T.C. DANIŞTAY DÖRDÜNCÜ DAİRE

Esas No : 1995/5597 

Karar No : 1996/1442

KONU: Menkul sermaye iradı yönünden vergileme yapabilmenin, gelirin elde edilmesine bağlı olduğu hk.

İstemin Özeti: 1990 yılında faiz karşılığı borç para verdiği halde elde ettiği faiz gelirini beyan etmediği ileri sürülen davacı adına gelir vergisi ve geçici vergi salınmış, kaçakçılık cezası kesilmiştir. ....Vergi Mahkemesi 17.4.1995 günlü ve E:1994/1670, K:1995/686 sayılı kararıyla; bir kişiye verilen borç para nedeniyle daha önceden öngörülen vadenin uzatılması durumunda devamlılık unsurunun gerçekleştiği kabul edilemeyeceğinden olayda menkul sermaye iradının beyan edilmemesinin söz konusu olduğu, 16.11.1990 tarihinde verilen borç paranın 16.5.1991 tarihinde ödenmesi karşılığında davacı tarafından 20.000.000 lira alındığının ifade edilmesine karşın, borç para verme nedeniyle alıcının gayrimenkulü üzerine konulan ipoteğin 3.1.1992 tarihinde kaldırılması üzerine inceleme elemanınca vadenin bu tarihe kadar uzatıldığının kabul edildiği ve 1990 yılı için kredi faiz oranları dikkate alınarak bir hesap yapıldığı, bu şekilde belirlenen matrahda isabet olmadığı, zira davacının 20.000.000 lira dışında faiz aldığı konusunda yapılmış başkaca bir tespitin bulunmadığı, matrah farkının bu miktar üzerinden belirlenmesi gerektiği, menkul sermaye iradı üzerinden geçici vergi hesaplanamayacağı, menkul sermaye iradının beyan dışı bırakılması durumunda ağır kusur cezası kesileceği gerekçesiyle matrahın ağır kusur cezalı olarak azaltılmasına, geçici vergi ve bu vergi üzerinden kesilen kaçakçılık cezasının kaldırılmasına karar vermiştir. Davalı idare, inceleme elemanınca belirlenen matrah farkının ve uyuşmazlığa kaçakçılık cezasının uygulanmasının yerinde olduğunu, davacı ise ödünç para verme karşılığı elde edilen 20 milyonluk faiz gelirinin 1992 yılında beyan edildiğini, ayrıca 3787 sayılı kanundan yararlanarak matrah artırımında bulunduklarını, bu nedenle hakkında tarhiyat yapılmasının mümkün olmadığını ileri sürmekte, kararın bozulmasını istemektedirler.

TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince gereği görüşüldü:

Davacı, 16.11.1990 tarihinde verdiği 120.000.000 liralık borç para karşılığında 1990/Aralık ayında 140.000.000 lira aldığını ve 20.000.000 liralık faiz gelirini 1992 yılında beyan ettiğini ifade etmektedir.

Faizle ödünç para verme işinin ticari faaliyet olarak kabul edilebilmesi için faaliyetin devamlı ve mutad meslek halinde ifa edilmesi gerekmektedir. Davacı ilgili yılda sadece bir kişiye borç para verdiğinden elde edilen kazanç menkul sermaye iradı olarak nitelendirilebilir. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 75 inci maddesi uyarınca menkul sermaye iratlarının beyanı, iradı sağlayanlar tarafından iradın hak sahibine ödenmesine bağlıdır. Davacı 20 milyonluk faiz gelirini Aralık ayında tahsil ettiğini kabul ettiğine göre, 1990 yılı beyannamesinde bu kazanç da beyan edilmelidir. Ancak davacı bu kazancı 1992 yılında beyan ettiğini açıkladığından, bu hususun araştırılması, iddia doğruysa söz konusu 20 milyon lira için 1992 yılında ödenen verginin 1990 yılı vergisinden mahsup edilmesi ve geçte olsa faiz geliri beyan edilip ödendiğinden söz konusu vergi için vergi ziyaı nedeniyle kusur cezası kesilmesi gerekmektedir. Bu itibarla mahkemece söz konusu iddialar araştırılmaksızın matrahın ağır kusur cezalı olarak azaltılmasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

Bu nedenle davacı temyiz isteminin kabulüyle....Vergi Mahkemesinin 17.4.1995 günlü ve E:1994/1670, K:1995/686 sayılı kararının bozulmasına, Vergi Dairesi Müdürlüğü temyiz isteminin reddine, 2.4.1996 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

Başa Dön