DANIŞTAY DÖRDÜNCÜ DAİRE

Esas No : 1999/348 

Karar No : 1999/2854

KONU : Haksız alınan ihracatta vergi iadesinin, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre geri alınabileceği hk.

Davanın Özeti : 1.12.1986 günlü 19298 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 86/11237 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında "İhracatçı adına yanıltıcı bilgi ve belge verilmesinden dolayı gereksiz olarak ödenen vergi iadeleri de, ödendikleri tarihten itibaren 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre hesaplanacak gecikme zammı ile birlikte aynı kanun hükümleri çerçevesinde geri alınır." hükmünü taşıyan 12. maddesinin 2. fıkrasının, dava konusu bakanlar kurulu kararının dayanağı olan 261 sayılı Yasada, ihracatta vergi iadesinin geri alınmasında, 6183 sayılı Yasada öngörülen usullere uyulması gerektiğinin belirlendiği, daha önceki bakanlar kurulu kararının da bu kurala uygun hükümler taşıdığı, vergi iadesinin tahsili için tebligat yapılarak, bir aylık ödeme süresi verilmesi, bu süre içinde ödenmez ise gecikme zammı ve cebren tahsil yoluna gidilmesi gerektiği, vade başlangıcının vergi iadesinin ödendiği tarih olamayacağı iddialarıyla iptali istenilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince, işin gereği görüşüldü:

Davalı idarece ileri sürülen süre def'i yerinde görülmeyerek işin esası incelendi :

Dava, 1.12.1986 günlü 19298 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 86/11237 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 12. maddesinin 2. fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır.

İhracatı geliştirmek ve özendirmek amacını taşıyan ihracatta vergi iadesi uygulaması, 261 sayılı İhracatı Geliştirmek Amacı ile Vergilerle İlgili Olarak Hükümetçe Alınacak Tedbirlere Dair Kanunun 1. maddesinin bakanlar kuruluna verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan ihracatta vergi iadesi kararlarına göre yürütülmektedir.

Dava konusu bakanlar kurulu kararı da anılan bu yasaya dayanılarak çıkarılmış ve uygulamaya konulmuş bulunmaktadır.

261 sayılı Yasanın 1.maddesinin son fıkrası, "Dış satım, yurtiçi müteahhitlik ve yurtiçi yatırımlardan uluslararası ihaleye çıkarılanların gerçekleştirilmesini yüklenen yerli müteahhitlerin bu hizmetlerden dolayı vergi iadesi olanaklarından haksız olarak yararlanıldığının saptanması halinde, bu yolla elde olunan vergi iadeleri ilgililerden 6183 sayılı Yasa hükümleri uyarınca geri alınır." hükmünü getirmiştir. Anılan yasa hükmü ile yollamada bulunulan 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 37. maddesinde ise, "Amme alacakları hususi kanunlarında belli edilen zamanlarda ödenir.

Hususi kanunlarında ödeme zamanı tesbit edilmemiş alacaklar Maliye Vekaletince belirtilecek usule göre yapılacak tebliğden itibaren bir ay içinde ödenir.

Bu ödeme müddetinin son günü amme alacağının vadesi günüdür." hükmü, 51. maddesi de, "Amme alacağının ödeme müddeti içinde ödenmeyen kısmına vade gününü takip eden günden itibaren ilk bir aylık müddet için 10, müteakip her ay için 4 gecikme zammı tatbik olunur..." hükmü yer almaktadır.

Söz konusu hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden, ihracatta vergi iadesinden gereksiz veya haksız yararlandırıldığının saptanması halinde, bu yolla elde edilen vergi iadelerinin geri alınması işlemleri sırasında 6183 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması gerektiği sonucu çıkmaktadır.

İdari tasarrufların, dayanak aldıkları üst düzenlemelere uygun hükümler taşıması gerektiği açıktır.

Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeye göre 86/11237 sayılı karar kapsamında bulunan ihracatta vergi iadelerinin gereksiz veya haksız olarak ödendiğinin saptanması halinde bunların geri alımı sırasında, 6183 sayılı Yasanın 37. maddesine uygun olarak ilgililere bir aylık ödeme süresi verilmesi, bu süre içinde ödemenin yapılmaması halinde aynı yasanın 51. maddesi hükmü uyarınca, vade gününü takip eden günden itibaren gecikme zammı uygulanması gerekmektedir.

86/11237 sayılı ihracatta vergi iadesinin dava konusu edilen 12. maddesinin 2. fıkrası "İhracatçı adına yanıltıcı bilgi ve belge verilmesinden dolayı gereksiz olarak ödenen vergi iadeleri de, ödendikleri tarihten itibaren 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre hesaplanacak gecikme zammı ile birlikte aynı kanun hükümleri çerçevesinde geri alınır." hükmünü taşımaktadır

Dava konusu bu madde hükmünde ise, bakanlar kurulu kararının dayanağı olan 261 sayılı Yasada açıkça belirlenen ve 6183 sayılı Yasa ile hükme bağlanan, kamu alacağına uygulanacak gecikme cezasının başlangıç tarihi ile ilgili hükümlere aykırı olarak, gecikme cezasının kamu alacağının ödendiği tarihten itibaren hesaplanacağının belirlenmesinde yasal isabet bulunmamaktadır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, dayanağı yasa hükmüne ve ilgili mevzuata aykırı olan dava konusu bakanlar kurulu kararı hükmünün iptaline, 15.10.1991 gününde oybirliğiyle karar verildi.


      

Başa Dön