu taşıyanlar
hariç);
11. Maliye Bakanlığınca teklif edilen ve Bakanlar
Kurulunca kararlaştırılan iş grupları, sektörler, il
ve ilçeler, büyükşehir belediyeleri dahil olmak üzere
il ve ilçelerin belediye sınırları (mücavir alanlar
dahil), belediyelerin nüfusları, yöreler itibarıyla
veya sabit bir işyerinde faaliyette bulunulup
bulunulmadığına göre gerçek usulde vergilendirilmesi
gerekli görülenler.
Bu yetkiye istinaden çıkarılan
8/5521 sayılı, 92/2683 sayılı ve 95/6430 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararları ile bir kısım mükellefler
gerçek usulde vergilendirilme kapsamına alınmıştır.
Bakanlar Kurulu Kararları İle
Gerçek Usule Alınan Mükellefler
§ 95/6430 Sayılı BKK İle Gerçek
Usulde Vergilendirme Kapsamına Alınan Mükellefler
Gelir Vergisi Kanununun 51 inci
maddesinin Bakanlar Kurulu’na verdiği yetkiye
istinaden yayımlanan 95/6430 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararı ile büyükşehir belediyesi olan illerin
(Erzurum, Diyarbakır ve Sakarya ve 5216 sayılı
Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Büyükşehir Belediyesi
sınırları içerisine alınan yerlerden, yeni bağlanan
mahallelerle birlikte 2000 yılı genel nüfus
sayımındaki nüfusu 30.000’den az olan yerler hariç)
mücavir alan sınırları dahil olmak üzere büyükşehir
belediye sınırları içinde aşağıda belirtilen
faaliyetleri yapan mükellefler, 01.05.1995 tarihinden
itibaren gerçek usulde vergilendirilme kapsamına
alınmıştır.
a) Her türlü emtia imalatı ile
uğraşanlar,
b) Her türlü emtia alım-satımı ile uğraşanlar,
c) İnşaat ile ilgili her türlü işlerle uğraşanlar,
d) Motorlu taşıtların her türlü bakım ve onarım
işleriyle uğraşanlar,
e) Lokanta ve benzeri hizmet işletmelerini işletenler,
f) Eğlence ve istirahat yerlerini işletenler.
Bu mükellefler, basit usulden yararlanmaya ilişkin
genel ve özel şartları taşıyıp taşımadıklarına
bakılmaksızın gerçek usulde vergilendirileceklerdir.
Ancak, Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinde yer
alan esnaf muaflığına ilişkin şartları topluca
taşıyanlar, 95/6430 sayılı kararname kapsamına
girmediklerinden, esnaf muaflığından
yararlanabilmektedirler.
Bu kararın uygulanmasında, mükelleflerin faaliyette
bulundukları yörelerin ekonomik özellikleri,
işyerlerinin durumu ve iş hacimleri de dikkate
alınmaktadır.
2004/8269 sayılı kararname ile yapılan değişiklik
sonucu, 5216 sayılı kanun ile büyükşehir belediye
sınırları içine alınan yerlerden nüfusu 30.000’den az
olan yerlerde yukarıda sayılan işlerle uğraşan
mükellefler basit usulde vergilendirilmeye devam
edeceklerdir.
Diğer yandan, büyükşehir belediye
sınırları içine talebe bağlı olarak alınan köylerin
bir ilçe veya ilk kademe belediyesine katılımıyla
30.000’den az nüfuslu olan bu yerlerin nüfusunun
30.000’in üzerine çıkması halinde, bu yerlerde 95/6430
sayılı kararnamede belirtilen faaliyetlerde bulunan ve
basit usulde vergilendirilen mükellefler basit usule
tabi olmanın şartlarını kaybederler. İzleyen takvim
yılı başından itibaren gerçek usulde
vergilendirilirler.
§ 8/5521 Sayılı BKK İle Gerçek
Usulde Vergilendirme Kapsamına Alınan Mükellefler
Zirai mahsul satın alarak bu mahsulleri kısmen veya
tamamen tüketici dışında kalanlara satan ticaret
erbabı 8/5521 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile
01.01.1983 tarihinden itibaren gerçek usulde
vergilendirme kapsamına alınmışlardır.
Canlı hayvan alım-satımı faaliyeti anılan kararname
kapsamında değerlendirildiğinden, bu şekilde
faaliyette bulunan mükellefler gerçek usulde
vergilendirilecektir.
Zirai mahsulün toptancı hallerinden
veya ticari faaliyette bulunan sebze
komisyoncularından sonraki teslim aşamaları 8/5521
sayılı kararname kapsamında kalmamaktadır.
§ 92/2683 Sayılı Kararname İle
Gerçek Usulde Vergilendirme Kapsamına Alınan
Mükellefler
Her türlü televizyon, video, radyo, teyp, müzik seti,
disk-çalar, kamera, bilgisayar, soğutucu, çamaşır ve
bulaşık makinası, elektrikli süpürge, elektronik müzik
aletleri, elektrikli dikiş makinası ile elektrikle
çalışan benzeri eşyaların alım-satımı ve üretimi ile
uğraşan mükellefler 92/2683 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararı ile gerçek usulde vergilendirme kapsamına
alınmışlardır.
Kararnamede yazılı malların yanında, diğer mal ve
hizmetleri satan mükellefler de gerçek usulde
vergilendirilmektedir.
Bakanlar Kurulu Kararında belirtilen elektrikle
çalışan benzeri eşyalar ibaresinden, doğrudan elektrik
enerjisiyle çalışan veya elektrikle şarj edildikten
sonra çalışan emtianın anlaşılması gerekmektedir.
Bu kararnamede belirtilen emtianın alım-satımı yoluyla
ticaretinin yapılmasında, eski, yeni veya kullanılmış
olma ayrımına gidilmeksizin, kararnamede yer alan
emtiaların ticaretini yapanlar ile belirtilen işlerle
uğraşan bütün mükellefler girmektedir.
Örnek:
Muğla ilinde ikinci el cep telefonu alım-satımı
faaliyetinde bulunan Tarık Koç’un bu faaliyeti,
92/2683 sayılı kararname kapsamında kaldığından bu
mükellef gerçek usulde vergilendirilecektir.
6.1.4. Ortaklıklarda Basit Usule Tabi Olmanın
Şartları
Ortaklıkların basit usule tabi olup olmadığının
tespitinde, GVK’nun 48’inci maddesinde yazılı iş hacmi
ölçüleriyle 47’inci maddesinde yazılı yıllık kira
bedelleri toplu olarak, diğer koşullar ortakların her
biri için tek tek aranır.
Ortaklıklarda, ortakların birinin gerçek usule tabi
olması diğer ortakları da gerçek usule tabi hale
getirir.
Adi ortaklık halinde çalışanların aynı zamanda şahsi
bir işle de iştigal etmeleri durumunda tespit, GVK’nun
47’nci maddesinin 2 numaralı bendi ile 48’inci
maddesinde yer alan ölçülerden şahsi işine ait
olanlara, ortaklıklardan payına düşen kısmın ilave
edilmesiyle yapılır.
Bir mükellefin birden fazla ortaklıkta hissesinin
bulunması durumunda, ortaklıklardaki paylarına düşen
işyeri kirası ve iş hacmi ölçüleri tek tek toplanır ve
böylece basit usulden yararlanabilme şartlarının
aşılıp aşılmadığı tespit edilir.
Örnek:
Bay (A), Muğla’da Bay (B) ile Adi ortaklık kurmuştur.
Bay (A) nın hissesi %50, Bay (B) nin hissesi %50 dir.
Ortaklığa ait işyeri kira tutarı 01.01.2005 tarihi
itibarıyla 1.500 YTL olup, 2005 yılındaki alışları
50.000 YTL, satışları ise 62.000 YTL dir. Ayrıca Bay
(A) nın kendine ait işletmesi nedeniyle 1.200 YTL kira
ödemesi, 39.000 YTL mal alışı bulunmaktadır.
Bay (A) nın ortaklıktan payına 750 YTL kira
düşmektedir. Kendi işyerinin yıllık kirası 1.200 YTL
olup ikisinin toplamı 1.950 YTL olduğundan yıllık kira
tutarı bakımından basit usulün şartlarına haizdir.
Bay (A) ya ortaklık alışlarında 25.000YTL düşmektedir.
Kendi işletmesindeki alışları 39.000 YTL dir. İkisinin
toplamı 64.000 YTL olup, (2005 yılı için belirlenen
47.000 YTL lik haddi aştığından) Bay (A), 48 inci
maddede belirtilen şartları ihlal etmiştir.
Bay (A), 31.12.2005 tarihi itibarıyla basit usule tabi
olmanın şartlarını kaybettiğinden, 2006 vergilendirme
döneminden itibaren gerçek usulde
vergilendirilecektir.
Ortaklığın devam etmesi halinde, bay (B) nin
kazancıda, ortağının kazancı gerçek usulden
vergilendirildiğinden, hadleri aşıp aşmadığına
bakılmaksızın 2005 yılından itibaren gerçek usulden
vergilendirilecektir.
6.1.5. Basit Usulde Ticari
Kazancın Tespiti
Basit usulde ticari kazanç, bir
hesap dönemi içinde elde edilen hasılat ile giderler
ve satılan malların alış bedelleri arasındaki müspet
farktır. Bu fark, faaliyetle ilgili olarak alınması ve
verilmesi mecburi olan alış ve giderler ve hasılatlara
ilişkin belgelerde yazılı tutarlara göre
hesaplanacaktır.
Kazancın bu şekilde tespiti
sırasında emtia ticareti ile uğraşanlarca;
§ Hesap dönemi sonundaki emtia
mevcudunun değeri hasılata,
§ Hesap dönemi başındaki emtia mevcudunun değeri
giderlere,
ilave edilecektir.
Ancak, kullanılan sabit kıymetler
gider yazılmayacak ve üzerlerinden amortisman
hesaplanmayacaktır.
Kazancı basit usulde tespit edilen
mükelleflerin defter tutma yükümlülükleri
bulunmamaktadır. Bu mükellefler, kazancın tespiti ve
Vergi Usul Kanununun defter tutma hükümleri hariç,
bildirme, vesikalar, muhafaza, ibraz diğer ödevler
ceza hükümleri ile bu Kanun ve diğer kanunlarda yer
alan ikinci sınıf tüccarlar hakkındaki hükümlere
tabidirler.
6.1.6. Basit Usulden Gerçek Usule
Geçiş
Basit usule tabi olmanın genel ve
özel şartlarından herhangi birini takvim yılı içinde
kaybedenler, ertesi takvim yılı başından
itibaren gerçek usulde vergilendirileceklerdir.
Basit usulün şartlarına haiz
olanlardan, bu usulden yararlanmak istemediklerini
yazı ile bildirenler bu talepleri doğrultusunda
takip eden ay başından veya izleyen takvim yılı
başından, yeni işe başlayanlar ise işe başlama
tarihinden itibaren gerçek usulde vergilendirilirler.
Yapılan denetimlerde basit usulde
vergilendirilen mükelleflerden sahte veya muhteviyatı
itibarıyla yanıltıcı belge düzenledikleri veya
kullandıkları tespit edilenler basit usulden
yararlanamazlar. Bu hususun kendilerine tebliğ
tarihini takip eden aybaşından itibaren işletme hesabı
esasına göre defter tutmak kaydı ile gerçek usulde
vergilendirilirler.
Herhangi bir şekilde gerçek usulde
vergilendirilecek olanlar ve gerçek usulde
vergilendirilen mükellefler, bir daha hiçbir şekilde
basit usulden yararlanamazlar. Daha önce gerçek usulde
vergilendirilmekte iken işini terk eden mükellefler bu
tarihten sonra işe başlamaları halinde yine gerçek
usulde vergilendirileceklerdir.
Gerçek usulde vergilendirilen
kişilerin aynı türden iş yapan eş ve çocukları da bu
faaliyetleri nedeni ile basit usulden yararlanamazlar.
Örnek
Tokat ili sınırları içerinde öteden
beri bakkallık faaliyetinde bulunan ve gerçek usulde
vergilendirilen Bay (A), bu faaliyetini 2002 yılında
terk etmiştir. Bu mükellef, herhangi bir faaliyeti
nedeniyle yeniden mükellefiyet tesis ettirmesi
halinde, GVK`nun 46 ncı maddesinin son fıkrasında yer
alan, “herhangi bir şekilde gerçek usulde
vergilendirilecek olanlar ve gerçek usulde
vergilendirilen mükellefler bir daha hiçbir şekilde
basit usulden yararlanamazlar” hükmü uyarınca basit
usulden yararlanamayacağından, gerçek usulde
vergilendirilecektir.
6.1.7. Basit Usule Tabi Mükelleflerde Belge Düzeni
6.1.7.1. Kullanılacak Belgeler
Basit usulde vergilendirilen
mükellefler, hasılatları ile ilgili olarak Vergi Usul
Kanunu hükümlerine göre fatura, perakende satış
vesikaları ve ilgili mevzuatta sayılan diğer belgeleri
düzenlemek ve kullanmak zorundadırlar.
6.1.7.2.Belge Temini
Basit usule tabi mükelleflerin
kullandıkları belgeler ve zarflar sadece Türkiye Esnaf
ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) tarafından
bastırılmaktadır.
Bu mükelleflerin kayıtları ister odalar bünyesinde
oluşturulan muhasebe bürolarında tutulsun, ister
kendileri tutsun, belgelerini bağlı oldukları oda veya
birlikten temin edeceklerdir.
Mükelleflerin bulunduğu yerde bağlı oldukları oda veya
birlik yoksa veya bulunduğu yerde bağlı olacağı oda
veya birlik kurulmamış ise; en yakın oda veya birliğe
veya karma odaya kayıt yaptıracaktır. Belgelerini de
kayıt yaptırdığı bu odadan temin edeceklerdir.
Basit usulde vergilendirme kapsamında bulunup, meslek
odalarına üye kayıtları yapılamayan, traktörle
nakliyecilik yapanlar, hususi oto ile ticari
faaliyette bulunanlar, biçer döver işletmecileri ile
inşaat ustaları gibi mükellefler, kullanacakları
belgeleri ikinci sınıf tüccarların tabi oldukları
esaslar çerçevesinde (anlaşmalı matbaalara bastırmak
veya noterlere tasdik ettirmek suretiyle) temin
edebilmektedirler. Anılan mükellefler, diledikleri
takdirde kullanacakları belgeleri faaliyette
bulundukları yerdeki herhangi bir oda veya birlikten
de temin edebilmektedirler.
6.1.7.3. Kayıtların Tutulması
Basit usule tabi mükelleflerin
kayıtları, bağlı oldukları oda veya birlikler
bünyesinde kurulan muhasebe bürolarında tutulmaktadır.
Bu bürolarda 3568 sayılı Kanuna göre yetki almış
yeterli sayıda meslek mensubunun çalıştırılması
zorunludur.
İsteyen mükellefler, kayıtlarını hiçbir izne gerek
olmadan kendileri de tutabilmektedir. Bu takdirde,
vergilendirme ile ilgili ödevlerin tamamı kendilerince
yerine getirilecektir. İsteyen mükellefler ise
kayıtlarını meslek mensubuna da tutturabilirler.
Mükellefler, satış ve hizmetleri için düzenledikleri
hasılat belgelerini bir zarfta, faaliyetleri ile
ilgili olarak mal ve hizmet alışları ile giderleri
için aldıkları gider belgelerini başka bir zarfta
toplayıp saklayacaklardır. Kayıtları odalarda tutulan
mükellefler ise her aya ait zarfları izleyen ayın
10’una kadar kaydının tutulduğu büroya teslim
edeceklerdir.
Mükelleflerden zarf içinde alınan belgeler bürolarda
işletme hesabı defterinin gelir ve gider
sayfalarındaki işlem başlıkları esas alınarak
bilgisayar ortamına aktarılacaktır. Bu belgeler cari
yıl sonuna kadar bürolarda saklanacaktır.
6.1.7.4. Belge Düzenlenmesinde
Uyulacak Esaslar
Basit usulde vergilendirilen
mükellefler ikinci sınıf tüccarların tabi olduğu usul
ve esaslar dahilinde belge düzenlemek durumundadırlar.
Ancak;
Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesindeki
yetkiye istinaden, basit usulde vergilendirilen
mükelleflerin yeni düzenlemeye intibak edebilmeleri ve
gerekli hazırlıkları yapabilmeleri için;
– Belge vermedikleri günlük
hasılatları için gün sonunda tek bir fatura
düzenlemeleri,
– Düzenlenen faturanın alıcıya ilişkin bilgiler yerine
"... tarihli toplam hasılat" ibaresinin yazılması,
şeklinde kolaylık sağlanmış ve
konuya ilişkin açıklamalar 215 Seri No.lu Gelir
Vergisi Genel Tebliğinde yapılmıştır.
Söz konusu uygulama aynı usul ve esaslar dahilinde 41
seri No`lu Gelir Vergisi Sirküleri ile 31.12.2006
tarihine kadar uzatılmıştır.
Bu imkandan yararlanmak isteyen mükellefler,
müşterilerinin istemeleri halinde fatura veya
perakende satış vesikası (dolmuş işletenler hariç)
vermek zorundadırlar.
6.1.7.5. Ödeme Kaydedici Cihaz
Kullanılması
Gelir Vergisi Kanununun 51 inci
maddesinin Ödeme Kaydedici Cihazları kullanan
mükelleflerin basit usulden faydalanamayacağına
ilişkin 11 numaralı bent hükmü, 4444 sayılı Kanunun 14
üncü maddesiyle 14.08.1999 tarihinden itibaren
yürürlükten kaldırıldığından, basit usulde
vergilendirilen mükelleflerden isteyenler, bu tarihten
itibaren ödeme kaydedici cihaz kullanabileceklerdir.
6.1.7.6. İktisadi Kıymetlerin
Satışında Belge Düzenlenmesi
Basit usulde vergilendirilen
mükelleflerin taşıt ve diğer sabit kıymetlerini
satmaları dolayısıyla fatura düzenleme yükümlülükleri
bulunmamaktadır. Bu mükelleflerce yapılan taşıt
satışlarının noter satış sözleşmesi ile, diğer sabit
kıymet satışlarının ise gider pusulası düzenlenerek
tevsik edilmesi mümkündür.
6.1.7.7. Belgelerin İptali
Basit usulde vergilendirilen
mükelleflerden işlerini terk edenlerin kullanmadıkları
belgelerin iptal işlemleri, belgeleri veren oda veya
birliklerce yapılmaktadır. Belgelerini anlaşmalı
matbaalara bastırmak veya noterlere tasdik ettirmek
suretiyle temin eden mükelleflerin belgelerinin
iptali, vergi dairelerince yapılmaktadır.
İşini terk edenlerden, söz konusu belgeleri ibraz
edemeyenler ile eksik belge ibraz edenler veya
belgelerini kaybettiğini bildiren mükelleflerin
durumu, belgeyi veren oda veya birliklerce düzenlenen
tutanak ile tespit edilecektir. Bu mükellefler
hakkında ikinci sınıf mükelleflerde olduğu gibi bir
taraftan usulsüzlük cezası kesilirken, diğer taraftan
dönem vergi matrahlarının tespiti için takdir
komisyonuna sevk edilir.
6.1.7.8. Muhafaza ve İbraz
Yükümlülüğü
Basit usulde vergilendirilen
mükelleflerin, bir takvim yılı içinde aldıkları
mallara ve hizmetlere ait alış belgeleri ve yaptıkları
giderler ile hasılat belgeleri kayıtlarının tutulduğu
bürolarda muhafaza edilecektir. Cari takvim yılına
ilişkin belgelerin ibrazı da bu bürolardan talep
edilecektir.
Cari takvim yılı kayıtlarının
tutulması ve vergilendirmeyle ilgili tüm ödevler
bürolarca yerine getirilecektir. Yıllık beyannamenin
verilmesinden sonra o yıla ilişkin belgeler muhafaza
edilmek üzere mükellefe teslim edilecektir. Teslim
alınan belgeler, ilgili bulundukları yılı takip eden
takvim yılı başından başlayarak 5 yıl süre ile
mükelleflerce muhafaza edilecektir.
6.1.7.9. Sahte veya Muhteviyatı
İtibarıyla Yanıltıcı Belge Düzenlediği veya Kullandığı
Tespit Edilen Mükelleflerin Durumu
Basit usule tabi ticaret erbabından,
sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge
düzenlediği veya kullandığı tespit edilenler, bu
hususun kendilerine tebliğ edildiği tarihi takip eden
aybaşından itibaren ikinci sınıf tüccarlara ilişkin
hükümlere tabi olurlar.
6.1.7.10. Basit Usule Tabi
Mükelleflerce Düzenlenen Belgelerin Vergi İadesi ve
Özel Gider İndirimi Karşısındaki Durumu
Basit usulde vergilendirilen
mükelleflerce düzenlenen fatura ve fatura yerine geçen
belgeler, 2978 sayılı Vergi İadesi Hakkında Kanunu
uyarınca vergi iadesine ve Gelir Vergisi Kanunu
hükümleri uyarınca vergi indirimine konu harcama
belgesi olarak kabul edilecektir.
6.1.8. Basit Usule Tabi
Mükelleflerin Yanında Çalışanların Durumu
Basit usulde vergilendirilen
mükelleflerin kendi işyerlerinde bilfiil çalışmaları
veya bulunmaları şarttır. Ancak, bu mükelleflerin
işlerinde yardımcı işçi çalıştırmaları veya çırak
kullanmaları bu şartı bozmayacaktır.
Basit usulde vergilendirilen
mükelleflerin yanında çalışan kişiler diğer ücretli
olarak vergilendirilecektir. Diğer ücret kapsamında
vergilendirilenler vergi karnesi almaya mecburdurlar.
Kazançları basit usulde
vergilendirilen ticaret erbabı, yanında çalışanların
vergi karnesi almalarını ve karnelerinde yazılı
vergilerini ödemelerini temin etmeye mecburdurlar.
6.1.9. Basit Usulde Katma Değer Vergisi Uygulaması
Basit Usulde vergilendirilen mükelleflerin teslim ve
hizmetleri 4842 sayılı Kanunla 01.07.2003 tarihinden
itibaren katma değer vergisinden istisna tutulmuştur.
Buna göre;
Basit usulde vergilendirilen mükellefler, mal
teslimleri ve hizmet ifalarında katma değer vergisi
hesaplamayacaklar, bunlardan mal ve hizmet alan
mükellefler de katma değer vergisi indirimi
yapmayacaklardır.
Gerçek usulde vergilendirilen mükelleflerden mal ve
hizmet satın alan basit usulde vergilendirilen
mükellefler, ödedikleri katma değer
vergisini gider veya maliyet olarak dikkate
alacaklardır.
6.1.10. Basit Usulde Vergi Tevkifatı ve Geçici
Vergi
Gelir Vergisi Kanununun 94 ncü maddesinde, yaptıkları
ödemelerden vergi tevkif edecekler arasında basit
usulde vergilendirilen mükellefler sayılmamıştır. Bu
nedenle, bu mükellefler yaptıkları ödemeler üzerinden
gelir vergisi tevkifatı yapmayacaklar ve muhtasar
beyanname vermeyeceklerdir.
Basit usulde vergilendirilen mükellefler geçici vergi
ödemeyeceğinden buna ilişkin beyanname vermeyecekler
ve bildirim de bulunmayacaklardır
6.2. GERÇEK USULDE VERGİLENDİRME
Basit usul koşullarını taşımayan
gelir vergisi mükelleflerinin ticari kazançları gerçek
usule göre tespit edilir.
Gerçek usule tabi mükellefler
tutacakları defterler yönünden iki sınıfa ayrılırlar:
•Birinci sınıf tacirler
•İkinci sınıf tacirler
6.2.1.Birinci Sınıf Tacirler
6.2.1.1. Bilanço Esasında Defter
Tutanlar
§ Satın aldıkları malları olduğu
gibi veya işledikten sonra satanlardan yıllık alımları
veya satımları tutarları VUK`da belirtilen
miktarlardan fazla olanlar (2005 yılı için yıllık
alımlarda 88.000 YTL veya yıllık satımlarda 120.000
YTL, 2006 yılı için yıllık alımlarda 96.000 YTL veya
yıllık satımlarda 130.000 YTL.)
§ Diğer işlerle uğraşanlardan bir yıl içinde elde
ettikleri gayri safi iş hasılatı VUK`da belirtilen
miktarı aşanlar (2005 yılı için 48.000 YTL, 2006 yılı
için 52.000 YTL)
§ İlk iki bentlerde yazılı işleri beraber yapanlardan
2 nci bentte anılan iş hasılatının beş katı ile yıllık
satış tutarının toplamı VUK`da belirtilen miktarı
aşanlar (2005 yılı için 88.000 YTL, 2006 yılı için
96.000 YTL.)
§ Her çeşit ticaret şirketleri ile kooperatifler
§ Kurumlar vergisine tabi diğer tüzel kişiler
§ Kendi istekleri ile bilanço esasına göre defter
tutanlar
6.2.1.2. Bilanço Esasında Ticari
Kazancın Tespiti
Bilanço esasında ticari kazancın
tespiti, GVK nun 38 inci maddesinde yer almaktadır.
Birinci sınıf tacirler, hesaplarını bilanço esasında
tutacakları defterlerde takip ederler.
Bilanço esasına göre ticari kazanç,
teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve
başındaki değerleri arasındaki müspet farktır. Bu
dönem zarfında sahip veya sahiplerce:
§ İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan
indirilir;
§ İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur.
Ticari kazancın bu suretle tespit
edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanunu'nun değerlemeye
ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 inci madde
hükümlerine uyulur.
Bilanço esasına tabi olan
mükellefler aşağıda yazılı olan defterleri tutmak
zorundadır:
§ Yevmiye defteri
§ Defteri kebir
§ Envanter defteri
Bu defterlerin yanısıra sürekli imalat işiyle
uğraşanlar imalat defteri, banka, banker ve sigorta
şirketleri banka ve sigorta muameleleri defteri, depo
(ardiyeler) işletenler ambar defteri, yabancı nakliyat
ve ulaştırma kurumları veya Türkiye’deki temsilcileri
hasılat defteri tutmak mecburiyetindedirler. Ayrıca,
16 Seri No.lu Damga Vergisi Genel Tebliği ile yapılan
düzenlemeye göre anonim şirketler, damga vergisi
defteri tutmak zorundadır. (32 ve 33 Seri No.lu Damga
Vergisi Genel Tebliği ile anonim şirket dışındaki
diğer kurumlar vergisi mükellefleri ile kollektif ve
adi komandit şirketler ve bilanço esasına göre defter
tutan gerçek kişiler istemeleri halinde damga vergisi
defteri tutabileceklerdir.)
Birinci sınıf tacirler, hesap dönemi
sonunda bilanço çıkarırlar. Bunun için işletmeye dahil
mevcutları, alacakları ve borçları saptarlar ve VUK
hükümlerine göre değerlendirirler.
Ticari bilançonun vergi kanunlarına
uyumlaştırılmış haline mali bilanço denir. Ticari
kazanç, çıkarılan mali bilançolar üzerinden hesaplanır
ve hesap dönemi sonunda ve başındaki öz sermaye
tutarlarının karşılaştırılması ile bulunur. Dönem
sonundaki öz sermayenin dönem başındakine göre fazla
olan kısmı o dönemin ticari kazancı sayılır. Tersi
durumda ise fark, zararı gösterir.
6.2.2. İkinci Sınıf Tacirler
Birinci sınıf tacirlerle ilgili
şartları taşımayanlar, ikinci sınıf tacir sayılırlar
ve ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
6.2.2.1. İşletme Hesabı Esasında
Ticari Kazancın Tespiti
İşletme hesabı esasında ticari
kazancın tespiti, GVK`nun 39 uncu maddesinde yer
almaktadır. İkinci sınıf tacirler, kazançlarını
işletme hesabı esasında tespit ederler. Bu usulde
kazanç, bir hesap dönemi içinde elde edilen
hasılatlarla, giderler arasındaki müspet farktan
oluşur. Giderlerin daha fazla olması halinde zarar
doğmuş olur.
Elde edilen hasılat, tahsil olunan
paralarla tahakkuk eden alacakları ifade eder.
Giderler de, yapılan ödeme ve borçlanılan meblağlardan
ikisini de kapsar.
Emtia alım satımı ile uğraşanlar her
hesap dönemi sonunda, emtia envanteri çıkarırlar.
İşletme hesabı esasında, emtia envanter kayıtları,
işletme defterinin sonundaki boş sayfalarda veya
ayrıca tasdikli olarak tutulacak envanter defterinde
gösterilir.
Hesap dönemi sonundaki emtia
mevcudunun değeri hasılata, hesap dönemi başındaki
emtia mevcudu giderlere ilave olunur.
İşletme hesabı esasına tabi
mükelleflerin genel olarak tutmak zorunda oldukları
tek defter, işletme hesabı defteridir. Bunun yanında
mükellefler yaptıkları işin niteliğine göre aşağıdaki
defterleri tutacaklardır.
§ Bitim işleri defteri (VUK Md.200)
§ Ambar defteri (VUK Md.209)
İşletme hesabı defterinin sol tarafı
gider, sağ tarafı hasılat kısmı olup, satışlar ister
peşin ister taksitle yapılmış olsun satış tutarının
tamamı hasılat olarak kaydedilecektir.
Gider tablosuna;
§ Çıkarılan envantere göre hesap
dönemi başındaki emtia mevcudunun değeri
§ Hesap dönemi zarfında satın alınan emtianın değeri
ile yapılan bilumum giderler
Hasılat tablosuna;
§ Hesap dönemi zarfında satılan
emtianın değeri ile hizmet karşılığı ve sair suretle
alınan paralar
§ Çıkarılan envantere göre hesap dönemi sonundaki
emtia mevcudunun değeri kaydedilir.
6.2.2.2.Ticari Kazancın
Tespitinde İndirilecek Giderler
Gelir Vergisi Kanunun 1 inci
maddesinde belirlenen esaslara göre gelir safi
tutarları üzerinden vergiye tabi tutulmaktadır. Safi
tutarı tespit edebilmek için, gayri safi hasılattan
indirilebilecek giderler GVK`nun 40 ıncı maddesinde
sayılmış olup, aşağıda açıklanmıştır.
a) Ticari kazancın elde edilmesi ve
idame ettirilmesi için yapılan genel giderler,
b) Hizmetli ve işçilerin iş yerinde veya iş yerinin
müştemilatında iaşe ve ibate giderleri, tedavi ve ilaç
giderleri, sigorta primleri ve emekli aidatı, 27 nci
maddede yazılı giyim giderleri,
c) İşle ilgili olmak şartıyla, mukavelenameye veya
kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve
tazminatlar,
d) İşle ilgili ve yapılan işin ehemmiyeti ve genişliği
ile mütenasip seyahat ve ikamet giderleri,
e) Kiralama yoluyla edinilen veya işletmeye dahil olan
ve işte kullanılan taşıtların giderleri,
f) İşletme ile ilgili olmak şartıyla; bina, arazi,
gider, istihlak, damga, belediye vergileri, harçlar ve
kaydiyeler gibi ayni vergi, resim ve harçlar,
g) VUK hükümlerine göre ayrılan amortismanlar,
h) İşverenlerce, Sendikalar Kanunu hükümlerine göre
sendikalara ödenen aidatlar,
i) İşverenler tarafından ücretliler adına bireysel
emeklilik sistemine ödenen katkı payları,
j) Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı
faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara Maliye
Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde
bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak
maddelerinin maliyet bedeli.
a) Ticari Kazancın Elde Edilmesi
ve İdame Ettirilmesi İçin Yapılan Genel Giderler
Ticari kazancın elde edilmesi ve
idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin;
kazancın elde edilmesi ve idamesi açısından bir
illiyet bağının bulunması, giderlerin kazancın elde
edilmesine yönelik olması, harcamaların yapıldığı
geliri doğuran olayın vergiye tabi bulunması
karşılığında gayrı maddi bir kıymet iktisap edilmemiş
olması ve maliyete girecek giderlerden olmaması
gerekir.
Genel olarak;
§ Kırtasiye, temizlik, ısıtma,
aydınlatma, su ve telefon giderleri,
§ İşyeri, araç vb. giderleri,
§ Yapılan işle orantılı temsil ve ağırlama giderleri,
§ Bina, taşıt, emtia ve bunlara yönelik sigorta
giderleri,
§ Finansman giderleri,
§ Pazarlama, satış ve dağıtım giderleri,
§ Reklam giderleri,
§ Yurt dışındaki kişilere ödenen komisyonlar, reklam
giderleri, sorunlu ürün iadesi ve komisyon giderleri,
Bu türden giderlerdir.
Götürü Gider
GVK`nun 40 ıncı maddesinin 1
numaralı bendinin parantez içi hükmü ile, ihracat,
yurtdışında inşaat, onarma, montaj ve taşımacılık
faaliyetinde bulunan mükelleflere, bu bentte yazılı
giderlere ilaveten, bu faaliyetlerden döviz olarak
elde ettikleri hasılatın binde beşini aşmamak
şartıyla, yurt dışındaki bu işlerle ilgili giderlerine
karşılık olmak üzere götürü olarak hesapladıkları
tutarı gider olarak indirebilme imkanı getirilmiştir.
Ticari kazançlarda vergilendirilecek
kazancın tespitinde indirim konusu yapılacak
giderlerin VUK hükümlerine göre belgelendirilmesi
gerekmektedir. Götürü gider uygulaması bunun bir
istisnası olup, mükelleflerin bu uygulamaya yönelik
olarak herhangi bir belge ibraz etme yükümlülükleri
bulunmamaktadır.
Söz konusu uygulamadan ihracat, yurt
dışında inşaat, onarım, montaj, taşımacılık ile
uğraşanlar yararlanabilecektir.
Götürü gider uygulamasından GVK 45
inci madde kapsamındaki işleri yapan dar mükellefler
hariç olmak üzere tam ve dar mükellefler
yararlanabilecektir.
b) Hizmetli ve İşçilerin İş
Yerinde veya İş Yerinin Müştemilatında İaşe ve İbate
Giderleri, Tedavi ve İlaç Giderleri, Sigorta Primleri
ve Emekli Aidatı, 27. Maddede Yazılı Giyim Giderleri
Bu giderler sigorta primi ve
emeklilik aidatları; kanunla kurulan sigorta
şirketleri ve emekli sandıklarına işveren payı olarak
ödenen tutarlardır. Özel sigortalar için yapılan
ödemeler bu kapsamda değildir. SSK primlerinin gider
yazılabilmesi için SSK`ya fiilen ödenmiş olması
gerekir. Sigorta primleri bu nedenle, dönemine ve ait
olduğu yıla bakılmaksızın, fiilen ödendiği tarihte
gider yazılır.
Hizmet erbabına yapılan giyim
giderleri işin icabına uygun olarak verilen ve
bunların işten ayrılması halinde geri alınan
eşyalardır. Ancak, hizmet erbabına özel yaşamında
kullanılması için verilen giyim eşyası ayın şeklindeki
ücret olarak değerlendirilir.
c) İşle ilgili Olmak Şartıyla,
Mukavelenameye; İlama veya Kanun Emrine İstinaden
Ödenen Zarar, Ziyan ve Tazminatlar
Söz konusu zarar, ziyan ve
tazminatların gider olarak dikkate alınabilmesi için;
§ İşle ilgili olması,
§ Kanun hükmüne veya sözleşmeye veya ilama bağlı
olması
şarttır.
Ancak, teşebbüs sahibinin
suçlarından doğan tazminatların kanunen kabul
edilmeyen gider olduğu hükme bağlandığından, GVK
40/3`de belirtilen zarar, ziyan ve tazminatların
teşebbüs sahibinin suçlarından doğmamış olması
gerekmektedir.
d) İşle ilgili ve Yapılan İşin
Ehemmiyeti ve Genişliği ile Mütenasip Seyahat ve
İkamet Giderleri
Söz konusu giderler;
§ işle ilgili,
§ işin ehemmiyeti ve genişliği ile orantılı,
§ seyahat maksadının gerektirdiği süre ile sınırlı
olarak indirilebilir.
Ancak turistik mahiyetteki gezi
harcamaları ile eşle çıkılan iş seyahatlerinde yapılan
harcamaların eşe isabet eden kısmı gider olarak
dikkate alınmaz.
e) Kiralama Yoluyla Edinilen veya
İşletmeye Dahil Olan ve İşte Kullanılan Taşıtların
Giderleri
Taşıtın işletmeye dahil olması
demek, bilanço esasına göre defter tutan
mükelleflerde, taşıtın bilançonun aktifinde yer alması
demektir.İşletme hesabı esasına göre defter tutulması
halinde ise taşıt, işletme hesabı defterinin
demirbaşlarının kaydedildiği sayfada yer almalıdır.
Ayrıca amortisman defteri tutuluyor ise orada da yer
almalıdır.
Taşıtlar için yapılan harcamanın
gider olarak kaydedilebilmesi için taşıtların
kesinlikle işte kullanılması gerekmektedir. Ayrıca
işletme aktifinde bulunmamakla beraber kiralama yolu
ile edinilen ve işte kullanılan taşıtların giderleri
de indirilebilecektir.
f) Ayni Vergi Resim ve Harçlar
İşletme ile ilgili olmak şartı ile
ödenen bina, arazi, gider, istihlak, damga, belediye
vergileri, harçlar ve kaydiyeler gibi ayni vergi,
resim ve harçlar ticari kazancın tespitinde indirim
konusu yapılabilmektedir.Buna göre;
§ İşletme ile ilgili olan
§ Maddede sayılanlarla aynı mahiyette olan vergiler
(banka ve sigorta vergileri, emlak vergileri, işletme
ile ilgili olan taşıt vergileri) gider olarak kabul
edilebilmektedir.
Ancak, Motorlu Taşıtlar Vergisinin
14 üncü maddesine göre, I-III-IV sayılı listelerde yer
alan taşıtlardan alınan vergi ve cezalar ile gecikme
zamları gelir ve kurumlar vergisi matrah tespitinde
gider olarak kabul edilmez. Sözü edilen tarifelerde
yer alan taşıtlardan sadece ticari maksatla kullanılan
uçak ve helikopterler ile taşıt kiralama faaliyeti ile
uğraşan işletmelerin bu amaçla kiraya verdikleri
taşıtların vergileri gider yazılabilir.
g) VUK Hükümlerine Göre Ayrılan
Amortismanlar
Amortisman ayırabilmek için
amortismana tabi kıymetin;
§ İşletmede kullanılması
§ İşletmede 1 yıldan fazla kullanılması ve yıpranmaya,
aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunması
gerekmektedir.
Değeri VUK`da belirtilen meblağları
aşmayan peştamallıklar (2005 yılı için 480 YTL) ile
işletmede kullanılan ve değeri VUK`da belirtilen
meblağları aşmayan (2005 yılı için 480 YTL) alet ve
demirbaşlar amortismana tabi tutulmayarak doğrudan
doğruya gider yazılabilir. İktisadi ve teknik bakımdan
bütünlük gösterenlerde bu sınır topluca dikkate
alınır.
h) İşverenlerce, Sendikalar
Kanunu Hükümlerine göre Sendikalara Ödenen Aidatlar
Bu aidatların bir aylık tutarı,
işyerinde işçilere ödenen çıplak ücretin bir günlük
toplamını aşamaz.
Çıplak ücret;
fazla mesai, prim, ikramiye, sosyal yardım gibi ek
ödemeleri ihtiva etmeyen ücrettir. Çıplak ücretin
brütlerinin aylık toplamının 30 a bölünmesi suretiyle
ilgili ay için gider yazılabilecek aidat tutarı
bulunur. Ancak aidatların işveren tarafından gider
yazılabilmesi için aidatın ilgili olduğu yılda
sendikaya ödenmesi gerekir.
i) İşverenler Tarafından
Ücretliler Adına Bireysel Emeklilik Sistemine Ödenen
Katkı Payları
4697 sayılı Kanunla 07.10.2001
tarihinden geçerli olmak üzere, GVK`nun 40 ıncı
maddesine eklenen hükümle işverenler tarafından
ücretliler adına bireysel emeklilik sistemine ödenen
katkı payları ticari kazancın tespitinde gider olarak
indirilebilecektir.
Bu kapsamda indirim konusu
yapılabilecek tutar, ücretlinin elde ettiği brüt
ücretin %10’unu ve yıllık bazda asgari ücretin brüt
yıllık tutarını aşamayacaktır.
Aynı hüküm ücretliler tarafından
ödenen katkı payı tutarı içinde geçerlidir.
Hem işveren hem de ücretli
tarafından katkı payı ödenmesi ve toplam tutarın
yukarıda belirtilen sınırı (ücretin %10`nu ve asgari
ücret tutarı) aşması halinde, indirimin öncelikli
olarak ücret matrahının tespitinde mi yoksa ticari
kazancın tespitinde mi yapılacağı konusu taraflarca
serbestçe belirlenebilecektir.
Gider olarak dikkate alınacak
tutarın tespitinde yıllık asgari ücret ve aylık ücret
ifadelerinden brüt ücretin anlaşılması gerekmektedir
Örnek 1:
Bir işverenin Nisan 2004 döneminde
çalışanı adına bireysel emeklilik sistemine ödediği
katkı payı tutarı 200 milyon liradır.
| Aylık Brüt Ücret |
1.800.000.000 TL
|
Bireysel Emeklilik Sistemine İşveren Tarafından
Ödenen Katkı Payı Tutarı |
200.000.000 TL
|
Önceki Dönemlerde (Ocak-Mart/2004) İndirim Konusu
Yapılmış Toplam Tutar |
120.000.000 TL
|
Asgari Ücretin Yıllık Tutarı |
5.202.900.000 TL
|
Brüt Ücretin %10 u |
180.000.000 TL
|
Brüt Ücretin %5 i |
90.000.000 TL
|
Ödenen katkı payı toplam tutarı 200
milyon lira olmasına rağmen brüt ücretin %10’unun 180
milyon lira olması nedeniyle, işveren tarafından
ücretle ilişkilendirilmeksizin ticari kazancın
tespitinde gider olarak indirilebilecek katkı payı
tutarı 180 milyon lira olacaktır.
İşveren tarafından ödenen ancak GVK`nun
40/9. maddesine göre indirilemeyen 20 milyon lira ise
ücret olarak vergilendirilmek suretiyle ticari
kazancın tespitinde dikkate alınacaktır.
j) Gıda Bankacılığı Faaliyetinde
Bulunan Dernek ve Vakıflar
5035 sayılı Kanunla GVK’nun 40 ıncı
maddesine eklenen 10 numaralı bent hükmü ile gıda
bankacılığı kapsamında yapılan yardımlar 01.01.2004
tarihinden itibaren ticari kazancın tespitinde gider
olarak dikkate alınabilecektir.
Gıda, temizlik, giyecek ve yakacak
maddelerinin bağışının dernek veya vakfa yapılmış
olması gerekmektedir. İhtiyacı bulunanlara doğrudan
veya başka organizasyonlar aracılığıyla yapılacak
anılan maddelerin yardımının yukarıda belirtilen
maddeler kapsamında yapılmış bağış olarak
değerlendirilmesi mümkün değildir.
Bağışı kabul edecek dernek veya
vakfın tüzüğünde veya senedinde ihtiyacı bulunanlara
gıda yardımı yapabilmesine ilişkin hükümlerin
bulunması gerekmektedir. Bununla beraber, dernek veya
vakfın başka alanlarda da faaliyet gösteriyor
olmasının, kamuya yararlı dernek veya vergiden muaf
vakıf olup olmamasının uygulama açısından herhangi bir
önemi bulunmamaktadır.
İndirim konusu yapılacak bağışlar,
bağışa konu mal bedeli Vergi Usul Kanununun 232 nci
maddesinde belirtilen fatura düzenleme sınırının
altında kalsa dahi mutlaka fatura ile
belgelendirilecek ve ayrıca taşıma için sevk
irsaliyesi düzenlenecektir.
Bağışlanan mala ilişkin bilgileri
eksiksiz olarak içerecek fatura, bağış yapılan dernek
veya vakıf adına düzenlenecektir. Mal bedeli olarak
faturada, bağışa konu malın maliyet bedeli (yüklenilen
katma değer vergisi hariç) yazılı olacaktır.
Faturada “İhtiyaç sahiplerine yardım
şartıyla bağışlandığından KDV hesaplanmamıştır”
ibaresinin yer alması zorunludur.
Ticari işletmeye dahil malların
(gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin)
bağışlanması durumunda bu malların maliyet bedeli
Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesi çerçevesinde
gider kaydedilir. Bu işlem, faturanın bir yandan gelir
bir yandan da gider kaydedilmesi suretiyle
gerçekleştirilir.
Bağışlanan maddelerin işletmeye
dahil olmaması halinde ise, söz konusu malın maliyet
bedeli Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesi
çerçevesinde yıllık beyannamenin bağış ve yardımlara
ilişkin bölümüne yazılarak gelir vergisi matrahının
tespitinde indirim olarak dikkate alınacaktır.
6.2.2.3. Ticari Kazancın
Tespitinde İndirilemeyecek Giderler
Gelir Vergisi Kanununun 41 inci
maddesinde sayılan aşağıdaki ödemeler ticari kazancın
tespitinde gider kabul edilemez:
a) Teşebbüs sahibi ile eşinin ve
çocuklarının işletmeden çektikleri paralar veya aynen
aldıkları sair değerler;
b) Teşebbüs sahibinin kendisine, eşine, küçük
çocuklarına işletmeden ödenen aylıklar, ücretler,
ikramiyeler, komisyonlar ve tazminatlar;
c) Teşebbüs sahibinin işletmeye koyduğu sermaye için
yürütülecek faizler;
d) Teşebbüs sahibinin, eşinin ve küçük çocuklarının
işletmede cari hesap veya diğer şekillerdeki
alacakları üzerinden yürütülecek faizler;
e) Her türlü para cezaları ve vergi cezaları ile
teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatlar;
f) Her türlü alkol ve alkollü içkiler ile tütün ve
tütün mamullerine ait ilan ve reklâm giderlerinin %50
si ;
g) Kiralama yoluyla edinilen veya işletmede kayıtlı
olan yat, kotra, tekne, sürat teknesi gibi motorlu
deniz, uçak ve helikopter gibi hava taşıtlarından
işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili
olmayanların giderleri ile amortismanları;
h) Basın yoluyla işlenen fiillerden veya radyo ve
televizyon yayınlarından doğacak maddî ve manevî
zararlardan dolayı ödenen tazminat giderleri.
Bu maddenin uygulanmasında,
kollektif şirketlerin ortakları ile adi ve eshamlı
komandit şirketlerin komandite ortakları teşebbüs
sahibi sayılır.
a) Teşebbüs Sahibi ile Eşinin ve
Çocuklarının İşletmeden Çektikleri Değerler ile Bu
Kişilere Yapılan Bazı Ödemeler
GVK`nun 41 inci maddesinin ilk dört
bendinde teşebbüs sahibi ile eşi ve çocuklarının
işletmeden çektikleri paralar veya aldıkları sair
iktisadi değerler ile teşebbüsten bu kişilerce yapılan
bazı ödemelerin ticari kazancın tespitinde gider
olarak indirilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Bu bentlerde yer alan düzenlemeler,
işletmenin ticari varlığı ile işletme sahip ya da
yakınlarının kişisel varlıklarının birbirinden
ayrılması, ticari işletmeye ilişkin giderlerle,
işletme sahip ya da yakınlarının özel tasarruflarının
giderlerinin birbirinden ayrılması amacını
taşımaktadır.
b) Her Türlü Para Cezaları, Vergi
Cezaları, Gecikme Zamları ve Faizleri, Teşebbüs
Sahibinin Suçlarından Doğan Tazminatlar ile Bu Gibi
Şahsi Vergiler
GVK`nun 41 inci maddesinin 1 inci
fıkrasının 5 inci bendinde yer alan;
§ Her türlü para cezaları,
§ Vergi cezaları,
§ Teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatlar
sayılmakla beraber,
Gelir Vergisi Kanununun 90 ıncı
maddesinde,
§ Gelir vergisi ile diğer şahsi
vergiler,
§ Her ne şekilde olursa olsun vergi cezaları ve para
cezaları,
§ Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun
hükümlerine göre ödenen cezalar, gecikme zamları ve
faizler,
§ Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ödenen cezalar,
gecikme faizleri,
gelir vergisi matrahından ve gelir
unsurlarından indirilmez denilmektedir.
Ancak, ticari bir sözleşmeye cezai
şart konmuşsa, bu çeşit bir tazminat cezai mahiyette
tazminat sayılmaz, gelir vergisinden indirilebilir.
Ticari faaliyet nedeni ile ödenen
müeyyideler, faizler, zamlar safi kazanç tutarının
hesaplanmasında gider unsuru olarak kabul edilebilir.
Kamu kurumları tarafından verilen hizmet bedellerinin
geç ödenmesi nedeniyle gecikme cezası olarak
adlandırılan ve tahsil edilen bedeller sözleşmeye
dayanan tazminat veya ticari faaliyet nedeniyle ödenen
gecikme faizi mahiyetinde bulunduğundan ticari
kazancın tespitinde gider olarak dikkate
alınabilecektir.
c) Her Türlü Alkol ve Alkollü
İçkiler ile Tütün ve Tütün Mamullerine Ait İlan ve
Reklam Giderlerinin %50 si
Söz konusu giderlerin yarısı indirim
konusu yapılırken Bakanlar Kurulu Kararı ile yapılan
düzenleme ile oran (0) sıfır olarak belirlendiğinden
bu harcamaların tamamı gider olarak
indirilebilecektir.
d) Motorlu Deniz Taşıtları ve
Hava Taşıtlarından İşletmenin Esas Faaliyet Konusu ile
İlgili Olmayanların Giderleri ile Amortismanları
Kiralama yolu ile edinilen veya
işletmede kayıtlı olan yat, kotra, sürat teknesi gibi
motorlu deniz; uçak, helikopter gibi hava taşıtlarında
işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili
olmayanların giderleri ile amortismanları Gelir
Vergisi Kanununun 40/7. maddesine göre ticari kazancın
tespitinde indirim konusu yapılamaz.
6.2.2.4. Diğer Kanunlara Göre
İndirilebilecek ve İndirilemeyecek Giderler
Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununa
göre, söz konusu Kanunun I-III-IV sayılı tarifelerinde
yer alan taşıtlardan alınan vergi ve cezalar ile
gecikme zamlarının gider olarak indirilmesi mümkün
bulunmamaktadır (Ticari amaçla kullanılan uçak,
helikopter ile taşıt kiralama faaliyeti ile uğraşan
işletmelerin bu amaçla kiraya verdikleri taşıtlara ait
giderler indirilebilecektir.)
Özel işlem ve özel iletişim
vergilerinin ticari kazancın tespitinde gider olarak
indirilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Katma Değer Vergisi mükellefleri
kullanmak üzere satın aldıkları ödeme kaydedici
cihazların her biri için %100 e kadar amortisman oranı
seçebilirler. Amortisman ayırma imkanı bulunmayanlar
ise alış bedelinin tamamını vergiye tabi kazançlarının
tespitinde indirim konusu yaparlar. (3100 Sayılı Kanun
Md. 7)
6.2.3. Yıllara Sari İnşaat ve
Onarma İşlerinin Vergilendirilmesi
6.2.3.1.Yıllara Sari inşaat ve
Onarım İşinin Özellikleri
Gelir vergisinde takvim yılı
esastır. Bir takvim yılına ait gelirler ertesi yılın
Şubat-Mart ayında beyan edilir. Bu vergilendirme ve
beyan sisteminin istisnası Gelir Vergisi Kanununun 42,
43 ve 44 üncü maddelerinde yer alan yıllara yaygın
inşaat ve onarım işidir.
Bir yıldan fazla süren (birden fazla
takvim yılına taşan) inşaat ve onarma işlerinden elde
edilen kazançlar işin bitiminde tespit edilir, tamamı
o yılın geliri sayılarak takip eden yılın Mart ayının
15 inci gününe kadar beyan edilir.
Bir işin 42 nci madde kapsamında
değerlendirilebilmesi için aşağıdaki koşulları
taşıması gerekmektedir.
§ Faaliyet konusu iş, inşaat ve
onarım işi olmalıdır.
§ İnşaat ve onarım işi başkalarının hesabına ve
taahhüde bağlı olarak yapılmalıdır.
§ İnşaat ve onarım işi birden fazla takvim yılına
sirayet etmelidir.
6.2.3.2.İnşaat ve Onarım İşinde
İşin Başlangıç Tarihi
GVK`nun 42 nci maddesi kapsamına
giren işlerde, inşaat ve onarım işinin başlangıç ve
bitim tarihi önem arz etmektedir.
Bu çerçevede;
§ Yapılan sözleşmede yapılacak işin
yer teslimi öngörülmüş ise yerin teslim edildiği
tarih,
§ Sözleşmede yer teslim tarihi belirtilmemiş ise
sözleşmede belirtilen işin başlangıç tarihi,
§ Sözleşmede bunların hiçbiri belirtilmemiş ise
sözleşme tarihi, işin başlangıç tarihi olarak kabul
edilir.
Örnek:
Mükellef A, belediye ile 29.08.2001 tarihinde yapılan
sözleşme gereğince mezarlık ek gömü alanı işini
yüklenmiş ve işe 12.09.2001 tarihinde başlaması
gerekirken, söz konusu alanın SİT alanı içinde olması
nedeni ile iş yapımı ertelenmiştir. İlgili alanın SİT
alanından çıkarılması ile 31.01.2002 tarihinde işe
başlama talimatı alan mükellef A, işi aynı yıl içinde
bitirmiştir. Bu durumda söz konusu iş, GVK`nun 42 inci
maddesi kapsamında yıllara sari inşaat ve onarım işi
olarak değerlendirilemeyecektir.
6.2.3.3. İnşaat ve Onarım İşinde
İşin Bitim Tarihi
§ Geçici ve kesin kabule tabi olan
işlerde geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın
onaylandığı tarih,
§ Geçici ve kesin kabul usulüne tabi olmayan işlerde
işin fiilen tamamlandığı veya fiilen bırakıldığı
tarih,
işin bittiği tarih olarak kabul
edilir. Diğer bir ifadeyle, yıllara sari işlerde
geçici kabul tutanağının düzenlenerek onaylanması ile
iş bitmiş sayılır ve bu tarih itibarıyla kar-zarar
tespit edilerek takip eden yıl beyan edilir.
Geçici ve kesin kabul yönteminde
yıllara sari inşaat ve onarma işlerinde iş, geçici
kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece
onaylandığı tarihte bitmiş sayılır. Elde edilen kazanç
veya zarar, geçici kabul tutanağının idarece
onaylandığı yılı izleyen Mart ayının 15 inci günü
akşamına kadar beyan edilir.
Geçici kabulden kesin kabul tarihine
kadar bu işle ilgili olarak yapılan giderler ile her
türlü hasılat bu giderlerin yapıldığı veya hasılatın
elde edildiği yılın kar-zarar hesabına intikal
ettirilir.
Geçici ve kesin kabul usulüne tabi
olmayan işlerde işin fiilen tamamlandığı yıl, işin
bittiği tarih olarak kabul edilir. Bu hallerde fiili
bir ölçü söz konusu olup, her olay kendine ait
özellikler taşıyabilir. Genel planda önem taşıyan
unsur, inşası tamamlanan yapının, sahibinin istifade
ve tasarrufuna sunulmuş olmasıdır.
İşin ifa edilerek son bulması için
aşağıdaki şartların birlikte bulunması gerekir.
§ İşin yapılmış olması,
§ Yapılan şeyin teslim edilmiş olması,
§ Yapılan şeyin kabul edilmiş olması gerekir.
6.2.3.4. İnşaat ve Onarma
İşlerinde Ortak Genel Giderlerin Dağıtımı
Yıllara sari inşaat ve onarma işi
yapan yükümlüler, bu işlerine ait kayıtlarını ayrı bir
defterde veya tutmakla yükümlü oldukları defterlerin
ayrı sayfalarında göstermek ve kar-zararlarını ayrı
ayrı saptamak zorundadırlar.
Hangi işle ilgili olduğu
saptanamayan veya bütün işler için yapılan giderler
ortak genel gider olarak kabul edilip yapılan işlere
dağıtılırlar.
Yıl içinde birden fazla inşaat ve
onarım işinin birlikte yapılması halinde her yıla ait
müşterek genel giderler bu işlere ait harcamaların
birbirine olan nispetine göre dağıtılacaktır.
Enflasyon düzeltmesi uygulanan dönemlerde ise
harcamaların düzeltilmiş değerlerinin dikkate
alınacağı tabidir.
Tek veya birden fazla inşaat ve
onarım işi diğer işlerle birlikte yapılıyor ise, her
yıla ait müşterek genel giderler bu işlere ait
harcamalar ile diğer işlere ait satış veya hasılat
tutarlarının birbirlerine olan nispeti dahilinde
dağıtılacaktır.
Örnek
Mükellef (B), hepsi yıllara sari
inşaat ve onarım işi yapmakta olup,
§ A işinden 60 milyar TL.
§ B işinden 36 milyar TL.
§ C işinden 24 milyar TL. istihkak almıştır.
Üç ayrı iş için müştereken 9.6
milyar TL. genel gider yapılmıştır. Bu genel
giderlerin işlere dağılımı alınan istihkakların,
toplam harcama içindeki payı arasında yapılacaktır.
|
İşler
|
Yapılan Harcama Tutarları
(milyar TL)
|
Harcama Oranı (%)
|
İşlere Düşen Ortak Genel
Giderler
|
|
A İşi
|
60
|
50
|
4.800.000.000
|
|
B İşi
|
36
|
30
|
2.880.000.000
|
|
C İşi
|
24
|
20
|
1.920.000.000
|
|
Toplam
|
120
|
100
|
9.600.000.000
|
6.2.3.5. İnşaat ve Onarma
İşlerinde Amortismanların Dağıtımı
GVK.43/3 üncü maddesine göre ortak
olarak kullanılan makine, tesisat ve ulaştırma
araçlarının amortismanları bunların her bir işte
kullanıldıkları gün sayısına göre inşaatların
maliyetlerine dağıtılır.
Amortisman dağıtımında aşağıdaki
konulara dikkat edilmelidir:
§ Mobilya, hesap ve yazı makinesi
gibi büro malzemelerinin amortismanı; ortak genel
giderlere eklenerek dağıtıma tabi tutulur.
§ Yıl içinde alınan tesisat, makine ve ulaştırma
araçlarının satın alındığı tarihten önceki günlere
isabet eden amortismanları, yine ortak genel giderlere
eklenerek dağıtıma tabi tutulur.
§ Tesisat, makine ve ulaştırma araçlarının
kullanılmayıp boş kaldığı günlere isabet eden
amortismanları, ortak genel giderlere eklenerek
dağıtıma tabi tutulur. Söz konusu araçların
kullanılmadığı veya kullanılmasının mümkün olmadığı
işlere pay verilmez.
Örnek:
Değeri 30 milyar TL olan kamyon aşağıdaki sürelerde
belirtilen faaliyetlerde kullanılmıştır. Amortisman
oranı %20 dir. (30.000.000.000 * %20 = 6.000.000.000)
|
İşler
|
Kullanıldığı Gün Sayısı
|
Gün Sayısının Oranı
|
Ayrılacak Amortisman Payı
|
A İnşaat |
60
|
2/12
|
1.000.000.000
|
B İnşaat |
120
|
4/12
|
2.000.000.000
|
Nakliye |
90
|
3/12
|
1.500.000.000
|
Nalburiye |
90
|
3/12
|
1.500.000.000
|
|
TOPLAM
|
360
|
12/12
|
6.000.000.000
|
6.2.3.6. Yıllara Sari İnşaat ve
Onarma İşlerinde Tevkifat Uygulaması
Yıllara sari ve onarım işi yapanlara
zaman zaman söz konusu işlere ilişkin olarak
düzenlenen istihkak raporuna dayanarak istihkak
ödemesi yapılmaktadır. Bu ödemeler geçici kabulün veya
işin fiilen bitiminden sonraki ana ödemeye mahsuben
yapılan bir ödeme olmaktadır.
Vergilemedeki gecikmeyi telafi etmek
ve müteahhidin ödemedeki mali yükünü azaltmak
amacıyla, yıllara yaygın inşaat ve onarma işlerinde
ödenen istihkak bedellerinden vergi kesintisi
yapılmaktadır. Vergi tevkifatı, Gelir Vergisi
Kanununun 94 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Anılan
madde hükmü uyarınca vergi kesintisi yapmak
mecburiyetinde olanlar, yıllara yaygın inşaat ve
onarma işini yapanlara (kurumlar dahil) ödedikleri
istihkak bedellerinden istihkak sahiplerinin gelir
vergilerine mahsuben (avans olarak ödenenler dahil) %5
nispetinde vergi kesintisi yapmakla yükümlüdürler.
Yıllara sari inşaat ve onarım işlerinde gelir vergisi
tevkifatının matrahı, bu işleri yapanlara ödenen
istihkak bedelleridir. Kesilen bu vergiler verilecek
yıllık gelir vergisi beyannamesinde bildirilen kazanç
üzerinden hesaplanacak gelir kurumlar vergisinden
mahsup edilir. İşin devam etmesi nedeniyle kazancı
beyannameye dahil edilmemiş olan inşaatlara ilişkin
istihkaklardan kesilen gelir vergisi tevkifatları
diğer kazanç unsurları üzerinden hesaplanan gelir ya
da kurumlar vergisinden mahsup edilemez.
Diğer taraftan, geçici kabulden
sonra kesin kabulü sağlamak üzere yapılan işler
nedeniyle alınan istihkaklar, biten inşaat işiyle
ilgilendirilmeksizin elde edildikleri yılın kar veya
zararının tespitinde dikkate alınırlar ve gelir
vergisi tevkifatına tabi tutulmazlar.
Yıllara sari inşaat ve onarma
işinden elde edilen istihkaklar nedeniyle oluşan faiz
gelirlerinin, inşaat işinin değil faiz gelirlerinin
ait olduğu yılın kazancı olarak beyan edilmesi
gerekmektedir.
GVK’nun 42 nci maddesi kapsamına
giren birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat
ve onarma işleri dolayısıyla alınan istihkak
bedellerinden tevkif edilmiş bulunan vergilerin,
yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinde
gösterilen gelire dahil kazançlar üzerinden hesaplanan
gelir veya kurumlar vergisinden mahsubu neticesinde,
mükellefe iadesi gereken bir verginin kalması halinde,
bu vergi mükellefin talebi doğrultusunda nakden
ve/veya diğer vergi borçlarına mahsup edilmek
suretiyle iade edilecektir.
Sözleşme yapılırken işin yıl içinde
bitmesinin öngörülmesine karşın iş değişik nedenlerle
yıl içinde bitmeyip sonraki yıla sarkabilir. Yeni
sözleşmenin yapılması veya sözleşmede değişikliğin
yapılmasıyla birlikte ya da fiilen iş yıllara yaygın
duruma gelebilir. Bu durumda yeni sözleşmenin veya
sözleşmede değişikliğin yapıldığı ya da fiilen yıllara
yaygın hale geldiği tarihten sonra yapılan hakediş
ödemelerinden vergi kesintisi yapılması gerekir.
Örnek:
İlköğretim Okulu bina inşaatı yapım işi 30.12.2004
tarihinde sözleşmeye bağlanmış, 05.01.2005 tarihinde
yer teslimi yapılmış, ayrıca işin 180 günde
tamamlanacağı sözleşmeye bağlanmıştır. Söz konusu
inşaat işi ile ilgili olarak müteahhide zaman zaman
istihkak (hakediş) ödemesi yapılmıştır.
Örnek olayımızda okul inşaatı için
yer teslimi 05.01.2005 tarihinde yapıldığından işin
başlangıç tarihi 05.01.2005 olup, işin 180 günde
tamamlanacağı öngörüldüğünden bitim tarihinin de aynı
yılda olması nedeniyle işin GVK`nun 42 nci maddesi
kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.
Dolayısıyla söz konusu istihkaklardan gelir vergisi
tevkifatı yapılmayacaktır.
7. TİCARİ KAZANCIN MUAFİYET VE İSTİSNALARI
7.1. Esnaf Muaflığı
Aşağıda yazılı şekilde çalışanlar GVK’nun 9 uncu
maddesine göre gelir vergisinden muaf tutulmuşlardır.
1. Motorlu nakil vasıtaları kullanmamak şartı
ile gezici olarak veya bir işyeri açmaksızın perakende
ticaret ile iştigal edenler (Giyim eşyalarıyla zati ve
süs eşyaları, değeri yüksek olan ev eşyaları Pazar
takibi suretiyle gıda bakkaliye ve temizlik
maddelerini ve sabit iş yerlerinin önünde sergi açmak
suretiyle o iş yerlerinde satışı yapılan aynı neviden
malları satanlar hariç)
2. Bir iş yeri açmaksızın gezici olarak ve
doğrudan doğruya müstehlike iş yapan hallaç, kalaycı,
lehimci, musluk tamircisi, çilingir, ayakkabı
tamircisi, kundura boyacısı, berber, nalbant,
fotoğrafçı, odun ve kömür kırıcısı, çamaşır yıkayıcısı
ve hamallar gibi küçük sanat erbabı;
3. Köylerde gezici olarak her türlü sanat
işleri ile uğraşanlar ile aynı yerlerde aynı işleri
bir iş yeri açmak suretiyle yapanlardan 47'inci
maddede yazılı şartları haiz bulunanlar (51'inci madde
şümulüne girenler bu muafiyetten faydalanamazlar);
4. Nehir, göl ve denizlerde ve su geçitlerinde
toplamı 50 rüsum tonilatoya (50 rüsum tonilato dahil)
kadar makinesiz veya motorsuz nakil vasıtası
işletenler, hayvanla veya bir adet hayvan arabası ile
nakliyecilik yapanlar (Bu bentte yazılı ölçüler,
birlikte yaşayan eşlerle velayet altındaki çocuklar
hakkında veya ortaklık halindeki işletmelerde, bu
kimselerin veya ortaklığın işlettiği vasıtalar toplu
olarak nazara alınmak suretiyle tespit edilir);
5. Ziraat işlerinde kullandıkları hayvan,
hayvan arabası, motor, traktör gibi vasıtalar veya
sandallarla nakliyeciliği mutat hale getirmeksizin ara
sıra karşılığında eşya ve insan taşıyan çiftçiler;
6. Hariçten işçi almamak, muharrik kuvvet
kullanmamak kayıt ve şartı ile oturdukları evlerde
imal ettikleri havlu, örtü, çarşaf, çorap, halı,
kilim, dokuma mamulleri, örgü, dantel, her nevi nakış
işlerini ve her nevi turistik eşya, hasır, sepet,
süpürge, paspas, fırça, yapma çiçek, ip ve urganları
dükkan açmaksızın satanlardan 47'inci maddenin 1 ve 3
numaralı bentlerinde yazılı şartları haiz bulunanlar;
7. Yukarıdaki 1-6 numaralı bentlerde sözü
edilen işlere benzerlik gösterdikleri, Danıştay'ın
muvafık mütalaası üzerine, Maliye Bakanlığınca kabul
ve ilan olunan ticaret ve sanat işleri ile iştigal
edenler. (Ticari, zirai veya mesleki kazancı dolayısı
ile gerçek usulde Gelir Vergisine tabi olanlar ile
yukarıda sayılan işleri Gelir ve Kurumlar Vergisi
mükelleflerine devamlılık ve bağlılık arz edecek
şekilde yapanlar esnaf muaflığından faydalanamazlar.)
Esnaf muaflığından faydalananlar faaliyetleri ile
ilgili olarak satın aldıkları mallara ve giderlerine
ilişkin, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinden
aldıkları belgeleri saklamak zorundadırlar.
Bir işyeri açmaksızın münhasıran gezici olarak; milli
piyango bileti satanlar ile 4077 sayılı Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanuna göre gerçek ve tüzel
kişilerin mallarını iş akdi ile bağlı olmaksızın
bunlar adına kapı kapı dolaşmak suretiyle tüketiciye
satanlar yukarıdaki şartlarla sınırlı olmaksızın gelir
vergisinden muaftır.
7.2. PTT Acentelerinde Kazanç İstisnası
PTT acenteliği faaliyetinden elde edilen kazançlar,
gelir vergisinden müstesnadır. Ancak bu kazanç
istisnasının GVK’nun 94. madde uyarınca yapılan
tevkifata etkisi yoktur
7.3. Sergi ve Panayır İstisnası
Gelir Vergisi Kanununun 30. maddesine göre dar
mükellefiyete tabi olanların hükümetin izni ile açılan
sergi ve panayırlarda yaptıkları ticari faaliyetlerden
elde ettikleri kazançlar, Türkiye’de başkaca işyeri
veya daimi temsilcileri bulunmamak şartıyla gelir
vergisinden istisna edilmiştir.
Bu sergi ve panayırlarda yapılan serbest meslek
faaliyetinden elde edilen kazançlar da gelir
vergisinden müstesnadır.
7.4. Serbest Bölgelerde Elde Edilen Kazançlara
İlişkin İstisna
3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununda 5084 sayılı
Kanunla yapılan değişiklik ile serbest bölgeler gümrük
hattı dışında sayılmış; bu bölgelerde gümrük ve
kambiyo mükellefiyetine dair mevzuat hükümlerinin
uygulanmayacağı belirtilmiş; işletmeci ve
kullanıcıların yatırım ve üretim safhalarında Bakanlar
Kurulunca belirlenecek vergi dışı teşviklerden
yararlandırılabileceği hükme bağlanmıştır. (3218
sayılı Kanun Madde 6)
3218 sayılı Kanuna 5084 sayılı Kanunun 9 uncu
maddesiyle eklenen geçici 3 üncü maddede de, serbest
bölgelerde 06.02.2004 tarihi itibarıyla faaliyette
bulunmak üzere ruhsat almış mükelleflerin, faaliyet
ruhsatlarında belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere
bölgelerde gerçekleştirdikleri faaliyetler dolayısıyla
elde ettikleri kazançları gelir ve kurumlar
vergisinden istisna edilmiştir.
3218 sayılı Kanunda yapılan değişikliklerin
incelenmesinden de anlaşılacağı üzere, bölgelerde
vergi mükellefiyetine dair mevzuat hükümlerinin
uygulanması sağlanmış, tam ve dar mükelleflerin
bölgedeki gelir ve kurumlar vergisi muafiyetine son
verilmiştir.
Serbest bölgelerde faaliyette bulunan mükelleflerle
ilgili olarak, 4 Eylül 2004 tarih ve 25573 sayılı
Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 85 Seri
No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde ayrıntılı
açıklamalara yer verilmiştir.
Bununla birlikte 5084 sayılı Kanundan önce veya sonra
faaliyet ruhsatı almış olanların Serbest Bölgelerdeki
imalatlarının satışı sonucu elde edilen kazançları
Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi
içeren yıllık vergilendirme döneminin sonuna kadar
gelir vergisinden istisnadır.
7.5. Eğitim ve Öğretim İşletmelerinde Kazanç
İstisnası
Eğitim ve öğretim işletmelerinde kazanç istisnası 5228
sayılı Kanunla ve GVK’nun mülga 20’inci maddesi
başlığı ile yeniden düzenlenmiştir. Buna göre, “okul
öncesi eğitim, ilköğretim, özel eğitim ve orta öğretim
özel okullarının işletilmesinden elde edilen
kazançlar, ilgili Bakanlığın görüşü alınmak suretiyle
Maliye Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslar
çerçevesinde beş vergilendirme dönemi gelir
vergisinden müstesnadır. İstisna, okulların faaliyete
geçtiği vergilendirme döneminden itibaren başlar.”
Eğitim ve öğretim işletmelerine tanınan kazanç
istisnası; okul öncesi eğitim, ilköğretim, orta
öğretim ve özel eğitim okullarının işletilmesinden
elde edilen kazançlar için geçerlidir. Bu istisnadan
01.01.2004 tarihinden itibaren faaliyete geçen eğitim
ve öğretim kurumları yararlanabilecektir. Bu tarihten
önce faaliyete geçen okulların işletilmesinden elde
edilen kazançlara bu istisnayı uygulamak mümkün
değildir.
Kişilerin bilgi düzeyini yükseltmek amacıyla kurulan
dershaneler, sosyal-kültürel ve mesleki alanda
yetenek, bilgi, beceri ve deneyimlerini geliştirmek,
boş zamanlarını değerlendirmek ve öğrencileri
istedikleri derslere yetiştirmek amacıyla faaliyet
gösteren özel öğretim kurumları (Anadolu liselerine,
üniversiteye hazırlık kursları, bilgisayar kursları,
dans-bale okulları vb.) ile öğrenci etüt eğitim
merkezlerinin işletilmesinden elde edilen kazançlar da
bu istisna kapsamı dışındadır.
İstisna faaliyete başlanılan vergilendirme döneminden
itibaren 5 vergilendirme dönemi için geçerlidir. Eylül
2005 tarihinde faaliyete geçen bir ortaöğretim okulu
için 2005-2009 vergilendirme dönemlerinde elde edilen
kazançlara istisna uygulanacaktır. Kurum açma izin
belgesinin daha önceki bir tarihi taşıması, istisna
uygulamasının süresini değiştirmez. Yukarıdaki örnekte
kurum için izin belgesi 2004 yılında verilmiş olsa
dahi istisna 2005 yılından itibaren yani faaliyete
geçilen dönemden itibaren uygulanacaktır.
Eğitim tesislerinde yer alan büfe, kantin vb.
işletilmesi veya kiraya verilmesinden elde edilen
kazançlar da istisna kapsamı dışındadır. Fakat yemek,
yatma ve taşıma bedelleri okul ücretine dahilse bu
faaliyet gelirleri de istisnadan faydalanabilecektir.
7.6. Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde Yapılan
Faaliyetler Sonucu Elde Edilen Kazançlara İlişkin
İstisna
4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununa
göre teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet
gösteren mükelleflerin, münhasıran bu bölgedeki
yazılım ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri
kazançları faaliyete başlanılan tarihten bağımsız
olmak üzere, 31.12.2013 tarihine kadar gelir ve
kurumlar vergisinden istisna edilmiştir. (4691 sayılı
Kanun Geçici Madde 2)
Geçici 2 nci maddenin yürürlüğe girdiği 01.01.2004
tarihinden önce teknoloji geliştirme bölgelerinde
faaliyet gösteren mükelleflerin, bölgedeki yazılım ve
AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar da,
faaliyete başladıkları tarihten bağımsız olmak üzere,
31.12.2013 tarihine kadar gelir ve kurumlar
vergisinden müstesnadır.
7.7. 4325 sayılı Kanun
Kapsamındaki Gelir Vergisi İndirimi
4325 sayılı Kanun kapsamına dahil
illerde 01.01.1998 tarihinden önce işyeri bulunan
mükellefler ile 01.01.1998 - 31.12.2000 tarihleri
arasında bu illerde yeni bir işyeri açan ve gelir ve
kurumlar vergisi istisnası uygulamasından yararlanan
mükellefler için istisna süresinin bitiminden başlamak
ve 31.12.2007 tarihinde sona ermek üzere çalıştırılan
işçi sayısına bağlı olarak %40 - %60 arasında değişen
oranlarda vergi indiriminden yararlanılması mümkün
bulunmaktadır.
7.8. Yatırım İndirimi
Gelir ve kurumlar vergisi
mükelleflerinin yararlanabileceği yatırım indirimi
müessesesi 4842 sayılı Kanunla değişmeden önce GVK’nun
1-6 ncı maddelerinde düzenlenmişti. Ancak, 4842 sayılı
Kanunla GVK’nun Ek 1-6 maddeleri yürürlükten
kaldırılmış, buna karşılık yatırım indirimi aynı
Kanunun 19 uncu maddesi ile “Ticari ve Zirai
Kazançlarda Yatırım İndirimi İstisnası” başlığı
altında yeniden düzenlenmiştir.
7.8.1. Yatırım İndiriminin Tanımı
ve Amacı
Yatırım indirimi, belirli şartlar
altında yapılan yatırım harcamalarının belli bir
oranının vergi matrahından indirilmesini sağlayan bir
teşvik müessesesidir.
Yatırım indirimi ile;
Ø Yatırımın teşvik edilmesi,
Ø İstihdam imkanlarının arttırılması,
Ø Yabancı sermaye yatırımlarının arttırılması
Ø Gelişmiş ve yeni teknoloji kullanımının teşviki
amaçlanmaktadır.
7.8.2. Yatırım İndiriminin Konusu
ve Oranı
Yatırım indiriminin konusu, yatırım
indirimi istisnasından yararlanma şartlarını taşıyan
mükelleflerin faaliyetlerinde kullanmak üzere satın
aldıkları veya imal ettikleri amortismana tabi
iktisadi kıymetlerden yeni olanlarıdır. Oranı ise, bu
iktisadi kıymetlerin maliyet bedellerinin %40’ıdır.
Ayrıca Petrol Kanunu ve Maden Kanununa göre yürütülen
arama ve sondaj faaliyetleri için yapılan ve
aktifleştirilen harcamalar yatırım indirimi istisnası
uygulamasından yararlanacaklardır.
7.8.3. Yararlanma Koşulları
a-
Kazancın bilanço esasına göre tespiti,
b- Harcamaların;
Ø İşletme faaliyetlerinde kullanılan
Ø Yurt içinde kullanılan
Ø Yeni olan
Ø Bedeli 5 Milyardan az olmayan (1.1.2005 tarihinden
itibaren 10.000 YTL.)
amortismana tabi iktisadi
kıymetlerin satın alınması veya imali suretiyle
yapılmış olması gerekmektedir.
7.8.4.Yararlanacak Mükellefler
Yatırım indirimi istisnasından;
Ø Gelir vergisi mükelleflerinden;
bilanço esasına göre defter tutan ticari kazanç
sahiplerinden, gerçek kişiler, kollektif şirketler,
adi komandit şirketler, adi ortaklıklar,
bilanço esasına göre defter tutan zirai kazanç
sahiplerinden çiftçiler, zirai işletmeler,
Ø Kurumlar vergisi mükelleflerinden;
sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu
müesseseleri, iş ortaklıkları, dernek ve vakıflara ait
iktisadi işletmeler,
yararlanırlar.
7.8.5. Yararlanamayacak Olanlar
2005 takvim yılı için bedeli 10.000 YTL’den az olan
iktisadi kıymetler
Yurt içinde veya dışında daha önce kullanılmış olan
iktisadi kıymetler
Gayri maddi haklar ve ekonomik ömürleri 5 yıldan kısa
olan özel maliyet bedelleri
Mal ve hizmet üretimiyle doğrudan ilgili olmayan;
alet, edevat, mefruşat ve büro demirbaşları
Bedelsiz olarak iktisap edilen iktisadi kıymetler
Satın alma suretiyle iktisap edilen veya inşa edilen
binalar
Arazi veya arsalar
Binek otomobili ve benzeri kara taşıtları, yat, kotra
vb. motorlu deniz araçları ile helikopter gibi hava
taşıtları
Yurt dışındaki yatırımlarda kullanılmak üzere alınan
iktisadi kıymetler
7.8.6. Yatırım İndirimi
Hesaplanmayacak İktisadi Kıymetler
Gelir Vergisi Kanunu’nun 19 uncu
maddesinin 4 üncü fıkrasında belirtilen harcamalar
yatırım indirimi istisnasından yararlanamayacaktır.
1) Bedeli 5 milyar liradan
(01.01.2005 tarihinden itibaren 10 milyar liradan) az
olan iktisadi kıymetler
(iktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz eden
iktisadi kıymetler haddin aşılıp aşılmadığının
tespitinde bir bütün olarak dikkate alınır).
İktisadi ve teknik bakımdan bütünlük
arz eden iktisadi kıymetler, bir işletmede belli bir
fonksiyon etrafında birleşerek bir üretimde bulunan
veya üretime herhangi bir aşamada değer kazandıracak
nitelikteki bir fonksiyonu birbirini tamamlayarak
yerine getiren iktisadi kıymetler olarak
tanımlanmıştır.
Örneğin;
à bir bilgisayar sistemini oluşturan
donanım malzemeleri,
à yazar kasalar ve barkot okuyucu cihazlar,
à lokanta işletmesi için alınan tabak, çatal, bıçak ve
bardaklar,
à okul sıra ve masaları
aynı fonksiyona hizmet ettiklerinden
iktisadi ve teknik bakımdan bütünlük oluşturmaktadır.
2) Yurt içinde veya yurt dışında
daha önce kullanılmış olan iktisadi kıymetler
(yüzer havuzlar ve oniki yaşından
küçük gemiler hariç).
3) Gayri maddi haklar ile
ekonomik ömrü 5 yıldan daha kısa olan özel maliyet
bedelleri (yatırım
indirimden yararlanan iktisadi kıymetlerin
kullanılabilmesi için gerekli olan bilgisayar
programları hariç).
Gayri maddi haklardan sadece yatırım
indiriminden yararlanan iktisadi kıymetlerin
kullanılabilmesi için gerekli olan bilgisayar
programları yatırım indirimine konu edilebilecektir.
Ayrıca, ekonomik ömrü 5 yıldan daha
kısa olan özel maliyet bedellerinin yatırım
indiriminden yararlanamayacaktır.
4) Mal ve hizmet üretimi ile
doğrudan ilgili olmayan; alet, edevat, mefruşat ve
büro demirbaşları.
Yatırımın üretkenliğini arttıran ve
üretim sürecine doğrudan katılan alet, edevat,
mefruşat ve büro demirbaşları yatırım indirimine konu
edilebilecektir.
Örneğin,
otel işletmeciliğinde kullanılan televizyon, masa,
sandalye vb. demirbaşlar hizmet üretimi ile doğrudan
ilişkili bulunduğundan yatırım indirimi istisnasından
yararlanacaktır.
5) Bedelsiz olarak iktisap edilen
iktisadi kıymetler.
Bedelsiz iktisapta, herhangi bir
harcama bulunmadığı için bedelsiz olarak iktisap
edilen iktisadi kıymetler indirime de konu olamaz.
6) Satın alma suretiyle iktisap
edilen veya inşa edilen binalar
(mal ve hizmet üretim yeri olarak
kullanılmak üzere inşa edilenler hariç).
Bina harcamalarının yatırım
indirimine konu edilebilmesi için mal ve hizmet üretim
yeri olarak kullanılmak üzere inşa edilmiş olma şartı
aranmaktadır.
Mal veya hizmet üretim yeri olarak
kullanılmakta olan veya başka amaçla inşa edilmiş
olmasına rağmen, mal veya hizmet üretim yerine
dönüştürülen binalar için yapılan tadilat ve tamirat
harcamalarına yeni bir bina inşa edilmemiş olduğu için
yatırım indirimi uygulanamaz. Ancak, mevcut üretim
yerinin genişletilmesi amacıyla yapılan binalara
yatırım indirimi uygulanır.
Örneğin;
bilgisayar donanımları üretimi ile iştigal eden (A)
Ticaret ve San. A.Ş.’nin tamamı idari hizmetlerinde
kullanılmak üzere, kendi arsası üzerinde yapmayı
düşündüğü idare merkezi binasına ilişkin harcamaları,
söz konusu bina mal ve hizmet üretim yeri niteliğinde
olmadığından yatırım indirimi istisnasından
faydalanamayacaktır.
7) Arazi veya arsalar
Arazi veya arsalar her ne kadar
binanın maliyet unsuru içerisinde yer alsa da, GVK 19
uncu maddesinin 47 nci bendinde yatırım indiriminden
yararlanmayacak iktisadi kıymetler arasında
sayıldığından, binalar için yatırım indirimi
uygulanırken arsa bedeli hariç değerleri dikkate
alınacaktır.
Örneğin;
Tohumculuk faaliyeti ile iştigal eden
(C) A.Ş., faaliyetini genişletmek amacıyla satın
aldığı arazi hariç olmak üzere, söz konusu
faaliyetinde kullanacağı diğer amortismana tabi
iktisadi kıymetleri için yatırım indirimi
istisnasından yararlanabilecektir.
8) Binek otomobili ve benzeri
kara taşıtları, yat, kotra, tekne ve benzeri motorlu
deniz araçları ile uçak ve helikopter gibi hava
taşıtları (işletmenin esas
faaliyet konusu ile ilgili olanlar hariç).
Yukarıda belirtilen taşıtlar için
yatırım indirimi hesaplanmaz. Ancak, işletmenin esas
faaliyet konusunun bu taşıtların kısmen veya tamamen
işletilmesi olması halinde yatırım indirimi istisnası
uygulanabilecektir.
Örneğin;
taşıt kiralama (rent a car) konusunda
faaliyet gösteren şirketlerin kiralanmak üzere
aktifine aldığı binek otomobilleri yatırım indirimi
istisnası kapsamında değerlendirilecektir.
Esas faaliyet konusu, yukarıda
belirtilen taşıtların kısmen veya tamamen işletilmesi
olmayıp, başka alanlarda faaliyet göstermekte olan
işletmelerin satın aldığı taşıtlar ise yatırım
indirimi istisnasından yararlanamazlar.
Örneğin;
otomobil alım-satımı faaliyetinde
bulunan şirketin, satış öncesi test sürüşü yaptırmak
amacıyla satın aldığı binek otomobilleri, işçilerin
servisi için satın alınan panel van, sigara veya ilaç
satış, dağıtım ve pazarlaması yapan mükellefin
işletmesinde kayıtlı olan, dağıtım ve pazarlama
faaliyetinde kullanmak üzere satın aldığı binek
otomobili, işletmelerin faaliyetlerinde kullanılmış
olsa bile, işletmelerin esas faaliyeti söz konusu
araçların işletilmesi olmadığından yatırım indirimi
istisnası uygulanmayacaktır.
Binek otomobili ve benzeri kara
taşıtları dışında kalan kamyon, kamyonet, otobüs,
minibüs, tır, tanker gibi araçlar, işletmelerin
faaliyetlerinde kullanılmak üzere satın alınmış veya
imal edilmiş olmaları koşuluyla, belirtilen
kısıtlamalara tabi olmaksızın yatırım indirimi
istisnası kapsamında değerlendirilecektir. (Esas
faaliyet konusu ile ilgili olması şartı aranmaz).
Örneğin;
meşrubat dağıtım ve pazarlama işi ile uğraşan firmanın
ürünlerinin dağıtımı amacıyla satın aldığı kamyon veya
kamyonet bu kapsamdadır.
7.8.7. İndirimin Başlangıcı ve
Süresi
GVK 19 uncu maddenin 5024 sayılı
Kanunla değiştirilen 2 nci fıkrasında, “Yatırım
indirimi istisnası uygulamasına, istisnaya konu
iktisadi kıymete ilişkin harcamaların yapıldığı yılda
başlanır ve indirilecek tutara ulaşılıncaya kadar
devam olunur.” hükmü yer almaktadır.
Dolayısıyla, indirim, harcamanın
yapıldığı yılda başlayacak, tamamlanıncaya kadar devam
edecektir.
Bu uygulama bakımından, “harcama”,
yatırım indirimine konu iktisadi kıymetlere ilişkin
bedelin ödenmesi ya da borçlanılması, bu iktisadi
kıymetlerin işletmenin aktifindeki herhangi bir hesaba
kaydedilmesi ve iktisadi kıymetlere yatırımcı
tarafından tasarruf edilebilir duruma gelinmesi
anlamına gelmektedir.
Maliye Bakanlığı, ithal edilen
yatırım mallarının yatırım indirimi istisnasından
yararlanmasına ilişkin tayin ettiği özelgede;
“.......187 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin
(IV/B-a) bölümünde ‘.....Yurt dışından ithal edilen
yatırım mallarının akreditif (gayri kabili rücu
akreditif olsa dahi) tutarlarının iktisadi kıymetlerin
kat’i ithalleri yapılmadan harcama kabul edilerek
yatırım indirimi uygulamasında nazara alınması mümkün
değildir.
Buna göre, yurt dışından sağlanacak
yatırım mallarının kat’i ithalleri yapılıp gümrükten
çekilerek işletmenin aktifindeki bir hesaba alınması
halinde, bunlara ait harcamalara yatırım indirimi
uygulanması mümkündür’ denilmektedir.
Bu itibarla, söz konusu montaj bandı
ve otomatik test cihazının kat’i ithalleri yapılıp
gümrükten çekilerek işletmenin ambarına veya stoklar
arasına girmesi dolayısıyla envanter ve bilançoda
aktif değerler arasına alınması ve bunların işletmede
kullanılması açısından tüm hukuki ve fiziki engellerin
kaldırılmış olması durumunda, harcamanın yapılmış
olacağı kabul edileceğinden, yatırım indiriminden
yararlanılması mümkün bulunmaktadır.”
Mal ve hizmet üretim yeri olarak
kullanılmak üzere inşa edilen bina yatırımlarında veya
yatırım indirimine tabi iktisadi kıymetlerin parça
parça satın alınıp monte edilmesi durumunda yatırım
indirimi istisnası, harcamaların yapılmaya başlandığı
yıldan itibaren uygulanır.
7.8.8. İndirim Konusu Kıymetlerin
Satış ve Devri
Gelir Vergisi Kanununun 19 uncu
maddesinin 5 inci fıkrasında, “yatırım indirimi
istisnasına konu iktisadi kıymetleri aktife
alındıkları tarihten itibaren iki yıl içinde elden
çıkaran mükellefler, bu iktisadi kıymetlerle ilgili
olarak yatırım indirimi istisnası uygulama hakkını
kaybederler. Bu durumda daha önce yararlanılan yatırım
indirimi istisnası için herhangi bir işlem yapılmaz.”
hükmü yer almaktadır.
Buna göre;
Yatırım indirimi istisnasına konu
iktisadi kıymetlerin iki yıldan önce elden çıkarılması
halinde, yararlanılamayan istisna tutarı yatırım
indirimine tabi olmayacaktır.
Söz konusu iktisadi kıymetlerin iki
yıldan sonra elden çıkarılması halinde, satan veya
devreden, yararlanılmayan istisna tutarından satıştan
sonra da yararlanmaya devam edecektir.
Yatırım indiriminden kısmen
faydalanılmış veya hiç faydalanılmamış aktif değerleri
satın veya devir alanların istisnadan yararlanmaları
mümkün değildir.
İnşaatı devam eden binaların satın
veya devir alınmasından sonra yapılan harcamalara,
bina yatırımları için gerekli koşulların sağlanması
halinde, satın veya devir alanlarca yatırım indirimi
istisnası uygulanacaktır.
Örneğin;
25.08.2004 tarihinde 120 Milyar TL’ye, faaliyetlerinde
kullanmak üzere amortismana tabi yeni bir iktisadi
kıymet satın alan bir ticari işletmenin, söz konusu
iktisadi kıymeti 12.05.2005 tarihinde satması halinde,
iki yıllık süre dolmamış olduğundan bu iktisadi
kıymetle ilgili varsa henüz yararlanamadığı yatırım
indirimi istisnası uygulama hakkını kaybedecektir.
(Yatırım indirimi istisnası tutarı: 120 Milyar TL x
%40 = 48 Milyar TL) 2004 yılı kazancının yetersizliği
nedeniyle bu tutarın ancak 26 Milyar TL’lik kısmı için
yatırım indirimi istisnasından yararlanmış olması
halinde, kalan 22 Milyar TL’lik kısım dolayısıyla
artık yatırım indirimi istisnasından
yararlanamayacaktır. Mükellefin daha önce yararlanmış
olduğu 26 milyar TL’lik yatırım indirimi istisnası
için ise herhangi bir işlem yapılmayacaktır.
7.8.9. Yatırım Konusu İktisadi
Kıymetlerin Finansal Kiralama Yoluyla Edinilmesi
Yatırımların tamamının veya bir
bölümünün finansal kiralama yoluyla gerçekleştirilmesi
halinde kiralayan, finansal kiralamaya konu olan
iktisadi kıymetlerle ilgili olarak bunların satın
alınması halinde uygulanan teşviklerden yararlanır.
(3226 s. Finansal Kiralama Kanunu madde 28)
Ayrıca 3226 sayılı Finansal Kiralama
Kanununun 28 inci maddesi kapsamı dışında kalan, ancak
Vergi Usul Kanununun mükerrer 290. maddesi uyarınca
finansal kiralama sayılan hallerde de kiralayan, Gelir
Vergisi Kanununun 19. maddesindeki şartları taşımak
kaydıyla yatırım indirimi istisnasından
yararlanabilecektir.
Örneğin;
yatırım indirimi istisnasından yararlanma hakkı
bulunmayan bir serbest meslek erbabının veya gerçek
kişinin finansal kiralama yolu ile iktisap edeceği bir
iktisadi kıymet nedeniyle finansal kiralama şirketinin
yatırım indiriminden yararlanması mümkün değildir.
7.8.10. Mükelleflerin Eski ve
Yeni Hükümlere Tabi İndirim Hakkının Bir Arada
Bulunması
Bir mükellefin hem 24.04.2003
tarihinden önce geçerli olan hükümlere hem de bu
tarihten sonra geçerli olan hükümlere göre tespit
edilen yatırım indirimi istisnası bulunması halinde,
eski ve yeni hükümlere tabi harcamalar mükellef
tarafından öncelikle iki gruba ayrılacak ve bu iki
grup arasından hangisine öncelik vereceğini mükellef
kendisi belirleyecektir.
Grup içi sıralamada ise;
Ø Öncelikle, önceki dönemlerde
yapılan harcamalar üzerinden hesaplanan ancak kazancın
yetersizliği dolayısıyla indirimi mümkün olmadığı için
cari dönemde dikkate alınabilecek yatırım indirimi
tutarları,
Ø Daha sonra beyannamenin ilgili olduğu yılda
gerçekleşen yatırım harcamaları üzerinden hesaplanan
yatırım indirimi tutarları,
dikkate alınacaktır.
Birden fazla teşvik belgesi olması
halinde aynı gruba giren yatırım indirimi tutarlarına
ilişkin olarak yatırım teşvik belgelerinin tarihi esas
alınarak indirim sırası belirlenecektir.
Bu sıraya uyulması yıllık beyanname
üzerinden yararlanılan yatırım indirimi tutarının ve
esasen kullanılmayarak devreden yatırım indirimi
tutarlarının kaynağını belirlemek açısından önemlidir.
7.8.11. Yatırım İndiriminde
Endeksleme
Yatırım indirimi, kazanç
yetersizliği nedeniyle uygulanmadığında izleyen
yıllarda endekslenerek dikkate alınacaktır.
24.04.2003 tarihinden önce yapılan
müracaatlara istinaden düzenlenen yatırım teşvik
belgeleri kapsamındaki harcamalar (teşvik belgelerine
bu tarihten sonra ilave edilen iktisadi kıymetler için
yapılan harcamalar hariç) harcamanın yapıldığı yıla
ilişkin vergi matrahından indirilecek, ancak kazancın
yetersiz olması nedeniyle dikkate alınamayan istisna
tutarları izleyen yıllarda Vergi Usul Kanunu
hükümlerine göre bu yıllar için
belirlenen yeniden değerleme
oranında arttırılarak dikkate alınacaktır. GVK’nın 19
uncu maddesinde, 01.01.2004 tarihinde yürürlüğe giren
5024 sayılı kanun ile yapılan değişiklikle,
endekslemede yeniden değerleme oranının yerine, Devlet
İstatistik Enstitüsü Toptan Eşya Fiyatları Genel
Endeksinde meydana gelen artış oranı esas alınmıştır.
Dolayısıyla,
Mükelleflerin Gelir Vergisi
Kanununun 19 uncu maddesi kapsamında yaptıkları
yatırım harcamaları ile,
24.04.2003 tarihinden önce yapılan müracaatlara
istinaden düzenlenen yatırım teşvik belgeleri
kapsamında 24.04.2003 tarihinden itibaren yaptıkları
harcamalar için GVK 19. maddede yer alan şekilde
yatırım indirimi istisnasından yararlanmayı tercih
eden mükelleflerin söz konusu harcamaları,
harcamanın yapıldığı yıla ilişkin
vergi matrahından indirilecek, ancak kazancın yetersiz
olması nedeniyle dikkate alınamayan istisna tutarları
izleyen yıllarda TEFE oranında artırılarak dikkate
alınacaktır.
 |
 |
Endeksleme
|
24.04.2003 tarihinden önce yapılan müracaatlara
istinaden düzenlenen teşvik belgesi kapsamında bu
tarihten sonra yapılan yatırım harcamaları |
Eski hükümler kapsamında ise
|
Yeniden Değerleme oranı
|
|
Yeni hükümler kapsamında ise
|
TEFE
|
GVK 19 m. kapsamındaki yatırım harcamaları |
 |
TEFE
|
7.8.12. Yatırım İndirimi
Uygulamasında YMM Tasdiki
3568 Sayılı Kanunun 12 nci maddesi,
YMM’lerin Tasdik Edecekleri Belgeler, Tasdik Konuları,
Tasdike İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin
7 nci maddesinin ve VUK mükerrer 227 nci maddesinin
Maliye Bakanlığına vermiş olduğu yetkiye dayanılarak
çıkarılan 35 ve 37 Seri No.lu Genel Tebliğlere göre,
Gelir ve Kurumlar Vergisi
mükelleflerinin Gelir Vergisi Kanununun 19 uncu
maddesi kapsamında 2005 yılı içinde yaptıkları 274.000
YTL’yi aşan yatırım harcamalarının istisnadan
yararlanabilmesi için,
Gelir Vergisi Kanununun Geçici 61
nci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca,
24.04.2003 tarihinden önce yürürlükte bulunan
hükümlere göre yatırım indirimi istisnasından devam
etmek isteyen mükelleflerin de, 2005 yılı içinde
yaptıkları 274.000 YTL’yi aşan yatırım harcamalarının
istisnadan yararlanabilmesi için,
bu işlemlerini YMM’lere tasdik
ettirmeleri zorunludur.
Yıllık gelir veya kurumlar vergisi
beyanname ve eklerinin tasdiki için tam tasdik
sözleşmesi düzenlemiş olan mükelleflerin yatırım
indirimi istisnasından yararlanmaları için ayrıca
yatırım indirimi tasdik raporu ibraz etmelerine gerek
yoktur.
Yeminli Mali Müşavirlerce düzenlenecek yatırım
indirimi tasdik raporları ve içerisinde yatırım
indirimi istisnasının değerlendirildiği tam tasdik
raporlarının; beyanname verme konusunda kendilerine
süre verilip verilmediğine bakılmaksızın, Gelir
Vergisi mükellefleri için Mayıs ayı sonuna kadar,
Kurumlar Vergisi mükellefleri için ise Haziran ayı
sonuna kadar ilgili vergi dairelerine verilmesi
gerekmektedir.
7.9. Türk Uluslararası Gemi
Siciline Kayıtlı Gemilerin İşletilmesinden ve
Devrinden Elde Edilecek Kazançlara İlişkin İstisna
4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi
Sicili Kanunu ile 491 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun
12’inci maddesinin birinci fıkrasında, “Bu kanun
uyarınca oluşturulan Türk Uluslararası Gemi Siciline
kayıtlı gemilerin işletilmesinden ve devrinden elde
edilen kazançlar, gelir ve kurumlar vergileriyle
fonlardan istisnadır.” hükmü yer almaktadır.
Bu istisnadan yararlanmak isteyen gerçek ve tüzel
kişiler gemilerini Türk Uluslararası Gemi Siciline
kayıt ettirmekle yükümlüdürler.
8. YILLIK BEYANNAMENİN VERİLMESİ VE GELİRİN
TOPLANMASI
Gelir Vergisi Kanununun 85 ve 86 ncı maddelerinde, tam
ve dar mükellefiyet esasında hangi gelirlerin hangi
koşullarda beyan edileceği veya edilmeyeceği
hükümlerine yer verilmiştir.
Bu hükümler çerçevesinde beyan
edilecek/edilmeyecek gelirler aşağıda tablo halinde
gösterilmektedir.


Örnek 1:
Ticari kazanç mükellefi olan Bay (E),
aynı zamanda çiftçilik yapmakta olup, 2005 yılında
elde ettiği zirai kazancı 5.000 YTL’dir.
Zirai kazancın gerçek usulde
vergilendirilmesine yönelik şartları taşımayan Bay
(E)’nin bu geliri tevkif suretiyle
vergilendirilmiştir.
Bay (E) ticari kazancı nedeniyle
tutarı ne olursa olsun 2006 yılı Mart ayında yıllık
beyanname verecektir. Zirai kazancı gerçek usulde
(defter tutmak suretiyle) vergilendirilmediği için bu
gelirini beyannameye dahil etmeyecektir.
Ø Tek işverenden alınan ve tevkif
yoluyla vergilendirilmiş olan ücretler tutarı ne
olursa olsun beyan edilmeyecektir. Birden fazla
işverenden ücret geliri elde edilmesi halinde,
ücretlerin toplanması sırasında birinci işverenden
alınan ücret dikkate alınmayacak (toplama dahil
edilmeyecek), bulunan tutarın beyan sınırını aşması
halinde ilk işverenden alınan da dahil olmak üzere
tamamı beyan edilecektir.
Ø Elde edilen gelirin tevkifata tabi tutulmuş, birden
fazla işverenden alınan ücret, menkul sermaye iradı ve
gayrimenkul sermaye iradı olması halinde ücret
gelirleri ayrı değerlendirilecektir. Birden sonraki
işverenden alınan ücretlerin toplamı beyan sınırını
aşıyorsa birinci işverenden alınan ücret de dahil
olmak üzere, ücret gelirleri ve diğer tüm gelirler
beyan edilecektir.
Ø Tevkifata tabi tutulmuş menkul sermaye iradı ve
gayrimenkul sermaye iradı gelirleri ücret
gelirlerinden ayrı toplanacak olup, toplamın beyan
sınırını aşmaması halinde, ücret gelirleri nedeniyle
sınırın aşılmaması koşuluyla, bu gelirler beyan
edilmeyecektir.
Ø Birinci işveren ücretinin hangisi olacağı mükellefçe
serbestçe belirlenebilecektir.
Ø Beyan sınırı olarak 2005 yılı gelirleri için
103’üncü maddede yazılı tarifenin ikinci gelir
diliminde yer alan 15.000 YTL dikkate alınacaktır.
9. ZARARLARIN KARLARA TAKAS VE MAHSUBU
9.1. Genel Açıklama
Gelir Vergisi Kanununun 88 inci
maddesine göre; gelirin toplanmasında gelir
unsurlarından bazılarından doğan zararlar (80 inci
maddede yazılı diğer kazanç ve iratlardan doğanlar
hariç) diğer kaynakların kazanç ve iratlarına mahsup
edilir. Buna göre;
| Zarar olarak
mahsup edilecek olanlar:
Ø Diğer Kazanç ve İratlar
Dışındaki Kazanç ve İratlar
Ø Yurt Dışındaki Faaliyetten Doğan Zarar (İlgili
Ülkedeki Denetim Elemanlarınca Rapora
Bağlanmalıdır.)
Ø 5 Yılla Sınırlıdır. |
Zarar olarak
mahsubu yapılamayacak olanlar:
Ø Diğer Kazançlardan Doğan Zararlar
Ø Menkul ve Gayrimenkul Sermaye İratlarında,
Sermayede Vukua Gelen Eksilmeler
Ø Türkiye’de Gelir Vergisinden İstisna Edilen
Kazançlarla İlgili Yurt Dışı Zararlar |
9.2. Yurtdışı Faaliyetlerden
Doğan Zararların Mahsubu
Tam mükellefiyete tabi kişiler, yurt
dışı faaliyetlerinden doğan zararlarını, faaliyette
bulunulan ülkenin vergi kanunlarına göre denetim
yetkisi verilen kuruluşlarca rapora bağlanması ve
raporun aslı ve tercüme edilmiş bir örneğinin
Türkiye’deki ilgili vergi dairesine ibrazı halinde
mahsup edebileceklerdir.
Türkiye’de mahsup edilen yurt dışı
zararın, ilgili ülkede de mahsup edilmesi halinde,
Türkiye’de beyannameye dahil edilecek yurt dışı
kazanç, mahsuptan önceki tutar olacaktır.
Türkiye’de Gelir Vergisinden istisna
edilen kazançlarla ilgili yurt dışı zararlar, yurt
içindeki kazanç ve iratlardan mahsup edilmez.
10. GEÇİCİ VERGİ
Vergi Kanunlarında yer alan bazı düzenlemelerle
kişilerin enflasyondan kaynaklanan fiktif kazançların
vergilendirilmemesine ilişkin hükümlere yer verilerek
adil bir vergileme yapılması amaçlanmıştır. Menkul
sermaye iratlarında indirim oranı uygulaması,
enflasyon düzeltmesi gibi düzenlemeler bunlardan bir
kaçıdır. Devlet de vergi gelirlerinin enflasyondan
kaynaklanan aşınmasını önlemeye yönelik tedbirleri
almak durumundadır. Tevkif yoluyla alınan vergilerle
geçici vergiler bu tedbirlerden birkaçını
oluşturmaktadır.
Gerçek kişilerin bir takvim yılında
elde ettikleri gelirler, ertesi yılın Mart ayında
(kurumlar vergisi Nisan ayında) beyan edilmekte olup,
tahakkuk eden vergi, gelir vergisinde iki eşit
taksitte, kurumlar vergisinde ise tek taksitte
ödenmektedir. Ertesi yıla sarkan beyanı ve
taksitlendirme nedeniyle vergilerin de ileri bir
zamanda tahsil edilmesi vergi gelirlerinin enflasyon
nedeniyle erimesine yol açmaktadır. Söz konusu erimeyi
telafi edebilmek amacıyla, 3505 sayılı Kanunla
getirilen geçici vergi uygulaması 01.01.1989
tarihinden itibaren mevzuatımıza girmiş bulunmaktadır.
Geçici vergi bir nihai vergilendirme
sistemi olmayıp sadece, daha sonra ödenecek olan gelir
vergisinden mahsup edilmek üzere alınan bir vergidir.
Yani bir peşin ödeme veya ön ödeme sistemidir.
Gelir Vergisine ilişkin geçici
vergi, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun mükerrer
120’inci maddesinde, kurumlar vergisine ilişkin geçici
vergi ise 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun
25’inci maddesinde düzenlenmiştir.
Gerçek usulde gelir vergisine tabi
ticari kazanç sahipleri ile serbest meslek erbabı cari
vergilendirme döneminin gelir vergisine mahsup edilmek
üzere, üçer aylık dönemler halinde tespit edilecek
kazançları üzerinden %20 oranında geçici vergi
öderler.
10.1. Geçici Verginin
Mükellefleri
* Ticari Kazanç Sahipleri
* Serbest Meslek Kazanç Sahipleri
* Kurumlar Vergisi Mükellefleri
10.2. Geçici Vergi Kapsamına
Girmeyen Kazançlar:
Ø Basit Usulde tespit edilen ticari
kazançlar,
Ø Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarma İşlerinden Elde
Edilen Kazançlar, (GVK.Md.42)
Ø Geçici Noter Yardımcılarının Kazançları
10.3. Geçici Vergi Dönemleri
-Hesap Dönemi Takvim Yılı Olanlar
İçin:
|
DÖNEMLER
|
BEYAN ZAMANI
|
ÖDEME ZAMANI
|
Ocak-Şubat-Mart |
10 Mayıs |
17 Mayıs |
Nisan-Mayıs-Haziran |
10 Ağustos |
17 Ağustos |
Temmuz-Ağustos-Eylül |
10 Kasım |
17 Kasım |
Ekim-Kasım-Aralık |
10 Şubat |
17 Şubat |
- Özel Hesap Dönemi Tayin Edilenler
İçin:
Özel hesap döneminin başlangıç
tarihinden itibaren üçer aylık dönemler olarak
hesaplanır.
- İşe Başlama, İşi Bırakma veya
Hesap Döneminin Değişmesi:
Ø İşe başlanılan tarihin içinde
bulunduğu dönemin sonuna kadar olan süre,
Ø İşin bırakıldığı tarihe kadar olan süre,
Ø Yeni hesap döneminin başladığı tarihe kadar olan
süre,
ayrı vergilendirme dönemi sayılır.
10.4. Geçici Vergiye Esas
Kazancın Tespiti
Ø Ticari kazanç ve serbest meslek
kazancının tespitine ilişkin hükümler geçerlidir.
Ø Dönemsellik esasına uyulması gerekir. Örneğin;
geçici vergi matrahının belirlenmesinde peşin tahsil
edilen bir yıllık abonelik bedelinin sadece beyan
edilen geçici vergi dönemine isabet eden kısmı dikkate
alınacaktır.
Ø Vergi Usul Kanununun değerlemeye ilişkin hükümleri
geçici vergi döneminin kapandığı tarih itibarıyla
uygulanır
Ø Yabancı paralar ve yabancı para cinsinden olan borç
ve alacaklar Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasınca
geçici vergi döneminin kapandığı tarih itibarıyla ilan
edilen döviz alış kurları ile değerlenir.
Ø Vadesi gelmemiş senede bağlı alacak ve borçlar
değerleme günü kıymetine irca edilebilirler.
Ø Bir dönem reeskont yapılması ikinci dönem de
yapılmasını gerektirmez. Ancak alacak senetleri
reeskont yapılmışsa borç senetleri de yapılmak
zorundadır.
Ø Yıllık olarak seçilen maliyet tespit yönteminin
geçici vergi uygulamasında da aynı olması gerekir.
Ø Amortismana tabi iktisadi kıymetler yeniden
değerlemeye tabi tutulabilirler ve yeniden değerlenmiş
bedeller üzerinden amortisman ayrılır. İstenilen dönem
başlanabilir, ancak hesap dönemi sonuna kadar
değişmez.
Ø Yıllık olarak hesaplanan amortisman tutarının ilgili
döneme isabet eden kısmı dikkate alınır. Yıllık olarak
seçilen usul geçici vergi döneminde de geçerlidir.
Ø İndirim, istisna ve zararlar dikkate alınacaktır.
Örneğin; Bağ-Kur primleri ilgili dönemlere ilişkin
olup, ödenmiş olması şartıyla geçici vergiye ilişkin
kazancın tespitinde indirim konusu yapılabilecektir.
10.5.Geçici Verginin Eksik Beyan
Edilmesi
Geçmiş dönemlere ait geçici verginin
%10 u aşan tutarda eksik beyan edilmesi halinde tespit
edilen bu kısım için re’sen veya ikmalen geçici vergi
tarh edilir. Bu durumda tarh edilecek ek vergi için
vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi uygulanır. Mahsup
süresi geçtikten sonra kesinleşen geçici vergi için
ise vergi aslı yönünden tarhiyat yapılmayacak olup,
gecikme faizi ve vergi ziyaı cezası uygulanır. Geçici
vergi beyannamesi vermeyen mükellefler için %10 luk
yanılma payı uygulanmayacaktır.
%10 luk yanılma payının, beyan
edilmesi gereken (beyan edilmiş olan değil) geçici
vergi matrahı üzerinden hesaplanması gerekmektedir.
Ayrıca, verilen geçici vergi beyannamesinde matrah
beyan etmeyen mükellefler için de beyan edilmesi
gereken vergi matrahının %10 u kadar bir yanılma payı
söz konusu olacaktır.
10.6. Geçici Vergi Beyannamesine
Eklenecek Belgeler
n Bilanço esasında defter tutan
mükellefler gelir tablosunu,
n İşletme esasına göre defter tutan mükellefler
işletme hesabı özeti,
n Serbest meslek kazanç defteri tutan mükellefler
serbest meslek kazanç bildirimini geçici vergi
beyannamelerine eklerler.
11. YILLIK BEYANNAMEYE DAHİL
EDİLEN KAZANÇ VE İRATLARDAN İNDİRİMLER
Yıllık beyanname ile bildirilecek
gelirlere ilişkin indirimler Gelir Vergisi Kanununun
89 uncu maddesinde belirtilmiştir. Söz konusu
indirimlerin yapılabilmesi için;
Yıllık beyanname ile bildirilecek
bir gelirin bulunması,
-
Gelirden yapılacak indirimlerin kanunda açıkça yazılan
ve belirtilen şartları taşıması
gerekmektedir.
Söz konusu maddeye göre indirim
konusu yapılacak hususlar;
1- Şahıs sigorta primleri ve
bireysel emeklilik sistemine ödenen primler,
2- Eğitim ve sağlık harcamaları
3- Sakatlık indirimi,
4- Bağış ve yardımlar,
5- Sponsorluk harcamaları
6- Ar-Ge Harcamaları
11.1. Sigorta Şirketlerine ve
Bireysel Emeklilik Sistemine Ödenen Katkı Payları
Yıllık beyanname veren mükellefler,
vergi matrahlarının tespitinde bireysel emeklilik
sistemine ödedikleri katkı payının beyan edilen
gelirin %10 una kadar olan kısmını gelir vergisi
matrahlarının tespitinde indirim konusu
yapabileceklerdir. Bireysel emeklilik dışında kalan
şahıs sigortaları için ödenen primlerin ise beyan
edilen gelirin %5 ine kadar olan kısmı matrahın
tespitinde indirim konusu yapılacaktır. İndirim konusu
yapılacak tutarın hesaplamasında beyan edilen
gelir olarak, yıllık gelir vergisi beyannamesinde yer
alan indirimler ve geçmiş yıl zararları toplamından
önceki tutar esas alınacaktır.
Bireysel emeklilik sistemi ile diğer
şahıs sigortaları için ödenen primlerin birlikte
olması halinde matrahtan indirim konusu yapılabilecek
tutar beyan edilen gelirin %10 u ile sınırlı
olacaktır. Bu durumda şahıs sigorta primleri için %5
oranındaki sınır ayrıca aranacaktır.
11.2. Eğitim ve sağlık
harcamaları
Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu
maddesinin 2 numaralı bendi gereğince, aşağıda
belirtilen şekilde yapılan eğitim ve sağlık
harcamaları beyan edilen gelirin %10 unu aşmaması
şartıyla yıllık beyanname ile bildirilecek gelirlerden
indirilir:
Eğitim ve sağlık harcamaları
Türkiye’de yapılmalıdır.
Gelir veya kurumlar vergisi
mükellefi olan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak
belgelerle tevsik edilmelidir.
Söz konusu harcamalar mükellefin
kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olmalıdır.
Ücretliler yaptıkları eğitim ve
sağlık harcamaları nedeniyle, Gelir Vergisi Kanununun
mükerrer 121 inci maddesi çerçevesinde vergi
indiriminden yararlanmışlar ise aynı harcamalarını bu
hükümden yararlanarak matrahlarından indiremezler.
11.3. Sakatlık İndirimi
Gelir Vergisi Kanununun 89/3
maddesine göre, sakatlık indirimi müessesesinden
serbest meslek kazancı elde edenler veya basit usulde
vergilendirilen özürlü mükellefler
yararlanabileceklerdir. 5228 Sayılı Kanunla
değiştirilmeden önce bu kişilerin tüccar veya ücretli
durumuna girmeksizin imalat, tamirat ve küçük sanat
işleriyle uğraşmaları gerekmekteyken anılan kanunla
birlikte bu gereklilik ortadan kaldırılmıştır.
Bu kişilerin yanı sıra bakmakla
yükümlü olduğu özürlü kişi bulunan serbest meslek
erbabı ve ücret geliri elde edenler için de sakatlık
indirimi uygulanır.
G.V.K 31 inci maddesinde yer alan
esaslara göre hesaplanan yıllık indirim, yukarıda
belirtilen şartları taşıyan özürlülerin gelir vergisi
matrahına esas kazançlarına uygulanır.
Sakatlık indirimi hizmet erbabının
tevkifat matrahına uygulanır.
11.4. Bağış ve Yardımlar
Gelir vergisi mükellefleri Gelir
Vergisi Kanununun 89/4 üncü maddesinde yer alan
şartlara uymak kaydıyla, yaptıkları bağış ve
yardımları yıllık beyanname ile bildirilecek
gelirlerinden indirim konusu yapabilirler.
11.5. Sınırlı İndirilecekler
a) İndirim konusu yapılacak bağış ve
yardımlar beyan edilecek gelirin %5 i (Kalkınmada
Öncelikli Yörelerde %10 u) ile sınırlı olarak,
b) Genel ve Özel Bütçeli Kamu İdarelere, İl Özel
İdarelerine, Belediyelere ve Köylere, Kamu Menfaatine
Yararlı Derneklere, Bakanlar Kurulunca Vergi Muafiyeti
Tanınan Vakıflara yapılan bağış ve yardımlar
olmaktadır. (89/4)
Örneğin;
Okul koruma dernekleri yukarıda belirtilen kurum ve
kuruluşlar arasında yer almadığından, bu derneklere
yapılan bağış ve yardımların beyan edilecek gelirden
indirilmesi mümkün değildir. Ancak söz konusu
derneklerin kamu menfaatine yararlı bir dernek olması
halinde bu derneklere yapılan bağış ve yardımlar beyan
edilen gelirin %5 ini aşmaması koşuluyla indirim
olarak dikkate alınabilecektir.
11.6. Sınırsız İndirilecekler
a)
Genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel
idarelerine, belediyelere ve köy tüzel kişiliklerine
bağışlanan okul, sağlık tesisi ve 100 yatak kapasiteli
öğrenci yurdu (Kalkınmada Öncelikli Yörelerde 50 yatak
kapasiteli) ile çocuk yuvası, yetiştirme yurdu,
huzurevi, bakım ve rehabilitasyon merkezi inşası
dolayısıyla yapılan harcamalar veya bu tesislerin
inşası için bu kuruluşlara yapılan her türlü bağış ve
yardımlar ile mevcut tesislerin faaliyetlerini devam
ettirebilmeleri için yapılan her türlü nakdi ve ayni
bağış ve yardımların tamamı beyan edilen gelirden
indirilebilecektir. (89/5)
Okul, sağlık tesisi ve öğrenci yurdu
yapımı veya bu tesislerin faaliyetlerine devam
edebilmeleri için yapılan bağış ve yardımların
(harcamaların) herhangi bir sınırlamaya tabi
olmaksızın vergi matrahının tespitinde dikkate
alınabilmesi, bu bağış ve yardımların aşağıda
belirtilen kamu idare ve müesseselerine yapılması
gerekmektedir:
-Genel bütçeye dahil daireler,
-Özel bütçeli kamu idareleri,
-İl özel idareleri,
-Belediyeler,
-Köyler.
Dolayısıyla, bu düzenleme sadece
doğrudan kamu müesseselerine yapılacak bağış ve
yardımlar açısından geçerlidir.
Düzenlemede yer alan “okul”
ifadesinden, doğrudan eğitim-öğretim hizmetlerinin
verildiği temel birimlerin anlaşılması gerekmekte
olup, rehberlik ve araştırma merkezi, mesleki eğitim
merkezi, iş eğitim merkezi, mesleki ve teknik eğitim
merkezi ve akşam sanat okulları da bu kapsamda
değerlendirilecektir. Örneğin; genel bütçeli bir kurum
olan Milli Eğitim Bakanlığına ait öğretmen evi veya
hizmet içi eğitim binası inşaatlarının yapımına
“Eğitime %100 Destek Projesi” çerçevesinde
mükelleflerce yapılan nakdi veya ayni yardımların
tamamının, söz konusu öğretmen evi veya hizmet içi
eğitim binasının “okul” kapsamında değerlendirilerek
indirim konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır.
Düzenlemede yer alan “sağlık tesisi”
ifadesinden ise Sağlık Bakanlığınca sağlık tesisi
kapsamında değerlendirilen kurum ve kuruluşların
anlaşılması gerekmektedir.
b)
Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı
faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara Maliye
Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde
bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak
maddelerin maliyet bedellerinin tamamı beyan edilecek
gelirden indirilebilecektir. (89/6)
c) 5228
sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanununa eklenen 7
numaralı bent ile kültür ve sanat faaliyetlerine
ilişkin olarak yapılan harcamaların indirilmesine
imkan tanınmıştır. Söz konusu bent hükmüne göre, genel
ve özel bütçeli kamu idareleri, il özel idareleri,
belediyeler, köyler, kamu yararına çalışan dernekler,
Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ve
bilimsel araştırma faaliyetinde bulunan kurum ve
kuruluşlar tarafından yapılan ya da Kültür ve Turizm
Bakanlığınca desteklenen veya desteklenmesi uygun
görülen;
Kültür ve sanat faaliyetlerine
ilişkin ticari olmayan ulusal veya uluslararası
organizasyonların gerçekleştirilmesine,
Ülkemizin uygarlık birikiminin
kültürü, sanatı, tarihi, edebiyatı, mimarisi ve somut
olmayan kültürel mirası ile ilgili veya ülke
tanıtımına yönelik kitap, katalog, broşür, film,
kaset, CD ve DVD gibi manyetik, elektronik ve bilişim
teknolojisi yoluyla üretilenler de dahil olmak üzere
görsel, işitsel veya basılı materyallerin
hazırlanması, bunlarla ilgili derleme ve
araştırmaların yayınlanması, yurt içinde ve yurt
dışında dağıtımı ve tanıtımının sağlanmasına,
Yazma ve nadir eserlerin korunması
ve elektronik ortama aktarılması ile bu eserlerin
Kültür ve Turizm Bakanlığı koleksiyonuna
kazandırılmasına,
2863 sayılı Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamındaki taşınmaz
kültür varlıklarının bakımı, onarımı, yaşatılması,
rölöve, restorasyon, restitüsyon projeleri yapılması
ve nakil işlerine,
Kurtarma kazıları, bilimsel kazı
çalışmaları ve yüzey araştırmalarına,
Yurt dışındaki taşınmaz Türk kültür
varlıklarının yerinde korunması veya ülkemize ait
kültür varlıklarının Türkiye’ye getirtilmesi
çalışmalarına,
Kültür envanterinin oluşturulması
çalışmalarına,
2863 sayılı Kanun kapsamındaki
taşınır kültür varlıkları ile güzel sanatlar, çağdaş
ve geleneksel el sanatları alanlarındaki ürün ve
eserlerin Kültür ve Turizm Bakanlığı koleksiyonuna
kazandırılması ve güvenliklerinin sağlanmasına,
Somut olmayan kültürel miras, güzel
sanatlar, sinema, çağdaş ve geleneksel el sanatları
alanlarındaki üretim ve etkinlikler ile bu alanlarda
araştırma, eğitim veya uygulama merkezleri, atölye,
stüdyo ve film platosu kurulması, bakım ve onarımı,
her türlü araç ve teçhizatın tedariki ile film
yapımına,
Kütüphane, müze, sanat galerisi ve
kültür merkezi ile sinema, tiyatro, opera, bale ve
konser gibi kültürel ve sanatsal etkinliklerin
sergilendiği tesislerin yapımı, onarımı veya
modernizasyon çalışmalarına,
ilişkin harcamalar ile bu amaçla
yapılan her türlü bağış ve yardımların tamamı (%100
ünün) beyan edilen gelirden indirim konusu
yapılabilecektir. Bakanlar Kurulu, bölgeler ve
faaliyet türleri itibarıyla bu oranı yarısına kadar
indirmeye veya kanuni oranına kadar çıkarmaya
yetkilidir.
11.7. Diğer Kanunlara Göre Tamamı
İndirilecek Bağış ve Yardımlar
a) Umumi Hayata Müessir Afetler
Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara
İlişkin 7269 Sayılı Kanuna Göre Oluşturulan Fona
Yapılan Nakdi Bağışların Tümü İle Milli Yardım
Komiteleri veya Mahalli Yardım Komitelerine Makbuz
Karşılığı Yapılan Ayni/Nakdi Bağışlar
b) Yüksek Öğretim Kanununa Göre Üniversitelere ve
Yüksek Teknoloji Enstitüsüne Makbuz Karşılığı Yapılan
Nakdi Bağışlar İle Vakıf Üniversitelerine Yapılan
Bağış ve Yardımlar
c) Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Kanununa
Göre Yapılan Bağış ve Yardımların Tamamı
d) Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumunun
Kuruluşu Hakkındaki Kanuna Göre Yapılan Nakdi Bağışlar
e) Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanununa
Göre Yapılan Nakdi Bağışlar
f) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Kanununa
Göre Yapılan Ayni/Nakdi Bağışlar
g) Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı Kanununa
Göre Yapılan Ayni/Nakdi Bağışlar
h) Milli Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Seferberlik
Kanununa Göre Yapılan Ayni/Nakdi Bağışlar
i) İlköğretim ve Eğitim Kanununun 76 ncı Maddesine
Göre İlköğretim Kurumlarına Yapılan Nakdi Bağışlar
11.8. Sponsorluk harcamaları
Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu
maddesine 5105 sayılı Kanunla eklenen hüküm gereğince,
3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nün
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 3813 sayılı
Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri
Hakkında Kanun kapsamında yapılan sponsorluk
harcamalarının;
-Amatör spor dalları için tamamı,
-Profesyonel spor dalları için %50 si
yıllık beyanname ile bildirilecek
gelirlerden indirim konusu yapılabilecektir.
11.9. Araştırma ve Geliştirme
Harcamaları
31.07.2004 tarih ve 5228 sayılı
Kanunla Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesinde
yapılan değişiklikle araştırma geliştirme
harcamalarıyla ilgili olarak yapılan vergi
ertelemesine son verilerek mükelleflerin, işletmeleri
bünyesinde gerçekleştirdikleri münhasıran yeni
teknoloji ve bilgi arayışına yönelik araştırma ve
geliştirme harcamaları tutarının %40 ı oranında
hesaplanacak “Ar-Ge İndirimi” uygulamasına
geçilmiştir.
Diğer taraftan, 5228 sayılı Kanunun
geçici 5 inci maddesiyle yapılan düzenleme uyarınca
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar yapılan Ar-Ge
harcamaları, eski düzenleme çerçevesinde işlem
görecektir.
12. BEYANNAMEYE DAHİL EDİLECEK VE
DAHİL EDİLMEYECEK GELİRLER
12.1.Yıllık Beyannameye Dahil
Edilecek Gelirler
Ticari, Zirai ve Mesleki
Kazançlar
Tam mükellefiyette;
Basit usulde vergilendirilen ticari
kazançlar ile gerçek usulde vergilendirilen ticari,
zirai ve serbest meslek kazançları tutarı ne olursa
olsun (zarar edilmiş olsa dahi) yıllık beyanname ile
beyan edilecektir.
Tasfiye halinde bulunanlar da dahil
olmak üzere kollektif şirket ortakları ile komandit
şirketlerin komandite ortaklarının kazançları için de
tutarı ne olursa olsun yıllık beyanname verilecektir.
Dar mükellefiyette;
Dar mükellef gerçek kişiler ticari
kazançları ve gerçek usulde tespit edilen zirai
kazançları ile tevkif yoluyla vergilendirilmemiş
serbest meslek kazançları için yıllık beyanname vermek
zorundadır.
Tevkif yoluyla vergilendirilmiş
serbest meslek kazançları için yıllık beyanname
verilmeyecektir.
12.2. Beyannameye Dahil
Edilmeyecek Gelirler
Tam Mükellefiyette
Aşağıdaki gelirler için beyanname
verilmeyecektir.
Gerçek usulde vergilendirilmeyen
zirai kazançlar,
Vergi kesintisine tabi tutulmuş olan mevduat faizleri,
Özel finans kurumlarınca kar ve zarara katılma hesabı
karşılığında ödenen kar payları ile repo gelirleri,
Menkul kıymetler yatırım fonlarının katılma
belgelerine ödenen kar payları,
07.10.2001 tarihinden itibaren düzenlenen şahıs
sigorta poliçeleri dolayısıyla elde edilen menkul
sermaye iratları,
Kurumların 31.12.1998 ve daha önceki tarihlerde sona
eren hesap dönemlerinde elde ettikleri kazançların
dağıtımı dolayısıyla elde edilen kar payları,
Kurumların karlarını sermayeye eklemek suretiyle
gerçekleştirdikleri kar dağıtım işlemleri sonucunda
elde edilen kar payları,
Kazanç ve iratların istisna hadleri içinde kalan
kısmı,
Toplamı 800 YTL yi aşmayan, tevkifata ve istisna
uygulamasına konu olmayan menkul ve gayrimenkul
sermaye iratları,
Tek işverenden alınmış ve tevkif suretiyle
vergilendirilmiş ücretler,
Birden fazla işverenden alınan ve birden sonraki
işverenden alınanların toplamı 15.000 YTL’yi aşmayan
tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücretler,
Tevkif suretiyle vergilendirilmiş ve toplamı 15.000
YTL’yi aşmayan gayrimenkul ve menkul sermaye iratları.
Diğer gelirler dolayısıyla yıllık
beyanname verilmesi durumunda da bu gelirler yıllık
beyannameye dahil edilmeyecektir.
Dar Mükellefiyette
Dar mükellefiyette her bir gelir
unsuru itibarıyla yapılan açıklamalar dikkate alınarak
yıllık beyannameye dahil edilecek gelirler
belirlenecektir.
13. GELİR VERGİSİNDE MAHSUP VE İADELER
Gelir Vergisi Kanununun 121 ve
Kurumlar Vergisi Kanununun 44 üncü maddelerinde;
beyannamede gösterilen gelire dahil kazanç ve
iratlardan Gelir/Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre
kesilmiş bulunan vergilerin, beyanname üzerinden
hesaplanan gelir/kurumlar vergisine mahsup edileceği,
mahsubu yapılan miktarın gelir/kurumlar vergisinden
fazla olması halinde aradaki farkın vergi dairesince
mükellefe bildirileceği ve mükellefin tebliğ
tarihinden itibaren bir yıl içinde müracaatı üzerine
kendisine red ve iade olunacağı belirtilmiştir.
İadesi gereken vergiler ile ilgili
olarak düzenleme yapma konusunda 5035 sayılı Kanunla
Maliye Bakanlığına yetki verilmiş olup, bu çerçevede
yayımlanan 252 seri numaralı Gelir Vergisi Genel
Tebliğinde de konuya ilişkin açıklamalar yapılmıştır.
Buna göre;
Beyanname Üzerinden Hesaplanan
Vergiden Mahsup ve Kalan Kısmın İadesi
Yıllık beyanname ile beyan edilen
gelir veya kurum kazancı üzerinden hesaplanan vergiden
yıl içinde tevkif yoluyla kesilen vergiler mahsup
edilir. Mahsup işleminin yapılabilmesi için, tevkif
yoluyla kesilen verginin beyannameye dahil edilen
gelir veya kazanca ilişkin olması gerekmektedir.
Bu durumda gelir veya kazanç türünün bir önemi
bulunmamakta olup, mükelleflerin kendilerinden yapılan
vergi tevkifatı ile ilgili olarak kesintiyi yapan
vergi sorumlularının adı-soyadı veya unvanını, bağlı
olduğu vergi dairesini ve vergi kimlik numaralarını,
kesintiye esas alınan brüt tutarları, kesilen
vergileri ve kesinti yapılan dönemleri gösteren bir
tabloyu yıllık beyannamelerine eklemeleri yeterli
olacaktır.
13.1. Mahsuben İade
Tevkif yoluyla kesilen vergilerin
yıllık beyannamedeki mahsuplar sonunda kalan kısmının
diğer vergi borçlarına mahsup talebi ;
Ø tutarına bakılmaksızın,
Ø inceleme raporu ve teminat aranılmadan
yerine getirilir.
Mahsup talebinin dilekçe ile
yapılması ve yıl içinde yapılan tevkifatlara ilişkin
listenin dilekçe ekinde yer alması gerekmektedir.
Ortaklar, ortağı oldukları adi
ortaklık veya kollektif şirketlerin müteselsilen
sorumlu oldukları vergi borçlarına da mahsuben iade
talebinde bulunabilirler.
Mahsuben iade işlemi, aranan tüm
belgelerin tamamlanması koşuluyla, yıllık gelir veya
kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği tarih
itibarıyla yapılacaktır. Bu tarihten itibaren
mükelleflerin mahsubunu talep ettikleri vergi borçları
için gecikme zammı uygulanmaz.
Mükellefin muaccel hale gelmiş vergi
borcunun bulunmaması halinde, iade alacağının sonraki
dönemlerde muaccel hale gelecek vergi borçlarına
mahsubu mümkündür.
Mahsup taleplerinin yerine
getirilmesinde, zamanaşımı hükümleri (VUK madde 114 ve
126) göz önünde bulundurulur.
13.2. Nakden İade
Nakden iade taleplerinin dilekçe ile
yapılması şarttır. Tevkif yoluyla kesilen vergilere
ilişkin nakden iade edilecek tutarın 10 milyar lirayı
geçmemesi halinde iade talebi, yıl içinde yapılan
tevkifatlara ilişkin tablo ile birlikte;
Ø Ücret ve gayrimenkul sermaye
iradına ilişkin olması halinde ücretlere ilişkin
olarak işveren tarafından verilen ve kesintinin
yapıldığını gösteren yazının, gayrimenkul sermaye
iradına ilişkin olarak kira kontratının,
Ø Menkul sermaye iradına ilişkin olarak kesintiyi
yapan bankalar, özel finans kurumları, aracı kurumlar
ve diğer kurumlar tarafından düzenlenen ve vergi
kesintisinin yapıldığını gösteren belgenin,
Ø Serbest meslek kazancına ilişkin olarak vergilerin
sorumlu adına tahakkuk ettiğini gösteren ilgili
saymanlık yazısının,
Ø Ticari kazançlar ve zirai kazançlara ilişkin olarak
tevkif yoluyla kesilen vergilerin vergi sorumlusu
tarafından ilgili vergi dairesine ödenmiş olduğuna
ilişkin belgenin ilgili kurumca onaylanan bir
örneğinin dilekçeye eklenmesi koşuluyla inceleme
raporu ve teminat aranmaksızın yerine getirilir.
Nakden yapılacak iade taleplerinin
10 milyar lirayı aşması halinde, 10 milyar lirayı
aşan kısım vergi inceleme raporuna göre iade edilir.
10 milyar liraya kadar olan kısım
ise, teminat aranmaksızın ve inceleme raporu
beklenmeksizin iade edilir. (Dilekçe ve eki
belgelerin verilmesi koşuluyla)
Teminat gösterilmesi halinde
inceleme sonucu beklenmeksizin iade yapılır.
Nakden iade talebinin 100 milyar
liraya kadar olan kısmı, yeminli mali müşavirce
düzenlenecek tam tasdik raporu uyarınca iade
edilir.
İade talebinin 100 milyar lirayı
aşan kısmının iadesi her halükarda vergi inceleme
raporu sonucuna göre yerine getirilir.
Genel ve katma bütçeli idarelere, il
özel idarelerine, belediyelere, köylere ve
sermayelerinin en az %51 veya daha fazlası bu
kurumlara ait işletmelere yapılacak iadeler, gerekli
belgelerin ibrazı üzerine miktara bakılmaksızın
inceleme raporu ve teminat aranılmadan yerine
getirilir.
Nakden iade edilebilir aşamaya gelen
alacağın üçüncü şahısların vergi borçlarına mahsubu
talep edilebilir.
13.3. Tevkif Yoluyla Kesilen
Vergilerin Geçici Vergiye Mahsubu
İlgili dönemler halinde hesaplanan
geçici vergiden varsa o hesap dönemi ile ilgili olarak
daha önce ödenmiş geçici vergi ve geçici vergiye tabi
kazançlarla ilgili olarak tevkif edilmiş vergiler
mahsup edilmekte, mahsuptan sonra kalan tutar o
dönem için ödenmesi gereken geçici vergi olmaktadır.
Yıllık beyannamenin vergi bildirimi
tablosunda yer alan geçici vergiye ilişkin satırda,
beyannamenin ilgili olduğu geçici vergi dönemlerinde
ödenen geçici vergi tutarı (ilgili geçici vergi
beyannamelerinin ödenecek geçici vergi satırında yer
alan tutarlar toplamı) gösterilir. Yıllık beyannamenin
vergi bildirimi tablosunun kesinti yoluyla ödenen
vergiler satırında ise, o yıl içinde tevkif yoluyla
kesilen vergilerin tamamı (geçici vergiden mahsubu
yapılan tevkifat tutarları dahil) gösterilir.
Yıllık beyanname üzerinden
hesaplanan vergiden, yukarıda sözü edilen geçici vergi
tutarı ile yıl içinde tevkif yoluyla kesilen
vergilerin tamamı mahsup edilir, kalan tutar tevkif
yoluyla kesilen vergilerin diğer vergi borçlarına
mahsubu ve nakden iadesi kuralları çerçevesinde red ve
iade edilir.
13.4. Geçici Verginin Mahsubu Ve
İadesi
Üçer aylık dönemler halinde tahakkuk
ettirilerek tahsil edilen geçici vergi, yıllık
beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden
mahsup edildikten sonra mahsup edilemeyen tutar
mükellefin diğer vergi borçlarına mahsup edilir. Bu
mahsuplara rağmen kalan geçici vergi tutarı o yılın
sonuna kadar yazılı olarak talep edilmesi halinde
mükellefe red ve iade edilir. (GVK mük.120) Bu esaslar
kurumlar vergisi mükellefleri açısından da geçerlidir.
Yıllık beyanname üzerinden
hesaplanan gelir veya kurumlar vergisinden ilgili
hesap dönemine ilişkin geçici vergi dönemlerinde
ödenen geçici vergi mahsup edilir.
Mahsup işleminin yapılabilmesi için,
tahakkuk ettirilmiş geçici verginin ödenmiş olması
gerekmektedir. Geçici vergi dönemleri itibarıyla
tahakkuk ettirilmiş, ancak ödenmemiş bulunan geçici
verginin yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir
veya kurumlar vergisinden mahsup edilmesi mümkün
değildir.
Tahakkuk ettirilmiş ancak ödenmemiş
olması dolayısıyla yıllık beyanname üzerinden
hesaplanan vergiden mahsup imkanı bulunmayan geçici
vergi tutarları terkin edilir. Terkin edilen geçici
vergi tutarı için vade tarihinden terkin edilmesi
gereken tarih olan yıllık beyannamenin verilmesi
gereken kanuni sürenin başlangıç tarihine kadar
gecikme zammı uygulanır.
Ödenen geçici vergi tutarının,
geçici verginin ilgili olduğu döneme ilişkin olarak
verilen beyanname üzerinden hesaplanan gelir veya
kurumlar vergisinden fazla olması halinde, mahsup
edilemeyen tutar mükellefin diğer vergi borçlarına
mahsup edilir.
Mahsup işleminin yapılabilmesi için
yazılı başvuru şartı aranmaz. Söz konusu mahsup işlemi
6183 sayılı Kanunun 47 nci maddesi hükmü de dikkate
alınarak ilgili vergi dairesince re’sen yapılır.
Mahsup işlemi yıllık beyannamenin
verildiği tarih esas alınarak yerine getirilir.
Mahsubu yapılacak vergi borçları için vade
tarihinden, yıllık beyannamenin verildiği tarihe
kadar gecikme zammı uygulanır. (Bu tarihten sonra
vergi borcu için gecikme zammı uygulanmaz.)
Mahsup sonucu iadesi gereken
miktarın bulunması ve bu tutarın beyannamenin ilgili
tablosuna yazılmış olması
mükellefçe yazılı olarak yapılmış iade talebi olarak
kabul edilir. Yıllık beyannamenin ilgili
tablosunda/satırında gösterilmeyen geçici verginin
mahsuben veya nakden iade edilebilmesi için o yılın
sonuna kadar yazılı olarak başvurulması gerekir.
Geçici verginin gerek mahsuben
gerekse nakden iadesinde herhangi bir tutar
sınırlaması olmayıp, geçici verginin ödenmiş olması
yeterlidir. Geçici vergiye ilişkin iade
taleplerinde teminat ve inceleme raporu aranmaz.
13.5. Gelir ve Kurumlar Vergisi
İle İlgili Vergi Hatalarından Kaynaklanan İade
İşlemleri
Nakden veya mahsuben tahsil edilen
ancak fazla veya yersiz olarak tahsil edildiği
anlaşılan vergilerin iade ve mahsup işlemlerinde,
düzeltmeye dayanak teşkil edecek belgeler ile bu
işlemlere ait usul ve esasları belirleme konusunda
Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır. (VUK 120)
Fazla veya yersiz olarak vergi
tahakkuk ettirilmesine neden olan vergi hatasının
düzeltilmesi halinde, vergi hatası nedeniyle fazla
olarak tahakkuk ettirilmiş verginin ödenmiş olması
şartıyla, verginin mükellefe iadesi gerekmektedir.
Vergi borçlarına mahsup talebi
halinde bu talebin bir dilekçe ile vergi dairesine
bildirilmesi gerekmektedir. Düzeltme işlemi ile iade
işleminin aynı vergi dairesi tarafından
gerçekleştirilmesi durumunda iade işlemi için dilekçe
dışında ayrıca bir belge ibrazına gerek yoktur. Vergi
dairelerinin farklı olması halinde hata nedeniyle
fazladan tahakkuk etmiş olan verginin ödendiğini
gösteren belgenin ibrazı gereklidir.
Mahsubu talep edilen vergi borçları
için, mükellefin vergi hatasının düzeltilmesini ilgili
vergi dairesine dilekçe ile haber verdiği tarih
itibarıyla mahsup işlemi yapılmış sayılır ve mahsubu
talep edilen vergi borçları için bu tarihten itibaren
gecikme zammı hesaplanmayacaktır.
14. VERGİ TARİFESİ
Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü
maddesi uyarınca 2005 takvim yılı gelirlerine
uygulanacak vergi tarifesi:
6.600 Yeni Türk Lirasına
kadar...................................................................................
%20
15.000 Yeni Türk Lirasının 6.600 lirası için 1.320
lira, fazlası .......................................
%25
30.000 Yeni Türk Lirasının 15.000 lirası için 3.420
lira, fazlası ......................................
%30
78.000 Yeni Türk Lirasının 30.000 lirası için 7.920
lira, fazlası ......................................
%35
78.000 Yeni Türk Lirasından fazlasının 78.000 lirası
için 24.720 lira, fazlası .................. %40
oranında vergilendirilir.
15. YILLIK BEYANNAMEDE TARH MUAMELELERİ
15.1.Tarh Yeri
Genel Kural gelir vergisinin
mükellefin ikametgahının bulunduğu yer vergi
dairesince tarh edilmesidir. Ancak, işyeri ve
ikametgahı ayrı ayrı vergi daireleri bölgesinde
bulunan mükelleflerin vergileri, Maliye Bakanlığınca
uygun görüldüğü takdirde ve mükellefe de evvelden
bildirilmek kaydıyla işyerinin bulunduğu yerin vergi
dairesince tarh olunur. Maliye Bakanlığı bu yetkisini
kullanmış olup, münhasıran nakliyecilik faaliyeti ile
iştigal eden kişiler hariç olmak üzere, ticari ve
mesleki faaliyetlerde tarha yetkili vergi dairesini
işyerinin bulunduğu yer vergi dairesi olarak
belirlemiştir. İşyerinin birden fazla olması halinde
ise iş merkezinin bulunduğu yer vergi dairesi tarha
yetkili vergi dairesi olacaktır.
Diğer ücretlerle, gezici olarak
çalışanların ticaret ve serbest meslek kazançlarının
vergileri, bu ücret ve kazanç sahiplerinin
ikametgahlarının bulunduğu yerin vergi dairesince tarh
edilmemişse, faaliyetlerini icra ettikleri yerin vergi
dairesince tarh olunacaktır.
Dar mükellefiyete tabi olanların
vergileri ise beyannamelerini vermeye mecbur oldukları
yerin vergi dairesince tarh olunur. Türkiye’de işyeri
bulunduğunda, beyannamenin verileceği vergi dairesi
işyerinin bulunduğu yerdeki vergi dairesidir.
15.2. Tarhiyatın Muhatabı
Gelir vergisi, bu vergiyle mükellef
olan gerçek kişiler namına tarh edilir. Ancak bazı
istisnai durumlarda tarhiyatın muhatabı değişmektedir.
Bunlar;
Küçüklerle kısıtlılarda, bunların nam ve hesabına
kanuni temsilcileri tarhiyatın muhatabı tutulur.
Kanunî temsilci veli, vasi ve kayyımdır.
Dar mükellefiyette tarhiyata muhatap Türkiye'deki
daimi temsilcidir. Türkiye'de daimi temsilci yok ise
kazanç ve iratları yabancı kişiye sağlayanlar,
tarhiyatın muhatap tutulur.
Ayrıca Türkiye'de birden fazla daimi
temsilci bulunması halinde, mükellefin tayin edeceği,
tarhiyat tarihine kadar böyle bir tayin yapılmamış ise
temsilcilerden herhangi birisi tarhiyata muhatabı
tutulur.
Kaynakta kesinti suretiyle alınan
vergilerde muhatap, mükellef esabına tevkifat yapmaya
mecbur olanlardır.
15.3. Vergilendirme Dönemi
Gelir vergisinde vergilendirme
dönemi geçmiş takvim yılıdır. Bu genel prensibin
istisnasını mükellefiyetin takvim yılı içerisinde
kalkması oluşturmaktadır. Mükellefiyetin takvim yılı
içerisinde kalkması halinde, takvim yılı başından
mükellefiyetin kalktığı tarihe kadar geçen süre (kıst
dönem) vergilendirme dönemi olarak kabul edilecektir.
Mükellefiyetin takvim yılı
içerisinde kalkması hallerine verilebilecek en bariz
örnekler memleketi terk ve ölüm hâlidir. Söz konusu
mükellefiyetin sona ermesi şekillerinde beyanname
verme ve ödeme sürelerine ilerleyen bölümlerde yer
verilecektir.
Genel prensibin diğer bir istinasını
ise diğer ücretlerde vergilendirme önemi, hizmetin ifa
olunduğu takvim yılı olmasıdır.
15.4.Tarh Zamanı
Gelir vergisi beyanname verilmesi
gereken hallerde beyannamenin verildiği günde tarh
olunur. Yıllık gelir vergisi beyannamesinin hangi
hallerde ne zaman verileceği (ilerleyen bölümlerde
ayrıntıları ile açıklanacağı üzere) Gelir Vergisi
Kanununda yer almış olup belirtilen sürelerde
beyannamenin ver-ilmemesi vergi ziyaına sebebiyet
verecek ve tarhiyatın cezalı olarak yapılmasını
gerektirecektir.
Beyannamenin posta ile gönderilmesi
hallerinde ise vergiyi tarh edecek daireye geldiği
tarihi takip eden yedi gün içerisinde gelir vergisi
tarh olunur. Posta ile göndermede, beyanname verme
süresinin son günü taahhütlü olarak gönderilmesi
beyannamenin kanuni süresi içerisinde verilmiş
sayılmasını gerektirir. Yani taahhütlü olarak posta
ile gönderilen beyannameler posta idaresine verildiği
gün vergi dairesine verildiği gün olarak kabul edilir.
Buna karşılık adi posta ile göndermelerde vergi
dairesi kayıtlarına girdiği gün esas alınır.
16. YILLIK BEYANNAMENİN VERİLMESİ
16.1. Beyannamenin Verileceği Yer
Yıllık gelir vergisi beyannamesi; tam mükellefler
için, vergiyi tarha yetkili vergi dairesine verilir
veya taahhütlü olarak posta ile gönderilir. Tarha
yetkili olan vergi dairesi ise yukarıdaki bölümde
açıklandığı üzere mükellefin ikametgahının bulunduğu
yerdeki vergi dairesi olmakla beraber Maliye Bakanlığı
ticari ve mesleki faaliyetlerde tarha yetkili vergi
dairesini işyerinin bulunduğu yer vergi dairesi olarak
belirlemiştir.
Dar mükellefiyette ise yıllık
beyanname, Türkiye'de vergi muhatabı mevcut ise onun
Türkiye'de oturduğu yerin/Türkiye'de vergi muhatabı
yoksa işyerinin bulunduğu yer vergi dairesine verilir
veya taahhütlü olarak posta ile gönderilir. İşyeri
birden fazla ise bu işyerlerinden herhangi birisinin
bulunduğu yer vergi dairesine verilir.
16.2. Beyannamenin Verileceği
Süre
16.2.1. Ticari Kazancın Basit
Usulde Tespit Edilenlerin Yıllık Beyanı
Gelirin sadece basit usulde tespit
edilen ticari kazançlardan ibaret olması halinde
izleyen yılın Şubat ayının on beşinci günü
akşamına kadar vergiyi tarha yetkili vergi
dairesine yıllık beyannamenin verilmesi gerekmektedir.
16.2.2. Diğer Haller
Bir takvim yılında elde edilen gelir
sadece basit usulde tespit edilen ticari kazançlardan
ibaret ise yukarıda yapılan açıklamalara göre
beyanname verilmesi gerekmektedir. Söz konusu hallerin
dışında bir takvim yılında elde edilen kazanç ve
iratların beyan edilmesi gerekenler izleyen yılın
Mart ayının on beşinci günü akşamına kadar
vergiyi tarha yetkili vergi dairesine yıllık
beyannamenin verilmesi gerekmektedir.
16.2.3. Özellik Arz Eden Durumlar
16.2.3.1. Ölüm Hali
Takvim yılı içinde ölüm halinde,
ölüm tarihinden itibaren 4 ay içinde yıllık gelir
vergisi beyannamesinin yetkili vergi dairesine
verilmesi gerekmektedir.
Beyannamenin kapsayacağı dönem ölüm
tarihi ile takvim yılının başı olan kıst dönemdir.
16.2.3.2. Memleketi Terk Hali
Takvim yılı içinde memleketi terk
edenlerin beyannameleri memleketi terke takaddüm eden
15 gün içinde yetkili vergi dairesine verilmek
durumundadır.
17. YILLIK BEYAN ESASINDA
VERGİNİN ÖDENMESİ
17.1. Ticari Kazancın Basit
Usulde Tespit Edilmesi Halinde
Gelirin sadece basit usulde tespit
edilen ticari kazançlardan ibaret olması halinde
izleyen yılın Şubat ayının 15 nci günü akşamına kadar
yıllık beyannamenin verilmesi gerekmektedir. Verilen
yıllık beyanname ile tahakkuk ettirilen vergi Şubat
ve Haziran aylarında olmak üzere iki eşit
taksitte ödenecektir.
17.2. Diğer Haller
Yedi gelir unsurundan birinden veya
bir kaçından veya tamamından bir takvim yılında elde
edilen kazanç ve iratları beyan edilmesi gerekenler
izleyen yılın Mart ayının 15 nci günü akşamına kadar
yıllık beyannamede toplanarak beyan edilmesi
gerekmektedir. Mart ayında beyan edilen gelir
üzerinden tahakkuk ettirilen vergi Mart ve
Temmuz aylarında olmak üzere iki eşit taksitte
ödenecektir.
17.3. Diğer Ücretlerde Ödeme
Diğer ücretlerin vergisi,
Öteden beri işe devam edenlerde,
yıllık verginin yarısı takvim yılının ikinci
(Şubat), diğer yarısı sekizinci (Ağustos )
ayında;
Takvim yılının birinci yarısında işe başlayanlarda,
yıllık verginin yarısı verginin karneye yazıldığı
ayda; diğer yarısı takvim yılının sekizinci (Ağustos)
ayında;
Takvim yılının ikinci yarısı içinde işe başlayanlarda,
verginin karneye yazıldığı ayda;
ödenir.
18. BEYANNAMEYE EKLENECEK
BİLDİRİM VE BELGELER
Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesine:
§ Ayrıntılı Bilanço ve Ayrıntılı
Gelir Tablosu,
§ Bilanço Esasına Göre Defter Tutan Mükelleflere Ait
Ticari Kardan Mali Kara Ulaşmak İçin Hesaplamayı
Gösteren Bildirim,
§ Yabancı Ülkelerde Ödenen Vergilere İlişkin Bildirim,
§ Varsa, Kesinti Yoluyla Ödenen Vergilere İlişkin
Belgeleri,
§ 4325 Sayılı Kanun Kapsamındaki Gelir Vergisi
Bildirimine İlişkin Bildirimi,
ekleyeceklerdir.
19. VERGİNİN ÖDENECEĞİ YER
Vergi;
§ Bağlı bulunulan vergi dairesine,
§ Bağlı bulunulan vergi dairesinin belediye sınırları
dışındaki herhangi bir vergi dairesine,
§ Vergi tahsiline yetkili banka şubelerine,
ödenebilir.
20. BEYANNAME VERMEYENLERE UYGULANACAK YAPTIRIMLAR
2005 takvim yılı kazançlarına ait olup, 2006 yılında
verilmesi gereken beyannamenin süresinde
verilmemesi durumunda mükelleflere,
§ Usulsüzlük cezası,
§ Vergi ziyaı cezası,
§Gecikme faizi,
uygulanır.
21. BEYANNEMENİN DOLDURULMASINDA
DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
21.1. Genel Hususlar
Beyanname;
¨KARBON KAĞIDI KULLANILMADAN iki
örnek doldurulacaktır. Fotokopi ile çoğaltılan
beyannameler kesinlikle kullanılmayacaktır.
¨
Mavi veya siyah tükenmez kalem kullanılarak BÜYÜK
MATBAA HARFLERİ ile doldurulacaktır.
Kurşun kalem kesinlikle kullanılmayacaktır.
Her kutuya bir harf ve rakam yazılacaktır.
Silinti ve kazıntı yapılmayacak, beyanname
katlanmayacak ve buruşturulmayacak, okunaklı
düzenlemeye özen gösterilecektir.
Rakamlar arasına herhangi bir işaret konulmayacaktır.
BİLGİLER İLGİLİ ALANA SIĞDIĞI KADAR YAZILACAKTIR.
Sayısal ifadeler Romen rakamı ile yazılmayacaktır.
Alfabetik karakterler sola, sayısal karakterler sağa
yanaşık olarak yazılacaktır.
Kelimeler arasında bir karakter boşluk bırakılacaktır.
Noktalama işaretinden sonra boşluk bırakılmayacaktır.
1-4 No’lu alanlara kimlik bilgileri, nüfus cüzdanında
yazılı olduğu şekilde ve kısaltılmadan aynen
yazılacaktır. Kimlik bilgilerinin ayrılan alana
sığmaması durumunda, isimler sığdığı kadarıyla
yazılacaktır.
5 No’lu doğum yeri alanına, İLÇE ADI YAZILACAKTIR.
İLÇENİN AYRI BİR ADI YOKSA İL ADI YAZILACAKTIR. KÖY VE
BUCAK İSMİ YAZILMAYACAKTIR.
6 No’lu uyruğu alanına, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı
olanlar T.C rumuzunu, başka ülke tabiiyetinde olanlar
ise, ülkelerinin Uluslar arası Trafik Kodunu
yazacaklardır.
7 No’lu alanda doğum tarihi gün, ay ve yıl olarak
belirtilecektir.
9 No’lu mesleği alanına mükellefin esas uğraş konusu
yazılacaktır. Birden fazla meslekle uğraş söz konusu
ise ağırlıklı olan yazılacaktır.
11-12 No’lu adres alanına mahalle, cadde/sokak
bilgileri yazılacak ve POSTA KODU muhakkak
belirtilecektir. Varsa telefon numarası alan kodu ile
birlikte yazılacaktır. Adres bilgileri açık bir
şekilde alanlara sığıyorsa kısaltma yapmadan
yazılacaktır. Alanlara sığmaması halinde anlaşılır
kısaltmalar yapılabilir.
21.2. Geliri Sadece Basit Usulde Tespit Edilen
Ticari Kazançlardan İbaret Olan Mükelleflerin Yıllık
Gelir Vergisi Beyannamesi Doldurulmasında Dikkat
Edilecek Hususlar:
Basit Usul Beyannamesi optik okuyuculu olmadığından
bir örnek doldurulacaktır.
Basit usulde hesap özeti, beyannamede yer aldığından
ek olarak hesap özeti verilmeyecektir. Ancak,
Kayıtları meslek odaları bünyesinde oluşturulan
bürolarda tutulan mükelleflerin “Basit Usulde Hesap
Özeti” oda temsilcisi tarafından imzalanacak olup,
kayıtlarını kendileri tutan veya serbest muhasebeci/
serbest muhasebeci mali müşavirlere tutturan
mükellefler (38) Numaralı “Basit Usulde Hesap Özetini
İmzalayan Oda Temsilcisi” bölümünü boş
bırakacaklardır.
Basit usulde tespit edilen ticari kazanç yanında,
beyana tabi başka bir gelir unsurunun da bulunması
halinde, yıllık beyanname izleyen yılın Mart ayının
onbeşinci günü akşamına kadar verileceğinden, bu
durumda olan mükellefler beyannamelerini 21.1
Bölümünde yer alan açıklamalara göre dolduracaklardır.
22. BEYANNAMENİN DOLDURULMASINA
İLİŞKİN ÖRNEKLER
22.1.Basit Usulde Ticari Kazancın
Beyanına İlişkin Örnekler
Örnek: 1
Kayseri ilinde taksi işletmeciliği faaliyetinde
bulunan ve basit usulde vergilendirilen Yalçın Tekeş,
2005 yılında 12.500 YTL kar elde etmiştir. Mükellef bu
yıl içinde 2.020 YTL Bağ-Kur primi ödemiştir.
ÖRNEK 1 : YILLIK GELİR VERGİSİ BEYANNAMESİ İÇİN
TIKLAYINIZ.
Mükellefin Beyanı Aşağıdaki Gibi Olacaktır.
| Ticari Kazanç |
12.500 YTL |
| Bağ-Kur Primi
|
2.020 YTL |
| Kalan (12.500 YTL-2.020
YTL) |
10.480 YTL |
Hesaplanan Gelir
Vergisi (6.600 YTLX %20)
(3.880 YTLX %25) |
2.290 YTL |
| Ödenecek Gelir
Vergisi |
2.290 YTL |
Örnek: 2
Niğde ilinde büfe işletmeciliği faaliyetinde bulunan
ve basit usulde vergilendirilen Burak Koç, 2005
yılında 9.600 YTL kar elde etmiştir. Burak Koç, milli
piyango bayiliği faaliyeti nedeniyle, 910 YTL kesinti
yoluyla vergi, 2.245 YTL de Bağ-Kur primi ödemiştir.
ÖRNEK 2 : YILLIK GELİR VERGİSİ BEYANNAMESİ İÇİN
TIKLAYINIZ.
Mükellefin Beyanı Aşağıdaki Gibi Olacaktır.
| Ticari Kazanç |
9.600 YTL
|
| Bağ-KurPrimi
|
2.245 YTL
|
| Kalan (9.600- 2.245
YTL) |
7.355 YTL
|
Hesaplanan Gelir
Vergisi (6.600 YTL X %20)
( 755 YTL X %25) |
1.508,75 YTL
|
| Kesinti Yoluyla
Ödenen Vergi |
910 YTL
|
| Ödenecek Gelir
Vergisi (1508,75-910YTL) |
598,75 YTL
|
Örnek : 3
Tekirdağ ilinde bakkallık faaliyetinde bulunan ve
basit usulde vergilendirilen Bülent Koçak, 2005
yılında 12.000 YTL kar elde etmiştir. Bülent Koçak
çalışma gücünün asgari %40 ını kaybetmiş olup, üçüncü
derece sakatlık indiriminden yararlanmaktadır. Üçüncü
derece sakatlar için yıllık indirim tutarı, (120
YTLx12=1.440 YTL) dir. Mükellef bu yıl içinde 2.500
YTL Bağ-Kur primi ödemiştir.
ÖRNEK 3 : YILLIK GELİR VERGİSİ BEYANNAMESİ İÇİN
TIKLAYINIZ.
Mükellefin Beyanı Aşağıdaki Gibi Olacaktır.
| Ticari Kazanç |
12.000 YTL |
| Bağ -Kur Primi
|
2.500 YTL |
| Kalan (12.000 YTL –
2.500 YTL) |
9.500 YTL |
| Sakatlık İndirimi
|
1.440 YTL |
Vergiye Tabi Gelir
(Matrah)
(9.500 YTL - 1.440 YTL) |
8.060 YTL |
Hesaplanan Gelir
Vergisi (6.600 YTLX%20)
(1.460 YTL X %25) |
1.685 YTL |
| Ödenecek Gelir
Vergisi |
1.685 YTL |
22.2.Gerçek Usulde Ticari
Kazancın Beyanına İlişkin Örnekler
Örnek 1:
Ankara Büyükşehir Belediye sınırları
içinde ikamet eden Süleyman İMREN lokanta
işletmeciliği faaliyetinde bulunmaktadır.
Bay İMREN, lokanta işletmeciliğinden
dolayı 2005 yılında 12.000 YTL. kar elde etmiştir.
Mükellef işletme hesabı esasına göre defter
tutmaktadır. Ayrıca mükellefin, 2005 yılı içinde
ödenen 1.500 YTL. geçici vergi tutarı bulunmaktadır.
Örnek Hakkında Açıklama;
Bu örnekte işletme hesabı esasına
göre defter tutan bir mükellefin durumu
açıklanmaktadır. Mükellef ticari kazancı nedeniyle
yıllık gelir vergisi beyannamesi vermek zorundadır.
Mükellef 2005 yılında 12.000 YTL.
ticari kazanç elde etmiştir.
Mükellefin Beyanı Aşağıdaki Gibi
Olacaktır:
| Ticari Kazanç
|
12.000 YTL
|
Safi Ticari Kazanç |
12.000 YTL
|
Vergiye Tabi Gelir (Matrah) |
12.000 YTL
|
Hesaplanan Gelir
Vergisi (6.600 YTL X %20)
(5.400 YTL X %25) |
2.670 YTL
|
Mahsup Edilecek Vergiler Toplamı |
1.500 YTL
|
(Geçici Vergi 1.500 YTL) |
 |
Ödenmesi Gereken Gelir Vergisi |
1.170 YTL
|
ÖRNEK 1: YILLIK GELİR VERGİSİ BEYANNAMESİ EKİ İÇİN
TIKLAYINIZ.
ÖRNEK 1: YILLIK GELİR VERGİSİ BEYANNAMESİ İÇİN
TIKLAYINIZ.
Örnek 2:
Muğla ilinde ikamet eden ve
birinci sınıf tüccar olan Mehmet AK’ın 2005 yılı
beyanına ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir.
¨Mükellef toptan gıda ticareti ile
iştigal etmektedir.
¨
Mükellefin beyan ettiği ticari kazancı 17.750 YTL
olup, ayrıca 2.750 YTL Bağ-Kur primi ödenmiştir.
Mükellef 1.600 YTL şahıs sigorta primi ödemiştir.
Mükellefin 2005 yılında ödediği ve mahsubu gereken
geçici vergi tutarı 1.750 YTL’dir.
Örnek Hakkında Açıklama;
Mükellef 2005 yılında 17.750 YTL
ticari kazanç elde etmiştir. Mükellef ayrıca 2.750 YTL
bağ-kur primi ödemiştir. Ayrıca kazancın yeterli
olması nedeniyle ödenen şahıs sigorta primi de ticari
kazançtan düşülebilecektir. Ancak indirim konusu
yapılabilecek şahıs sigorta primi beyan edilen gelirin
%5’ini aşamayacağından, indirim konusu yapılacak şahıs
sigorta primi ödenen 1.600 yerine (15.000 x %5) 750
YTL olacaktır.
Mükellefin Beyanı Aşağıdaki Gibi
Olacaktır:
| Ticari Kazanç |
17.750 YTL |
| Bağ-Kur Primi |
2.750 YTL |
| Safi Ticari Kazanç |
15.000 YTL |
| KAR |
15.000 YTL |
| Mahsup Edilecek
İndirimler |
750 YTL |
| (Şahıs Sigorta
Primi 750 YTL) |
|
| Mahsup Sonrası
Kalan Tutar |
14.250 YTL
|
| Vergiye Tabi Gelir
(Matrah) |
14.250 YTL |
| Hesaplanan Gelir
Vergisi
(6.600 YTL X %20)
(7.650 YTL X %25)
|
3.232,50 YTL |
| Mahsup Edilecek
Vergiler Toplamı |
1.750 YTL |
| (Geçici Vergi 1.750
YTL) |
|
| Ödenmesi Gereken
Gelir Vergisi |
1.482,50 YTL |
ÖRNEK 2: YILLIK GELİR VERGİSİ BEYANNAMESİ EKİ İÇİN
TIKLAYINIZ.
ÖRNEK 2: YILLIK GELİR VERGİSİ BEYANNAMESİ İÇİN
TIKLAYINIZ.
Örnek 3:
İstanbul Büyükşehir Belediye
sınırları içinde lokantacılık faaliyetinde bulunan ve
işletme hesabı esasına göre defter tutan Faruk
Koçak’ın 2005 yılı karı 10.500 YTL’dir. Mükellef 2005
yılında 2.245 YTL Bağ-Kur Primi, 1.500 YTL geçici
vergi ödemiştir.
Mükellefin ayrıca tevkif yoluyla
vergilendirilmiş brüt 55.000 YTL mevduat faizi ve repo
geliri (bu gelirler ticari işletmesine dahil
bulunmamaktadır) ile Elazığ’da bulunan ve emlak
vergisi değeri 40.000 YTL olan apartman dairesinden
(meskenden) 4.800 YTL kira geliri bulunmaktadır.
(Mesken kira gelirinde götürü gider yöntemi
seçilmiştir.)
Mükellef ticari kazancı nedeniyle
yıllık beyanname vermek zorunda olup, beyannameye
mesken olarak kiraya verdiği gayrimenkulden elde
ettiği kira gelirini de dahil edecektir. Ticari, zirai
ve mesleki kazancı nedeniyle yıllık beyanname verenler
konut kira gelirine ilişkin istisnadan
yararlanamayacağından bu gelire istisna
uygulanmayacaktır. Kira gelirinde safi irat
hesaplanırken %25 oranındaki götürü gider düşüldükten
sonraki kalan tutar beyan edilecektir.
Mükellefin 2005 yılında elde ettiği
tevkif yoluyla vergilendirilmiş bulunan mevduat faizi
ve repo geliri Gelir Vergisi Kanununun geçici 55 inci
maddesi hükmü uyarınca verilecek beyannameye dahil
edilmeyecektir.
| Ticari Kazanç |
10.500 YTL |
| Bağ-Kur Primi |
2.245 YTL |
| Safi Ticari Kazanç |
8.255 YTL |
| GMSİ (4.800-(4.800
x %25) |
3.600 YTL |
| Beyan Edilen
Gelirler Toplamı |
11.855 YTL |
| Vergiye Tabi Gelir
(Matrah) |
11.855 YTL |
| Hesaplanan Gelir
Vergisi
(6.600 YTL X %20)
(5.255 YTL X %25)
|
2.633,75 YTL |
| Mahsup Edilecek
Vergiler Toplamı |
1.500 YTL |
| (Geçici Vergi 1.500
YTL) |
|
| Ödenmesi Gereken
Gelir Vergisi |
1.133,75 YTL |
ÖRNEK 3: YILLIK GELİR VERGİSİ BEYANNAMESİ EKİ İÇİN
TIKLAYINIZ.
ÖRNEK 3: YILLIK GELİR VERGİSİ BEYANNAMESİ İÇİN
TIKLAYINIZ.