|
İstemin Özeti :
Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.3.2003 tarih ve E:2002/801,
K:2002/125 sayılı kararıyla hükmedilen ilam harcının vadesinden sonra
ödendiğinden bahisle davacı Kurum'dan tahsil edilen gecikme zammının
yasal faizi ile birlikte iadesi istemiyle açılan davayı; dosyanın
incelenmesinden, davacı Kurumun Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce
hükmedilen ilam harcını yasal süresinde ödememesi üzerine anılan
Mahkemece 31.5.2002 tarih ve 2002/57 sayılı harç tahsil müzekkeresi
düzenlenerek harcın tahsili için davalı idareye gönderildiği, davalı
idarece gerekli ilan işleminden sonra 15.8.2002 tarihinde toplu tahakkuk
ettirildiği, tahakkuk tarihinden itibaren bir aylık ödeme süresi
içerisinde ödenmeyen harç için 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre cebri
tahsil takip işlemlerine başlanılacağının bir yazı ile davacı Kuruma
bildirilmesi üzerine davacı Kurumun 3.10.2002 tarihinde ilam harcını
gecikme zammı ile birlikte ödediğinin anlaşıldığı, bu durumda yasal
süresinde ilgili Mahkemeye, daha sonra da tahakkuku yapan davalı idareye
vadelerinde ödenmeyen ilam harcı için tahsil edilen gecikme zammında
isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle reddeden Ankara 1. Vergi
Mahkemesi'nin 20.2.2003 tarih ve E:2002/924, K:2003/123 sayılı kararını;
davacı Kuruma borcu ile ilgili olarak usule uygun bir tebligat
yapılmadan, harcın tahsili sırasında davacı Kurumdan gecikme zammı
tahsilinde isabet bulunmadığı gerekçesiyle bozan Ankara Bölge İdare
Mahkemesi'nin 18.9.2003 tarih ve E:2003/2409, K:2003/2865 sayılı
kararının düzeltilmesi isteminin, kararının verildiği tarihten itibaren
iki aylık süre içinde ödenmeyen ilam harcı için tahsil edilen gecikme
zammının yasal olduğu gerekçesiyle kabulüne ve Ankara 1. Vergi
Mahkemesi'nin yukarıda belirtilen kararının onanmasına ilişkin Ankara
Bölge İdare Mahkemesi'nin 3.3.2004 tarih ve E:2004/488, K:2004/609
sayılı kararının, davacı Kurum tarafından kanun yararına bozulması
istenilmektedir.
Danıştay Başsavcılığı'nın Kanun
Yararına Bozma İstemi: Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin
14.3.2003 tarih ve E:2002/801, K:2002/125 sayılı kararıyla hükmedilen
ilam harcının, vadesinden sonra ödendiğinden bahisle davacı Kurumdan
tahsil edilen gecikme zammının, faizi ile birlikte iadesi istemiyle
açılan davayı reddeden Ankara 1.Vergi Mahkemesinin 20.2.2003 tarih ve
E:2002/924, K:2003/123 sayılı kararının onanmasına ilişkin Ankara Bölge
İdare Mahkemesince verilen 3.3.2004 tarih ve E:2004/488, K:2004/609
sayılı kararın; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek davacı Kurum
tarafından kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun
51 inci maddesinde, bölge idare mahkemesi kararlarından niteliği
bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin kanun
yararına temyiz olunabileceği belirtilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, Ankara 7. Asliye
Ticaret Mahkemesince verilen 14.3.2002 tarih ve 2002/125 sayılı kararla
davacı Kurum aleyhine ilam harcına hükmedildiği, harcın 2 aylık süre
içinde ödenmemesi üzerine adı geçen Mahkemece 31.5.2002 tarih ve 2002/57
sayılı harç tahsil müzekkeresi düzenlenerek ilgili vergi dairesi
müdürlüğüne gönderildiği, vergi dairesince 6.8.2002 tarihinden itibaren
10 gün süre ile ilan edilerek 15.8.2002 tarihinde ilam harcının tahakkuk
ettirildiği ve süre verilmeksizin harcın ödenmesi istemini içeren
tarihsiz bir yazının davacı Kuruma 23.9.2002 tarihinde tebliği üzerine
3.10.2002 tarihinde de ilam harcı ile birlikte gecikme zammı tahsil
edildiği, tahsil edilen bu zammın yasal faizi ile birlikte iadesi
istemiyle davacı Kurum tarafından açılan davanın Ankara 1. Vergi
Mahkemesince yukarıda sözü edilen kararla, yasal süresinde ilgili
Mahkemeye, daha sonrada tahakkuku yapan davalı vergi dairesine
vadelerinde ödenmeyen ilam harcı için tahsil edilen gecikme zammında
yasalara aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verildiği ve
bu kararın, Ankara Bölge İdare Mahkemesince kanun yararına bozulması
istenilen söz konusu kararla onandığı anlaşılmaktadır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanunun 37 nci maddesinde, amme
alacaklarının hususi kanunlarında belli edilen zamanlarda ödeneceği,
hususi kanunlarında ödeme zamanı tesbit
edilmemiş amme alacaklarının Maliye Bakanlığınca belirlenecek usule göre
yapılacak olan tebliğden itibaren bir ay içinde ödeneceği, bu ödeme
müddetinin son gününün amme alacağının vadesi günü olduğu, 55 inci
maddesinde ise amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde
borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir
"ödeme emri" ile tebliğ olunacağı belirtilmiş, aynı Kanunun 51 inci
maddesinde de amme alacağının müddeti içinde ödenmeyen kısmına vadenin
bitim tarihinden itibaren her ay için gecikme zammı uygulanacağı hükme
bağlanmıştır. Bu maddelere göre amme alacağının vadesinde ödenmemesinin
bir yaptırımı olan gecikme zammının uygulanabilmesi için alacağın
doğmasının yanı sıra vadesinin mükellef tarafından bilinmesi ve vade
sonunda da alacağın ödenmemiş olması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Öte yandan, 492 sayılı Harçlar Kanununun
"nispi harçlarda ödeme zamanı" başlıklı 28/a maddesinde, karar ve ilam
harçlarının dörtte birinin peşin, geri kalanının ise kararın
verilmesinden itibaren 2 ay içinde ödeneceği, karar ve ilam harcı
ödenmedikçe ilgiliye ilamın verilmeyeceği, 37 nci
maddesinde, bu Kanunda ödeme zamanı gösterilen harçlardan süresinde
ödenmeyenlerin ilgili mahkeme ve daireler tarafından sürenin sonundan
itibaren onbeş gün içinde bir yazı ile o
yerin vergi dairesine bildirileceği ve harçların vergi dairesince tahsil
olunacağı belirtilmiştir. Gerçi 492 sayılı Kanunun 28/a maddesinde ilam
harcının ödenmesi için 2 aylık süre öngörülmüş ise de, bu hüküm mahkeme
kararının tebliğinden önce harcın tahsilini sağlamaya yönelik olup, ilam
harcının vadesini belirleyen bir nitelik taşımamaktadır.
Bu durumda , 492 sayılı Kanunun 28/a
maddesinde öngörülen 2 aylık süre içinde ödenmeyen nispi ilam harcının,
6183 sayılı Kanunun genel hükümleri çerçevesinde tahsili yoluna
gidileceğinden, Kanunun 37. maddesine göre vergi dairelerince öncelikle
mükelleflere bir bildirim yapılarak borçlarını ödemeleri için bir aylık
süre verilmesi suretiyle alacağın vadesinin belirlenmesi ve bu süre
içinde amme alacağının ödenmemesi halinde de gecikme zammı uygulanması
gerekmektedir.
Olayda yukarıda belirtilen usule uygun
biçimde bir aylık ödeme süresi verilmeden davacı Kurumdan tahsil
edildiği anlaşılan ilam harcının, vadesinde ödenmediğinden söz
edilemeyeceğinden, ilam harcına gecikme zammı uygulanmasında ve gecikme
zammının iadesi istemini reddeden Mahkeme kararının onanmasına ilişkin
Bölge İdare Mahkemesi kararında kanuna aykırılık açıktır.
Belirtilen nedenlerle hukuka aykırı olduğu
sonucuna ulaşılan Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 3.3.2004 tarih ve
E:2004/488 K:2004/609 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanununun 51 inci maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasının
uygun olacağı düşünülmektedir.
Konuyu temyizen
Yüksek Dairenizin takdir ve kararına saygı ile sunarım.
Tetkik Hakimi Güneş
Kurtoğlu Karacık'ın
Düşüncesi: 6183 sayılı Kanunun 51. maddesinin, ödeme zamanına
ilişkin 37. maddesi ile birlikte incelenmesinden; amme alacağına gecikme
zammının uygulanabilmesinin, harç alacağının doğmuş olması, vadesi ile
miktarının mükellef tarafından bilinmesi ve vadenin sonunda da
ödenmemesine bağlı olduğu sonucuna varıldığından, vadesi ve miktarı
mükellef tarafından bilinmeyen ilam harcı için, bir aylık süre
verilmeden gecikme zammı hesaplanmasında isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle Danıştay
Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma isteminin kabulü gerekeceği
düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince
Ankara Bölge İdare Mahkemesi'nin 3.3.2004 tarih ve E:2004/488,
K:2004/609 sayılı kararının Danıştay Başsavcılığı tarafından kanun
yararına temyiz edilerek bozulmasının istenilmesi üzerine işin gereği
görüşüldü:
İstem; davacı Kurumdan tahsil edilen gecikme
zammının faizi ile birlikte iadesi istemiyle açılan davayı reddeden
Ankara 1. Vergi Mahkemesi'nin 20.2.2003 tarih ve E:2002/924, K:2003/123
sayılı kararının onanmasına ilişkin Ankara Bölge İdare Mahkemesi'nin
3.3.2004 tarih ve E.2004/488, K:2004/609 sayılı kararının kanun yararına
bozulmasına ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinden,
Aktaş Elektrik A. Ş. tarafından Ankara 7.
Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde davacı
Kurum'a karşı açılan davanın, 14.3.2002 tarihinde davacı Kurum aleyhine
sonuçlandığı ve 2002/125 sayılı kararla davacı Kurum'dan 45.266.753.370
TL ilam harcının alınmasına hükmedildiği, harcın iki aylık süre içinde
ödenmemesi üzerine Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce 31.5.2002
tarih ve 2002/57 sayılı harç tahsil müzekkeresi düzenlenerek davalı
idareye gönderildiği, davalı idarece 6.8.2002 tarihinden itibaren on gün
süre ile ilan edilerek 15.8.2002 tarihinde ilam harcının tahakkuk
ettirildiği , harcın ödenmesi istemini içeren tarihsiz bir yazının
davacı Kurum'a 23.9.2002 tarihinde tebliği üzerine 3.10.2002 tarihinde
de ilam harcı ile birlikte gecikme zammının tahsil edildiği, tahsil
edilen bu gecikme zammına karşı davacı Kurum tarafından; ''kendilerine
herhangi bir tebligat yapılarak ödeyecekleri harç miktarı bildirilmeden,
bu harca dayanılarak gecikme zammı hesaplanamayacağı, ilam harcının
hesaplandığı Mahkeme kararının 14.10.2002 tarihinde tebliğ edildiği, 492
sayılı Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesinde yer alan -kararın
verilmesinden itibaren- ifadesinin, gerekçeli kararın taraflara tebliği
biçiminde anlaşılmasının gerektiği" iddialarıyla açılan davanın Ankara
1. Vergi Mahkemesi'nce reddedildiği, bu kararın kanun yararına bozulması
istenilen Ankara Bölge İdare Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayıları
belirtilen kararı ile onandığı anlaşılmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanunun "Ödeme Zamanı ve Önce Ödeme" başlıklı 37. maddesinde;
amme alacaklarının hususi kanunlarında belli edilen zamanlarda
ödeneceği, hususi kanunlarında ödeme zamanı tespit edilmemiş amme
alacaklarının Maliye Vekaletince belirtilecek usule göre yapılacak olan
tebliğden itibaren bir ay içinde ödeneceği, bu ödeme müddetinin son
gününün amme alacağının vadesi günü olduğu, aynı Kanunun ''Ödeme Emri''
başlıklı 55. maddesinde; amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün
içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun
bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı, "Gecikme Zammı, Nispet ve Hesabı"
başlıklı 51. maddesinde de; amme alacağının ödeme müddeti içinde
ödenmeyen kısmına vadenin bitim tarihinden itibaren her ay için gecikme
zammı tatbik olunacağı hükme bağlanmıştır.
Yukarıda belirtilen 6183 sayılı Kanunun 51.
maddesi hükmünden gecikme zammının amme alacağının vadesinde
ödenmemesinin bir müeyyidesi olduğu, amme alacağına gecikme zammının
uygulanabilmesi için öncelikle alacağın doğması, vadesinin ve miktarının
mükellef tarafından bilinmesi ve vade sonunda alacağın ödenmemiş olması
gerektiği anlaşılmaktadır. Bu durumda , vadenin başlangıcı , amme
alacağının geç ödenmesi halinde istenecek olan gecikme zammı yönünden
önem arz etmektedir.
Diğer taraftan , 492 sayılı Harçlar
Kanununun nisbi harçlarda ödeme zamanını
belirleyen 28/a maddesinde, karar ve ilam harçlarının dörtte birinin
peşin, geri kalanının kararın verilmesinden itibaren iki ay içinde
ödeneceği karar ve ilam harcı ödenmedikçe ilgiliye ilamın
verilemeyeceği, "süresinde ödenmeyen harçlar" başlıklı 37. maddesinde
de, bu Kanunda ödeme zamanı gösterilen harçlardan süresinde
ödenmeyenlerin, ilgili mahkeme ve daireler tarafından sürenin sonundan
itibaren onbeş gün içinde bir yazı ile o
yerin vergi dairesine bildirileceği ve harçların vergi dairesince tahsil
olunacağı belirtilmektedir. Yukarıda açıklanan 28/a madde hükmündeki
"karar ve ilam harcı ödenmedikçe ilgiliye ilamın verilmeyeceği"
yolundaki ibare, kararın tebliğinden önce ilam harcının tahsilini
sağlamak amacıyla getirilmiş olup, ilam harcının vade başlangıcını
tesbit eden bir hüküm niteliğinde değildir.
Genelde uygulamada kısa kararın mahkemedeki duruşmada açıklanması
sırasında açıklanan kararın harcının ne kadar olduğu çoğu durumlarda
henüz hesaplanmamış olduğu için bilinmemekte, borçlu olunan bu meblağ
ancak gerekçeli kararın mahkemece hazırlanıp yazılması, kararın tebliğe
çıkarılacak hale gelmesi ile açıklığa kavuşmaktadır. Kararın
hazırlanması, tebliğe çıkarılacak hale gelmesi tarihlerinin
tesbiti tam olarak mümkün olamayacağı gibi
bu tarihin, davanın tarafları olan kişilerce de bilinmesi imkansız
olduğundan, vade tarihinin başlangıcının belirlenmesi gerekmektedir.
Bütün bu açıklamalar karşısında,
Mahkemelerce harç tahsil müzekkeresinin vergi dairesi müdürlüğüne
gönderilmesi üzerine 6183 sayılı Kanunun 37. maddesi uyarınca idarece
mükelleflere usulüne uygun bir tebligat yapılarak bir aylık ödeme süresi
verilmesi ve bu sürenin sonunda harcın ödenmemesi halinde gecikme zammı
uygulanması gerekmektedir.
Olayda ise, Ankara 7. Asliye Ticaret
Mahkemesi'nin gönderdiği harç tahsil müzekkeresi üzerine vergi dairesi
müdürlüğünce davacı Kurum'a bu borcu ile ilgili olarak bir tebligat
yapılıp, bir aylık ödeme süresi verilmeden ilam harcının tahsil edildiği
görülmüş olup, bu durumda, ortada vadesinde ödenmemiş bir amme
alacağının varlığından söz edilemeyeceğinden, ilam harcına gecikme zammı
uygulanmasında isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle Danıştay Başsavcısı
tarafından yapılan temyiz isteminin kabulü ve Ankara Bölge İdare
Mahkemesi'nin 3.3.2004 tarih ve E:2004/488, K:2004/609 sayılı kararının
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun
yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak koşulu ile
bozulmasına, kararın bir örneğinin Maliye Bakanlığı ile Danıştay
Başsavcılığı'na gönderilmesine ve Resmî Gazete'de yayımlanmasına
15.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
|