|
DANIŞTAY DÖRDÜNCÜ DAİRE Tarih : 16.06.1995Esas No : 1994/3894 Karar No : 1995/2937 KONU : 1) Faiz gelirinin hukuken tasarruf edilebilir hale geldiği yılda vergilendirilmesinin gerektiği; 2) Anaparaya ilişkin kur farkının matrah farkı sayılmayacağı hk İstemin Özeti: Merkezi yurt dışında bulunan ve Türkiye'de ödünç para verme işleriyle uğraşan ..................... Corporation'un 1988 yılı işlemlerinin incelenmesi üzerine düzenlenen inceleme raporuna göre bu kurumun mükellefiyeti tesis edildikten sonra Türkiye'deki daimi temsilcisi olduğu belirlenen ........................ adına kurumlar vergisi ve geçici vergi salınmış, kaçakçılık cezası kesilmiştir. Danıştay bozma kararı üzerine ............................. Vergi Mahkemesi 7.4.1994 günlü ve E:1994/587, K:1994/986 sayılı kararıyla, Gelir Vergisi Kanununun 8 inci maddesi ile dosyada bulunan bilgiler birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye'de ödünç para verme işiyle uğraşan ........................... Corporation'un daimi temsilcisinin ......................... olduğu, ........................... firmasının ise gözlemci ve komisyon sözleşmesine göre yaptığı hizmetin gözetim ve denetime ilişkin olduğu dolayısıyla .............................. adına salınan kurumlar vergisi ile kesilen kaçakçılık cezasında isabetsizlik görülmediği, ikmalen ve re'sen salınan vergiler üzerinden geçici vergi hesaplanmasının Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 40 ıncı maddesine göre mümkün olmadığı gerekçesiyle geçici verginin kaldırılmasına, vergi aslı ve kaçakçılık cezasına ilişkin davanın reddine karar vermiştir. Davacı kendisinin daimi temsilci olmadığını, ........................................................ firmasının Türkiye'deki işlerini .............................. firması yürüttüğünden tarhiyatın ..................... adına yapılması gerektiğini, kredi olarak verilen yabancı paranın verildiği tarihteki kuru ile geri alındığı tarihteki kuru arasındaki farkın kazanç olarak mütalaa edilmesinin mümkün olamayacağını, matraha alınan faizin bir kısmını hiç almadığını, kredinin bir kısmının ise geri dönmediğini ileri sürerek mahkeme kararının bozulmasını istemektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince gereği görüşüldü: Davacının ................................ Corporation'ın daimi temsilcisi olduğu yolundaki mahkeme kararı, Dairemizin bozma kararına uygun olduğundan, davacının bu yönden ileri sürdüğü iddialar kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmemiştir. İnceleme raporundan, yabancı kurumun 26.12.1986-7.10.1988 tarihleri arasında yapılan kredi sözleşmeleri ile 21.1.1987 tarihinden itibaren Amerikan Doları olarak borç vermesi karşılığı 31.3.987 ila 7.10.1988 tarihleri ara- sında Amerikan Doları olarak faiz tahsil etmesinin kararlaştırıldığı, kredinin ve faizin ödenmeyen kısmının 31.12.1987 tarihindeki Türk Lirası değeri ile ödemelerin kesildiği 5.9.1988 tarihi arasındaki Türk Lirası arasındaki farkının matrah olarak kabul edildiği anlaşılmıştır.Amerikan Doları olarak borç para veren yabancı kurumun borcun ana parasına ait 31.12.1987 tarihindeki Türk Lirası değeri ile 5.9.1987 tarihindeki Türk Lirası değerleri arasındaki fark Türk Lirasında görülen kur değişikliklerinden kaynaklanmaktadır. Bu değerler arasındaki fark hizmet karşılığında alınan bir bedel olmayıp verilen paranın geri alınmasıdır. Burada yabancı kurumun parayı kullandırma hizmeti karşılığı alacağı yalnızca faizdir. Faiz dışında bir gelir elde etmesi söz konusu olamayacağından ana paranın kur farkına ilişkin matrah farkında isabet görülmemiştir. Gelir Vergisi Kanununa göre gelir bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarı olarak tanımlanmıştır. Elde etme ise vergiyi doğuran olaydır. Kazanç unsurlarına göre bir gelirin elde edilmesi için tahakkuk, hukuki tasarruf, ekonomik ve fiili tasarruf unsurlarının gerçekleşmesi gerekmektedir. Tahakkuk gelirin mahiyet ve tutar itibariyle kesinleşmesi, hukuki tasarruf, tahakkuk etmiş gelir üzerinden talepte bulunma hakkının doğmasıdır. Ticari kazançta tahakkuk esası benimsenerek, gelirin mahiyet ve tutar itibariyle kesinlik kazanması gelirin elde edilmiş sayılması için yeterli görülmüştür. Olay bu tespitler açısından değerlendi- rildiğinde, faiz alacağı hukuken tasarruf edilebildiği yılda vergilendirilir. Yani 1987 tarh döneminde vadesi gelmekle tahakkuk eden ve hukuken tasarruf edilebilir hale gelen faizin bu tarh döneminin geliri ile ilgilendirilmesi, 1988 tarh döneminde vadesi gelmekle tahakkuk eden ve hukuken tasarruf edilebilir hale gelen faizin bu tarh dönemi geliri arasında yer alarak değerleme gününün kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek matraha alınması gerekir. Bu faizlerin alınan teminatlar karşılığı tahsil edildiğinden söz edilerek faiz ve ana para ödemelerinin kesildiği 5.9.1988 tarih itibariyle oluşan kur farklarının vergilendirilmesi kabul edilemez. Bu nedenle 1988 yılı içinde ödenmiş olan Amerikan Doları cinsinden faizin bu tarih itibariyle Türk Lirasına çevrilmesi, 1988 yılı içinde vadesi dolan ancak ödenmeyen faizin değerleme gününün kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmesi suretiyle matraha alınması gerektiğinden bu hususlar dikkate alınarak yeniden bir karar verilmek üzere ......................... Vergi Mahkemesinin 7.4.1994 günlü ve E:1994/587, K:1994/986 sayılı kararının bozulmasına 16.6.1995 gününde oybirliğiyle karar verildi. Başa Dön |