|
T.C.
SOSYAL GÜVENLİK
KURUMU BAŞKANLIĞI
Sosyal Sigortalar
Genel Müdürlüğü
SSK Sigorta
Primleri Daire Başkanlığı (Devredilen)
SAYI :
B.13.2.SSK.5.01.08.00/VIII-031/ 268326
09/04/2007
KONU :
6183 sayılı Kanunun 79. maddesinde yapılan
düzenlemeler
I – GENEL AÇIKLAMALAR
Bilindiği gibi, 5479 sayılı
“Gelir Vergisi Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
Kanun, Özel Tüketim Vergisi Kanunu ve Vergi Usul Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun” ile 6183 sayılı Kanunun 79 uncu maddesinde
değişiklik yapılmıştır.
Söz konusu Kanunla
getirilen ve gerek Kurum alacaklarının gerekse özel kanunlarında
Kurumumuza takip ve tahsil görevi verilen alacakların takip ve tahsiline
ilişkin uygulamada ortaya çıkabilecek olası tereddütlerin giderilmesi
amacıyla aşağıdaki açıklamaların yapılması uygun görülmüştür.
II – 6183 SAYILI KANUNUN 79
UNCU MADDESİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİK
6183 sayılı Kanunun 5479
sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle değiştirilen “üçüncü şahıslardaki
menkul malların, alacak ve hakların haczi” başlıklı 79 uncu maddesi
yeni şekliyle aşağıda yer almaktadır.
“Madde 79 - Hamiline
yazılı olmayan veya cirosu kabil senede dayanmayan alacaklar ile maaş,
ücret, kira vesaire gibi her türlü hakların ve fiilen tutanak düzenlemek
suretiyle haczi kabil olmayan üçüncü şahıslardaki menkul malların haczi,
borçlu veya zilyed olan veyahut alacak ve hakları ödemesi gereken gerçek
ve tüzel kişilere, kurumlara haciz keyfiyetinin tebliği suretiyle
yapılır. Tahsil dairesi tarafından tebliğ edilecek haciz bildirisi ile;
bundan böyle borcunu ancak tahsil dairesine ödeyebileceği ve amme
borçlusuna yapılacak ödemenin geçerli olmayacağı veya elinde
bulundurduğu menkul malı ancak tahsil dairesine teslim edebileceği ve
malın amme borçlusuna verilmemesi gerektiği, aksi takdirde amme
borçlusuna yapılan ödemeler ile malın bedelini tahsil dairesine ödemek
zorunda kalacağı ve bu maddenin üç, dört ve beşinci fıkra hükümleri
üçüncü şahsa bildirilir. Tahsil dairelerince düzenlenen haciz
bildirileri, alacaklı tahsil dairelerince ya da alacaklı amme idaresi
vasıtasıyla, posta yerine elektronik ortamda tebliğ edilebilir ve bu
tebligatlara elektronik ortamda cevap verilebilir. Elektronik ortamda
yapılacak tebliğe ve cevapların elektronik ortamda verilebilmesine
ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.
Tahsil dairelerince düzenlenen
haciz bildirileri; amme borçlusunun hak ve alacaklarının bulunabileceği
bankaların şubelerine doğrudan veya mahallindeki tahsil dairesi
aracılığı ile tebliğ edileceği gibi Maliye Bakanlığınca belirlenecek
tutarın üzerindeki alacaklar için doğrudan bankaların genel
müdürlüklerine de tebliğ edilebilir. Haciz bildirisi bankanın genel
müdürlüğüne de tebliğ edilmiş ise tüm şubelerini kapsayacak şekilde
beyanda bulunma yükümlülüğü bankanın genel müdürlüğüne aittir.
Haciz bildirisi tebliğ edilen
üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haczin
tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın tüketildiği ya da kusuru
olmaksızın telef olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere
verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise durumu, haciz bildirisinin
kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı
olarak bildirmek zorundadır. Üçüncü şahsın süresinde itiraz etmemesi
halinde, mal elinde ve borç zimmetinde sayılır ve hakkında bu Kanun
hükümleri tatbik olunur.
Herhangi bir nedenle itiraz
süresinin geçirilmesi halinde üçüncü şahıs, haciz bildirisinin
tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit
davası açmak ve haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla amme
borçlusuna borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek
zorundadır. Menfi tespit davası açılması halinde mahkemece bu Kanunun 10
uncu maddesinde sayılan türden teminat karşılığında takip işlemlerinin
durdurulmasına karar verilebilir. Teminat, alacaklı tahsil dairesine
verilir ve haciz varakasına dayanılarak haczedilir. Taraflar arasında
teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, takip işlemlerinin
durdurulması hakkında kararı veren mahkeme tarafından çözümlenir.
Davasında haksız çıkan üçüncü şahıs aleyhine, haksız çıktığı tutarın %
10'u tutarında ayrıca inkar tazminatına hükmedilir.
Bu Kanun uyarınca kendisine
tebliğ edilen ödeme emrine karşı dava açıp itirazında kısmen veya
tamamen haksız çıkan üçüncü şahıs hakkında, menfi tespit davasının
lehine sonuçlanması veya asıl amme borçlusunun takip konusu amme
alacağını tamamen ödemiş olması halinde, bu Kanunun 58 inci maddesinin
beşinci fıkrası hükmü uygulanmaz.
Üçüncü şahıs, haciz bildirisi
üzerine yedi gün içinde alacaklı tahsil dairesine itiraz ettiği
takdirde, alacaklı amme idaresi bir yıl içinde, üçüncü şahsın yaptığı
itirazın aksini genel mahkemelerde açacağı davada ispat ederek, üçüncü
şahsın İcra ve İflas Kanununun 338 inci maddesinin birinci fıkrasına
göre cezalandırılmasını ve borçlu bulunduğu tutarın ödenmesine
hükmedilmesini isteyebilir.
Menkul malların aynen teslimi
mümkün olmadığı takdirde değeri ödenir. Üçüncü şahısların genel hükümler
gereğince asıl borçluya rücu hakları saklıdır.”
Görüldüğü üzere, üçüncü
şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczine ilişkin 6183
sayılı Kanunun 79 uncu maddesi yeni müesseseler getirilmek suretiyle
yeniden düzenlenmiş olup söz konusu değişikliler aşağıda
açıklanmıştır.
a) Borçlunun Üçüncü
Şahıslardaki Menkul Malları İle Alacak ve Haklarının Haczi
6183 sayılı Kanunun 79 uncu
maddesinin birinci fıkrasına göre, hamiline yazılı olmayan veya cirosu
kabil senede dayanmayan yani devir ve temlik edilmedikçe üçüncü
şahıstan başkasına intikali mümkün olmayan alacaklar ile maaş, ücret,
kira, vesaire (intifa hakkı, şirket hissesi, tereke hissesi gibi) her
türlü haklar ve icra memurlarınca fiilen haciz tutanağı düzenlemek
suretiyle haczi kabil olmayan üçüncü şahıslardaki menkul malların haczi,
madde değişikliği öncesinde olduğu gibi borçlu veya zilyed olan veyahut
alacak ve hakları ödemesi gereken gerçek ve tüzel kişilere, kurum ve
kuruluşlar ile diğer şahıslara haciz bildirisinin tebliği suretiyle
yapılmaya devam edilecektir.
Kurum üniteleri tarafından
tebliğ edilecek haciz bildirisinde; üçüncü şahısların bundan böyle
borcunu ancak tahsil dairesine ödeyebileceği ve Kurum borçlusuna
yapılacak ödemenin geçersiz sayılacağı veya elinde bulundurduğu menkul
malı ancak Kurumun ilgili ünitesine teslim edeceği ve malın Kurum
borçlusuna verilmemesi gerektiği, aksi takdirde Kurum borçlusuna yapılan
ödemeler ile malın bedelini tahsil dairesine ödemek zorunda kalacağı
hususları ile 79 uncu maddenin üç, dört ve beşinci fıkra hükümlerinin
üçüncü şahıslara bildirilmesi gerekmektedir.
Haciz bildirilerinin tebliğ
işlemleri yine 6183 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca posta
yoluyla, gerekli görülen hallerde memur eliyle yapılacaktır.
Öte yandan, haciz
bildirilerinin posta yerine elektronik ortamda yapılması ve bu
tebligatlara elektronik ortamda cevap verilmesine ilişkin uygulamanın
usul ve esasları daha sonra açıklanacaktır
b ) Üçüncü Şahısların Haciz
Bildirilerine Karşı Kuruma İtirazları
6183 sayılı Kanunun 79 uncu
maddesine göre gönderilen haciz bildirisini alan üçüncü şahıslar (gerçek
ve tüzel kişiler ile kurumlar), Kurum borçlusuna borcu olmadığı veya
malın yedinde bulunmadığı veya haczin tebliğinden önce borcun ödendiği
veya malın tüketildiği ya da kusuru olmaksızın telef olduğu veya
alacağın borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada
iseler, durumu haciz bildirisinin kendilerine tebliğinden itibaren 7 gün
içinde Kurumun ilgili ünitesine yazılı olarak bildirmek zorunda olup, bu
zorunluluğu yerine getirmemeleri halinde mal ellerinde ve borç
zimmetlerinde sayılarak haklarında 6183 sayılı Kanun hükümlerinin
uygulanması gerekmektedir.
Bununla birlikte, üçüncü
şahısların kendilerine tebliğ edilen haciz bildirilerine karşılık
Kurumun ilgili ünitesine yazılı olarak verecekleri cevapları, elden
teslim etmeleri ya da taahhütlü posta yoluyla göndermeleri mümkün
bulunmaktadır. Üçüncü şahıslara tanınan 7 günlük cevap verme süresinin
hesaplanmasında; cevapların elden teslim edilmesi ya da adi posta ile
gönderilmesi halinde, Kurum kayıtlarına intikal ettiği tarihin,
taahhütlü postayla gönderilmesi halinde ise postaya verildiği tarihin
esas alınması gerekmektedir.
c) Üçüncü Şahısların 7 Günlük
Süre Geçtikten Sonra İtirazda Bulunmaları
6183 sayılı Kanunun 79 uncu
maddesinde yapılan yeni düzenlemeyle; Kanunda belirtilen 7 günlük sürede
alacaklı Kurum ünitesine itirazda bulunmamaları nedeniyle “mal elinde ve
borç zimmetinde” sayılarak borçlu duruma düşen üçüncü şahıslara, Kurum
borçlusuna borçlu olmadıklarının tespiti için yeni bir hak tanınmış,
haciz bildirisinin kendilerine tebliğinden itibaren bir yıl içinde
yetkili mahkemelerde menfi tespit davası açma ve haciz bildirisinin
tebliğ edildiği tarih itibarıyla Kurum borçlusuna borçlu olmadığını veya
malın elinde bulunmadığını ispat etme imkanı getirilmiştir.
6183 sayılı Kanunun 79.
maddesinin dördüncü fıkrasında; “…Menfi tespit davası açılması
halinde mahkemece bu Kanunun 10 uncu maddesinde sayılan türden teminat
karşılığında takip işlemlerinin durdurulmasına karar verilebilir.
Teminat, alacaklı tahsil dairesine verilir ve haciz varakasına
dayanılarak haczedilir…” hükmü yer almaktadır.
Buna göre, Üçüncü şahıslarca
Kurum borçlusuna borçlu olmadığı veya malın elinde bulunmadığının ispatı
amacıyla borçlu ve Kurum aleyhine menfi tespit davası açılması, bu
şahıslar hakkında sürdürülen takibin durdurulması için yeterli olmayıp
bu konuda ayrıca mahkemenin takibin durdurulmasına ilişkin karar vermiş
olması gerekmektedir.
Madde hükmüne göre, itiraza
konu haciz bildirisinde yer alan takibe konu toplam borç miktarını
karşılayacak nitelikte 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde sayılan
türde bir teminatın Kurumun alacaklı ünitesine verilmesi ve haciz
kağıtlarına istinaden haczedilmesi gerekmektedir.
Üçüncü şahıslarca açılan menfi
tespit davaları üzerine mahkemece, yeterli teminat gösterilmek kaydıyla
takibin durdurulmasına karar verildiği halde, teminat gösterilmemiş
olması ya da gösterilen teminatın takip konusu alacağı karşılamaması
halinde üçüncü şahıslar hakkında icra takip işlemlerine devam
edilecektir. Dava konusu tutarı karşılayacak nitelikte teminat
gösterdiğini iddia eden üçüncü şahsın, bu iddiasını takip işlemini
durduran mahkemeye intikal ettirmesi ve gösterilen teminatların borcu
karşılayıp karşılamadığına ilgili mahkemece karar verilmesi
gerekmektedir.
Diğer taraftan mahkemelerce,
teminat aranmaksızın veya yeterli teminat alınmaksızın takibin
durdurulmasına karar verilmesi halinde;
- Teminat verilerek takibin
durdurulması Kanun hükmü olduğundan, mahkemenin bu yönde vermiş olduğu
karara mahkeme nezdinde itiraz edilmesi,
- Yapılan itiraz sonucunda
mahkemece bu defa verilecek karar gereğince işlem yapılması
gerekmektedir.
Yine anılan maddede, açılan
menfi tespit davası sonucunda haksız çıkan üçüncü şahıs aleyhine,
mahkemece haksız çıktığı tutarın % 10’u tutarında ayrıca inkar
tazminatına hükmedileceği belirtildiğinden mahkeme kararlarında inkar
tazminatına hükmedilmemiş olması halinde, kararın temyizini teminen
durum hukuk servislerine intikal ettirilecektir.
d) Üçüncü Şahıslar Hakkında
Yürütülecek Takip İşlemleri
6183 sayılı Kanunun 79 uncu
maddesine göre Kurum borçlusu sayılan üçüncü şahıslar hakkında takip
işlemlerine aynı Kanun hükümlerine göre tanzim edilecek ödeme emrinin
tebliği ile başlanılacaktır.
Üçüncü şahıslarca; ödeme
emrinin iptali veya menfi tespit davası açılması halinde mahkemece
takibin durdurulmasına karar verilmediği sürece icra takip işlemine
devam edilecektir.
Tebliğ edilen ödeme emirlerine
karşı açılan davaların aleyhlerine sonuçlanması durumunda, 6183 sayılı
Kanunun 58 inci maddesine göre hesaplanacak haksız çıkma zammının da
üçüncü şahıslardan tahsil edilmesi gerekmektedir.
Ancak, 79 uncu maddede yapılan
düzenlemeye göre, ödeme emrine karşı dava açmakla birlikte aynı zamanda
menfi tespit davası da açan üçüncü şahısların, menfi tespit davasının
lehine sonuçlanması ya da asıl Kurum borçlusunun takibe konu Kurum
alacağını tamamen ödemiş olması hallerinde 58 inci madde hükmüne göre
ayrıca haksız çıkma zammı alınmayacaktır.
Diğer taraftan, üçüncü
şahıslar hakkında sürdürülen icra takip işlemlerinin durdurulmasına
ilişkin yargı kararları, asıl borçlu hakkında sürdürülen icra takip
işlemlerini durdurmayacaktır.
e) Üçüncü Şahısların 7 Günlük
Süre İçinde İtiraz Etmeleri Karşısında Kurumca Yapılacak İşlemler
Maddede düzenlenen bir diğer
husus ise üçüncü şahsın, haciz bildirisi üzerine 7 gün içinde alacaklı
Kurum ünitesine itiraz etmesi halinde, alacaklı Kurum ünitesinin bir yıl
içinde, üçüncü şahsın yaptığı itirazın aksini genel mahkemelerde açacağı
davada ispat ederek, üçüncü şahsın İcra ve
İflas Kanununun 338 inci maddesinin birinci fıkrasına göre
cezalandırılmasını ve borçlu bulunduğu tutarın ödenmesine hükmedilmesini
isteyebileceğine yöneliktir.
Bu hükümden hareketle; gerek
Kurum, gerekse diğer Kurumların denetim elemanlarınca üçüncü şahısların
itirazının yerinde olmadığına yönelik ispat edici bilgi ve belgelerin
tespit edilmesi halinde, üçüncü şahısların itirazının iptali için bir
yıllık süre içinde dava açılmasını teminen konu hukuk servislerine
intikal ettirilecektir.
Kurumca üçüncü şahısların
yaptığı itirazın iptali amacıyla açılan davanın kabul edilmesi halinde
üçüncü şahsın İcra ve İflas Kanununun 338 inci maddesinin birinci
fıkrasına göre cezalandırılması ve hükmedilen tutarın, üçüncü şahıstan
takip ve tahsiline 6183 sayılı Kanunun 55 inci maddesine göre
düzenlenecek ödeme emrinin tebliği suretiyle başlanılacaktır.
İcra takibine konu Kurum
alacağının asıl borçludan tahsil edilmiş olması halinde, bu konuda hukuk
servislerine bilgi verilecektir.
6183 sayılı Kanunun 79 uncu
maddesine göre üçüncü şahıslar nezdinde yapılan takip sırasında
haczedilen menkul malların aynen teslimi mümkün olmadığı takdirde hacze
konu malın değerinin ödenmesi gerekmektedir. Bu durumda üçüncü şahıs
hakkında yapılacak takip mal bedeli ile sınırlı tutulacaktır.
III - BANKALARIN
GENEL MÜDÜRLÜKLERİNE TEBLİĞ EDİLECEK HACİZ BİLDİRİLERİ
6183 sayılı Kanunun 79 uncu
maddesinde yapılan düzenleme ile alacaklı amme idarelerince bu Kanun
kapsamında düzenlenen haciz bildirilerinin; amme borçlusunun hak ve
alacaklarının bulunabileceği bankaların şubelerine doğrudan veya
mahallindeki tahsil dairesi aracılığı ile tebliğ edileceği gibi Maliye
Bakanlığınca belirlenecek tutarın üzerindeki alacaklar için doğrudan
bankaların genel müdürlüklerine de tebliğ edilebileceği, haciz
bildirisinin bankanın genel müdürlüğüne tebliğ edilmiş olması halinde
tüm şubelerini kapsayacak şekilde beyanda bulunma yükümlülüğünün
bankanın genel müdürlüğüne ait olduğu hükme bağlanmıştır.
Buna göre, 506 sayılı Kanunun
80 inci maddesi hükmü uyarınca, Kurumumuz 6183 sayılı Kanunun
uygulamasında Maliye Bakanlığına verilen yetkilerin kullanılmasında
yetkili kılındığından, 79 uncu maddede yapılan değişikliğe istinaden
bundan böyle takip konusu alacağın fer’ileri ile birlikte 50.000,- YTL
ve üzerinde olması halinde, bankaları nezdindeki hak, alacak ve
mevduatlarının haczini teminen düzenlenen haciz bildirilerinin doğrudan
bankaların ve katılım bankalarının genel müdürlüklerine tebliğ edilmesi
uygun görülmüştür.
Bu kapsamda, borç aslı ve fer’ileri toplamı 50.000 YTL
ve üzerinde olan alacaklarımız için, bankaların
ve katılım bankalarının genel müdürlüklerine gönderilecek haciz
bildirilerinin borç türü ayrımına gidilmeksizin, borçlunun o ünitede
işlem gören tüm işyerlerinden kaynaklanan borç aslı ve fer’ilerinin
toplamı esas alınmak suretiyle düzenlenmesi gerekmektedir.
Ayrıca, bankaların ve katılım
bankalarının genel müdürlüklerine gönderilecek haciz bildirisine
konu alacağın borç aslı ve fer’ileri toplamının 50.000 YTL ve üzerinde
olup olmadığına dikkat edilmesi, şayet birden fazla icra takip doyası
mevcut ise örneği ilişikte gönderilen tevhit tutanağı düzenlenerek ilk
açılan icra takip dosyasında birleştirilmesi ve icra takip dosyasının
tevhitli olduğunun belirtilmesi, haciz bildirilerinin banka
ve katılım bankası genel müdürlüklerine 7 günlük süre içinde
cevap verilmesini engelleyecek şekilde topluca gönderilmemesi
gerekmektedir.
Öte yandan, 6183 sayılı
Kanunun 13 ve 62 nci maddelerine dayanılarak uygulanacak haciz ve
ihtiyati hacizlere yönelik düzenlenen haciz bildirilerine konu Kurum
alacağı toplamı fer’ileriyle birlikte 50.000 YTL nin altında ise
Kurum borçlusunun hak ve alacaklarının bulunduğu banka şubelerine
doğrudan veya niyabeten diğer Sigorta İl/Sigorta Müdürlükleri aracılığı
ile tebliğ edilmesi işlemlerine önceden olduğu gibi devam edilecektir.
Bilgi edinilmesini ve buna
göre işlem yapılmasını rica ederim.
Ek:1- Tevhit tutanağı
örneği
Birol AYDEMİR
Başkan V.
|