|
DANIŞTAY ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 1995/344 Karar No : 1996/1018 KONU : Tasfiyeye giriş tarihinden önceki kıst döneme ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin, tasfiyeye girildiği tarihten itibaren dört ay içinde verilmesi gerektiği hk. İstemin Özeti : 24.4.1992 tarihinde tasfiyeye giren davacı kooperatifin 1.1.1992 - 24.4.1992 tarihleri arasındaki ticari faaliyetine ilişkin beyannamenin verilmediği neden gösterilerek adına kesilen kaçakçılık cezasına karşı açılan davayı; 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 21. maddesinin 1. bendinde, kurumlar vergisi beyannamesinin hesap döneminin kapandığı ayı takip eden dördüncü ay içinden mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine verileceği, tasfiye beyannamesi başlığını taşıyan 31. maddesinde ise, tasfiye beyannameleri, tasfiyet memurları tarafından tasfiye dönemlerinin sonundan itibaren 21. madde de yazılı süreler içinde, tasfiye dönemi içinde tasfiye incelenmiş ise bilançonun veya nıhai hesabın kesinleşmesinden itibaren 15 gün içinde kurumun bağlı olduğu vergi dairesine verileceğinin hüküm altına alındığı, aynı kanunun 13. maddesinin 1. fıkrasında, kurumlar vergisinin, birinci madde de yazılı mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, 2. fıkrasında safi kurum kazancının tesbitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazançlar hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı, 28. maddesinde, kurumlar vergisinde, hesap döneminin vergilendirme dönemi olduğu, 22. madde gereğince verilen beyannamelerle bildirilen kazançların vergilendirilmesinde, vergilendirme dönemi yerine kazancın iktisap tarihinin esas alınacağının belirtildiği, gönderme yapılan Gelir Vergisi Kanununun 108. maddesinde ise, vergilendirme döneminin geçmiş takvim yılı olduğu belirtilerek 1. bendinde, mükellefiyetin takvim yılı içinde kalkması halinde, vergilendirme dönemi, takvim yılı başından mükellefiyetin kalkması tarihine kadar geçen süreye inhisar edeceğinin belirtildiği, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 162. maddesinin 1. fıkrasında da tasfiye ve iflas hallerinde, mükellefiyetinin vergi ile ilgili muamelelerin tamamen sona ermesine kadar devam edeceği hükmünün yer aldığı, bu maddelerin müştereken incelenmesinden, aynı yıl tasfiyenin sonuçlanmaması halinde, mükellefiyeti de kalkmadığından dolayı, kurumun tasfiyeye girdiği tarihe kadar ki hesaplarına ait vergi beyanının, hesap döneminin kapandığı Aralık ayını takip eden Nisan ayı içinde yapılması gerektiğinin anlaşıldığı, olayda da ticaret sicili gazetesine göre 24.4.1992 tarihinde tasfiyeye girdiği saptanan davacı kurumun 1.1.1992 -24.4.1992 tarihine kadarki kurumlar vergisi beyannamesinin 30.4.1993 tarihinde verdiği tartışmasız olduğundan vergi ziyaına sebebiyet verildiği nedeniyle kesilen kaçakçılık cezasında yasal isabet görülmediği gerekçesiyle kabul ederek cezayı kaldıran ............. Vergi Mahkemesinin 23.9.1994 gün ve E:1994/23, K:1994/1106 sayılı kararının; tasfiye beyannamesinin yasal süresi içinde verilmemesi nedeniyle kesilen cezada kanuna aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek bozulması istemidir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince işin gereği görüşülüp düşünüldü : Uyuşmazlık, 24.4.1992 tarihinde tasfiyeye giren yükümlü kooperatifin 1.1.1992 - 24.4.1992 tarihleri arasındaki kıst dönem kurumlar vergisi beyannamesinin Kurumlar Vergisi Kanununun 21. maddesine göre 1992 Ağustos ayı içerisinde verilmesi gerekirken 1993 Nisan ayı içerisinde verilmesi nedeniyle kesilen kaçakçılık cezasına karşı açılan davayı kabul ederek cezayı kaldıran Vergi Mahkemesi Kararının temyizen bozulması istemine ilişkin bulunmaktadır. Kurumlar Vergisi Kanununun 21. maddesinde; Kurumlar Vergisi beyannamesinin hesap döneminin kapandığı ayı takip eden dördüncü ay içinde mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine verileceği, 28 inci maddesinde hesap döneminin vergilendirme dönemi olduğu hükme bağlanmış olup, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 174 üncü maddesinde de, hesap döneminin normal olarak takvim yılı olduğu belirtilmiş bulunmaktadır. Öte yandan, Kurumlar Vergisi Kanununun 30 uncu maddesinde, tasfiye haline giren kurumların vergilendirilmesinde de hesap dönemi yerine tasfiye döneminin kaim olacağı hükme bağlanmıştır. Madde hükümlerinin incelenmesinden, kurumlar vergisinde vergilendirme dönemi olarak hesap döneminin, tasfiyeye girilmesi halinde ise tasfiye döneminin esas alındığı anlaşılmaktadır. Takvim yılı içinde faaliyetini durdurup, tasfiyeye giren kurumların, tasfiyeye giriş tarihine kadar geçen dönemin de müstakil ve normal bir hesap dönemi olması nedeniyle, bu döneme ilişkin olarak işletmenin ticari muamelelerinden dolayı elde ettikleri kar veya zararların da yukarıda sözü edilen Kurumlar Vergisi Kanununun 21. maddesi uyarınca hesap döneminin kapandığı tasfiyeye giriş tarihinden itibaren dört ay içinde beyan edilmesi gerekmektedir. Olayda da 24.4.1992 tarihinde tasfiyeye giren davacı kurumun 1.1.1992 - 24.4.1992 dönemine ait kurumlar vergisi beyannamesini hesap döneminin kapandığı 24.4.1992 tarihinden itibaren dört ay içinde yani Ağustos 1992 ayı içinde verilmemesi nedeniyle olayda vergi ziyaı olduğu açık bulunduğundan, Mahkemece hesap döneminin 1992 takvim yılı olduğu 1.1.1992 - 24.4.1992 tarihleri arasındaki faaliyetle ilgili kurumlar vergisi beyannamesinin 1993 Nisan ayı içerisinde verildiği, bu dönem için beyanname verilmediği neden gösterilerek kesilen cezada yasal isabet görülmediği gerekçesiyle kesilen cezanın kaldırılması yolunda karar verilmesinde yasal isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile ........... Vergi Mahkemesinin 23.9.1994 gün ve E:1994/23, K:1994/1106 sayılı kararının bozulmasına, 27.3.1995 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
|