DANIŞTAY DÖRDÜNCÜ DAİRE

Esas No : 1992/1663 

Karar No : 1992/5585

KONU : Objektif vergileme için gerçek gelirin tespitinin gerektiği hk.

İstemin Özeti: 1986 takvim yılı nakliyecilik faaliyetine ilişkin işlemlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen rapora dayanılarak davacı adına re'sen gelir vergisi salınmış, kaçakçılık ve özel usulsüzlük cezaları kesilmiştir.

......................... Vergi Mahkemesi 25.12.1991 günlü ve E:1991/250, K:1991/646 sayılı kararıyla; dosyada bulunan 1.1.1987 tarihli nakliye faturasından, bu faturaya ilişkin sevk irsaliyesinden, kömür nakledilen apartman yöneticisinin ve davacının ifadelerinden, 1.5.1986 - 31.12.1986 tarihleri arasında notere tasdik ettirilmeyen, maliye ile anlaşmalı matbaya bastırılmayan 1-37 numaralı faturaları kullandığı ve bu faturalarda yer alan nakliye hasılat tutarlarını işletme hesabı defterlerine hasılat olarak kaydetmediği sonucuna varıldığı, ayrıca ticari işletmeye dahil tankerin satışından doğan kazancın ticari kazanç olduğu ve dönem kazancına ilave edilmesi gerektiği gerekçesiyle, cezalı tarhiyatın kaldırılmasına ilişkin davanın reddedilmesine karar vermiştir. Davacı, 1.1.1987 tarih ve 38 numaralı faturanın kendisine ait olmadığını, bu faturadan yola çıkarak 37 adet faturanın da kendisine ait olduğu sonucuna varılamayacağını, tanker satışında da kar amacının gözetilmediğini ileri sürmekte ve anılan kararın temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince gereği görüşüldü:

Tanker satışından doğan matrah farkına ilişkin mahkeme kararının hüküm fıkrası aynı gerekçe ve nedenlerle Dairemizce de yerinde görüldüğünden ileri sürülen iddialar kararın bu kısmının bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmemiştir. Hasılat kaydedilmeyen nakliyet bedellerine gelince; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde gelirin bir gerçek kişinin, bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarı olduğu ve bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça anılan kazanç ve iratların, gelirin tespitinde gerçek ve safi miktarlarının dikkate alınacağı belirtilmiştir.

Yukarıdaki maddeden de anlaşılacağı üzere Gelir Vergisi Kanunumuzda amaç, gerçek miktarları hesaplanan kazanç ve iratların safi tutarları üzerinden vergi alınması olup, elde edilmeyen veya elde edildiği ileri sürüldüğü halde kanıtlanamayan gelirlerin vergilendirilmemesidir. Yükümlülerin bir kısım kazanç ve iratlarını vergi dairesinin bilgisi dışında bıraktıkları veya bildirdikleri kazanç ve iratlarda eksiklik bulun-duğunun iddia edilmesi halinde, bu durumun gerçeğe en yakın ve doğru olarak tespiti zorunludur.

İnceleme elemanına apartman yöneticisi tarafından sadece 1.1.1987 gün ve 38 numaralı faturanın ibraz edilmesine ve bu faturanın yer aldığı cildin inceleme elemanınca bulunmamış olmasına rağmen, bu ciltde bulunan 37 adet faturanın da davacı tarafından kullanıldığı ve elde edilen hasılatın defter kayıtlarına yansıtılmadığı varsayılarak anılan 38 numaralı faturada gözüken hasılat miktarının 37 ile çarpılması suretiyle nakliye ile ilgili matrah farkı bulunması yerinde görülmemiştir. Bu itibarla 38 numaralı faturanın davacı tarafından düzenlenip düzenlenmediğinin araştırılması, düzenlendiğinin tespiti halinde anılan faturaya ilişkin hasılatın matraha ilavesi gerekir. Bunun için de bu faturayla ilgili olarak davacı tarafından ileri sürülen iddiaların araştırılması gereklidir. Bu bakımdan mahkeme kararının 1.776.000 liralık matrah kalemini yerinde gören hüküm fıkrasında isabet bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle davacı temyiz isteminin tanker satışına ait hüküm fıkrasıyla ilgili kısmının reddine, faturalara ilişkin kısmının kabulü ile, yukarıda belirtilen esaslara göre araştırma yapıldıktan sonra bir karar verilmek üzere Vergi Mahkemesinin 25.12.1991 günlü ve E:1991/250, K:1991/646 sayılı kararının 1.776.000 liralık matrah kalemine ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasına, 18.12.1992 gününde oybirliğiyle karar verildi.


      

Başa Dön