|
DANIŞTAY DOKUZUNCU DAİRE Tarih
: 14.09.2000
Esas
No
:
1999/3506 Karar No
:
2000/2468
YALNIZCA
İFADEDEN HAREKETLE MATRAH FARKI BULUNAMAYACAĞI Katma Değer Vergisinde matrahın kesin ve
somut delille tespiti gerekmekte olduğundan bir kısım hasılatın kayıt dışı
bırakıldığı yönünde somut herhangi bir saptama olmaksızın salt yükümlünün
vade farkı gelirinin beyan bırakılmış olabileceği yönündeki ifadesinden
hareketle matrah farkı bulunamaz. İstemin
Özeti:
Av tüfeği imalatı ve satışı işiyle uğraşan davacının 1996 takvim yılı
hesaplarının incelenmesi sonucu düzenlenen inceleme raporuna dayanılarak adına
tarh edilen ağır kusur cezalı Katma Değer Vergisinin terkini istemiyle açılan
davayı; olayda, peşin satıldığı halde bayilere tanınan opsiyon dolayısıyla
elde edilip kayıtlara intikal ettirilmeyen vade farklarından dolayı
500.000.000 liranın kayıt dışı bırakıldığı davacının beyan ve
ifadesi ile tespit edildiğinden davacı adına re’sen yapılan tarhiyatta
yasalara aykırılık bulunmadığı, incelemenin defter ve belgeler üzerinden
davacının beyanı esas alınmak suretiyle yapıldığı dikkate alındığında
olaya kusur cezası uygulanması gerektiği, gerekçesiyle kısmen kabul ederek
Katma Değer Vergisini onayan ağır kusur cezasını kusur cezasına çeviren
Vergi Mahkemesi Kararının; varsayıma dayalı tespitler esas alınmak
suretiyle yapılan cezalı tarhiyatta yasal isabet bulunmadığı ileri sürülerek
bozulması istemidir. Karar: Uyuşmazlık, yükümlü adına 1996 yılına
ilişkin olarak tarh edilen ağır kusur cezalı Katma Değer Vergisinin terkini
istemiyle açılan davayı kısmen kabul ederek vergi aslını onayan kaçakçılık
cezasını ise kusura çeviren mahkeme kararının bozulması istemine ilişkin
bulunmaktadır. 3065 sayılı
Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinin 1. fıkrasında, ticari, sınai,
zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve
hizmetlerin Katma Değer Vergisine tabi olduğu 20. maddesinde de teslim ve
hizmet işlemlerinde matrahın bu işlemlerin karşılığını teşkil eden
bedel olduğu hükme bağlanmıştır. Diğer taraftan,
213 sayılı Yasanın 134. maddesinde ise vergi incelemesinden maksadın ödenmesi
gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu
belirtilmiştir. Dosyanın
incelenmesinden, 1996 yılı defter ve belgeleri incelenen yükümlünün
incelemeye esas olmak üzere tutanak düzenlenmesi sırasında verdiği ifadede
tüfek satış miktarının doğru olduğu ancak kayıtlara yansımayan vade
farkı geliri olabileceği bununda 500-550 milyon lira civarı olabileceğini
belirtmesi üzerine anılan ifadeden hareketle Katma Değer Vergisi dahil 500
milyon liranın kayıt ve beyan dışı bırakıldığından bahisle ağır
kusur cezalı tarhiyat yapıldığı, buna karşı açılan davanın ise kısmen
kabul edildiği anlaşılmıştır. KDV’de matrahın
kesin ve somut delille tespiti gerekmekte olduğundan olayda anılan dönemde
bir kısım hasılatın kayıt dışı bırakıldığı yönünde somut herhangi
bir saptama olmaksızın salt yükümlünün vade farkı gelirinin beyan dışı
bırakılmış olabileceği yönündeki ifadesinden hareketle hasılat tespiti
ve tespit edilen matrah farkı üzerinden tarh edilen verginin mahkemece
onanarak cezanın kusura çevrilmesinde yasal isabet görülmemiştir. Açıklanan
nedenlerle yükümlü temyiz isteminin kabulü ile vergi mahkemesi kararının
bozulmasına yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan mahkemeye gönderilmesine
oy birliği ile karar verildi. |