|
İstemin Özeti : 1995/ Kasım
dönemi için re'sen salınan katma değer
vergisi ile kesilen kaçakçılık ve özel usulsüzlük cezalarının
kaldırılması istemiyle açılan davayı; dosyanın incelenmesinden, anılan
yılda davacı şirkete fatura düzenleyen Sertaç
Tekstil Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti'ne
ait faturaların gerçek bir mal ve hizmet satımı karşılığında tanzim
edilmediğinin ve katma değer vergilerinin hazineye intikal
ettirilmediğinin saptanması üzerine ödenmeyen vergilerden davacı şirket
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca
müteselsilen sorumlu tutularak adına dava
konusu cezalı tarhiyatın yapıldığının
anlaşıldığı, davacı şirket adına fatura düzenleyen
Sertaç Tekstil Sanayi ve Dış Ticaret Ltd.
Şti. hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda, davacı şirket
ile ilgili bir saptama yer almadığından ve olayda, 213 sayılı Vergi Usul
Kanunu'nun 11.maddesinde belirtilen anlamdaki ilişkinin varlığı hukuken
itibar edilebilecek şekilde ortaya konulamadığından, yapılan cezalı
tarhiyatta ve kesilen özel usulsüzlük
cezasında isabet görülmediği gerekçesiyle kabul eden İzmir 2. Vergi
Mahkemesi'nin 13.1.2003 tarih ve E:2001/32, K:2003/13 sayılı kararını
onayan İzmir Bölge İdare Mahkemesi'nin 2.6.2004 tarih ve E:2003/1023,
K:2004/1378 sayılı kararının düzeltilmesi istemini kabul ederek kararın
kaçakçılık cezalı katma değer vergisine ilişkin hüküm fıkrasını; davacı
şirketin indirim konusu yaptığı faturayı düzenlenen
Sertaç Tekstil Sanayi ve Dış Ticaret Ltd.
Şti.nin komisyon karşılığında sahte
fatura düzenlediğinin hakkında tanzim edilen vergi tekniği raporu ile
saptandığı, davacı şirketin anılan şirketten mal alımına ilişkin olarak
çek, senet, banka dekontu gibi herhangi bir belge sunamadığı, içeriği
bakımdan yanıltıcı olduğu anlaşılan faturayı alarak kaydeden davacı
şirketin, faturasını aldığı şirket ile işbirliği içinde olmadığının
kabul edilemeyeceği, bu durumda olayda 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun
11. maddesinde belirtilen müteselsil sorumluluk koşulu
gerçekleştiğinden, salınan katma değer vergisi ve kesilen kaçakçılık
cezasında isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle bozan, özel usulsüzlük
cezasına ilişkin hüküm fıkrası hakkında ise, bu cezanın 4811 sayılı
Vergi Barışı Kanunu kapsamına girdiğinden bahisle karar verilmesine yer
olmadığından hükmeden İzmir Bölge İdare Mahkemesi'nin 30.12.2004 tarih
ve E:2004/1593, K:2004/2270 sayılı kararının; kaçakçılık cezalı katma
değer vergisine ilişkin kısmının kanun yararına bozulması
istenilmektedir.
Danıştay Başsavcılığı'nın Kanun
Yararına Bozma İstemi : Davacı şirket adına
Sertaç Anonim Şirketinden alınan faturanın sahte olduğundan
bahisle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 11 inci maddesinin üçüncü
fıkrası uyarınca müteselsil sorumluluk esasından hareketle 1995/11.
dönemi için tarh edilen katma değer vergisi ile kesilen kaçakçılık ve
özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istemiyle açılan davayı kabul
eden İzmir 2.Vergi Mahkemesinin 13.1.2003 tarih ve E:2001/32, K:2003/13
sayılı kararını onayan İzmir Bölge İdare Mahkemesinin 2.6.2004 tarih ve
E:2003/1023, K:2004/1378 sayılı kararının düzeltilmesi istemini kabul
ederek kaçakçılık cezalı katma değer vergisini onayan, özel usulsüzlük
cezası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmeden İzmir Bölge
İdare Mahkemesi'nin 30.12.2004 tarih ve E:2004/1593, K:2004/2270 sayılı
kararının cezalı tarhiyata ilişkin kısmının;
hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek davacı şirket tarafından kanun
yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun
51 inci maddesinde,bölge idare mahkemesi kararlarından niteliği
bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin kanun
yararına temyiz olunabileceği belirtilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı şirket
tarafından Sertaç A.Ş isimli firmadan
29.11.1995 tarih ve 3038 numaralı fatura ile 2500 adet kazak satın
alındığı ve satın alınan bu emtiaların ihraç edildiği, fatura içeriği
katma değer vergisinin indirim konusu yapıldığı, adı geçen firmanın
sahte belge düzenlediğinin saptandığından bahisle indirim konusu yapılan
katma değer vergisinin dayanağı olan faturanın da sahte olduğu
dolayısıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 11 inci maddesinin üçüncü
fıkrası gereğince alıcıların bu belge içeriği verginin ödenmesinden
satıcılar ile birlikte sorumlu tutulması gerekeceğine ilişkin inceleme
raporuna dayanılarak davacı şirket adına cezalı
tarhiyatın yapıldığı ve özel usulsüzlük cezasının kesildiği,
açılan davada ileri sürülen iddialar yerinde görülerek İzmir 2. Vergi
Mahkemesince davanın kabulüne, tarhiyatın ve
cezaların terkinine karar verildiği, kanun yararına bozulması istenilen
Bölge İdare Mahkemesi kararıyla da Mahkeme kararının bozularak davanın
cezalı tarhiyata ilişkin kısmının
reddedildiği anlaşılmaktadır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 11inci
maddesine 3239 sayılı Kanunun 2 nci
maddesiyle eklenen üçüncü fıkrasında, mal alım ve satımı ve hizmet ifası
dolayısıyla vergi kesintisi yapmak ve vergi dairesine yatırmak zorunda
olanların, bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde verginin
ödenmesinden alım satıma taraf olanlar ile hizmetten yararlananların,
aralarında zımnen dahi olsa irtibat olduğu tespit olunanların
müteselsilen sorumlu tutulacakları
öngörülmüştür.
Bu maddenin gerekçesinde de, kesilen
vergiler ile tahsil edilen katma değer vergilerinin mutlaka vergi
dairesine yatırılmasının amaçlandığı belirtilmiş olup, vergiyi kestiği
veya tahsil ettiği halde vergi dairesine yatırmayanları zorlamak ve bu
görevlerini yerine getirmelerini sağlamak için alım satıma taraf olanlar
ve hizmetten yararlananlar müteselsilen
sorumlu tutularak gerçek yükümlünün bu görevini yapmasını ve özellikle
paravan şirket kurulmasını önlemek maksadıyla bu hükmün 11inci maddeye
eklendiği vurgulanmıştır.
Bu durumda, 213 sayılı Kanunun 11inci
maddesinin katma değer vergisi için de geçerli olduğu kuşkusuz olup,
Yüksek Dairenizin kararlarında da vurgulandığı üzere bu maddede
öngörülen müteselsil sorumluluğun katma değer vergisi ihtilaflarına
uygulanabilmesi için gerçek mal alım satımı olmadan, komisyon
karşılığında fatura temin edildiğinin, yahut kişi ve kuruluşlar arasında
vergiyi ziyaa uğratma yönünden bir irtibat
bulunduğunun idarece tespit edilmesi veya hükme esas alınabilecek
kuvvette bir izlenim edinilmesi şarttır.Aksi halde Yasaların kendilerine
yüklediği ödevleri eksiksiz yerine getiren
iyiniyetli yükümlülerin, vergiyi ödeyip ödemediklerini izlemesi
ve onları bu yönde zorlaması olanaksız olan diğer kişilerin tutum ve
davranışlarından sorumlu tutulması gibi hukukun temel ilkeleri ile
bağdaşmayan, açıkca bu ilkeye aykırılık
oluşturan bir sonuç ortaya çıkar.
Olayda ise uyuşmazlık konusu cezalı
tarhiyatın dayanağı olan inceleme raporunda
davacı şirket ile mal satın aldığı şirket arasında bir irtibat bulunduğu
kanıtlanamadığından, davacı şirketin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 11
inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre verginin ödenmesinden sorumlu
tutulamayacağı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle hukuka aykırı olduğu
sonucuna ulaşılan İzmir Bölge İdare Mahkemesinin 30.12.2004 tarih ve
E:2004/1593, K:2004/2270 sayılı kararının cezalı
tarhiyata ilişkin kısmının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanununun 51 inci maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasının uygun
olacağı düşünülmektedir.
Konuyu temyizen
Yüksek Dairenizin takdir ve kararına saygı ile sunarım.
Tetkik Hakimi Güneş
Kurtoğlu Karacık'ın
Düşüncesi: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 11. maddesinin 3
fıkrasında yer alan müteselsil sorumluluğun katma değer vergisi
ihtilaflarına uygulanabilmesi için, gerçek mal alım satımı olmadan,
komisyon karşılığında fatura temin edildiğinin veya kişi ve kuruluşlar
arasında vergiyi ziyaa uğratma yönünden bir
irtibat bulunduğunun idarece tespit edilmesi veya hükme esas
alınabilecek kuvvette bir izlenim edinilmesi şart olup, olayda, inceleme
elemanınca davacı şirket ile adına fatura düzenleyen
Sertaç Tekstil Sanayi ve Dış Ticaret Ltd.
Şti arasında herhangi bir irtibat bulunduğu
hususu tespit edilemediğinden, davacı şirketin ödemeyen vergilerden
müteselsilen sorumlu tutularak adına cezalı
tarhiyat yapılmasında isabet bulunmadığı
sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle Danıştay
Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin kabulü gerekeceği
düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince
İzmir Bölge İdare Mahkemesi'nin 30.12.2004 tarih ve E:2004/1593,
K:2004/2270 sayılı kararının Danıştay Başsavcılığı tarafından kanun
yararına temyiz edilerek bozulmasının istenilmesi üzerine işin gereği
görüşüldü:
İstem; davacı şirket adına 1995/Kasım
dönemine ilişkin olarak re'sen salınan katma
değer vergisi ile kesilen kaçakçılık ve özel usulsüzlük cezalarının
kaldırılması istemiyle açılan davayı kabul eden İzmir 2. Vergi
Mahkemesi'nin 13.1.2003 tarih ve E:2001/32, K:2003/13 sayılı kararının
bozulmasına ilişkin İzmir Bölge İdare Mahkemesi'nin 30.12.2004 tarih ve
E:2004/1593, K:2004/2270 sayılı kararının kanun yararına bozulmasına
ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinden,
Sertaç Tekstil Sanayi ve Dış Ticaret Ltd.
Şti.nin davacı
şirkete 29.11.1995 tarih ve 3038 numaralı faturayı düzenlediği, davacı
şirket tarafından, fatura muhteviyatı malın ihraç edildiği ve katma
değer vergisinin indirim konusu yapıldığı, ihracatın gerçekleştiği
hususunda ihtilaf bulunmadığı, ancak, sözkonusu
faturayı düzenleyen şirket hakkında düzenlenen vergi tekniği raporu ile
bu şirkete ait faturaların gerçek bir mal ve hizmet satımı karşılığında
tanzim edilmediğinin ve katma değer vergilerinin hazineye intikal
ettirilmediğinden söz edilerek davacı şirket 213 sayılı Vergi Usul
Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca müteselsilen
sorumlu tutularak adına dava konusu cezalı
tarhiyatın yapıldığı anlaşılmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 11.
maddesinde; yaptıkları veya yapacakları ödemelerden vergi kesmeye mecbur
olanların, verginin tam olarak kesilip ödemesinden ve bununla ilgili
diğer ödevleri yerine getirmekten sorumlu oldukları, aynı maddenin olay
tarihinde yürürlükte olan ve bu maddeye 3239 sayılı Kanunun 2.
maddesiyle eklenen 3. fıkrasında ise, mal alım ve satım ve hizmet ifası
dolayısıyla vergi kesintisi yapmak ve vergi dairesine yatırmak zorunda
olanların, bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde verginin
ödenmesinden alım satıma taraf olanlar ile hizmetten yararlananların,
aralarında zımnen dahi olsa irtibat olduğu tespit olunanların
müteselsilen sorumlu tutulacakları hükme
bağlanmıştır.
Maddenin gerekçesinde, kesilen vergiler ile
tahsil edilen katma değer vergilerinin mutlaka vergi dairesine
yatırılmasının amaçlandığı belirtilmiş olup, vergiyi kestiği veya tahsil
ettiği halde vergi dairesine yatırmayanları zorlamak ve bu görevlerini
yerine getirmelerini sağlamak için alım satıma taraf olanlar ve
hizmetten yararlananlar müteselsilen sorumlu
tutularak gerçek yükümlünün bu görevini yapmasını ve özellikle paravan
şirket kurulmasını önlemek maksadıyla sözkonusu
hükmün 11. maddeye eklendiği vurgulanmıştır.
Bu durumda, 213 sayılı Kanunun 11.
maddesinin katma değer vergisi için de geçerli olduğu hususu
kuşkusuzdur. Ancak bu maddedeki müteselsil sorumluluğun katma değer
vergisi ihtilaflarına uygulanabilmesi için, gerçek mal alım satımı
olmadan, komisyon karşılığında fatura temin edildiğinin, yahut kişi ve
kuruluşlar arasında vergiyi ziyaa uğratma
yönünden bir irtibat bulunduğunun idarece tespit edilmesi veya hükme
esas alınabilecek kuvvette bir izlenim edinilmesi zorunludur.
Yasaların kendilerine yüklediği ödevleri
eksiksiz yerine getiren iyiniyetli
yükümlünün diğer tarafın vergi ödeyip ödemediğini takip ve kontrol
etmesi ve bu konuda yaptırım uygulaması olanaksız olduğundan, bu
kişilerin hareketlerinden sorumlu tutulması hukukun temel ilkelerine
aykırı düşer.
Sözkonusu
olayda, inceleme elemanınca yapılan tespitler davacı şirket ile mal
aldığı şirket arasında bir irtibat bulunduğunu kanıtlamadığından, davacı
şirketin 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 11/3. maddesine göre verginin
ödenmesinden sorumlu tutularak adına cezalı
tarhiyat yapılmasında isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle Danıştay Başsavcısı
tarafından yapılan temyiz isteminin kabulü ve İzmir Bölge İdare
Mahkemesi'nin 30.12.2004 tarih ve E:2004/1593, K:2004/2270 sayılı
kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51.maddesi
uyarınca kanun yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak
koşulu ile bozulmasına, kararın bir örneğinin Maliye Bakanlığı ile
Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve Resmî Gazete'de
yayımlanmasına 15.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
|