DANIŞTAY DÖRDÜNCÜ DAİRE

Tarih                : 28.02.2001

Esas No            : 1999/4948

Karar No            : 2001/759

MENKUL SERMAYE İRADININ İNDİRİM ORANI UYGULANARAK BEYAN DIŞI BIRAKILAN KISMINDAN TEVKİF EDİLEN VERGİNİN DE MAHSUP EDİLEBİLECEĞİ

İndirim oranı uygulanan menkul sermaye iradının yıllık beyanname ile beyan edilmesi halinde, sadece beyannamede gösterilen kısım üzerinden değil menkul sermaye iradının tamamı üzerinden tevkif edilen gelir vergisinin beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsubu gerekir.

İstemin Özeti: Davacının ihtirazi kayıtla verdiği 1998 yılı gelir vergisi beyannamesine göre mahsup edilmeyen, tevkif yoluyla ödenmiş gelir vergisi ve fon payının iadesi istemiyle açılan davayı; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun Geçici 39. maddesinin 5. fıkrasında, yıllık beyanname ile beyanı gereken ve Gelir Vergisi Kanunu’nun 75. maddesinin 2. fıkrasının 5, 6, 7, 12 ve 14 numaralı bentlerinde yazılı menkul sermaye iratlarının, indirim oranının uygulanması suretiyle bulunacak kısmının, 31.12.1999 tarihine kadar gelir vergisinden müstesna olduğu, bu istisnanın tevkif yoluyla kesilen vergiye şümulünün olmadığı hükmüne yer verilmiş olup, aynı Kanunun 121. maddesinde ise, “yıllık beyannamede gösterilen gelire dahil kazanç ve iratların bu Kanuna göre kesilmiş bulunan vergiler, beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisine mahsup edilir.” hükmünün yer aldığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 121. maddesinde tevkif suretiyle ödenen gelir vergisinin mahsubu ile red ve iadesine ilişkin olarak yapılmış düzenlemenin, yıllık beyan usulünde vergiye tabi bulunmayan kazanç ve iratlar üzerinden kesilmiş, ancak bu kazanç ve iratların yasal kural gereği olarak beyan edilememesi (istisna hadleri içinde kalmak gibi) sebebiyle mahsup olanağı kalmamış, dolayısıyla nihai vergiye dönüşmüş olan tevkifatın mahsubunu engellemeye yönelik bir düzenleme olduğu, çünkü maddede beyanname üzerinden hesaplanan gelirden mahsup edilecek kesintinin, “gelirin yıllık beyannamede gösterilen kısmına isabet eden bölümü” olarak kısıtlamaya tabi tutulmayıp, aksine “gelirin yıllık beyannamede gösterilen gelire dahil bir kazanç ve irat olmasının” yeterli görüldüğü, 193 sayılı Kanunun Geçici 39. maddesinin 5. fıkrasındaki “Bu istisnanın tevkif yoluyla kesilen vergiye şümulü yoktur.” ifadesinin ise, tevkifatın indirim yokmuş gibi yapılacağı, vergiden istisna edilen kazancın tevkifattan da istisna edilmesini gerektirmeyeceği dışında bir anlamının olamayacağı, burada kanun koyucunun tevkifatın brüt gelir üzerinden, yıllık verginin ise safi (reel gelir) üzerinden alınacağını öngördüğü, bu itibarla kanun koyucunun indirim oranına isabet eden ve enflasyon nedeniyle gerçek gelir olma vasfını kaybeden geliri vergilendirmemesine rağmen, bu gelir üzerinden yapılan tevkifatın mahsubuna engel olmak, kanun koyucunun yaptığı düzenlemenin aksine olarak bu geliri de vergilendirmekten başka bir anlam taşımayacağı, bu bakımdan dolayı olayda, Gelir Vergisi Kanunu’nun Geçici 29. maddesinin 5. fıkrasına göre indirim oranı uygulanan menkul sermaye iradının yıllık beyanname ile beyan edilmesi sırasında, iradın indirim oranına isabet eden kısmı üzerinden yapılan kesintinin mahsup edilemeyeceği belirtilerek fazladan yapılan tahakkukta yasal isabet görülmediği gerekçesiyle kabul ederek mahsubu kabul edilmeyen tevkif yoluyla ödenmiş gelir vergisi ve fon payının iadesine hükmeden Vergi Mahkemesi’nin kararının yapılan işlemin ilgili kanun hükümlerine uygun olduğu ileri sürülerek bozulması istemidir.

Karar: Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanan Vergi Mahkemesi kararı, aynı gerekçe ve nedenlerle Dairemizce de uygun görülmüş olup, temyiz istemine ilişkin dilekçede ileri sürülen iddialar, sözü geçen kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddine ve kararın onanmasına oy birliği ile karar verildi.          

Başa Dön