|
Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay
Başsavcılığı
Davacı :
Türk Ekonomi Bankası Anonim Şirketi
Vekili :
Av. Ahmet Ergin
Meclisi Mebusan Cad. No: 35
Fındıklı/İSTANBUL
Davalı :
Boğaziçi Uygulama Grup Müdürlüğü
(Boğaziçi Kurumlar Vergi Dairesi Başkanlığı)
İSTANBUL
İstemin Özeti : 2001
yılı kurumlar vergisi beyannamesini, ihtilaflı dönemde kanuni ve
ihtiyari yedek akçelerle sermayenin azaltılmasına konu edilen
zararların, kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate
alınması gerektiği ihtirazi kaydıyla
veren davacı adına tahakkuk ettirilen kurumlar vergisi ve fon
payının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. İstanbul 4.
Vergi Mahkemesi 11.3.2003 günlü ve E:2002/1972, K:2003/773
sayılı kararıyla, 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 1'inci
maddesinin son fıkrasında, kurum kazancının, Gelir Vergisi
mevzuuna giren gelir unsurlarından terekküp edeceği, 13'üncü
maddesinde, kurumlar vergisinin, birinci maddede yazılı
mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum
kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının
tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki
hükümlerinin uygulanacağı hükmüne yer verildiği, 193 sayılı
Gelir Vergisi Kanunu'nun 37'nci maddesinin 1'inci fıkrasında,
her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların
ticari kazanç olduğu, 38'inci maddesinde de, bilanço esasına
göre ticari kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi
sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu,
işletmeye ilave edilen değerlerin bu farktan indirileceği,
işletmeden çekilen değerlerin ise farka
ilava edileceği, ticari kazancın bu suretle tespit
edilmesi sırasında Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait
hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41'inci maddeleri hükümlerine
uyulacağının hükme bağlandığı, 4743 sayılı Mali Sektöre Olan
Borçların Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanunla 4389 sayılı Bankalar Kanunu'na
eklenen geçici 4'üncü madde ile yeniden yapılandırma
proğramı kapsamına alınan mevduat
toplamaya yetkili özel sermayeli bankaların 2001 yılı mali
tablolarının enflasyon muhasebesine göre istisna uygulamasından
dolayı ortaya çıkan zararların dikkate alınması gerektiği ileri
sürülerek 2001 yılı kurumlar vergisi beyannamesi bu
ihtirazi kayıtla verilmiş ise de,
vergi yasalarının belirttiği şekilde hazırlanmayan, sadece
bankaların yeniden yapılandırılması ve gerekli tedbirlerin
alınması için ayrıca enflasyon muhasebesine göre çıkarılması
şart koşulan mali tabloda görülen zararların, kurum kazancının
tespitinde dikkate alınmasına olanak bulunmadığı, kaldı ki,
Bankalar Kanununun ilgili maddesinde enflasyon muhasebesine göre
çıkarılan mali tabloda görülen zararların kurumun vergiye esas
kazancında dikkate alınacağına dair bir hükme de yer
verilmediğinden ihtirazi kaydı
dikkate alınmadan davacı adına yapılan tahakkukta hukuka
aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar
vermiştir. Vergi Mahkemesi kararı temyiz edilmeyerek
kesinleşmiştir. Mahkeme kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 51'inci maddesi uyarınca Kanun yararına
bozulması istenilmektedir.
Tetkik Hakimi Abdurrahman
Gençbay'ın Düşüncesi : Davacının
4389 sayılı Kanunun geçici 4'üncü maddesi kapsamında
değerlendirilen ve beyannamede indirim konusu yapılmayan bir
zararının bulunduğu hususu da ihtilafsız olup, Bankalar
Kanununda belirtilen kanuni ve ihtiyari yedek akçelerle
sermayenin azaltılmasına konu edilebilecek bir zararın bulunması
halinde bu zararın gider olarak matrahtan indirilmesi yasa
gereğidir.
Bu nedenle, davacı bankanın, indirim konusu
zararının, kurum kazancının tespitinde gider olarak matrahtan
indirilmesinde yasal bir engel bulunmadığından, bu husustaki
ihtirazi kaydı dikkate alınmayarak
yapılan tahakkukta ve tahakkuka karşı açılan davayı reddeden
Mahkeme kararında hukuka uyarlık görülmediğinden, İstanbul 4.
Vergi Mahkemesi 11.3.2003 günlü ve E:2002/1972, K:2003/773
sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51
inci maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasının uygun olacağı
düşünülmektedir.
Danıştay Başsavcısı Tansel
Çölaşan'ın Düşüncesi : Yükümlü kurum Türk Ekonomi Bankasının
ihtirazı kayıtla verdiği 2001 yılı kurumlar vergisi beyannamesi
üzerinden, yapılan kurumlar vergisi ve fon payı tahakkukuna
karşı açılan davanın reddine dair İstanbul 4. Vergi Mahkemesince
verilen 11.3.2003 günlü ve E:2002/1972, K:2003/773 sayılı
kararın temyiz edilmiyerek
kesinleşmesi sonucu sözü edilen kararın hukuka ve mevcut
içtihatlara aykırı olduğu belirtilerek davacı banka tarafından
kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51 inci
maddesinde, vergi mahkemesi kararlarından temyiz incelemesinden
geçmeden kesinleşmiş bulunan ve
niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade
edenlerin kanun yararına temyiz olunabileceği belirtilmiştir.
Dava dosyasına göre davacı bankanın 2001 yılına
ilişkin kurumlar vergisi beyannamesi
ihtirazi kayıtla verilen ve 31.1.2002 günlü Resmi
Gazetede yayımlanan 4743 sayılı Mali Sektöre olan borçların
yeniden yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanunla, 4389 sayılı Bankalar Kanununa eklenen geçici 4
üncü madde ile yeniden yapılandırma programı kapsamına alınan
mevduat toplamaya yetkili özel sermayeli bankaların 2001 yılı
mali tablolarının enflasyon muhasebesine göre istisna uygulaması
nedeniyle ortaya çıkan ve gider olarak mahsup edilmeyen matrah
üzerinden kurumlar vergisi ve fon payı hesaplanıp tahakkuk
ettirilmiş bulunmaktadır.
İstanbul 4.Vergi Mahkemesi, sözü edilen indirimin,
vergi yasalarının belirttiği şekilde hazırlanmayan sadece
bankaların yeniden yapılandırılması ve gerekli tedbirlerin
alınması için ayrıca enflasyon muhasebesine göre çıkartılması
şart koşulan mali tabloda görünen zararların kurum kazancında
dikkate alınmasının mümkün olmadığı, kaldı ki Bankalar kanununun
ilgili hükmünde enflasyon muhasebesine göre çıkarılan mali
tabloda görünen zararların kurumun vergiye esas kazancında
dikkate alınacağına dair bir hükümde bulunmadığı gerekçesiyle
davanın reddine karar verilmiştir. Bu karar temyiz
edilmiyerek kesinleşmiştir.
Davacı bankanın, 31.1.2002 tarih ve 24657 sayılı
Resmî Gazete’de yayımlanan 4743 sayılı Mali Sektöre Olan
Borçların Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanunla, 4389 sayılı Bankalar Kanunu'na
eklenen geçici 4 üncü madde hükmü gereğince "Yeniden
Yapılandırma Programı" kapsamına alınıp alınmadığı ve uyuşmazlık
konusu net parasal pozisyon zararının yer aldığı 31.12.2001
tarihli mali tablonun; yukarıda anılan 4389 sayılı Yasaya 4743
sayılı Yasa ile eklenen geçici 4 üncü maddenin 1 inci fıkrasının
4 üncü bendinde belirtildiği şekilde, Bankacılık Düzenleme ve
Denetleme Kurumu denetiminden geçen ve kurumca yapılan
değerlendirmede yeterli bulunan mali tablo olup, olmadığı
hususunun bildirilmesi ve buna dair belgelerin gönderilmesi
taraflardan ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan
istenmiş olup, dosyaya ibraz edilen yazılardan ve belgelerden,
davacı bankanın, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu
tarafından bahse konu Kanun maddesi kapsamında denetime tabi
tutulmuş olduğu, denetim sonucunda kesinleşen ve anılan Kurumca
onaylanan mali tablolarının 16.8.2002 günlü ve 24848 sayılı
Resmî Gazete’de yayımlanmış olduğu anlaşılmıştır.
4389 sayılı Bankalar Kanunu'na 4743 sayılı Kanunla
eklenen Geçici 4 üncü maddesinin 13 numaralı fıkrasında "Bu
madde uyarınca kanuni ve ihtiyari yedek akçeler ile sermayenin
azaltılmasına konu edilen zararlar, 3.6.1949 tarihli ve 5422
sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 14 üncü maddesinin 7
nci fıkrasında belirtilen esaslar
çerçevesinde bankaların kazancının tespitinde gider olarak
matrahtan indirilir" hükmü yer almaktadır. Anılan hükme göre,
Geçici 4 üncü maddenin uygulanması nedeniyle doğan ve kanuni ve
ihtiyari yedek akçeler ile sermayenin azaltılmasına konu edilen
ve miktarları denetimden geçerek
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunca onaylanmak suretiyle
tartışmasız olan zararların, Kurumlar Vergisi Kanununun 14 üncü
maddesinin 7 nci fıkrası gereği
kurum kazancının tespitinde matrahtan gider olarak indirileceği
açıktır.
İncelenen olayda, davacının 4389 sayılı Kanunun
yukarıda belirtilen maddesi kapsamında değerlendirilen ve
beyannamede indirim konusu yapılmayan bir zararının bulunduğu
hususu ihtilafsız olup, Bankalar Kanununda belirtilen kanuni ve
ihtiyari yedek akçelerle sermayenin azaltılmasına konu
edilebilecek bir zararın bulunması halinde bu zararın gider
olarak matrahtan indirilmesi yasa gereğidir.
Bu durumda davacı bankanın uyuşmazlık yılında
kanuni ve ihtiyari yedek akçelerle sermayenin azaltılmasına konu
edilen zararlarının kurum kazancının tespitinde gider olarak
dikkate alınmayarak ihtirazı kayıtla verilen beyanname üzerinden
yapılan tahakkuku onayan vergi mahkemesi kararında kanuna
uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, hukuka aykırı olduğu sonucuna
ulaşılan İstanbul 4.Vergi Mahkemesinin 11.3.2003 günlü ve
E:2002/972, K:2003/773 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanununun 51 inci maddesi uyarınca kanun
yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
Konuyu temyizen Yüksek
Dairenizin takdir ve kararına saygı ile sunarım.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince gereği
görüşüldü:
2001 yılı kurumlar vergisi beyannamesini, ihtilaflı
dönemde kanuni ve ihtiyari yedek akçelerle sermayenin
azaltılmasına konu edilen zararların, kurum kazancının
tespitinde gider olarak dikkate alınması gerektiği
ihtirazi kaydıyla veren davacı adına
tahakkuk ettirilen kurumlar vergisi ve fon payının kaldırılması
istemiyle açılan davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararının 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51 inci maddesi uyarınca
kanun yararına bozulması istenmektedir.
4389 sayılı Bankalar Kanunu'na, 4743 sayılı "Mali
Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması ve Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunla eklenen Geçici
4 üncü maddenin 13 numaralı fıkrasında "Bu madde uyarınca kanuni
ve ihtiyari yedek akçeler ile sermayenin azaltılmasına konu
edilen zararlar, 3.6.1949 tarihli ve 5422 sayılı Kurumlar
Vergisi Kanununun 14 üncü maddesinin 7 nci
fıkrasında belirtilen esaslar çerçevesinde bankaların kazancının
tespitinde gider olarak matrahtan indirilir" hükmü yer
almaktadır. 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun "İndirilecek
giderler" başlıklı 14 üncü maddesinin ihtilaflı dönemde
yürürlükte bulunan 7'nci bendinde de; beş yıldan fazla
nakledilmemek şartıyla geçmiş yılların mali bilançolarına göre
meydana gelen zararların kurum kazancının
tesbitinde gider olarak hasılattan indirileceği
belirtilmiştir. Anılan yasal düzenlemelere göre, Geçici 4 üncü
maddenin uygulanması nedeniyle doğan ve kanuni ve ihtiyari yedek
akçeler ile sermayenin azaltılmasına konu edilen ve miktarları
tartışmasız olan zararların, Kurumlar Vergisi Kanununun 14 üncü
maddesinin 7 nci fıkrası gereği
kurum kazancının tespitinde matrahtan gider olarak indirileceği
açıktır.
Davacı bankanın; Bankalar Kanununun geçici 4 üncü
maddesi kapsamında incelenen ve Bankacılık Düzenleme ve
Denetleme Kurumu tarafından onaylanan 31.12.2001 tarihli mali
tablolara göre 2001 yılı zararının, yedek akçeler ve sermaye
yedeklerinden karşılanması konusunda 10.7.2002 tarihinde
gerçekleştirilen 2001 hesap dönemi OIağan
Genel Kurulunda karar alınmıştır. Anılan zararın, kurum
kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması gerektiği
ileri sürülerek, bu yıla ilişkin olarak
ihtirazi kayıtla verilen kurumlar vergisi beyannamesi
üzerinden, davacının ihtirazi kaydı
dikkate alınmayarak dava konusu tahakkuk işlemi yapılmıştır.
Davacının 4389 sayılı Kanunun yukarıda belirtilen maddesi
kapsamında değerlendirilen ve beyannamede indirim konusu
yapılmayan bir zararının bulunduğu hususu ihtilafsız olup,
Bankalar Kanununda belirtilen kanuni ve ihtiyari yedek akçelerle
sermayenin azaltılmasına konu edilebilecek bir zararın bulunması
halinde bu zararın gider olarak matrahtan indirilmesi yasa
gereğidir.
Bu nedenle, davacı bankanın, yukarıda sözü edilen
düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda indirim konusu
zararının kurum kazancının tespitinde gider olarak matrahtan
indirilmesinde yasal bir engel bulunmadığından, bu husustaki
ihtirazi kaydı dikkate alınmayarak
yapılan tahakkukta ve tahakkuka karşı açılan davayı reddeden
Mahkeme kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenle, temyiz edilmemek suretiyle
kesinleşen İstanbul 4. Vergi Mahkemesinin 11.3.2003 günlü ve E:
2002/1972, K:2003/773 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanununun 51. maddesi uyarınca kanun yararına ve
hükmün sonuçlarına etkili olmamak koşulu ile bozulmasına,
kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığı ile Danıştay
Başsavcılığı'na gönderilmesine ve Resmî Gazete'de
yayınlanmasına, 19.7.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi. |