Tevkif yoluyla kesilen vergilerin
yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar
vergisinden mahsubu ve kalan kısmın iadesi, geçici verginin mahsup
ve iadesi ile bu vergilere ait vergi hatalarından kaynaklanan iade
işlemlerine ilişkin düzenleme ve açıklamalar bu Tebliğin konusunu
oluşturmaktadır.
1. Tevkif Yoluyla Kesilen
Vergilerin Mahsup ve İadesi
1.1. Yasal Düzenlemeler
Gelir Vergisi Kanununun 121 ve
Kurumlar Vergisi Kanununun 44 üncü maddelerinde; beyannamede
gösterilen gelire dahil kazanç ve iratlardan Gelir/Kurumlar Vergisi
Kanunlarına göre kesilmiş bulunan vergilerin, beyanname üzerinden
hesaplanan gelir/kurumlar vergisine mahsup edileceği, mahsubu
yapılan miktarın gelir/kurumlar vergisinden fazla olması halinde
aradaki farkın vergi dairesince mükellefe bildirileceği ve
mükellefin tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde müracaatı
üzerine kendisine red ve iade olunacağı belirtilmiştir.
Söz konusu maddelerde, 5035
sayılı Kanunla yapılan düzenlemeler uyarınca, iadesi gereken
vergiler ile ilgili olarak; iadeyi mahsuben veya nakden yaptırma,
inceleme raporuna, yeminli mali müşavir raporuna veya teminata
bağlama ve iade için aranılacak belgeleri belirleme konusunda Maliye
Bakanlığına yetki verilmiştir. Bu yetki; kazanç türlerine, iade
şekillerine, geliri elde edenin veya ödemeyi yapanın hukuki
statüsüne göre ayrı ayrı kullanılabileceği gibi belli hadler
çerçevesinde de kullanılabilecektir.
Mahsuben iade işlemi, aranan tüm
belgelerin tamamlanması koşuluyla, yıllık gelir veya kurumlar
vergisi beyannamesinin verildiği tarih itibariyle yapılacaktır.
İkmalen veya re’sen yapılan tarhiyatlarda ise mahsup işlemi, mahsup
talebine ilişkin dilekçe ve eklerinin eksiksiz olarak vergi dairesi
kayıtlarına girdiği tarih itibariyle yapılacaktır. Aranan belgelerin
tamamlanması aşamasında yapılan tahsilatlar yönünden düzeltme
yapılmayacaktır.
Bu düzenlemelere göre, tevkif
yoluyla kesilen vergilerin mahsup ve iadesi aşağıdaki şekilde
yapılacaktır.
1.2. Beyanname Üzerinden
Hesaplanan Vergiye Mahsup
Yıllık beyanname ile beyan edilen
gelir veya kurum kazancı üzerinden hesaplanan vergiden yıl içinde
tevkif yoluyla kesilen vergiler mahsup edilir. Mahsup işleminin
yapılabilmesi için, tevkif yoluyla kesilen verginin beyannameye
dahil edilen gelir veya kazanca ilişkin olması gerekir.
Tevkif yoluyla kesilen
vergilerin, yıllık gelir veya kurumlar vergisinden mahsubunda
mükelleflerin kendilerinden yapılan vergi tevkifatı ile ilgili
olarak kesintiyi yapan vergi sorumlularının adı-soyadı veya
unvanını, bağlı olduğu vergi dairesini ve vergi kimlik numaralarını,
kesintiye esas alınan brüt tutarları, kesilen vergileri ve kesinti
yapılan dönemleri gösteren bir tabloyu (Ek:1 Tablo) yıllık
beyannamelerine eklemeleri yeterlidir.
1.3. Diğer Vergi Borçlarına
Mahsup veya Nakden İade
1.3.1. Mahsup Yoluyla İade
Tevkif yoluyla kesilen vergilerin
yıllık beyannamedeki mahsuplar sonunda kalan kısmının diğer vergi
borçlarına mahsup talebi tutarına bakılmaksızın, inceleme raporu ve
teminat aranılmadan yerine getirilir.
Bunun için mahsup talebinin
dilekçe (Ek:2 Dilekçe Örneği) ile yapılması ve yıl içinde yapılan
tevkifatlara ilişkin tablonun (Ek:1) dilekçe ekinde yer alması
gerekmektedir. Söz konusu tablonun daha önce yıllık beyanname ekinde
yer almış olması halinde, mahsup dilekçesi yeterli olacaktır. Mahsup
dilekçesi ve ilgili tablonun ibraz edilmiş olması kaydıyla,
mükelleflerin vergi borçlarına ilişkin mahsup talepleri yıllık
beyannamenin verildiği tarih esas alınarak yerine getirilir.
Yıllık gelir veya kurumlar
vergisi beyannamesinin kanuni süresinde verilmemesi ya da sair
nedenlerle ikmalen veya re’sen yapılan tarhiyatlar üzerine tahakkuk
eden vergiler ile ilgili olarak daha önce tevkif yoluyla kesilen
vergiler öncelikle tarhiyat aşamasında vergi dairesince dikkate
alınarak yerine getirilir. Bu mahsuplar sonunda kalan kısım talep
edilmesi halinde diğer vergi borçlarına mahsup edilir. Bu durumda
mahsup talepleri dilekçe ve eklerinin eksiksiz olarak vergi dairesi
kayıtlarına girdiği tarihten itibaren hüküm ifade eder. Bu tarihten
itibaren mükelleflerin mahsubunu talep ettikleri vergi borçları için
gecikme zammı uygulanmaz.
Mükellefler dilerlerse ortağı
bulundukları adi ortaklık veya kollektif şirketlerin müteselsilen
sorumlu oldukları vergi borçlarına da mahsuben iade talebinde
bulunabilirler. Bu taleplerin yerine getirilebilmesi için, iade
alacaklısı mükellefin muaccel hale gelmiş vergi borcunun bulunmaması
ve mahsup dilekçesinde adi ortaklık veya kollektif şirketin hangi
dönem borçları için mahsup talep edildiğinin belirtilmesi gerekir.
Mahsup talebine ilişkin dilekçe (Ek:2) ve eklerinin vergi dairesi
kayıtlarına girdiği tarih esas alınır.
Mükellefin muaccel hale gelmiş
vergi borcunun bulunmaması halinde, iade alacağının sonraki
dönemlerde muaccel hale gelecek vergi borçlarına mahsubu mümkündür.
Bu taktirde mahsup talebi sonraki dönemlerde doğacak verginin
tahakkuku ile hüküm ifade eder.
Mahsup taleplerinin yerine
getirilmesinde, Vergi Usul Kanununun 114 ve 126 ncı maddelerinde yer
alan zamanaşımı hükümleri gözönünde bulundurulur.
1.3.2. Nakden İade
Nakden iade taleplerinin dilekçe
ile yapılması şarttır. Tevkif yoluyla kesilen vergilere ilişkin
nakden iade edilecek tutarın 10 milyar lirayı geçmemesi halinde iade
talebi, yıl içinde yapılan tevkifatlara ilişkin tablo (Ek:1) ile
birlikte;
- Ücret ve gayrimenkul sermaye
iradına ilişkin olması halinde ücretlere ilişkin olarak işveren
tarafından verilen ve kesintinin yapıldığını gösteren yazının,
gayrimenkul sermaye iradına ilişkin olarak kira kontratının,
- Menkul sermaye iradına ilişkin
olarak kesintiyi yapan bankalar, özel finans kurumları, aracı
kurumlar ve diğer kurumlar tarafından düzenlenen ve vergi
kesintisinin yapıldığını gösteren belgenin,
- Serbest meslek kazancına
ilişkin olarak vergilerin sorumlu adına tahakkuk ettiğini gösteren
ilgili saymanlık yazısının,
- Ticari kazançlar ve zirai
kazançlara ilişkin olarak tevkif yoluyla kesilen vergilerin vergi
sorumlusu tarafından ilgili vergi dairesine ödenmiş olduğuna ilişkin
belgenin,
ilgili kurumca onaylanan bir
örneğinin dilekçeye eklenmesi koşuluyla inceleme raporu ve teminat
aranmaksızın yerine getirilir.
Nakden yapılacak iade
taleplerinin 10 milyar lirayı aşması halinde, 10 milyar lirayı aşan
kısım Vergi Usul Kanununa göre vergi inceleme yetkisi bulunanlarca
yapılacak inceleme sonucunda düzenlenecek vergi inceleme raporuna
göre iade edilir. 10 milyar liraya kadar olan kısım ise, dilekçe
ekinde yukarıda belirtilen belgelerin yer alması koşuluyla teminat
aranmaksızın ve inceleme raporu beklenmeksizin iade edilir.
İade talebi teminat gösterilmesi
halinde inceleme sonucu beklenmeksizin yerine getirilir. Teminat
olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun
10 uncu maddesinin 1, 2 ve 3 numaralı bentlerinde sayılanlardan bir
veya bir kaçı gösterilebilir. Banka teminat mektuplarının
(süresiz-şartsız) paraya çevrilmeleri konusunda hiçbir sınırlayıcı
şart taşımaması ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu hükümlerine göre
faaliyette bulunan bankalar veya özel finans kurumları tarafından
düzenlenmiş olması gerekir.
Nakden iade talebinin 100 milyar
liraya kadar olan kısmı mükellefle süresinde tam tasdik sözleşmesi
düzenlemiş yeminli mali müşavirce düzenlenecek tam tasdik raporu
uyarınca iade edilir. İade talebinin 100 milyar lirayı aşan kısmının
iadesi ise denetim elemanlarınca düzenlenen vergi inceleme raporu
sonucuna göre yerine getirilir.
Genel ve katma bütçeli idarelere,
il özel idarelerine, belediyelere, köylere ve sermayelerinin en az
%51 veya daha fazlası bu kurumlara ait işletmelere yapılacak
iadeler, bu Tebliğde belirtilen belgelerin ibrazı üzerine miktara
bakılmaksızın inceleme raporu ve teminat aranılmadan yerine
getirilir.
Nakden iade edilebilir aşamaya
gelen alacağın üçüncü şahısların vergi borçlarına mahsubu talep
edilebilir. Bu mahsup işlemine ilişkin verilecek dilekçede (Ek:2),
lehine mahsup talebinde bulunulan kişinin adı-soyadı veya ünvanı,
vergi kimlik numarası, bağlı olduğu vergi dairesi ile borcun türü,
miktarı ve dönemi bildirilir. Bu şekilde yapılan mahsup talepleri
düzeltme fişinin onaylandığı tarih itibariyle yerine getirilir.
İade talebinin kısmen mahsuben
kısmen nakden olması halinde, söz konusu talepler bu Tebliğde yer
alan açıklamalar çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilir. Dolayısıyla
talebin tümünün nakit iadesi olarak kabul edilerek işlem yapılması
söz konusu değildir.
Nakden iade talepleri ile ilgili
olarak bu Tebliğin 1.3.2. bölümünde belirtilen belgeler, talep
edilen tutarın tamamı için aranılacaktır.
2. Geçici Verginin Mahsubu ve
İadesi
2.1.Yasal Düzenlemeler
Gelir Vergisi Kanununun mükerrer
120 nci maddesinde; üçer aylık dönemler halinde tahakkuk ettirilerek
tahsil edilen geçici verginin, yıllık beyanname üzerinden hesaplanan
gelir vergisinden mahsup edileceği, mahsup edilemeyen tutarın
mükellefin diğer vergi borçlarına mahsup edileceği, bu mahsuplara
rağmen kalan geçici vergi tutarının da o yılın sonuna kadar yazılı
olarak talep edilmesi halinde mükellefe red ve iade edileceği
belirtilmiştir. Bu esaslar kurumlar vergisi mükellefleri açısından
da geçerlidir.
2.2. Beyanname Üzerinden
Hesaplanan Vergiye Mahsup
Yıllık beyanname üzerinden
hesaplanan gelir veya kurumlar vergisinden ilgili hesap dönemine
ilişkin geçici vergi dönemlerinde ödenen geçici vergi mahsup edilir.
Mahsup işleminin yapılabilmesi
için, tahakkuk ettirilmiş geçici verginin ödenmiş olması
gerekmektedir. Geçici vergi dönemleri itibariyle tahakkuk
ettirilmiş, ancak ödenmemiş bulunan geçici verginin yıllık beyanname
üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar vergisinden mahsup edilmesi
mümkün değildir.
Tahakkuk ettirilmiş ancak
ödenmemiş olması dolayısıyla yıllık beyanname üzerinden hesaplanan
vergiden mahsup imkanı bulunmayan geçici vergi tutarları terkin
edilir. Terkin edilen geçici vergi tutarı için vade tarihinden
terkin edilmesi gereken tarih olan yıllık beyannamenin verilmesi
gereken kanuni sürenin başlangıç tarihine kadar gecikme zammı
uygulanır.
2.3. Diğer Vergi Borçlarına
Mahsup veya Nakden İade
Ödenen geçici vergi tutarının,
geçici verginin ilgili olduğu döneme ilişkin olarak verilen
beyanname üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar vergisinden fazla
olması halinde, mahsup edilemeyen tutar mükellefin diğer vergi
borçlarına mahsup edilir.
Gelir Vergisi Kanununun mükerrer
120 nci maddesi hükmü uyarınca, mahsup işleminin yapılabilmesi için
yazılı başvuru şartı aranmaz. Söz konusu mahsup işlemi 6183 sayılı
Kanunun 47 nci maddesi hükmü de dikkate alınarak ilgili vergi
dairesince re’sen yapılır.
Mahsup işlemi yıllık beyannamenin
verildiği tarih esas alınarak yerine getirilir. Mahsubu yapılacak
vergi borçları için vade tarihinden, yıllık beyannamenin verildiği
tarihe kadar gecikme zammı uygulanır. Dolayısıyla bu tarihten sonra
söz konusu vergi borçları için gecikme zammı uygulanmaz.
Mahsup sonucu iadesi gereken
miktarın bulunması ve bu tutarın beyannamenin ilgili tablosuna
yazılmış olması mükellefçe yazılı olarak yapılmış iade talebi olarak
kabul edilir. Yıllık beyannamenin ilgili tablosunda/satırında
gösterilmeyen geçici verginin mahsuben veya nakden iade edilebilmesi
için o yılın sonuna kadar yazılı olarak başvurulması gerekir.
Geçici verginin gerek mahsuben
gerekse nakden iadesinde herhangi bir tutar sınırlaması olmayıp,
geçici verginin ödenmiş olması yeterlidir. Geçici vergiye ilişkin
iade taleplerinde teminat ve inceleme raporu aranmaz.
2.4. Tevkif Yoluyla Kesilen
Vergilerin Geçici Vergiye Mahsubu
İlgili dönemler halinde
hesaplanan geçici vergiden varsa o hesap dönemi ile ilgili olarak
daha önce ödenmiş geçici vergi ve geçici vergiye tabi kazançlarla
ilgili olarak tevkif edilmiş vergiler mahsup edilmekte, mahsuptan
sonra kalan tutar o dönem için ödenmesi gereken geçici vergi
olmaktadır.
Yıllık beyannamenin vergi
bildirimi tablosunda yer alan geçici vergiye ilişkin satırda,
beyannamenin ilgili olduğu geçici vergi dönemlerinde ödenen geçici
vergi tutarı (ilgili geçici vergi beyannamelerinin
ödenecek geçici vergi satırında
yer alan tutarlar toplamı) gösterilir. Yıllık beyannamenin vergi
bildirimi tablosunun kesinti yoluyla ödenen vergiler satırında ise,
o yıl içinde tevkif yoluyla kesilen vergilerin tamamı (geçici
vergiden mahsubu yapılan tevkifat tutarları dahil) gösterilir.
Yıllık beyanname üzerinden
hesaplanan vergiden, yukarıda sözü edilen geçici vergi tutarı ile
yıl içinde tevkif yoluyla kesilen vergilerin tamamı mahsup edilir,
kalan tutar ise bu Tebliğin 1.3. bölümünde yer alan açıklamalar
çerçevesinde red ve iade edilir.
3. Gelir ve Kurumlar Vergisi
ile İlgili Vergi Hatalarından Kaynaklanan İade İşlemleri
3.1. Yasal Düzenlemeler
Vergi Usul Kanununun 120 nci
maddesinde, 5035 sayılı Kanunla yapılan düzenleme uyarınca, nakden
veya mahsuben tahsil edilen ancak fazla veya yersiz olarak tahsil
edildiği anlaşılan vergilerin iade ve mahsup işlemlerinde,
düzeltmeye dayanak teşkil edecek belgeler ile bu işlemlere ait usul
ve esasları belirleme konusunda Maliye Bakanlığı yetkili
kılınmıştır.
Yapılan bu düzenleme
çerçevesinde, gelir ve kurumlar vergisi ile ilgili vergi hataları
nedeniyle fazla tahsil edilen vergilerin diğer vergi borçlarına
mahsup ve iadesi aşağıdaki şekilde yapılacaktır.
3.2. Diğer Vergi Borçlarına
Mahsup veya Nakden İade
Fazla veya yersiz olarak vergi
tahakkuk ettirilmesine neden olan vergi hatasının düzeltilmesi
halinde, vergi hatası nedeniyle fazla olarak tahakkuk ettirilmiş
verginin ödenmiş olması şartıyla, verginin mükellefe iadesi
gerekmektedir.
Vergi borçlarına mahsup talebi
halinde bu talebin bir dilekçe ile vergi dairesine bildirilmesi
gerekmektedir. Düzeltme işlemi ile iade işleminin aynı vergi dairesi
tarafından gerçekleştirilmesi durumunda iade işlemi için dilekçe
dışında ayrıca bir belge ibrazına gerek yoktur. Vergi dairelerinin
farklı olması halinde hata nedeniyle fazladan tahakkuk etmiş olan
verginin ödendiğini gösteren belgenin ibrazı gereklidir.
Mahsubu talep edilen vergi
borçları için, mükellefin vergi hatasının düzeltilmesini ilgili
vergi dairesine dilekçe ile haber verdiği tarih itibariyle mahsup
işlemi yapılmış sayılır ve mahsubu talep edilen vergi borçları için
bu tarihten itibaren gecikme zammı hesaplanmaz.
4. Diğer Hususlar
4.1. İade Talebinin Gerçeğe
Aykırı Belgelere Dayanması
Tevkif yoluyla kesilen vergilere
ilişkin mahsuben/nakden iade talepleri ile ilgili olarak bu Tebliğde
belirtilen ve ibrazı istenen belgelerin gerçeği yansıtmaması
halinde, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun ilgili hükümleri
çerçevesinde işlem yapılır. Ayrıca durum mükellefin bağlı bulunduğu
meslek odasına da bildirilir.
4.2. Tevkif Yoluyla Kesilen
Verginin Vergi Sorumlusunca Tahakkuk Ettirilmemesi veya Ödenmemesi
Nakden iade talebinin yerine
getirilmesi için tevkif yoluyla kesilen vergilerin, ilgili vergi
dairesine ödenmiş veya tahakkuk ettirilmiş olduğuna ilişkin belgenin
istenildiği durumlarda, vergi sorumlusunun ödeme yapmaması veya hiç
beyanda bulunmaması nedeniyle söz konusu belge ibraz edilemiyorsa,
bu durum bağlı olunan vergi dairesine mükellef tarafından
bildirilir.
Konu, ilgili vergi dairesi
tarafından vergi sorumlusunun bağlı olduğu vergi dairesine iletilir
ve verginin tahakkuku veya tahsili için gerekli işlemlere ivedilikle
başlanır. Verginin tahakkuku ve/veya tahsilinden sonra nakden iade
işlemleri bu Tebliğin 1.3.2. bölümünde yapılan açıklamalar
çerçevesinde yerine getirilir.
Vergi kesintisi yapanlarca
kesilen vergilerin tahakkuk ettirilmiş olmasına rağmen tecil,
taksitlendirme veya borçların yeniden yapılandırılması nedenleriyle
ödenmemesi durumunda, mükelleflerce ilgili kurum veya kuruluşlarca
istihkaklarından kesinti yapıldığına ilişkin belgeye tecil veya
taksitlendirme yapıldığına ilişkin ilgili kurumdan alınacak yazının
eklenmesi yeterlidir.
4.3. Adına Vergi Kesintisi
Yapılan ile Gelir Sahibinin Farklı Gerçek veya Tüzel Kişi Olması
Bazı durumlarda, adına vergi
kesintisi yapılan gerçek veya tüzel kişi ile üzerinden kesinti
yapılan gelirin sahibi olan gerçek veya tüzel kişi farklı
olabilmektedir. Bu durumda gelir sahibinin beyan ettiği gelirle
ilgili olarak tevkif yoluyla kesilen vergilerin mahsubu ve iadesi
konusunda sorunlar yaşanmaktadır.
Gelirin sahibi olmadığı halde
adına vergi kesintisi yapılmış olan mükellef, ilgili dönemde kendisi
adına yapılan vergi tevkifatlarının ne kadarlık kısmının kendi
gelirleri ne kadarlık kısmının diğer gerçek ve tüzel kişilere ait
gelirler ile ilgili olduğunu bildiren bir dilekçeyi ekinde diğer
gerçek veya tüzel kişilere ait olan gelirler ve bunlar üzerinden
yapılmış kesinti tutarlarını gösteren bir tabloyu ve kesilen
vergilerin vergi sorumlusu tarafından ilgili vergi dairesine
yatırılmış olduğuna ilişkin belgelerin onaylı bir örneğini bağlı
bulundukları vergi dairesine vereceklerdir.
Tablonun bir örneği dilekçe ve
eklerinin tamamlanmış olması koşuluyla vergi dairesine ibraz
edildiği ifadesine yer verilerek mükellefe iade edilir. Mükellefe
iade edilen örnek, gelirin sahibi tarafından kesinti yoluyla ödenen
vergilerin mahsubu ve iadesinde bu Tebliğin önceki bölümlerinde
adına vergi kesintisi yapılan mükelleften istenen belgelerin yerine
kullanılacaktır.
Bankalarca, özel finans
kurumlarınca veya aracı kurumlarca yapılan ödemelerden kesilen
vergilerle ilgili olarak, kesintiyi yapan kurum tarafından
düzenlenmiş ve vergi kesintisinin yapıldığını gösteren bir belgenin
eklenmiş olması yeterlidir.
4.4. Yeminli Mali Müşavirlerin
Sorumluluğu
Mükellefe iadesi gereken tutarın
yeminli mali müşavir tasdik raporuna göre iade edilen tutardan daha
az olduğunun veya iade edilmesi gereken bir tutar bulunmadığının
belirlenmesi halinde ortaya çıkan vergi ziyaı, gecikme faizi ve buna
bağlı cezalardan mükellefle birlikte yeminli mali müşavir de
müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaktır.
Süresinde tam tasdik sözleşmesi
bulunan mükelleflerin, düzenlenen tam tasdik raporunun ayrı bir
bölümünde mükellefin iadeye hak kazandığı tutarın, bu Tebliğde
yeralan kanıtlayıcı belgeleri ve yasal dayanakları belirtilmek
suretiyle açıklanması gerekir. Tevkif suretiyle alınan vergilere
ilişkin olarak bu Tebliğde belirtilen kanıtlayıcı belgelerin rapora
eklenmesi zorunludur.
4.5. Tebliğ Düzenlemelerinin
Geçerli Olacağı İadeler
Bu Tebliğde yapılan açıklamalar,
geçmiş dönemlere ilişkin olup da henüz sonuçlandırılmamış mahsup ve
iade talepleri hakkında da uygulanır.
4.6. Yürürlükten Kaldırılan
Tebliğler
169(1)
ve 241(2)
seri numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğleri ile 194(3)
seri numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğinin (II) ve 217(4)
seri numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğinin 6. Bölümü ile 31(5)
seri numaralı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali
Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Genel Tebliğinin 2. Bölümü
yürürlükten kaldırılmıştır.
Tebliğ olunur.
(1)
22.07.1992 tarih ve 21292 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
(2)
01.03.2001 tarih ve 24333 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
(3)
07.03.1996 tarih ve 22573 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır
(4)
27.12.1998 tarih ve 23566 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
(5)
20.07.2001 tarih ve 24468 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Ek:1 Tablo
Ek:2 Dilekçe Örneği