|
BİRİNCİ KISIM
Mükellefiyet
BİRİNCİ BÖLÜM
Konu ve Mükellefler
Verginin konusu
MADDE 1-
(1) Aşağıda sayılan kurumların kazançları, kurumlar vergisine
tâbidir:
a) Sermaye şirketleri.
b) Kooperatifler.
c) İktisadî kamu kuruluşları.
ç) Dernek veya vakıflara ait
iktisadî işletmeler.
d) İş ortaklıkları.
(2) Kurum kazancı, gelir vergisinin
konusuna giren gelir unsurlarından oluşur.
Mükellefler
MADDE 2-
(1) Sermaye şirketleri: 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk
Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulmuş olan anonim,
limited ve sermayesi paylara
bölünmüş komandit şirketler ile benzer nitelikteki yabancı
kurumlar sermaye şirketidir. Bu Kanunun uygulanmasında, Sermaye
Piyasası Kurulunun düzenleme ve denetimine tâbi fonlar ile bu
fonlara benzer yabancı fonlar sermaye şirketi sayılır.
(2) Kooperatifler: 24/4/1969
tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa veya özel
kanunlarına göre kurulan kooperatifler ile benzer nitelikteki
yabancı kooperatifleri ifade eder.
(3) İktisadî kamu kuruluşları:
Devlete, il özel idarelerine, belediyelere, diğer kamu
idarelerine ve kuruluşlarına ait veya bağlı olup, faaliyetleri
devamlı bulunan ve birinci ve ikinci fıkralar dışında kalan
ticarî, sınaî ve ziraî işletmeler iktisadî kamu kuruluşudur.
(4) Yabancı devletlere, yabancı
kamu idare ve kuruluşlarına ait veya bağlı olup, bu maddenin
birinci ve ikinci fıkraları dışında kalan ticarî, sınaî ve ziraî
işletmeler, iktisadî kamu kuruluşu gibi değerlendirilir.
(5) Dernek veya vakıflara ait
iktisadî işletmeler: Dernek veya vakıflara ait veya bağlı olup
faaliyetleri devamlı bulunan ve bu maddenin birinci ve ikinci
fıkraları dışında kalan ticarî, sınaî ve ziraî işletmeler ile
benzer nitelikteki yabancı işletmeler, dernek veya vakıfların
iktisadî işletmeleridir. Bu Kanunun uygulanmasında sendikalar
dernek; cemaatler ise vakıf sayılır.
(6) İktisadî kamu kuruluşları ile
dernek veya vakıflara ait iktisadî işletmelerin kazanç amacı
gütmemeleri, faaliyetlerinin kanunla verilmiş görevler arasında
bulunması, tüzel kişiliklerinin olmaması, bağımsız
muhasebelerinin ve kendilerine ayrılmış sermayelerinin veya iş
yerlerinin bulunmaması mükellefiyetlerini etkilemez. Mal veya
hizmet bedelinin sadece maliyeti karşılayacak kadar olması, kâr
edilmemesi veya kârın kuruluş amaçlarına tahsis edilmesi
bunların iktisadî niteliğini değiştirmez.
(7) İş ortaklıkları: Yukarıdaki
fıkralarda yazılı kurumların kendi aralarında veya şahıs
ortaklıkları ya da gerçek kişilerle,
belli bir işin birlikte yapılmasını ortaklaşa yüklenmek ve
kazancını paylaşmak amacıyla kurdukları ortaklıklardan bu
şekilde mükellefiyet tesis edilmesini talep edenler iş
ortaklıklarıdır. Bunların tüzel kişiliklerinin olmaması
mükellefiyetlerini etkilemez.
Tam ve dar mükellefiyet
MADDE 3-
(1) Tam mükellefiyet: Kanunun 1 inci maddesinde sayılı
kurumlardan kanunî veya iş merkezi Türkiye'de bulunanlar, gerek
Türkiye içinde gerekse Türkiye dışında elde ettikleri
kazançların tamamı üzerinden vergilendirilirler.
(2) Dar mükellefiyet: Kanunun 1
inci maddesinde sayılı kurumlardan kanunî ve iş merkezlerinin
her ikisi de Türkiye'de bulunmayanlar, sadece Türkiye'de elde
ettikleri kazançları üzerinden vergilendirilirler.
(3) Dar mükellefiyette kurum
kazancı, aşağıdaki kazanç ve iratlardan oluşur:
a) 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı
Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun Türkiye'de iş yeri olan veya
daimî temsilci bulunduran yabancı kurumlar tarafından bu
yerlerde veya bu temsilciler vasıtasıyla yapılan işlerden elde
edilen ticarî kazançlar (Bu şartları taşısalar bile kurumların
ihraç edilmek üzere Türkiye'de satın aldıkları malları
Türkiye'de satmaksızın yabancı ülkelere göndermelerinden doğan
kazançlar, Türkiye'de elde edilmiş sayılmaz. Türkiye'de
satmaktan maksat, alıcı veya satıcının ya
da her ikisinin Türkiye'de olması veya satış sözleşmesinin
Türkiye'de yapılmasıdır.).
b) Türkiye'de bulunan ziraî
işletmeden elde edilen kazançlar.
c) Türkiye'de elde edilen serbest
meslek kazançları.
ç) Taşınır ve taşınmazlar ile
hakların Türkiye'de kiralanmasından elde edilen iratlar.
d) Türkiye'de elde edilen menkul
sermaye iratları.
e) Türkiye'de elde edilen diğer
kazanç ve iratlar.
(4) Bu maddede belirtilen kazanç
veya iratlar ile gelir unsurlarının Türkiye'de elde edilmesi ve
Türkiye'de daimî temsilci bulundurulması konularında, 31/12/1960
tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ilgili hükümleri
uygulanır.
(5) Kanunî merkez: Vergiye tâbi
kurumların kuruluş kanunlarında, tüzüklerinde, ana statülerinde
veya sözleşmelerinde gösterilen merkezdir.
(6) İş merkezi: İş bakımından
işlemlerin fiilen toplandığı ve yönetildiği merkezdir.
İKİNCİ BÖLÜM
Muafiyet ve İstisnalar
Muafiyetler
MADDE 4-
(1) Aşağıda sayılan kurumlar, kurumlar vergisinden muaftır:
a) Kamu idare ve kuruluşları
tarafından tarım ve hayvancılığı, bilimi, fennî ve güzel
sanatları öğretmek, yaymak, geliştirmek ve teşvik etmek amacıyla
işletilen okullar, okul atölyeleri,
konservatuvarlar, kütüphaneler, tiyatrolar, müzeler,
sergiler, numune fidanlıkları, tohum ve hayvan geliştirme ve
üretme istasyonları, yarış yerleri, kitap, gazete, dergi
yayınevleri ve benzeri kuruluşlar.
b) Kamu idare ve kuruluşları
tarafından genel insan ve hayvan sağlığını korumak ve tedavi
amacıyla işletilen hastane, klinik, dispanser, sanatoryum,
huzurevi, çocuk bakımevi, hayvan hastanesi ve dispanseri, hayvan
bakımevi, veteriner bakteriyoloji, seroloji,
distofajin kuruluşları ve benzeri
kuruluşlar.
c) Kamu idare ve kuruluşları
tarafından sosyal amaçlarla işletilen şefkat, rehin ve yardım
sandıkları, sosyal yardım kurumları, yoksul aşevleri, ceza ve
infaz kurumları ile tutukevlerine ait
işyurtları, darülaceze atölyeleri, öğrenci yurtları,
pansiyonları ve benzeri kuruluşlar.
ç) Kamu idare ve kuruluşları
tarafından yetkili idarî makamların izniyle açılan yerel, ulusal
veya uluslararası nitelikteki sergiler, fuarlar ve panayırlar.
d) Genel yönetim kapsamındaki kamu
idarelerine ait olup sadece kamu görevlilerine hizmet veren, kâr
amacı gütmeyen ve üçüncü kişilere kiralanmayan kreş ve
konukevleri ile askerî kışlalardaki kantinler.
e) Kanunla kurulan emekli ve yardım
sandıkları ile sosyal güvenlik kurumları.
f) Yaptıkları iş veya hizmet
karşılığında resim ve harç alan kamu kuruluşları.
g) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı
ile Özelleştirme Fonu, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ve Milli
Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü.
h) Kuruluşlarındaki amaca uygun
işlerle sınırlı olmak şartıyla, Darphane ve Damga Matbaası Genel
Müdürlüğü ile askerî fabrika ve atölyeler.
ı) İl özel idareleri, belediyeler
ve köyler ile bunların oluşturdukları birlikler veya bunlara
bağlı kuruluşlar tarafından işletilen;
1) Kanal, boru ve benzeri yollarla
dağıtım yapan su işletmeleri,
2) Belediye sınırları içinde
faaliyette bulunan yolcu taşıma işletmeleri,
3) Kesim, taşıma ve muhafaza
işleriyle sınırlı olmak üzere mezbahalar.
i) Köyler veya köy birlikleri
tarafından köylünün genel ve ortak ihtiyaçlarını karşılamak
amacıyla işletilen hamam, çamaşırhane, değirmen, soğuk hava
deposu ve bağlı oldukları il sınırı içinde faaliyette
bulunmaları şartıyla yolcu taşıma işletmeleri ile köylere veya
köy birliklerine ait tarım işletmeleri.
j) Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü
ile özerk spor federasyonlarına tescil edilmiş spor kulüplerinin
idman ve spor faaliyetlerinde bulunan iktisadî işletmeleri ile
sadece idman ve spor faaliyetlerinde bulunan anonim şirketler.
k) Tüketim ve taşımacılık
kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye
üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve
üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin
ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine
(Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı
vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri
ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu
hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek
olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve
denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya
tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya
Kanunun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul
edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren
ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile
arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan
yapı kooperatifleri.
l) Yabancı ülkeler veya
uluslararası finans kuruluşları ile yapılan malî ve teknik
işbirliği anlaşmaları çerçevesinde yalnızca küçük ve orta
ölçekli işletmelere kredi teminatı sağlamak üzere kurulmuş olup,
bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları teminat sorumluluk
fonlarına ekleyen ve sahip oldukları fonları ortaklarına
dağıtmaksızın küçük ve orta ölçekli işletmelere kredi sağlayan
banka ve kuruluşlara yatıran kurumlar.
m) Münhasıran bilimsel araştırma ve
geliştirme faaliyetlerinde bulunan kurum ve kuruluşlar (Bunların
vergi muafiyetinden yararlanmasına ve muafiyetlerinin
kaybedilmesine ilişkin şartlar Maliye Bakanlığınca belirlenir.).
n) Organize sanayi bölgeleri ile
küçük sanayi sitelerinin alt yapılarını hazırlamak ve buralarda
faaliyette bulunanların; arsa, elektrik, gaz, buhar ve su gibi
ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kamu kurumları ve kamu
kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile gerçek ve tüzel
kişilerce birlikte oluşturulan ve kazancının tamamını bu
yerlerin ortak ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanan iktisadî
işletmeler.
(2) Bu maddenin uygulanmasına
ilişkin usûller Maliye Bakanlığınca belirlenir.
İstisnalar
MADDE 5-
(1) Aşağıda belirtilen kazançlar, kurumlar vergisinden
müstesnadır:
a) Kurumların;
1) Tam mükellefiyete tâbi başka bir
kurumun sermayesine katılmaları nedeniyle elde ettikleri
kazançlar (Fonların katılma belgeleri ile yatırım
ortaklıklarının hisse senetlerinden elde edilen kâr payları
hariç),
2) Tam mükellefiyete tâbi başka bir
kurumun kârına katılma imkânı veren kurucu senetleri ile diğer
intifa senetlerinden elde ettikleri kâr payları.
b) Kanunî ve iş merkezi Türkiye'de
bulunmayan anonim ve limited şirket
niteliğindeki şirketlerin sermayesine iştirak eden kurumların,
bu iştiraklerinden elde ettikleri aşağıdaki şartları taşıyan
iştirak kazançları;
1) İştirak payını elinde tutan
şirketin, yurt dışı iştirakin ödenmiş sermayesinin en az %
10'una sahip olması,
2) Kazancın elde edildiği tarih
itibarıyla iştirak payının kesintisiz olarak en az bir yıl
süreyle elde tutulması (Rüçhan hakkı
kullanılmak suretiyle veya yurt dışı iştirakin iç kaynaklarından
yapılan sermaye artırımları nedeniyle elde edilen iştirak
payları için sahip olunan eski iştirak paylarının elde edilme
tarihi esas alınır.),
3) Yurt dışı iştirak kazancının kâr
payı dağıtımına kaynak olan kazançlar üzerinden ödenen vergiler
dahil iştirak edilen kurumun faaliyette bulunduğu ülke vergi
kanunları uyarınca en az % 15 oranında gelir ve kurumlar vergisi
benzeri toplam vergi yükü taşıması; iştirak edilen şirketin esas
faaliyet konusunun, finansal
kiralama dahil finansman temini veya sigorta hizmetlerinin
sunulması ya da menkul kıymet
yatırımı olması durumunda, iştirak edilen kurumun faaliyette
bulunduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az Türkiye'de
uygulanan kurumlar vergisi oranında gelir ve kurumlar vergisi
benzeri toplam vergi yükü taşıması,
4) İştirak kazancının, elde
edildiği hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin
verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye'ye transfer edilmesi.
Yurt dışındaki inşaat, onarım,
montaj işleri ve teknik hizmetlerin yapılabilmesi için ilgili
ülke mevzuatına göre ayrı bir şirket kurulmasının zorunlu olduğu
durumlarda, özel amaç için kurulduğunun ana sözleşmelerinde
belirtilmesi ve fiilen bu amaç dışında faaliyetinin bulunmaması
şartıyla, söz konusu şirketlere iştirak edilmesinden elde edilen
kazançlar için bu bentte belirtilen şartlar aranmaz.
Bu bent uyarınca vergi yükü, kanunî
veya iş merkezinin bulunduğu ülkede ilgili dönemde tahakkuk eden
ve kâr payı dağıtımına kaynak olan kazançlar üzerinden ödenen
vergiler dahil olmak üzere toplam gelir ve kurumlar vergisi
benzeri verginin, bu dönemde elde edilen toplam dağıtılabilir
kurum kazancı ile tahakkuk eden gelir ve kurumlar vergisi
toplamına oranlanması suretiyle tespit edilir.
c) Kazancın elde edildiği tarih
itibarıyla aralıksız en az bir yıl süreyle nakit varlıklar
dışında kalan aktif toplamının % 75 veya daha fazlası, kanunî
veya iş merkezi Türkiye'de bulunmayan anonim veya
limited şirket niteliğindeki
şirketlerin her birinin sermayesine en az % 10 oranında
iştirakten oluşan tam mükellefiyete tâbi anonim şirketlerin, en
az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan yurt dışı iştirak
hisselerinin elden çıkarılmasından doğan kurum kazançları.
ç) Anonim şirketlerin
kuruluşlarında veya sermayelerini artırdıkları sırada
çıkardıkları payların bedelinin itibarî değeri aşan kısmı.
d) Türkiye'de kurulu;
1) Menkul kıymetler yatırım fonları
veya ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları,
2) Portföyü Türkiye'de kurulu
borsalarda işlem gören altın ve kıymetli madenlere dayalı
yatırım fonları veya ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden
doğan kazançları,
3) Girişim sermayesi yatırım
fonları veya ortaklıklarının kazançları,
4) Gayrimenkul yatırım fonları veya
ortaklıklarının kazançları,
5) Emeklilik yatırım fonlarının
kazançları,
6) Konut finansmanı fonları ile
varlık finansmanı fonlarının kazançları.
e) Kurumların, en az iki tam yıl
süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazlar ve iştirak hisseleri
ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa
senetleri ve rüçhan haklarının
satışından doğan kazançların % 75'lik kısmı.
Bu istisna, satışın yapıldığı
dönemde uygulanır ve satış kazancının istisnadan yararlanan
kısmı satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar
pasifte özel bir fon hesabında tutulur. Ancak satış bedelinin,
satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna
kadar tahsil edilmesi şarttır. Bu süre içinde tahsil edilmeyen
satış bedeline isabet eden istisna nedeniyle zamanında tahakkuk
ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış
sayılır.
İstisna edilen kazançtan beş yıl
içinde sermayeye ilave dışında herhangi bir şekilde başka bir
hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen
ya da dar mükellef kurumlarca ana merkeze aktarılan kısım
için uygulanan istisna dolayısıyla zamanında tahakkuk
ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış
sayılır. Aynı süre içinde işletmenin tasfiyesi (bu Kanuna göre
yapılan devir ve bölünmeler hariç) halinde de bu hüküm
uygulanır.
Bedelsiz olarak veya
rüçhan hakkı kullanılmak suretiyle
itibarî değeriyle elde edilen hisse senetlerinin elde edilme
tarihi olarak, sahip olunan eski hisse senetlerinin elde edilme
tarihi esas alınır.
Devir veya bölünme suretiyle
devralınan taşınmazlar, iştirak hisseleri, kurucu senetleri ve
intifa senetleri ile rüçhan
haklarının satışında iki yıllık sürenin hesabında, devir olunan
veya bölünen kurumda geçen süreler de dikkate alınır.
Menkul kıymet veya taşınmaz
ticareti ve kiralanmasıyla uğraşan kurumların bu amaçla
ellerinde bulundurdukları değerlerin satışından elde ettikleri
kazançlar istisna kapsamı dışındadır.
f) Bankalara borçları nedeniyle
kanunî takibe alınmış veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna
borçlu durumda olan kurumlar ile bunların kefillerinin ve ipotek
verenlerin sahip oldukları taşınmazlar, iştirak hisseleri,
kurucu senetleri ve intifa senetleri ile
rüçhan haklarının, bu borçlara karşılık bankalara veya bu
Fona devrinden sağlanan hasılatın bu borçların tasfiyesinde
kullanılan kısmına isabet eden kazançların tamamı ile bankaların
bu şekilde elde ettikleri söz konusu kıymetlerin satışından
doğan kazançların %75'lik kısmı.
g) Kurumların yurt dışında bulunan
iş yerleri veya daimî temsilcileri aracılığıyla elde ettikleri
aşağıdaki şartları taşıyan kurum kazançları;
1) Bu kazançların, doğduğu ülke
vergi kanunları uyarınca en az % 15 oranında gelir ve kurumlar
vergisi benzeri toplam vergi yükü taşıması,
2) Kazançların elde edildiği hesap
dönemine ilişkin yıllık kurumlar vergisi beyannamesinin
verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye'ye transfer edilmiş
olması,
3) Ana faaliyet konusu,
finansal kiralama dahil finansman
temini, sigorta hizmetlerinin sunulması veya menkul kıymet
yatırımı olan kurumlarda, bu kazançların doğduğu ülke vergi
kanunları uyarınca en az Türkiye'de uygulanan kurumlar vergisi
oranında gelir ve kurumlar vergisi benzeri toplam vergi yükü
taşıması.
Bu bent uyarınca toplam vergi yükü,
birinci fıkranın (b) bendindeki tanıma göre tespit edilir.
h) Yurt dışında yapılan inşaat,
onarım, montaj işleri ile teknik hizmetlerden sağlanarak
Türkiye'de genel sonuç hesaplarına intikal ettirilen kazançlar.
ı) Okul öncesi eğitim, ilköğretim,
özel eğitim ve orta öğretim özel okulları ile Bakanlar Kurulunca
vergi muafiyeti tanınan vakıflara veya kamu yararına çalışan
derneklere bağlı rehabilitasyon merkezlerinin işletilmesinden,
ilgili Bakanlığın görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığının
belirleyeceği usûller çerçevesinde beş hesap dönemi itibarıyla
elde edilen kazançlar (İstisna, belirtilen okulların ve
rehabilitasyon merkezlerinin faaliyete
geçtiği hesap döneminden itibaren başlar.).
i) Kooperatif ortaklarının yönetim
gideri karşılığı olarak ödedikleri paralardan harcanmayarak iade
edilen kısımlar ile aşağıda belirtilen kooperatiflerin ortakları
için;
1) Tüketim kooperatiflerinde,
ortakların kişisel ve ailevî gıda ve giyecek ihtiyaçlarını
karşılamak için satın aldıkları malların değerine,
2) Üretim kooperatiflerinde,
ortakların üreterek kooperatife sattıkları veya kooperatiften
üretim faaliyetinde kullanmak üzere satın aldıkları malların
değerine,
3) Kredi kooperatiflerinde,
ortakların kullandıkları kredilere,
göre hesapladıkları
risturnlar.
Bu
risturnların ortaklara dağıtımı, kâr dağıtımı sayılmaz.
Risturnun nakden veya aynı değerde
mal ile ödenmesi istisnanın uygulanmasına engel değildir.
Ortaklardan başka kimselerle
yapılan işlemlerden doğan kazançlar ile ortaklarla ortaklık
statüsü dışında yapılan işlemlerden doğan kazançlar hakkında
risturnlara ilişkin istisna hükmü
uygulanmaz. Bunların genel kazançtan ayrılmasında, ortaklarla
yapılan iş hacminin genel iş hacmine olan oranı esas alınır.
(2) Bu maddedeki istisnaların
uygulanmasına ilişkin usûlleri tespit etmeye Maliye Bakanlığı
yetkilidir.
(3) İştirak hisseleri alımıyla
ilgili finansman giderleri hariç olmak üzere, kurumların
kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarına ilişkin
giderlerinin veya istisna kapsamındaki faaliyetlerinden doğan
zararlarının, istisna dışı kurum kazancından indirilmesi kabul
edilmez.
İKİNCİ KISIM
Tam Mükellefiyet Esasında
Verginin Tarhı ve Ödenmesi
BİRİNCİ BÖLÜM
Matrahın Tayini
Safî kurum kazancı
MADDE 6-
(1) Kurumlar vergisi, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde
ettikleri safî kurum kazancı üzerinden hesaplanır.
(2) Safî kurum kazancının
tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticarî kazanç hakkındaki
hükümleri uygulanır. Ziraî faaliyetle uğraşan kurumların bu
faaliyetinden doğan kazançlarının tespitinde, Gelir Vergisi
Kanununun 59 uncu maddesinin son fıkra hükmü de dikkate
alınır.
Kontrol edilen yabancı kurum
kazancı
MADDE 7-
(1) Tam mükellef gerçek kişi ve kurumların doğrudan veya dolaylı
olarak ayrı ayrı
ya da birlikte sermayesinin, kâr
payının veya oy kullanma hakkının en az % 50'sine sahip olmak
suretiyle kontrol ettikleri yurt dışı iştiraklerinin kurum
kazançları, dağıtılsın veya dağıtılmasın aşağıdaki şartların
birlikte gerçekleşmesi halinde, Türkiye'de kurumlar vergisine
tâbidir:
a) İştirakin toplam
gayrisafî hasılatının % 25 veya
fazlasının faaliyet ile orantılı sermaye, organizasyon ve eleman
istihdamı suretiyle yürütülen ticarî, ziraî veya serbest meslek
faaliyeti dışındaki faiz, kâr payı, kira, lisans ücreti, menkul
kıymet satış geliri gibi pasif nitelikli gelirlerden oluşması.
b) Yurt dışındaki iştirakin ticarî
bilânço kârı üzerinden % 10'dan az oranda gelir ve kurumlar
vergisi benzeri toplam vergi yükü taşıması.
c) Yurt dışında kurulu iştirakin
ilgili yıldaki toplam gayrisafî
hasılatının 100.000 YTL karşılığı yabancı parayı
geçmesi.
(2) Birinci fıkrada yer alan toplam
vergi yükü, Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b)
bendindeki tanıma göre tespit edilir.
(3) Kontrol oranı olarak, ilgili
hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte sahip olunan en yüksek
oran dikkate alınır.
(4) Birinci fıkradaki şartların
gerçekleşmesi durumunda yurt dışında kurulu iştirakin elde etmiş
olduğu kâr, yurt dışı iştirakin hesap döneminin kapandığı ayı
içeren hesap dönemi itibarıyla tam mükellef kurumların, kurumlar
vergisi matrahına hisseleri oranında dahil edilir.
(5) Bu maddeye göre Türkiye'de
vergilenmiş kazancın yurt dışındaki kurum tarafından sonradan
dağıtılması durumunda, elde edilen kâr paylarının vergilenmemiş
kısmı kurumlar vergisine tâbi tutulur.
İndirilecek giderler
MADDE 8-
(1) Ticarî kazanç gibi hesaplanan kurum kazancının tespitinde,
mükellefler aşağıdaki giderleri de ayrıca hasılattan
indirebilirler:
a) Menkul kıymet ihraç giderleri.
b) Kuruluş ve örgütlenme giderleri.
c) Genel kurul toplantıları için
yapılan giderler ile birleşme, devir, bölünme, fesih ve tasfiye
giderleri.
ç) Sermayesi paylara bölünmüş
komandit şirketlerde komandite ortağın kâr payı.
d) Katılım bankalarınca katılma
hesabı karşılığında ödenen kâr payları.
e) Sigorta ve reasürans
şirketlerinde bilânço gününde hükmü devam eden sigorta
sözleşmelerine ait olup, aşağıda belirtilen teknik karşılıklar;
1) Muallak hasar ve tazminat
karşılıkları; tahakkuk etmiş ve hesaben
tespit edilmiş hasar ve tazminat bedelleri veya bu hesap
yapılmamışsa hasar ve tazminatın ve bunlarla ilgili tüm
masrafların tahmini değerleri ile gerçekleşmiş, ancak rapor
edilmemiş hasar ve tazminat bedelleri ve bunlara ilişkin
masraflardan, reasürör payı
düşüldükten sonra kalan tutar ile saklama payına isabet eden
muallak hasar karşılığı yeterlilik farklarından oluşur.
2) Kazanılmamış prim karşılıkları;
yürürlükte bulunan sigorta sözleşmeleri için tahakkuk etmiş
primlerden, komisyonlar düşüldükten sonra kalan tutarın gün
esasına göre bilânço gününden sonraya sarkan kısmından, aynı
esasa göre hesaplanan reasürör
payının düşülmesinden sonra kalan tutardır. Ancak bu tutar,
nakliyat emtia sigortalarında, yıllık primin komisyon
düşüldükten sonraki tutarından şirketlerin kendi saklama
paylarında kalanının % 25'ini geçemez.
Kazanılmamış prim karşılığının gün esasına göre hesaplanması
mümkün olmayan reasürans ve retrosesyon
işlemlerinde 1/8 yöntemi uygulanabilir.
3) Hayat sigortalarında matematik
karşılıklar, her sözleşme üzerinden ayrı
ayrı hesaplanır. Karşılıkların, gelirleri vergiden
istisna edilmiş olan menkul kıymetlere yatırılan kısmına ait
faiz ve kâr payları, giderler arasında gösterilemez.
4) Deprem hasar karşılıkları;
yangın ve mühendislik sigorta branşlarında verilen deprem
teminatı karşılığında alınan ve şirketlerin kendi saklama
paylarında kalan primlerin 21/12/1959 tarihli ve 7397 sayılı
Sigorta Murakabe Kanununun 25 inci maddesi uyarınca hesaplanan
kısmı ile önceki hesap dönemlerinde ayrılan karşılıkların
yatırıldığı fonların gelirleri toplamından oluşur. Deprem hasar
karşılığı hesabına intikal ettirilen primler, bu Kanunun
uygulamasında kazanılmamış prim karşılığı hesaplamasına konu
edilmez.
5) Bir bilânço döneminde ayrılan
sigorta teknik karşılıkları, ertesi bilânço döneminde aynen kâra
eklenir.
Zarar mahsubu
MADDE 9-
(1) Kurumlar vergisi matrahının tespitinde, kurumlar vergisi
beyannamesinde her yıla ilişkin tutarlar ayrı
ayrı gösterilmek şartıyla aşağıda
belirtilen zararlar indirim konusu yapılır:
a) Beş yıldan fazla nakledilmemek
şartıyla geçmiş yılların beyannamelerinde yer alan zararlar.
Kanunun 20 nci
maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde devralınan kurumların
devir tarihi itibarıyla öz sermaye tutarını
geçmeyen zararları ile 20 nci
maddenin ikinci fıkrası kapsamında gerçekleştirilen tam bölünme
işlemi sonucu bölünen kurumdaki öz sermayesinin devralınan
tutarını geçmeyen ve devralınan
kıymetle orantılı zararların indirilmesinde aşağıdaki şartlar
ayrıca aranır:
1) Son beş yıla ilişkin kurumlar
vergisi beyannamelerinin kanunî süresinde verilmiş olması.
2) Devralınan kurumun faaliyetine
devir veya bölünmenin meydana geldiği hesap döneminden itibaren
en az beş yıl süreyle devam edilmesi.
Bu şartların ihlâli halinde, zarar
mahsupları nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler
için vergi ziyaı doğmuş sayılır.
b) Türkiye'de kurumlar vergisinden
istisna edilen kazançlarla ilgili olanlar hariç olmak üzere, beş
yıldan fazla nakledilmemek şartıyla yurt dışı faaliyetlerden
doğan zararlar;
1) Faaliyette bulunulan ülkenin
vergi kanunlarına göre beyan edilen vergi matrahlarının zarar
dahil, her yıl o ülke mevzuatına göre denetim yetkisi verilen
kuruluşlarca rapora bağlanması,
2) Bu raporun aslı ile tercüme
edilmiş bir örneğinin Türkiye'deki ilgili vergi dairesine
ibrazı,
halinde indirim konusu yapılır.
Denetim kuruluşlarınca hazırlanacak
raporun ekinde yer alan vergi beyanlarının, bilânço ve gelir
tablosunun, o ülkedeki yetkili malî makamlarca onaylanması
zorunludur. Faaliyette bulunulan ülkede denetim kuruluşu
olmaması halinde, her yıla ait vergi beyannamesinin, o ülke
yetkili makamlarından alınan birer örneğinin mahallindeki Türk
elçilik ve konsoloslukları, yoksa orada Türk menfaatlerini
koruyan ülkenin aynı mahiyetteki temsilcilerine onaylatılarak,
aslının ve tercüme edilmiş bir örneğinin ilgili vergi dairesine
ibrazı yeterlidir.
Türkiye'de indirim konusu yapılan
yurt dışı zararın, ilgili ülkede de mahsup edilmesi veya gider
yazılması halinde, Türkiye'deki beyannameye dahil edilecek yurt
dışı kazanç, mahsup veya gider yazılmadan önceki tutardır.
(2) Bu maddenin uygulanmasına
ilişkin usûlleri belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.
Diğer indirimler
MADDE 10-
(1) Kurumlar vergisi matrahının tespitinde; kurumlar vergisi
beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla, kurum
kazancından sırasıyla aşağıdaki indirimler yapılır:
a) Mükelleflerin, işletmeleri
bünyesinde gerçekleştirdikleri münhasıran yeni teknoloji ve
bilgi arayışına yönelik araştırma ve geliştirme harcamaları
tutarının % 40'ı oranında hesaplanacak "Ar-Ge
indirimi".
Araştırma ve geliştirme
faaliyetleri ile doğrudan ilişkili olmayan giderlerden ve
tamamen araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde kullanılmayan
amortismana tâbi iktisadî kıymetler için hesaplanan amortisman
tutarlarından verilen paylar üzerinden Ar-Ge
indirimi hesaplanmaz. Matrahın yetersiz olması nedeniyle ilgili
dönemde indirim konusu yapılamayan tutar, sonraki hesap
dönemlerine devreder. Ar-Ge
indiriminden yararlanılacak harcamaların kapsamını ve
uygulamadan yararlanılabilmesi için gerekli belgeler ile
usûlleri belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.
b) 21/5/1986 tarihli ve 3289 sayılı
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun ile 17/6/1992 tarihli ve 3813 sayılı Türkiye
Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun
kapsamında yapılan sponsorluk harcamalarının sözü edilen
kanunlar uyarınca tespit edilen amatör spor dalları için tamamı,
profesyonel spor dalları için % 50'si.
c) Genel ve özel bütçeli kamu
idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere,
Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara ve kamu
yararına çalışan dernekler ile bilimsel araştırma ve geliştirme
faaliyetinde bulunan kurum ve kuruluşlara makbuz karşılığında
yapılan bağış ve yardımların toplamının o yıla ait kurum
kazancının % 5'ine kadar olan kısmı.
ç) (c) bendinde sayılan kamu kurum
ve kuruluşlarına bağışlanan okul, sağlık tesisi, 100 yatak
(kalkınmada öncelikli yörelerde 50 yatak) kapasitesinden az
olmamak kaydıyla öğrenci yurdu ile çocuk yuvası, yetiştirme
yurdu, huzurevi ve bakım ve rehabilitasyon merkezi inşası
dolayısıyla yapılan harcamalar veya bu tesislerin inşası için bu
kuruluşlara yapılan her türlü bağış ve yardımlar ile mevcut
tesislerin faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için yapılan her
türlü nakdî ve aynî bağış ve yardımların tamamı.
d) Genel ve özel bütçeli kamu
idareleri, il özel idareleri, belediyeler ve köyler, Bakanlar
Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ve kamu yararına
çalışan dernekler ile bilimsel araştırma ve geliştirme
faaliyetinde bulunan kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan veya
Kültür ve Turizm Bakanlığınca desteklenen
ya da desteklenmesi uygun görülen;
1) Kültür ve sanat faaliyetlerine
ilişkin ticarî olmayan ulusal veya uluslararası
organizasyonların gerçekleştirilmesine,
2) Ülkemizin uygarlık birikiminin
kültürü, sanatı, tarihi, edebiyatı, mimarîsi ve somut olmayan
kültürel mirası ile ilgili veya ülke tanıtımına yönelik kitap,
katalog, broşür, film, kaset, CD ve DVD gibi manyetik,
elektronik ve bilişim teknolojisi yoluyla üretilenler de dahil
olmak üzere görsel, işitsel veya basılı materyallerin
hazırlanması, bunlarla ilgili derleme ve araştırmaların
yayınlanması, yurt içinde ve yurt dışında dağıtımı ve
tanıtımının sağlanmasına,
3) Yazma ve nadir eserlerin
korunması ve elektronik ortama aktarılması ile bu eserlerin
Kültür ve Turizm Bakanlığı koleksiyonuna kazandırılmasına,
4) 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamındaki
taşınmaz kültür varlıklarının bakımı, onarımı, yaşatılması,
rölöve, restorasyon,
restitüsyon projeleri yapılması ve
nakil işlerine,
5) Kurtarma kazıları, bilimsel kazı
çalışmaları ve yüzey araştırmalarına,
6) Yurt dışındaki taşınmaz Türk
kültür varlıklarının yerinde korunması veya ülkemize ait kültür
varlıklarının Türkiye'ye getirilmesi çalışmalarına,
7) Kültür envanterinin
oluşturulması çalışmalarına,
8) Kültür ve Tabiat Varlıklarını
Koruma Kanunu kapsamındaki taşınır kültür varlıkları ile güzel
sanatlar, çağdaş ve geleneksel el sanatları alanlarındaki ürün
ve eserlerin Kültür ve Turizm Bakanlığı koleksiyonuna
kazandırılması ve güvenliklerinin sağlanmasına,
9) Somut olmayan kültürel miras,
güzel sanatlar, sinema, çağdaş ve geleneksel el sanatları
alanlarındaki üretim ve faaliyetler ile bu alanlarda araştırma,
eğitim veya uygulama merkezleri, atölye, stüdyo ve film platosu
kurulması, bakım ve onarımı, her türlü araç ve teçhizatının
tedariki ile film yapımına,
10) Kütüphane, müze, sanat galerisi
ve kültür merkezi ile sinema, tiyatro, opera, bale ve konser
gibi kültür ve sanat faaliyetlerinin sergilendiği tesislerin
yapımı, onarımı veya modernizasyon çalışmalarına,
ilişkin harcamalar ile makbuz
karşılığı yapılan bağış ve yardımların % 100'ü. Bakanlar Kurulu,
bölgeler ve faaliyet türleri itibarıyla bu oranı, yarısına kadar
indirmeye veya kanunî seviyesine kadar getirmeye yetkilidir.
e) Bakanlar Kurulunca yardım kararı
alınan doğal afetler dolayısıyla Başbakanlık aracılığı ile
makbuz karşılığı yapılan aynî ve nakdî bağışların tamamı.
(2) Bağış ve yardımların nakden
yapılmaması halinde, bağışlanan veya yardımın konusunu oluşturan
mal veya hakkın maliyet bedeli veya kayıtlı değeri, bu değer
mevcut değilse Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre takdir
komisyonlarınca tespit edilecek değeri esas alınır.
(3) Bu maddenin uygulanmasına
ilişkin usûlleri belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.
Kabul edilmeyen indirimler
MADDE 11-
(1) Kurum kazancının tespitinde aşağıdaki indirimlerin yapılması
kabul edilmez:
a) Öz sermaye üzerinden ödenen veya
hesaplanan faizler.
b) Örtülü sermaye üzerinden ödenen
veya hesaplanan faiz, kur farkları ve benzeri giderler.
c) Transfer fiyatlandırması yoluyla
örtülü olarak dağıtılan kazançlar.
ç) Her ne şekilde ve ne isimle
olursa olsun ayrılan yedek akçeler (Türk Ticaret Kanununa,
kurumların kuruluş kanunlarına, tüzüklerine, ana statülerine
veya sözleşmelerine göre safî kazançlardan
ayırdıkları tüm yedek akçeler ile Bankacılık Kanununa
göre bankaların ayırdıkları genel
karşılıklar dahil).
d) Bu Kanuna göre hesaplanan
kurumlar vergisi ile her türlü para cezaları, vergi cezaları,
21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanun hükümlerine göre ödenen cezalar, gecikme zamları
ve faizler ile Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ödenen gecikme
faizleri.
e) Kanunlarla veya kanunların
verdiği yetkiye dayanılarak tespit edilen hadler saklı kalmak
kaydıyla, menkul kıymetlerin itibarî değerlerinin altında
ihracından doğan zararlar ile bu menkul kıymetlere ilişkin
olarak ödenen komisyonlar ve benzeri her türlü giderler.
f) Kiralama yoluyla edinilen veya
işletmede kayıtlı olan; yat, kotra, tekne, sürat teknesi gibi
motorlu deniz taşıtları ile uçak, helikopter gibi hava
taşıtlarından işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili
olmayanların giderleri ve amortismanları.
g) Sözleşmelerde ceza şartı olarak
konulan tazminatlar hariç olmak üzere kurumun kendisinin,
ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının suçlarından
doğan maddî ve manevî zarar tazminat giderleri.
h) Basın yoluyla işlenen fiillerden
veya radyo ve televizyon yayınlarından doğacak maddî ve manevî
zararlardan dolayı ödenen tazminat giderleri.
ı) Her türlü alkol ve alkollü
içkiler ile tütün ve tütün mamullerine ait ilan ve reklam
giderlerinin % 50'si. Bakanlar Kurulu bu oranı % 100'e kadar
artırmaya veya sıfıra kadar indirmeye yetkilidir.
Örtülü sermaye
MADDE 12-
(1) Kurumların, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan
kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede
kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir
tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı, ilgili
hesap dönemi için örtülü sermaye sayılır.
(2) Yukarıda belirtilen
karşılaştırma sırasında, sadece ilişkili şirketlere finansman
temin eden kredi şirketlerinden yapılan borçlanmalar hariç olmak
üzere, ana faaliyet konusuna uygun olarak faaliyette bulunan ve
ortak veya ortakla ilişkili kişi sayılan banka veya benzeri
kredi kurumlarından yapılan borçlanmalar % 50 oranında dikkate
alınır.
(3) Bu maddenin uygulanmasında;
a) Ortakla ilişkili kişi, ortağın
doğrudan veya dolaylı olarak en az % 10 oranında ortağı olduğu
veya en az bu oranda oy veya kâr payı hakkına sahip olduğu bir
kurumu ya da doğrudan veya dolaylı
olarak, ortağın veya ortakla ilişkili bu kurumun sermayesinin,
oy veya kâr payı hakkına sahip hisselerinin en az % 10'unu
elinde bulunduran bir gerçek kişi veya kurumu,
b) Öz sermaye, kurumun Vergi Usul
Kanunu uyarınca tespit edilmiş hesap dönemi başındaki öz
sermayesini,
ifade eder.
(4) Kurumların İstanbul Menkul
Kıymetler Borsasında işlem gören hisselerinin edinilmesi
durumunda, söz konusu hisse nedeniyle ortak veya ortakla
ilişkili kişi sayılanlardan temin edilen borçlanmalarda en az %
10 ortaklık payı aranır.
(5) Yukarıda belirtilen oranlar,
borç veren ortaklar ve ortakların ilişkide bulunduğu kişiler
için topluca dikkate alınır.
(6) Aşağıda sayılan borçlanmalar
örtülü sermaye sayılmaz:
a) Kurumların ortaklarının veya
ortaklarla ilişkili kişilerin sağladığı
gayrinakdî teminatlar karşılığında üçüncü kişilerden
yapılan borçlanmalar.
b) Kurumların iştiraklerinin,
ortaklarının veya ortaklarla ilişkili kişilerin, banka ve finans
kurumlarından ya da sermaye
piyasalarından temin ederek aynı şartlarla kısmen veya tamamen
kullandırdığı borçlanmalar.
c) 5411 sayılı Bankacılık Kanununa
göre faaliyette bulunan bankalar tarafından yapılan
borçlanmalar.
ç) 3226 sayılı
Finansal Kiralama Kanunu kapsamında faaliyet gösteren
finansal kiralama şirketleri, 90
sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname
kapsamında faaliyet gösteren finansman ve
faktoring şirketleri ile ipotek finansman kuruluşlarının
bu faaliyetleriyle ilgili olarak ortak veya ortakla ilişkili
kişi sayılan bankalardan yaptıkları borçlanmalar.
(7) Örtülü sermaye üzerinden kur
farkı hariç, faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarlar,
Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarının uygulanmasında, gerek
borç alan gerekse borç veren nezdinde,
örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son
günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için
ana merkeze aktarılan tutar sayılır. Daha önce yapılan
vergilendirme işlemleri, tam mükellef kurumlar
nezdinde yapılacak düzeltmede örtülü
sermayeye ilişkin kur farklarını da kapsayacak şekilde, taraf
olan mükellefler nezdinde buna göre
düzeltilir. Şu kadar ki, bu düzeltmenin yapılması için örtülü
sermaye kullanan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş
ve ödenmiş olması şarttır.
Transfer fiyatlandırması yoluyla
örtülü kazanç dağıtımı
MADDE 13-
(1) Kurumlar, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine
aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal
veya hizmet alım ya da satımında
bulunursa, kazanç tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması
yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılır. Alım, satım, imalat ve
inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri, ödünç para
alınması ve verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri
gerektiren işlemler her hal ve şartta mal veya hizmet alım
ya da satımı olarak değerlendirilir.
(2) İlişkili kişi; kurumların kendi
ortakları, kurumların veya ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek
kişi veya kurum ile idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından
doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunduğu
ya da nüfuzu altında bulundurduğu
gerçek kişi veya kurumları ifade eder. Ortakların eşleri,
ortakların veya eşlerinin üstsoy ve altsoyu ile üçüncü derece
dahil yansoy hısımları ve kayın hısımları da ilişkili kişi
sayılır. Kazancın elde edildiği ülke vergi sisteminin, Türk
vergi sisteminin yarattığı vergilendirme kapasitesi ile aynı
düzeyde bir vergilendirme imkânı sağlayıp sağlamadığı ve bilgi
değişimi hususunun göz önünde bulundurulması suretiyle Bakanlar
Kurulunca ilan edilen ülkelerde veya bölgelerde bulunan
kişilerle yapılmış tüm işlemler, ilişkili kişilerle yapılmış
sayılır.
(3) Emsallere uygunluk ilkesi,
ilişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım
ya da satımında uygulanan fiyat veya
bedelin, aralarında böyle bir ilişkinin bulunmaması durumunda
oluşacak fiyat veya bedele uygun olmasını ifade eder. Emsallere
uygunluk ilkesi doğrultusunda tespit edilen fiyat veya bedellere
ilişkin hesaplamalara ait kayıt, cetvel ve belgelerin ispat
edici kâğıtlar olarak saklanması zorunludur.
(4) Kurumlar, ilişkili kişilerle
yaptığı işlemlerde uygulayacağı fiyat veya bedelleri, aşağıdaki
yöntemlerden işlemin mahiyetine en uygun olanını kullanarak
tespit eder:
a) Karşılaştırılabilir fiyat
yöntemi: Bir mükellefin uygulayacağı emsallere uygun satış
fiyatının, karşılaştırılabilir mal veya hizmet alım
ya da satımında bulunan ve
aralarında herhangi bir şekilde ilişki bulunmayan gerçek veya
tüzel kişilerin birbirleriyle yaptıkları işlemlerde uygulayacağı
piyasa fiyatı ile karşılaştırılarak tespit edilmesini ifade
eder.
b) Maliyet artı yöntemi: Emsallere
uygun fiyatın, ilgili mal veya hizmet maliyetlerinin makul bir
brüt kâr oranı kadar artırılması suretiyle hesaplanmasını ifade
eder.
c) Yeniden satış fiyatı yöntemi:
Emsallere uygun fiyatın, işlem konusu mal veya hizmetlerin
aralarında herhangi bir şekilde ilişki bulunmayan gerçek veya
tüzel kişilere yeniden satılması halinde uygulanacak fiyattan,
makul bir brüt satış kârı düşülerek hesaplanmasını ifade eder.
ç) Emsallere uygun fiyata
yukarıdaki yöntemlerden herhangi birisi ile ulaşma olanağı yoksa
mükellef, işlemlerin mahiyetine uygun olarak kendi belirleyeceği
diğer yöntemleri kullanabilir.
(5) İlişkili kişilerle yapılan mal
veya hizmet alım ya da satımında
uygulanacak fiyat veya bedelin tespitine ilişkin yöntemler,
mükellefin talebi üzerine Maliye Bakanlığı ile anlaşılarak
belirlenebilir. Bu şekilde belirlenen yöntem, üç yılı aşmamak
üzere anlaşmada tespit edilen süre ve şartlar dahilinde kesinlik
taşır.
(6) Tamamen veya kısmen transfer
fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazanç, Gelir ve
Kurumlar Vergisi kanunlarının uygulamasında, bu maddedeki
şartların gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla
dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için ana merkeze
aktarılan tutar sayılır. Daha önce yapılan vergilendirme
işlemleri, taraf olan mükellefler nezdinde
buna göre düzeltilir. Şu kadar ki, bu düzeltmenin yapılması için
örtülü kazanç dağıtan kurum adına tarh edilen vergilerin
kesinleşmiş ve ödenmiş olması şarttır.
(7) Transfer fiyatlandırması ile
ilgili usûller Bakanlar Kurulunca belirlenir.
İKİNCİ BÖLÜM
Beyan
Beyan esası
MADDE 14-
(1) Kurumlar vergisi, mükellefin veya vergi sorumlusunun beyanı
üzerine tarh olunur. Beyanname, ilgili bulunduğu hesap döneminin
sonuçlarını içerir.
(2) Her mükellef vergiye tâbi
kazancının tamamı için bir beyanname verir. Ancak, tüzel
kişiliği bulunmayan iktisadî kamu kuruluşları ile dernek ve
vakıflara ait iktisadî işletmelerden her biri için, bunların
bağlı olduğu kamu tüzel kişileri ile dernek ve vakıflar
tarafından ayrı beyanname verilir.
(3) Kurumlar vergisi beyannamesi,
hesap döneminin kapandığı ayı izleyen dördüncü ayın birinci
gününden yirmibeşinci günü akşamına
kadar mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine verilir.
(4) Mükelleflerin şubeleri,
ajansları, alım-satım büro ve mağazaları, imalâthaneleri veya
kendilerine bağlı diğer iş yerleri için, bunların bağımsız
muhasebeleri ve ayrılmış sermayeleri olsa dahi ayrı beyanname
verilmez.
(5) Kooperatiflerin gelirlerinin
vergi kesintisine tâbi tutulan taşınmaz kira gelirlerinden
ibaret olması halinde, bu gelirler için beyanname verilmez.
(6) Mükellefin bağlı olduğu vergi
dairesi, kurumun kanunî veya iş merkezinin bulunduğu yerin vergi
dairesidir.
(7) Maliye Bakanlığı, mükelleflerin
bağlı oldukları vergi dairelerini, kanunî veya iş merkezlerine
bakmaksızın belirlemeye yetkilidir.
(8) Beyannamelerin şekil, içerik ve
ekleri Maliye Bakanlığınca belirlenir. Mükellefler beyanlarını
bu beyanname ile yapmak veya bu beyannamelerde yazılı bilgilere
uygun olarak bildirmek zorundadır.
Vergi kesintisi
MADDE 15-
(1) Kamu idare ve kuruluşları, iktisadî kamu kuruluşları, sair
kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler,
vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri,
kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan
etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, ziraî
kazançlarını bilânço veya ziraî işletme hesabı esasına göre
tespit eden çiftçiler; kurumlara avanslar da dahil olmak üzere
nakden veya hesaben yaptıkları
aşağıdaki ödemeler üzerinden istihkak sahiplerinin kurumlar
vergisine mahsuben % 15 oranında kesinti yapmak zorundadırlar:
a) Gelir Vergisi Kanununda
belirtilen esaslara göre birden fazla takvim yılına yaygın
inşaat ve onarım işleri ile uğraşan kurumlara bu işleri ile
ilgili olarak yapılan hakediş
ödemeleri.
b) Kooperatiflere ait taşınmazların
kiralanması karşılığında bunlara yapılan kira ödemeleri.
c) Her nevi tahvil (ipotek
finansmanı kuruluşları ve konut finansmanı kuruluşları
tarafından ihraç edilen ipotekli sermaye piyasası araçları,
varlık teminatlı menkul kıymetler dahil) ve Hazine bonosu
faizleri ile Toplu Konut İdaresi ve Özelleştirme İdaresince
çıkarılan menkul kıymetlerden sağlanan gelirler (Döviz cinsinden
yahut dövize, altına veya başka bir değere endeksli menkul
kıymetlerin itfası sırasında oluşan değer artışları kesintiye
tâbi tutulmaz.).
ç) Mevduat faizleri.
d) Katılım bankaları tarafından
katılma hesabı karşılığında ödenen kâr payları.
e) Kâr ve zarar ortaklığı belgesi
karşılığı ödenen kâr payları.
f) Birinci fıkranın (c) bendinde
yer alan menkul kıymetlerin geri alım veya satım taahhüdü ile
elde edilmesi veya elden çıkarılmasından sağlanan gelirler.
(2) Vergiden muaf olan kurumlara
dağıtılan (Kârın sermayeye eklenmesi kâr dağıtımı sayılmaz.)
Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının
(1), (2) ve (3) numaralı bentlerindeki kâr payları üzerinden, bu
maddenin üçüncü fıkrası uyarınca vergi kesintisine tâbi tutulan
kazançlar hariç olmak üzere % 15 oranında vergi kesintisi
yapılır.
(3) Emeklilik yatırım fonlarının
kazançları hariç olmak üzere, Kanunun 5 inci maddesinin birinci
fıkrasının (d) bendinde yazılı kazançlardan, dağıtılsın veya
dağıtılmasın, kurum bünyesinde % 15 oranında vergi kesintisi
yapılır.
(4) Bakanlar Kurulu, bu maddede
belirtilen vergi kesintisi oranlarını, her bir ödeme ve gelir
için ayrı ayrı sıfıra kadar
indirmeye, kurumlar vergisi oranına kadar yükseltmeye ve aynı
sınırlar dahilinde üçüncü fıkrada belirtilen kazançlar için fon
veya ortaklık türlerine göre ya da
portföylerindeki varlıkların nitelik ve dağılımına göre
farklılaştırmaya yetkilidir.
(5) Bu madde gereğince vergi
kesintisi yapmak zorunda olanlar, bu vergileri ödeme veya
tahakkukun yapıldığı yer itibarıyla bağlı oldukları vergi
dairesine, vergilendirme dönemini izleyen ayın yirminci günü
akşamına kadar muhtasar beyanname ile bildirmeye mecburdurlar.
Gelir Vergisi Kanununda belirlenen usûl ve esaslar, bu maddeye
göre verilecek muhtasar beyannameler hakkında da uygulanır. Şu
kadar ki, bu maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yapılan kesinti,
kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği döneme ait muhtasar
beyanname ile beyan edilir.
(6) Bu maddede geçen
hesaben ödeme deyimi, kesintiye tâbi
kazanç ve iratları ödeyenleri hak sahiplerine karşı borçlu
durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade eder.
(7) Yapılacak vergi kesintisinde
kazanç ve iratlar gayrisafî
tutarları üzerinden dikkate alınır. Kesilmesi gereken verginin
ödemeyi yapan tarafından üstlenilmesi halinde vergi kesintisi,
ödenen tutar ile ödemeyi yapanın yüklendiği verginin toplamı
üzerinden hesaplanır.
(8) Bu maddede belirtilen
ödemelerden yapılan vergi kesintisi, kesinti yapanların kayıt ve
hesaplarında ayrıca gösterilir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Verginin Tarhı
Vergilendirme dönemi ve
tarhiyat
MADDE 16-
(1) Kurumlar vergisinde vergilendirme dönemi, hesap dönemidir.
Kendilerine özel hesap dönemi tayin edilenlerin vergilendirme
dönemi ise özel hesap dönemleridir.
(2) Kesinti suretiyle ödenen
vergilerde, istihkak sahiplerince ayrıca yıllık beyanname
verilmeyen hallerde, vergi kesintisinin ilgili bulunduğu
dönemler vergilendirme dönemi sayılır.
(3) Kurumlar vergisi, beyannamenin
verildiği vergi dairesince tarh olunur.
(4) Kurumlar vergisi, bu Kanuna
göre mükellef olanların tüzel kişiliği adına; iktisadî kamu
kuruluşları ile derneklere ve vakıflara ait iktisadî
işletmelerden tüzel kişiliği haiz olmayanlar için bağlı
oldukları kamu tüzel kişileri ya da
dernek veya vakıf adına; fonlarda fonun kurucusu adına; iş
ortaklıklarında ise verginin ödenmesinden
müteselsilen sorumlu olmak üzere yönetici ortak veya
ortaklardan herhangi birisi adına tarh olunur.
(5) Kurumlar vergisi, bağlı olunan
vergi dairesine beyannamenin verildiği günde, beyanname posta
ile gönderilmişse, vergiyi tarh edecek daireye geldiği tarihi
izleyen üç gün içinde tarh edilir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Tasfiye, Birleşme, Devir,
Bölünme
ve Hisse Değişimi
Tasfiye
MADDE 17-
(1) Tasfiye dönemi: Her ne sebeple olursa olsun, tasfiye haline
giren kurumların vergilendirilmesinde hesap dönemi yerine
tasfiye dönemi geçerli olur.
a) Tasfiye, kurumun tasfiyeye
girmesine ilişkin genel kurul kararının tescil edildiği tarihte
başlar ve tasfiye kararının tescil edildiği tarihte sona erer.
Başlangıç tarihinden aynı takvim yılı sonuna kadar olan dönem
ile bu dönemden sonraki her takvim yılı ve tasfiyenin sona
erdiği dönem için ilgili takvim yılı başından tasfiyenin bitiş
tarihine kadar olan dönem bağımsız bir tasfiye dönemi sayılır.
b) Tasfiyenin başladığı takvim yılı
içinde sona ermesi halinde tasfiye dönemi, kurumun tasfiyeye
girdiği tarihten başlar ve tasfiyenin bittiği tarihe kadar devam
eder.
c) Tasfiyenin zararla kapanması
halinde tasfiye sonucu, önceki tasfiye dönemlerine doğru
düzeltilir ve anılan dönemlerde fazla ödenen vergi mükellefe
iade edilir.
ç) Bir yıldan fazla süren
tasfiyelerde tarh zamanaşımı, tasfiyenin sona erdiği dönemi
izleyen yıldan itibaren başlar.
d) Tasfiyeden vazgeçilmesi halinde,
kurum hakkında tasfiye hükümleri uygulanmaz. Böyle bir durumda,
tasfiyeden vazgeçme kararı, bu kararın alındığı dönemin başından
itibaren geçerli olur. Tasfiyeden vazgeçme kararının alındığı
tarihe kadar verilen tasfiye dönemi beyannameleri, normal
faaliyet beyannamelerinin yerine geçer. Tasfiyesinden vazgeçilen
kurumun geçici vergiyle ilgili yükümlülükleri, tasfiyeden
vazgeçilmesine ilişkin kararın alındığı tarihi kapsayan geçici
vergilendirme dönemi başından itibaren başlar.
(2) Tasfiye beyannameleri: Tasfiye
beyannameleri, tasfiye memurları tarafından tasfiye dönemlerinin
sonundan itibaren Kanunun 14 üncü maddesinde yazılı sürelerde;
tasfiyenin sona erdiği döneme ilişkin tasfiye beyannamesi ise
tasfiyenin sonuçlandığı tarihten itibaren otuz gün içinde
kurumun bağlı olduğu vergi dairesine verilir.
(3) Bu madde gereğince verilecek
olan beyannamelere, bilânço ve gelir tablosu ile tasfiye
bilânçosuna göre ortaklara dağıtılan paralar ve diğer değerlerin
ayrıntılı bir listesi eklenir.
(4) Tasfiye kârı: Tasfiye halindeki
kurumların vergi matrahı tasfiye kârıdır. Tasfiye kârı, tasfiye
döneminin sonundaki servet değeri ile tasfiye döneminin
başındaki servet değeri arasındaki olumlu farktır.
a) Tasfiye kârı hesaplanırken;
1) Ortaklara veya kurum sahiplerine
tasfiye esnasında avans olarak veya diğer şekillerde yapılan her
türlü ödemeler tasfiyenin sonundaki servet değerine,
2) Mevcut sermayeye ilave olarak
ortaklar veya sahipleri tarafından yapılan ödemeler ile tasfiye
esnasında elde edilen ve vergiden istisna edilmiş olan kazanç ve
iratlar tasfiye döneminin başındaki servet değerine,
eklenir.
b) Hisselerine mahsuben ortaklara
dağıtılan, satılan, devredilen veya kurum sahibine iade olunan
iktisadî kıymetlerin değerleri, Kanunun 13 üncü maddesine göre
ve dağıtımın, satışın, devrin veya iadenin yapıldığı gün
itibarıyla belirlenir.
c) Bu maddeye göre tasfiye kârının
hesaplanması sırasında, Kanunun 8, 9, 10 ve 11 inci madde
hükümleri de ayrıca dikkate alınır.
(5) Servet değeri: Tasfiye
döneminin başındaki ve sonundaki servet değeri, kurumun tasfiye
dönemi başındaki ve sonundaki bilânçosunda görülen öz
sermayesidir. Bir yıldan fazla süren tasfiyelerde izleyen
tasfiye dönemlerinin başındaki servet değeri, bir önceki dönemin
son bilânçosunda görülen servet değeridir.
(6) Aşağıda belirtilenler dışında
kalan her çeşit karşılıklar ile dağıtılmamış kazançlar bu
sermayeye dahildir:
a) Vergi kanunlarına göre ayrılmış
olan her türlü amortismanlar ve karşılıklar ile sigorta
şirketlerinin teknik karşılıkları.
b) Hissedar veya sahip olmayan
kimselere dağıtılacak olan kazanç kısmı.
(7) Tasfiye memurlarının
sorumluluğu: Tasfiye memurları, kurumun tahakkuk etmiş vergileri
ile tasfiye beyannamelerine göre hesaplanan vergiler ve diğer
itirazlı tarhiyatlar için, 9/6/1932
tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 207
nci maddesine uygun bir karşılık
ayırmadan aynı Kanunun 206
ncı maddesinin dördüncü sırasında
yazılı alacaklılara ödeme ve ortaklara paylaştırma yapamazlar.
Aksi takdirde bu vergilerin asıl ve zamları ile vergi
cezalarından şahsen ve müteselsilen
sorumlu olurlar.
a) Yukarıda belirtilen vergiler ile
sekizinci fıkra uyarınca tasfiye işlemlerinin incelenmesi sonucu
tarh edilecek vergilerin asılları ve zamları, tasfiye sırasında
dağıtım, devir, iade veya satış gibi yollarla kendisine bir
iktisadî kıymet aktarılan ya da
tasfiye kalanı üzerinden kendisine paylaştırma yapılan
ortaklardan da aranabilir. Ortaklardan tahsil edilmiş olan vergi
asılları için ayrıca tasfiye memurlarına başvurulmaz.
b) Tasfiye memurları, bu madde
gereğince ödedikleri vergilerin asıllarından dolayı, yukarıda
belirtilen yollarla kendisine bir iktisadî kıymet aktarılan veya
tasfiye kalanından pay alan ortaklara ya
da ortakların aldıkları bu değerler vergileri karşılamaya
yetmezse İcra ve İflas Kanununun 207 nci
maddesine uygun oranlar dahilinde aynı Kanunun 206
ncı maddesinin dördüncü sırasında
yazılı alacaklarını tamamen veya kısmen tahsil eden alacaklılara
rücu edebilirler.
(8) Tasfiye işlemlerinin
incelenmesi: Tasfiye beyannamesinin verilmesiyle birlikte
tasfiye memurları, işlemlerinin vergi kanunları yönünden
incelenmesini bir dilekçe ile isterler. Dilekçenin verilmesinden
itibaren en geç üç ay içinde vergi incelemelerine başlanarak
aralıksız devam edilir. Vergi incelemesinin bitmesini izleyen
otuz gün içinde vergi dairesi sonucu tasfiye memurlarına yazı
ile bildirir. Buna göre kurumdan aranan vergilerin sonucu
alınıncaya kadar tasfiye memurlarının, yedinci fıkrada yazılı
sorumluluğu devam eder.
(9) Maliye Bakanlığı, mükelleflerin
hukukî statülerini, faaliyet gösterdikleri alanları ve tasfiyeye
giriş tarihindeki aktif büyüklüklerini dikkate almak suretiyle
tasfiye işlemlerine yönelik inceleme yaptırmamaya yetkilidir.
Birleşme
MADDE 18-
(1) Bir veya birkaç kurumun diğer bir kurumla birleşmesi,
birleşme nedeniyle infisah eden kurumlar bakımından tasfiye
hükmündedir. Ancak, birleşmede tasfiye kârı yerine birleşme kârı
vergiye matrah olur.
(2) Tasfiye kârının tespiti
hakkındaki hükümler, birleşme kârının tespitinde de geçerlidir.
Şu kadar ki, münfesih kurumun veya kurumların ortaklarına
ya da sahiplerine
birleşilen kurum tarafından doğrudan
doğruya veya dolaylı olarak verilen değerler, kurumun tasfiyesi
halinde ortaklara dağıtılan değerler yerine geçer.
Birleşilen kurumdan alınan değerler
Vergi Usul Kanununda yazılı esaslara göre değerlenir.
(3) Kanunun 17
nci maddesine göre tasfiye memurlarına düşen sorumluluk
ve ödevler, birleşme halinde birleşilen
kuruma ait olur.
Devir, bölünme ve hisse değişimi
MADDE 19-
(1) Bu Kanunun uygulanmasında aşağıdaki şartlar dahilinde
gerçekleşen birleşmeler devir hükmündedir:
a) Birleşme sonucunda infisah eden
kurum ile birleşilen kurumun kanunî
veya iş merkezlerinin Türkiye'de bulunması.
b) Münfesih kurumun devir
tarihindeki bilânço değerlerinin,
birleşilen kurum tarafından bir bütün halinde
devralınması ve aynen bilânçosuna geçirilmesi.
(2) Kurumların yukarıdaki şartlar
dahilinde tür değiştirmeleri de devir hükmündedir.
(3) Aşağıdaki işlemler bölünme veya
hisse değişimi hükmündedir:
a) Tam bölünme: Tam mükellef bir
sermaye şirketinin tasfiyesiz olarak infisah etmek suretiyle
bütün mal varlığını, alacaklarını ve borçlarını kayıtlı
değerleri üzerinden mevcut veya yeni kurulacak iki veya daha
fazla tam mükellef sermaye şirketine devretmesi ve karşılığında
devredilen sermaye şirketinin ortaklarına devralan sermaye
şirketinin sermayesini temsil eden iştirak hisseleri verilmesi,
bu Kanunun uygulanmasında tam bölünme hükmündedir. Devredilen
şirketin ortaklarına verilecek iştirak hisselerinin itibarî
değerinin % 10'una kadarlık kısmının
nakit olarak ödenmesi, işlemin bölünme sayılmasına engel
değildir.
b) Kısmî bölünme: Tam mükellef bir
sermaye şirketinin veya sermaye şirketi niteliğindeki bir
yabancı kurumun Türkiye'deki iş yeri veya daimî temsilcisinin
bilânçosunda yer alan taşınmazlar ile en az iki tam yıl süreyle
elde tutulan iştirak hisseleri ya da
sahip oldukları üretim veya hizmet işletmelerinin bir veya
birkaçını kayıtlı değerleri üzerinden aynî sermaye olarak mevcut
veya yeni kurulacak tam mükellef bir sermaye şirketine
devretmesi, bu Kanunun uygulanmasında kısmî bölünme hükmündedir.
Ancak, üretim veya hizmet işletmelerinin devrinde, işletme
bütünlüğü korunacak şekilde faaliyetin devamı için gerekli aktif
ve pasif kalemlerin tümünün devredilmesi zorunludur. Kısmî
bölünmede devredilen varlıklara karşılık edinilen devralan
şirket hisseleri, devreden şirkette kalabileceği gibi doğrudan
bu şirketin ortaklarına da verilebilir. Taşınmaz ve iştirak
hisselerinin bu bent kapsamında devrinde, devralan şirketin
hisselerinin devreden şirketin ortaklarına verilmesi halinde,
devredilen taşınmaz ve iştirak hisselerine ilişkin borçların da
devri zorunludur.
c) Hisse değişimi: Tam mükellef bir
sermaye şirketinin, diğer bir sermaye şirketinin hisselerini, bu
şirketin yönetimini ve hisse çoğunluğunu elde edecek şekilde
devralması ve karşılığında bu şirketin hisselerini devreden
ortaklarına kendi şirketinin sermayesini temsil eden iştirak
hisselerini vermesi, bu Kanunun uygulanmasında hisse değişimi
hükmündedir. Hisseleri devralınan şirketin ortaklarına verilecek
iştirak hisselerinin itibari değerinin %10'una
kadarlık kısmının nakit olarak
ödenmesi, işlemin hisse değişimi sayılmasına engel değildir.
(4) Bu maddeye göre yapılacak
bölünmelerde aktifi ve pasifi düzenleyici hesaplar, ilgili
olduğu aktif veya pasif hesapla birlikte
devrolunur.
(5) Maliye Bakanlığı devir, bölünme
ve hisse değişimi işlemleri ile ilgili usûlleri belirlemeye
yetkilidir.
Devir, bölünme ve hisse değişimi
hallerinde vergilendirme
MADDE 20-
(1) Devirlerde, aşağıdaki şartlara uyulduğu takdirde, münfesih
kurumun sadece devir tarihine kadar elde ettiği kazançlar
vergilend |