T.C. DANIŞTAY DÖRDÜNCÜ DAİRE

Tarih : 21.03.1996

Esas No : 1995/2 

Karar No : 1996/1112

KONU : Vergileme için gelirin elde edildiği ve vergiyi doğuran olayın meydana geldiğinin somut olarak saptanması gerektiği hk.

İstemin Özeti : 28.10.1992 tarihinde satın aldığı taşınmazın 13.11.1992 tarihinde satışından sağladığı değer artışı kazancına ilişkin olarak beyana çağrı yazısından sonra verdiği beyannamesinde eksik bildirimde bulunduğunun saptanması üzerine takdir komisyonunca tayin edilen matrah esas alınarak davacı adına 1992 yılı için re'sen gelir vergisi salınmış, kaçakçılık cezası kesilmiştir. .................................... Vergi Mahkemesinin 12.10.1994 günlü ve E:1994/147, K:1994/458 sayılı kararıyla; dosyanın incelenmesinden, davacının 28.10.1992 tarihinde 6.000.000.- liraya satın aldığı taşınmazı 13.11.1992 tarihinde ............................... Yapı Kooperatifine 560.000.000.- liraya sattığı, söz konusu alım-satım bedellerinin bizzat davacı tarafından ibraz edilen belgelerden açıkca anlaşıldığı, bu durumda söz konusu alımsatım sonunda değer artışı kazancı elde ettiği sabit bulunan davacı adına salınan vergide kanuna aykırılık görülmediği, ancak olayın niteliği ve vergilendirme yöntemi dikkate alındığında tarhiyata uygulanan kaçakçılık cezasının kusur cezasına çevrilmesinin gerekli olduğu gerekçesiyle, vergi aslına yönelik davanın reddine, kaçakçılık cezasının kusur cezasına çevrilmesine karar verilmiştir. Davacı, söz konusu taşınmazı kendisinin alıp satmadığını, gerek alış değerinin de 540.000.00.- lira olduğunu ve bu hususun bilirkişi incelemesiyle saptanabileceğini, Vergi Dairesi Müdürlüğü ise, tarhiyata kaçakçılık cezası uygulanmasında kanuna aykırılık bulunmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemektedirler.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince gereği görüşüldü :

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu belirtilmiş, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 1, 2 ve 3 üncü maddelerine göre de, bir gerçek kişinin gelir vergisine tabi tutulabilmesinin, kanunda sayılan kazanç ve iratlardan bir ya da bir kaçını elde etmiş olmasına bağlı olduğu açıklanmıştır.

Bu hükümlere göre bir gerçek kişinin gelir vergisine tabi olabilmesi için, kanunda sayılan kazanç ve iratlardan birisini veya birkaçını bir arada elde ettiği hususunun, vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyetiyle birlikte ve somut olarak ortaya konulması zorunlu bulunmaktadır.

Olayda alım-satımı değer artışı kazancına konu edilen iki parça taşınmazı, tapu kayıtlarına göre 28.10.1992 tarihinde satın alan ve 13.11.1992 tarihinde de ....................................... Konut Yapı Kooperatifine satan kişi olarak davacı görülmekteyse de, davacı tarafından dosyaya ibraz edilen ve adı geçen kooperatif kayıtlarına uygunluğu teyid edilen belgelerden, söz konusu taşınmazların gerçekte ....................... ......... isimli şahıs tarafından satın alınıp daha sonra kooperatife satıldığı ve kooperatifçe satın alma bedelinin tamamının ............................... Bankası ........................ Şubesi aracılığıyla adı geçen şahsa ödenmiş olduğu ve dolayısıyla davacının bu olayda değer artışı kazancına konu olabilecek bir gelir elde etmediği açıkca anlaşılmakta olup, davacının sosyal ve ekonomik durumu da bu gerçeği doğrulamaktadır. Bu durumda vergi mahkemesince davanın kısmen reddedilmesinde isabet görülmemiştir.

Bu nedenlerle, davacı temyiz isteminin kabulü ile, ....................... .................. Vergi Mahkemesinin 12.10.1994 günlü ve E:1994/147, K:1994/458 sayılı kararının bozulmasına, Vergi Dairesi Müdürlüğü temyiz isteminin reddine, 21.3.1996 gününde oybirliğiyle karar verildi.


      

Başa Dön