1.GİRİŞ:
Bu rehber, gelir unsurlarından ticari kazancın elde
edilmesi, hesaplanması, diğer gelir unsurları ile bir
arada değerlendirilmesi ve yıllık beyannameye
aktarılması konusunda ilgili mevzuat esas alınarak
hazırlanmıştır.
Bu rehberde, gerçek usulde gelir vergisine tabi
mükellefler ile basit usulde gelir vergisine tabi
mükelleflerin 2005 takvim yılı gelirlerine ait yıllık
gelir vergisi beyannamelerinin doldurulmasında geçerli
olan had ve tutarlar dikkate alınmıştır.
2. GELİR VERGİSİNİN KONUSU
Gelir Vergisi Kanununun 1 inci
maddesinde gerçek kişilerin gelirlerinin gelir
vergisine tabi olduğu belirtildikten sonra gelirin,
bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği
kazanç ve iratların safi tutarı olduğu açıklanmıştır.
Kanunun 2 nci maddesinde ise “gelire giren” kazanç ve
iratlar aşağıdaki şekilde sıralanmıştır.
1.Ticari kazançlar, (GVK. Md.37)
2.Zirai kazançlar, (GVK. Md.52)
3.Ücretler, (GVK. Md.61)
4.Serbest meslek kazançları, (GVK.
Md.65)
5.Gayrimenkul sermaye iratları,
(GVK. Md.70)
6.Menkul sermaye iratları, (GVK.
Md.75)
7.Diğer kazanç ve iratlar. (GVK.
Md.80)
Geniş Anlamda Gelir:
bir kimsenin belli bir dönemde yaptığı
tüketim toplamına o dönem içinde varlığında meydana
gelen artışın eklenmesi suretiyle bulunan meblağdır.
Kazanç:
Yalnız emekten veya emek ile sermayenin birleşmesinden
elde edilen hasılattır. Bunlar; ücretler, ticari ve
zirai kazanç, serbest meslek kazancı, sair kazanç ve
iratlardır.
İrad:
Nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerler ile
mal ve hakların karşılığında elde edilen gelirlerdir.
Bunlar; menkul ve gayrimenkul sermayeden elde edilen
hasılatlardır.
Kanunun bu gruplara girecek gelir
unsurları ile ilgili hükümlerinin sınırlandırıcı
niteliği ağırlık taşımaktadır. Bu maddedeki gelir
unsurlarından hiçbirisine girmesi mümkün olmayan gelir
unsurları vergiye tabi tutulmamaktadır. Bir gelirin
vergiye tabi tutulması için, Kanundaki 7 gelir
unsurundan birine girmesi, ferdin sosyal hasılanın
oluşumuna katkısı karşılığında elde edilmiş olması
gerekmektedir.
3. GELİR VERGİSİNİN ESASLARI
3.1. Şahsi Olması: Gelir vergisi bakımından
gerçek kişi, Medeni Kanun hükümleri (Md.28)
çerçevesinde şahsiyet sahibi yani hak ve borçlara ehil
olan insandır. Gerçek kişi bakımından medeni ehliyet
veya yaşın gelir vergisine etkisi yoktur.
3.2. Yıllık Olması:
Vergilemede gerçek kişiye ait olan gelirin bir yıllık
tutarı gözönüne alınır. Bir yıllık dönemden takvim
yılının anlaşılması gerekir. Takvim yılı, 1 Ocakta
başlayıp 31 Aralıkta sona eren 12 aylık dönemdir.
Faaliyetin kıst dönem olması bu durumu değiştirmez.
Bir yıla ilişkin beyanname ertesi yılın Mart ayının
onbeşinci günü akşamına kadar (geliri sadece basit
usulde tespit edilen ticari kazançlardan ibaret
olanlar için Şubat ayının onbeşinci günü akşamına
kadar) verilmektedir. Bu hükmün istisnası ölüm ve
memleketi terk halleridir. Gelir Vergisi Kanununun 92
nci maddesi hükmü uyarınca; takvim yılı içerisinde
memleketi terk edenlerin beyannameleri memleketi terke
tekaddüm eden 15 gün, ölüm halinde ise ölüm tarihinden
itibaren 4 ay içerisinde verilmektedir.
Örnek:
Tuhafiyecilik faaliyeti ile uğraşan Bay (B) 15 Şubat
2005 tarihinde ölmüştür. Mükellefin 2004 ve 2005
takvim yılı yıllık gelir vergisi beyannameleri adı
geçenin varisleri tarafından ölüm tarihini izleyen 4
ay içerisinde (15 Haziran 2005 tarihine kadar)
verilmesi gerekmektedir.
3.3. Safi Olması:
Bir gelirin elde edilmesi ve kaynağının idamesi için
yapılan giderlerin indirilmesinden sonra kalan
tutardır. Her gelir unsuru itibarıyla indirilecek
giderler Gelir Vergisi Kanununda ayrı ayrı
belirtilmiştir.
3.4. Gerçek Olması:
Gerçek gelirden kasıt, vergilemenin bazı
belirtilere göre değil mükelleflerin gerçekten elde
etmiş olduğu gelir üzerinden yapılmasıdır.
3.5. Genel Olması:
Bir takvim yılı içinde gerçek kişiler tarafından elde
edilen kazanç ve iratların tamamının toplanarak
vergilendirilmesidir.
3.6. Elde Edilmiş Olması:
Elde etme vergiyi doğuran olaydır. Gelir fiilen veya
hukuken bir kişinin tasarruf edebildiği zaman elde
edilmiş sayılır. Gelirin elde edilmesiyle vergiyi
doğuran olay ortaya çıkar.
Gelir Vergisi Kanununda gelirin elde
edilmesi “tahakkuk” ve “tahsil” esasına
bağlanmıştır.
Tahakkuk Esası:
Mahiyet ve tutarı itibarıyla hukuken o gelirin sahibi
tarafından talep edilebilir olmasıdır.
Hukuki Tasarruf:
Sahibinin gelir üzerinde talepte bulunma hakkının
doğuşunu ifade eder.
Ekonomik Tasarruf:
Ödemeyi yapacak olan tarafından gelirin sahibinin
emrine amade kılınmasıdır. Talep edilebilir hale
gelmesidir. Hukuki tasarruftan sonra ekonomik tasarruf
gelir. Hukuki ve ekonomik tasarruf birlikte
değerlendirilir.
Fiili Tasarruf (Tahsil Esası):
Gelirin sahibinin mal varlığına dahil olmasını ifade
eder.
4. GELİR VERGİSİNİN MÜKELLEFİ
Mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu
terettüp eden gerçek veya tüzel kişidir. Gelir Vergisi
Kanunu, gelir vergisi mükelleflerini tam mükellef ve
dar mükellef olmak üzere ikiye ayırmıştır.
Tam Mükellefiyet;
Tam mükellef sayılan gerçek kişiler, Türkiye içinde ve
dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı
üzerinden vergilendirilirler. (GVK. Md.3)
Dar Mükellefiyet;
Türkiye’de yerleşmiş olmayan gerçek kişiler sadece
Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratlar üzerinden
vergilendirilirler. (GVK. Md.6)
4.1.Tam Mükellefiyet Esası
Gelir vergisi şahsa bağlı bir
vergidir. Verginin mükellefi gerçek kişilerdir. Tam
mükellefiyet şahsı esas alır. Mükellefiyeti Devletin
egemen olduğu saha içerisinde tespit etmek gerekir.
Ancak, mükerrer vergilendirmeyi
önlemek amacıyla yabancı ülkelerde, elde edilen kazanç
ve iratlardan mahallinde ödedikleri benzeri vergiler,
Türkiye’de tarh edilen gelir vergisinin yabancı
ülkelerde elde edilen kazanç ve iratlara isabet eden
kısmından indirilir. (GVK. Md.123)
Gelir Vergisi Kanununun 3. maddesine
göre Türkiye’de yerleşmiş olanlar tam mükellefiyete
tabidirler. Bir gerçek kişinin Türkiye’de yerleşmiş
sayılması için, ikametgahının Türkiye’de bulunması
veya bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak
altı aydan fazla oturması gerekir. Ancak, geçici
ayrılmalar bu süreyi etkilemez. (GVK. Md.4)
Türkiye’de yerleşmenin bir ölçüsü
olan ikametgah, Medeni Kanunun 19. maddesine göre, bir
kimsenin yerleşmek niyetiyle oturduğu yerdir. Uyruğu
ne olursa olsun bir gerçek kişinin Türkiye’de yerleşme
maksadıyla bir ikametgahı saptandığı takdirde ayrıca
başka nitelik ve koşullar aranmaksızın, bu gerçek kişi
Türkiye’de yerleşmiş sayılacaktır.
Aşağıda yazılı gerçek kişiler
Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve
iratların tamamı üzerinden vergilendirilirler. (GVK.
Md.3)
1.
Türkiye’de yerleşmiş olanlar.
2.
Resmi daire ve müesseselere veya merkezi Türkiye’de
bulunan teşekkül ve teşebbüslere bağlı olup, adı geçen
daire, müessese, teşekkül ve teşebbüslerin işleri
dolayısıyla yabancı memleketlerde oturan Türk
vatandaşları (Bu gibilerden bulundukları memleketlerde
elde ettikleri kazanç ve iratları dolayısıyla gelir
vergisine veya benzeri bir vergiye tabi tutulmuş
bulunanlar mezkur kazanç ve iratları üzerinden ayrıca
vergilendirilmezler.)
4.1.1. Türkiye’de Yerleşme
1. İkametgahı Türkiye'de bulunanlar
(İkametgah, Türk Medeni Kanununun 19 uncu ve müteakip
maddelerinde yazılı olan yerlerdir),
2. Bir takvim yılı içinde Türkiye'de
devamlı olarak altı aydan fazla oturanlar (Geçici
ayrılmalar Türkiye'de oturma süresini kesmez.).
Örnek:
Alman vatandaşı Bay (Y), 2004 Aralık ayında Türkiye’ye
gelmiş ve 2005 Mayıs ayında Türkiye’den ayrılmıştır.
Bay (Y), bir takvim yılı içinde Türkiye’de altı aydan
fazla oturmadığı için dar mükellefiyet esasına göre
vergilendirilecektir.
Örnek:
Aynı Alman vatandaşı eğer Türkiye’de ikamet etse ve
yukarıdaki sürelerle bağlı kalarak Türkiye’den
ayrılsaydı, ikametgahı Türkiye’de olduğu için tam
mükellefiyet esasına göre vergilendirilecekti.
4.1.2. Yerleşme Sayılmayan Haller
Aşağıda yazılı yabancılar memlekette
altı aydan fazla kalsalar dahi, Türkiye'de yerleşmiş
sayılmazlar: (GVK. Md.5)
1.
Belli ve geçici görev veya iş için Türkiye'ye gelen
iş, ilim ve fen adamları, uzmanlar, memurlar, basın ve
yayın muhabirleri ve durumları bunlara benzeyen diğer
kimselerle tahsil, tedavi, istirahat veya seyahat
maksadıyla gelenler,
2.
Tutukluluk, hükümlülük veya hastalık gibi elde olmayan
sebeplerle Türkiye'de alıkonulmuş veya kalmış olanlar.
4.2. Dar Mükellefiyet Esası
Türkiye’de yerleşmiş sayılmayan
gerçek kişiler dar mükellefiyet esasında
vergilendirilirler. Dar mükellef sayılan gerçek
kişiler, sadece Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve
iratlar üzerinden vergilendirilirler. (GVK.Md.6)
Dar mükellefiyette gelirden hareket
edilir. Yurt dışında çalışan Türk işçileri dar
mükellef kapsamında değerlendirilmektedir.
Örnek:
Belçika vatandaşı olan Bay (D) Türkiye’ye gezi
maksadıyla gelmiş arızi kazanç elde etmiştir. Bay (D)
dar mükellef kapsamında değerlendirilerek sadece elde
ettiği arızi kazancını beyan edecektir. Bay (D)’nin
elde ettiği kazanç için bu kazancın iktisap edildiği
tarihten itibaren 15 gün içinde faaliyetin yapıldığı
yerin vergi dairesine münferit beyanname vermesi ve bu
sürede söz konusu vergiyi ödemesi gerekmektedir.
5. TİCARİ FAALİYET ve TİCARİ KAZANCIN TANIMI
Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde; “her türlü
ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari
kazançtır” denilmektedir.
Ancak, GVK`da ticari ve sınai
faaliyetlerin neler olduğu tanımlanmamış, sadece genel
bir kapsam belirtilmiştir. Söz konusu kavramlara
açıklık getirmek amacıyla Türk Ticaret Kanunundan
(TTK) yararlanılmaktadır.
TTK`nun 3 üncü maddesinde “ticari
işler” başlığı altında; “ticarethane veya fabrika
yahut ticari şekilde işletilen diğer bir müesseseyi
ilgilendiren muamele, fiil ve işlerin ticari işler”
olduğu belirtilmekte, ayrıca aynı Kanunun 11 inci
maddesinde; “ticarethane veya fabrika yahut ticari
şekilde işletilen diğer müesseseler ticari işletme
sayılır” denilmektedir.
5.1. Ticari Faaliyetin Kapsamı
GVK`nun 37 nci maddesinde 7 bent
halinde sayılan ticari faaliyetten elde edilen
kazançların ticari kazanç olduğu belirtilmiştir.
Bunlar;
1. Maden, taş ve kireç ocakları, kum
ve çakıl istihsal yerleri ile tuğla ve kiremit
harmanlarının işletilmesinden;
2. Coberlik işlerinden (Coberlik; borsaya kayıtlı
olarak ve kendi nam ve hesabına hisse senedi ve tahvil
alım satımı yapılmasıdır);
3. Özel okul ve hastanelerle benzeri yerlerin
işletilmesinden;
4. Gayrimenkullerin alım satım ve inşa işleriyle
devamlı olarak uğraşanların bu işlerinden;
5. Kendi nam ve hesaplarına menkul kıymet alım-satımı
ile devamlı olarak uğraşanların bu faaliyetlerinden;
6. Satın alınan veya trampa suretiyle iktisap olunan
arazinin iktisap tarihinden itibaren 5 yıl içinde
parsellenerek bu müddet içinde veya daha sonraki
yıllarda kısmen veya tamamen satılmasından elde edilen
kazançlar;
7. Diş protezciliğinden elde edilen kazançlar.
Ayrıca, kollektif ortaklıklarda
ortakların, adi veya eshamlı komandit ortaklıklarda
komandite ortakların, ortaklık karından aldıkları
paylar şahsi ticari kazanç hükmündedir.
5.2. Ticari Faaliyetin
Özellikleri
Bir faaliyetin ticari faaliyet
olarak değerlendirilebilmesi için taşıması gereken
bazı özellikler bulunmaktadır. Bunlar;
§ Emek-Sermaye Özelliği,
§ Devamlılık Özelliği,
§ Organizasyon Özelliği,
§ Hacim Özelliği,
§ Gelir ve Kazanç Elde Etme Özelliği.
Emek-Sermaye Özelliği
Ticari faaliyet sermaye ve emek
organizasyonuna dayanmaktadır. Yapılan bir faaliyetin
ticari faaliyet olarak değerlendirilmesi için
öncelikle söz konusu faaliyetin ifasının sermaye ve
emeğe dayanıyor olması gerekmektedir. Sadece sermayeye
bağlı olarak doğan gelir unsurları, menkul sermaye
iradı ve gayrimenkul sermaye iradı; emeğe bağlı olarak
doğan gelir unsurları, ücret ve serbest meslek kazancı
olup, ticari ve zirai kazançlar emek ve sermaye
karışımı bir kaynağa bağlı olarak doğar.
Devamlılık Özelliği
Yapılan faaliyetin ticari faaliyet
olarak kabul edilebilmesi için faaliyetin devamlı
olması gerekmektedir. Devamlılığın tespitinde
devamlılık kasıt ve niyetinin bulunması yeterli bir
unsurdur.
Arızi olarak yapılan bir faaliyet
ise ticari faaliyet değil diğer kazanç ve iratlar
olarak değerlendirilecektir. Ayrıca, bir takvim yılı
içerisinde birden fazla tekrarlanan veya birden fazla
takvim yılında tekrarlanan işlemlerde de devamlılık
kasıt ve niyetinin olduğu varsayılacaktır.
Organizasyon Özelliği
Gerçek kişiler tarafından yürütülen
faaliyetler sonucu elde edilen gelirlerin ticari
kazanç olarak değerlendirilmesi için söz konusu gelir
getirici faaliyetlerin bir organizasyon dahilinde
yapılmış olması gerekmektedir. Organizasyonun varlığı
bazı emarelerin gerçekleşmesine bağlıdır. Bunlar;
§ İşyeri açma,
§ İşçi çalıştırılması,
§ Ticaret siciline kaydolunması,
ve benzeri emarelerdir.
Hacim Özelliği
TTK`nun 13 üncü maddesinde;
“Aşağıdaki işleri görmek üzere açılan bir müessesenin
işlerinin hacim ve ehemmiyeti ticari bir müesseseyi
gerektirdiği ve ona ticari veya sınai bir müessese
şekil ve mahiyetini verdiği takdirde bu müessese de
ticari işletme sayılır.” denilmektedir.
Bir müessesenin, yukarıda yer alan
madde hükmü uyarınca ticari ve sınai bir müessese
şekil ve mahiyetinde olup olmadığının tespit
edilebilmesi için bazı kıstaslardan
yararlanılmaktadır.
Bunlar;
§ Gelir getirici faaliyetin devamı
için işyerinin, deposunun ve hizmet yerinin olması,
§ Söz konusu faaliyetin ticaret ünvanı altında
yapılması,
§ Ticari yardımcılardan yararlanılması,
§ Ticari amaçlı haberleşmenin kullanılması,
§ Reklam yapılması,
§ Tabela alınması.
Gelir ve Kazanç Elde Etme
Özelliği
Bir müesseseye ticari olma özelliği
veren en önemli ölçütlerden biri de organizasyonu
kuran kişi veya kişilerin bir gelir ve kazanç elde
etme kasıt ve niyetiyle hareket etmesidir. Böyle bir
gaye yoksa ticari faaliyetten bahsedilemez.
5.3. Ticari Kazancın Elde Edilmesi
Ticari kazancın elde edilmesi,
“tahakkuk” esasına bağlanmıştır. Elde etmenin
gerçekleşmesi için, ticari işlemin eksiksiz olarak
yerine getirilmiş olması gerekir. Kısaca, mükellefin
ticari kazancının tespitinde, sadece tahsil edilen
gelirleri anlamamak gerekir. Gelirin miktar ve mahiyet
itibarıyla kesinleşmesi, alacaklıları açısından,
tahakkukun gerçekleştiğini ifade eder. Bu durumda
vergiyi doğuran olay da ortaya çıkmış sayılır.
Gayrimenkul satışlarında satış
aktinin yapılması ve satılan gayrimenkulün alıcıya
teslimi (ekonomik tasarrufun alıcıya bırakılması)
ticari kazancın tahakkuk esasında elde edilmesi için
yeterli sayılmaktadır. Gayrimenkul satışı, tapu
siciline tescile bağlı olmaksızın, mahiyet ve tutar
itibarıyla kesinleşmektedir. Dolayısıyla satıştan
doğan gelirin, satış aktinin yapıldığı ve
gayrimenkulün alıcıya teslim edildiği hesap dönemi
ticari kazancına dahil edilerek beyan edilmesi
gerekmektedir.
5.4. Şahıs Şirketlerinin Gelir Vergisi Karşısındaki
Durumu
Şirket ortaklarının gelir vergisi
karşısındaki durumları, ortağı bulundukları şirketin,
şahıs ya da sermaye şirketi olmasına göre farklılık
gösterir.
Sermaye şirketleri ile
kooperatifler, iktisadi kamu müesseseleri, dernek ve
vakıflara ait iktisadi işletmeler ve iş ortaklıkları,
Gelir Vergisi Kanunu kapsamı dışında bırakılmışlardır.
Bunların sağladıkları kazançlar “kurum kazancı” olarak
kurumlar vergisine tabi tutulmuştur. (İş ortaklığında
mükellefiyet şekli ortakların isteğine bırakılmıştır.)
Şahıs Şirketleri
a) Adi Şirketler,
b) Kollektif Şirketler,
c) Adi Komandit Şirketler.
GVK`nun 37 nci maddesinde kollektif
şirketlerde ortakların, adi ve eshamlı komandit
şirketlerde komandite ortakların, ortaklık karından
aldıkları payların da GVK`nun 66 ncı madde hükmü
(serbest meslek faaliyetinde bulunan kollektif ve adi
şirketlerde ortaklar, adi komandit şirketlerde
komanditeler bu işleri dolayısıyla serbest meslek
erbabı sayılırlar) saklı kalmak şartı ile şahsi ticari
kazanç hükmünde olduğu belirtilmiştir.
Ayrıca, şahıs şirketlerinin
ortakları gelir vergisi mükellefi olmalarına rağmen,
katma değer vergisi ve gelir vergisi stopajı açısından
ortaklık sorumlu tutulmaktadır.
Adi Şirketler
Adi şirketler; Borçlar Kanununda
düzenlenmiş olup, birden fazla gerçek kişinin ortak
bir amaca erişmek için bir araya gelmeleri ile ortaya
çıkar ve TTK`da düzenlenmiş bulunan ticaret
şirketlerinin niteliklerini haiz olmayan, bununla
beraber özel kanunla kurulmuş olmayan şirketlerdir.
Ticari faaliyette bulunan adi
ortaklıklarda ortakların payına düşen kazançlar ayrı
ayrı ticari kazanç sayılmıştır. Ortaklar kendi
paylarına düşen karlarını ayrı ayrı beyan etmek
zorundadırlar.
Adi ortaklıklarda ortaklar, basit
usulde gelir vergisine tabi olabileceği gibi ikinci
sınıf tüccar olarak işletme hesabı defteri veya
birinci sınıf tüccar olarak bilanço esasına göre de
defter tutabilirler.
Kollektif Şirketler
TTK`nun 153 üncü maddesinde hüküm
altına alınan kollektif şirket, gerçek kişilerin ortak
olabildiği ve üçüncü şahıslara karşı şirket
borçlarından dolayı ortaklarının sınırsız sorumlu
olduğu şirketlerdir.
Kollektif şirketlerin özellikleri:
§ Ticari bir işletmenin işletilme
maksadının olması,
§ Bir ticaret ünvanının bulunması,
§ Ortakların gerçek kişilerden oluşması,
§ Şirket ortaklarına karşı ortakların sınırsız sorumlu
olması.
Kollektif şirketler, tüzel kişiliğe
sahip ayrı varlıklar olmalarına rağmen gelir vergisi
yönünden bu tüzel kişilik dikkate alınmamış, doğrudan
doğruya şirketin ortağı olan gerçek kişiler vergiye
muhatap tutulmuşlardır. Bu bakımdan, Gelir Vergisi
Kanunu karşısında, kollektif şirket ortağının kişisel
teşebbüs sahibi olan mükelleflerden farkı yoktur.
Vergi Usul Kanunu, kollektif
şirketleri birinci sınıf tüccar saymış bulunduğundan,
bunlar iş hacmi ve sair hususlara bakılmaksızın
bilanço usulüne göre defter tutmak zorundadırlar.
Ayrıca, şirket ortaklarının aldıkları kar payları
ticari kazanç sayılmaktadır.
Adi Komandit Şirketler
TTK`nun 243 üncü maddesinde
düzenlenmiş olan adi komandit şirketler “ticari bir
işletmeyi bir ticaret ünvanı altında işletmek
maksadıyla kurulan ve şirket alacaklılarına karşı
ortaklardan bir veya bir kaçının sorumluluğu
sınırlandırılmamış ve diğer ortak veya ortaklarının
sorumluluğu koydukları sermaye ile sınırlandırılmış
olan şirket komandit şirkettir.”
Sınırsız sorumlu ortaklar komandite
ortak, koydukları sermaye ile sınırlı sorumlu olan
ortaklar ise komanditer ortak olarak adlandırılırlar.
Komanditer ortakların şirket
kazancından aldıkları pay, vergisi tevkif suretiyle
alınmamış menkul sermaye iradı, komandite ortakların
payı ise ticari kazançtır.
Kollektif şirketler gibi adi
komandit şirketlerde birinci sınıf tüccar sıfatıyla
bilanço esasına göre defter tutarlar ve tarımsal
faaliyette bulunsalar dahi kazancın saptanmasında,
GVK`nun ticari kazançlara ilişkin hükümlerine tabi
olurlar.
6. TİCARİ KAZANCIN TESPİT ŞEKİLLERİ
Ticari kazanç elde eden mükellefler
Gelir Vergisi Kanununa göre iki gruba ayrılırlar,
§ Esnaf muaflığından yararlanan ve
gelir vergisine tabi olmayanlar.
§ Esnaf muaflığından yararlanmayan ve gelir vergisine
tabi olanlar.
Gelir vergisine tabi olan ticaret ve
sanat erbabı ise kazancın tespit usulü bakımından
ikiye ayrılmaktadır.
Basit usulde gelir vergisine tabi
olanlar,
· Gerçek usulde gelir vergisine tabi olanlar.
Basit usulde vergilendirme, gerçek usulde
vergilendirmeye göre bir takım avantajlara sahiptir.
Basit usulde vergilendirmenin sağladığı bazı
avantajlar şunlardır.
Defter tutulmamaktadır,
- Vergi Tevkifatı yapılmamakta ve muhtasar beyanname
verilmemektedir,
- Geçici vergi ödenmemektedir,
- Alınan ve verilen belgelerin kayıtları mükelleflerin
bağlı oldukları meslek odalarındaki bürolarda
tutulmaktadır. Ancak, isteyen mükellefler kayıtlarını
hiçbir yerden izin almadan kendileri tutabilecekleri
gibi meslek mensuplarına da tutturabilmektedirler,
- Basit Usulde vergilendirilen mükelleflerin teslim ve
hizmetleri katma değer vergisinden istisna
tutulmuştur,
- Ticari kazancın tespitinde amortismana tabi iktisadi
kıymet alışları ve satışları dikkate alınmamaktadır.
6.1. Basit Usulde Vergileme
6.1.1. Kimler Basit Usulde
Vergilendirilecektir
Gelir Vergisi Kanununun 46 ncı
maddesine göre; 47 ve 48 inci maddelerinde yazılı
şartları topluca haiz olanların ticari kazançları
basit usulde tespit olunur.
Gelir Vergisi Kanununun 51 inci
maddesinde yazılı faaliyetlerde bulunanlar, basit
usulün şartlarını taşısalar dahi basit usulde
vergilendirmeden yararlanamazlar.
6.1.2. Basit Usule Tabi Olmanın
Şartları
§ Genel şartlar
§ Özel şartlar
Basit Usule Tabi Olmanın Genel
Şartları
GVK`nun 47 nci maddesinde basit
usule tabi olmanın genel şartları belirtilmiştir.
Bunlar;
1. Kendi işinde bilfiil çalışmak
veya bulunmak, (işinde yardımcı işçi ve çırak
kullanmak, seyahat, hastalık, ihtiyarlık, askerlik,
tutukluluk ve hükümlülük gibi zaruri ayrılmalar
dolayısıyla geçici olarak bilfiil işinin başında
bulunmamak bu şartı bozmaz. Ölüm halinde, iş sahibinin
dul eşi veya küçük çocukları namına işe devam olunduğu
takdirde, bunların bilfiil işin başında bulunup
bulunmamalarına bakılmaz.)
2. İşyeri mülkiyetinin iş sahibine ait olması halinde,
emsal kira bedeli, kiralanmış olması halinde, yıllık
kira bedeli toplamı büyükşehir belediye sınırları
içinde (01.01.2005 tarihinden itibaren 3.200 YTL,
01.01.2006 tarihinden itibaren 3.500 YTL.) diğer
yerlerde (01.01.2005 tarihinden itibaren 2.300 YTL.
01.01.2006 tarihinden itibaren 2.500 YTL.) yi
aşmaması.
3. Ticari, zirai veya mesleki faaliyetler dolayısıyla
gerçek usulde gelir vergisine tabi olmamak.
Basit Usule Tabi Olmanın Özel
Şartları
GVK`nun 48 inci maddesinde basit
usule tabi olmanın genel şartları belirtilmiştir.
Bunlar;
1.Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten
sonra satanların yıllık alımları tutarının (01.01.2005
tarihinden itibaren 47.000 YTL, 01.01.2006 tarihinden
itibaren 50.000 YTL.) veya yıllık satışları tutarının
(01.01.2005 tarihinden itibaren 66.000 YTL, 01.01.2006
tarihinden itibaren 72.000 YTL.) yi aşmaması.
2.(1) numaralı bentte yazılı olanların dışındaki
işlerle uğraşanların bir yıl içinde elde ettikleri
gayri safi iş hasılatının, (01.01.2005
1. tarihinden itibaren 23.000 YTL, 01.01.2006
tarihinden itibaren 25.000 YTL.) yi aşmaması.
2. (1) ve (2) numaralı bentlerde yazılı işlerin
birlikte yapılması halinde, yıllık satış tutarı ile iş
hasılatı toplamının (01.01.2005 tarihinden itibaren
47.000 YTL, 01.01.2006 tarihinden itibaren 50.000 YTL.)
yi aşmaması.
Milli piyango bileti, akaryakıt,
şeker ve bunlar gibi kar hadleri emsallerine nazaran
bariz şekilde düşük olarak tespit edilmiş bulunan
emtia için, bu maddenin (1) ve (3) numaralı
bentlerinde yazılı hadler yerine ilgili bakanlıkların
mütalaası alınmak suretiyle, Maliye Bakanlığı'nca
belirlenecek alım satım hadleri uygulanır.
Yukarıda yer alan maddelerin
ticaretini yapanların 2005 yılında basit usulden
yararlanmaları için alış satış ve hasılat hadleri
28 seri Nolu Gelir Vergisi sirküleri, 2006 yılında
basit usulden yararlanmaları için alış satış ve
hasılat hadleri 41 ve 43 Nolu Gelir Vergisi sirküleri
ile belirlenmiştir.
6.1.3. Basit Usulden
Yararlanamayacak Olanlar
GVK`nun 51 inci maddesine göre
aşağıda yazılı olanlar, basit usulden
faydalanamazlar:
1. Kollektif şirket ortakları ile,
komandit şirketlerin komandite ortakları;
2. İkrazat işleriyle uğraşanlar;
3. Sarraflar ile kıymetli maden ve mücevherat alım
satımı ile uğraşanlar;
4. GVK`nun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında
sayılan kişi ve kurumlara karşı inşaat ve onarma işini
taahhüt edenler ile bu mükelleflere karşı derece
derece taahhütte bulunanlar;
5. Sigorta prodüktörleri;
6. Her türlü ilan ve reklam işleriyle uğraşanlar veya
bu işlere tavassut edenler;
7. Gayrimenkul ve gemi alım satımı ile uğraşanlar;
8. Tavassut işi yapanlar (dayıbaşılar hariç);
9. Maden işletmeleri, taş ve kireç ocakları, kum ve
çakıl istihsal yerleri, tuğla ve kiremit harmanları
işletenler;
10. Şehirlerarası yük ve yolcu taşımacılığı yapanlar
ile treyler, çekici ve benzerlerinin sahip veya
işleticileri, (Yapısı itibarıyla sürücüsünden başka on
dört ve daha aşağı oturma yeri olan ve insan taşımaya
mahsus motorlu kara taşıtları ile yolcu taşıyanlar
hariç);
11. Maliye Bakanlığınca teklif edilen ve Bakanlar
Kurulunca kararlaştırılan iş grupları, sektörler, il
ve ilçeler, büyükşehir belediyeleri dahil olmak üzere
il ve ilçelerin belediye sınırları (mücavir alanlar
dahil), belediyelerin nüfusları, yöreler itibarıyla
veya sabit bir işyerinde faaliyette bulunulup
bulunulmadığına göre gerçek usulde vergilendirilmesi
gerekli görülenler.
Bu yetkiye istinaden çıkarılan
8/5521 sayılı, 92/2683 sayılı ve 95/6430 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararları ile bir kısım mükellefler
gerçek usulde vergilendirilme kapsamına alınmıştır.
Bakanlar Kurulu Kararları İle
Gerçek Usule Alınan Mükellefler
§ 95/6430 Sayılı BKK İle Gerçek
Usulde Vergilendirme Kapsamına Alınan Mükellefler
Gelir Vergisi Kanununun 51 inci
maddesinin Bakanlar Kurulu’na verdiği yetkiye
istinaden yayımlanan 95/6430 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararı ile büyükşehir belediyesi olan illerin
(Erzurum, Diyarbakır ve Sakarya ve 5216 sayılı
Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Büyükşehir Belediyesi
sınırları içerisine alınan yerlerden, yeni bağlanan
mahallelerle birlikte 2000 yılı genel nüfus
sayımındaki nüfusu 30.000’den az olan yerler hariç)
mücavir alan sınırları dahil olmak üzere büyükşehir
belediye sınırları içinde aşağıda belirtilen
faaliyetleri yapan mükellefler, 01.05.1995 tarihinden
itibaren gerçek usulde vergilendirilme kapsamına
alınmıştır.
a) Her türlü emtia imalatı ile
uğraşanlar,
b) Her türlü emtia alım-satımı ile uğraşanlar,
c) İnşaat ile ilgili her türlü işlerle uğraşanlar,
d) Motorlu taşıtların her türlü bakım ve onarım
işleriyle uğraşanlar,
e) Lokanta ve benzeri hizmet işletmelerini işletenler,
f) Eğlence ve istirahat yerlerini işletenler.
Bu mükellefler, basit usulden yararlanmaya ilişkin
genel ve özel şartları taşıyıp taşımadıklarına
bakılmaksızın gerçek usulde vergilendirileceklerdir.
Ancak, Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinde yer
alan esnaf muaflığına ilişkin şartları topluca
taşıyanlar, 95/6430 sayılı kararname kapsamına
girmediklerinden, esnaf muaflığından
yararlanabilmektedirler.
Bu kararın uygulanmasında, mükelleflerin faaliyette
bulundukları yörelerin ekonomik özellikleri,
işyerlerinin durumu ve iş hacimleri de dikkate
alınmaktadır.
2004/8269 sayılı kararname ile yapılan değişiklik
sonucu, 5216 sayılı kanun ile büyükşehir belediye
sınırları içine alınan yerlerden nüfusu 30.000’den az
olan yerlerde yukarıda sayılan işlerle uğraşan
mükellefler basit usulde vergilendirilmeye devam
edeceklerdir.
Diğer yandan, büyükşehir belediye
sınırları içine talebe bağlı olarak alınan köylerin
bir ilçe veya ilk kademe belediyesine katılımıyla
30.000’den az nüfuslu olan bu yerlerin nüfusunun
30.000’in üzerine çıkması halinde, bu yerlerde 95/6430
sayılı kararnamede belirtilen faaliyetlerde bulunan ve
basit usulde vergilendirilen mükellefler basit usule
tabi olmanın şartlarını kaybederler. İzleyen takvim
yılı başından itibaren gerçek usulde
vergilendirilirler.
§ 8/5521 Sayılı BKK İle Gerçek
Usulde Vergilendirme Kapsamına Alınan Mükellefler
Zirai mahsul satın alarak bu mahsulleri kısmen veya
tamamen tüketici dışında kalanlara satan ticaret
erbabı 8/5521 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile
01.01.1983 tarihinden itibaren gerçek usulde
vergilendirme kapsamına alınmışlardır.
Canlı hayvan alım-satımı faaliyeti anılan kararname
kapsamında değerlendirildiğinden, bu şekilde
faaliyette bulunan mükellefler gerçek usulde
vergilendirilecektir.
Zirai mahsulün toptancı hallerinden
veya ticari faaliyette bulunan sebze
komisyoncularından sonraki teslim aşamaları 8/5521
sayılı kararname kapsamında kalmamaktadır.
§ 92/2683 Sayılı Kararname İle
Gerçek Usulde Vergilendirme Kapsamına Alınan
Mükellefler
Her türlü televizyon, video, radyo, teyp, müzik seti,
disk-çalar, kamera, bilgisayar, soğutucu, çamaşır ve
bulaşık makinası, elektrikli süpürge, elektronik müzik
aletleri, elektrikli dikiş makinası ile elektrikle
çalışan benzeri eşyaların alım-satımı ve üretimi ile
uğraşan mükellefler 92/2683 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararı ile gerçek usulde vergilendirme kapsamına
alınmışlardır.
Kararnamede yazılı malların yanında, diğer mal ve
hizmetleri satan mükellefler de gerçek usulde
vergilendirilmektedir.
Bakanlar Kurulu Kararında belirtilen elektrikle
çalışan benzeri eşyalar ibaresinden, doğrudan elektrik
enerjisiyle çalışan veya elektrikle şarj edildikten
sonra çalışan emtianın anlaşılması gerekmektedir.
Bu kararnamede belirtilen emtianın alım-satımı yoluyla
ticaretinin yapılmasında, eski, yeni veya kullanılmış
olma ayrımına gidilmeksizin, kararnamede yer alan
emtiaların ticaretini yapanlar ile belirtilen işlerle
uğraşan bütün mükellefler girmektedir.
Örnek:
Muğla ilinde ikinci el cep telefonu alım-satımı
faaliyetinde bulunan Tarık Koç’un bu faaliyeti,
92/2683 sayılı kararname kapsamında kaldığından bu
mükellef gerçek usulde vergilendirilecektir.
6.1.4. Ortaklıklarda Basit Usule Tabi Olmanın
Şartları
Ortaklıkların basit usule tabi olup olmadığının
tespitinde, GVK’nun 48’inci maddesinde yazılı iş hacmi
ölçüleriyle 47’inci maddesinde yazılı yıllık kira
bedelleri toplu olarak, diğer koşullar ortakların her
biri için tek tek aranır.
Ortaklıklarda, ortakların birinin gerçek usule tabi
olması diğer ortakları da gerçek usule tabi hale
getirir.
Adi ortaklık halinde çalışanların aynı zamanda şahsi
bir işle de iştigal etmeleri durumunda tespit, GVK’nun
47’nci maddesinin 2 numaralı bendi ile 48’inci
maddesinde yer alan ölçülerden şahsi işine ait
olanlara, ortaklıklardan payına düşen kısmın ilave
edilmesiyle yapılır.
Bir mükellefin birden fazla ortaklıkta hissesinin
bulunması durumunda, ortaklıklardaki paylarına düşen
işyeri kirası ve iş hacmi ölçüleri tek tek toplanır ve
böylece basit usulden yararlanabilme şartlarının
aşılıp aşılmadığı tespit edilir.
Örnek:
Bay (A), Muğla’da Bay (B) ile Adi ortaklık kurmuştur.
Bay (A) nın hissesi %50, Bay (B) nin hissesi %50 dir.
Ortaklığa ait işyeri kira tutarı 01.01.2005 tarihi
itibarıyla 1.500 YTL olup, 2005 yılındaki alışları
50.000 YTL, satışları ise 62.000 YTL dir. Ayrıca Bay
(A) nın kendine ait işletmesi nedeniyle 1.200 YTL kira
ödemesi, 39.000 YTL mal alışı bulunmaktadır.
Bay (A) nın ortaklıktan payına 750 YTL kira
düşmektedir. Kendi işyerinin yıllık kirası 1.200 YTL
olup ikisinin toplamı 1.950 YTL olduğundan yıllık kira
tutarı bakımından basit usulün şartlarına haizdir.
Bay (A) ya ortaklık alışlarında 25.000YTL düşmektedir.
Kendi işletmesindeki alışları 39.000 YTL dir. İkisinin
toplamı 64.000 YTL olup, (2005 yılı için belirlenen
47.000 YTL lik haddi aştığından) Bay (A), 48 inci
maddede belirtilen şartları ihlal etmiştir.
Bay (A), 31.12.2005 tarihi itibarıyla basit usule tabi
olmanın şartlarını kaybettiğinden, 2006 vergilendirme
döneminden itibaren gerçek usulde
vergilendirilecektir.
Ortaklığın devam etmesi halinde, bay (B) nin
kazancıda, ortağının kazancı gerçek usulden
vergilendirildiğinden, hadleri aşıp aşmadığına
bakılmaksızın 2005 yılından itibaren gerçek usulden
vergilendirilecektir.
6.1.5. Basit Usulde Ticari
Kazancın Tespiti
Basit usulde ticari kazanç, bir
hesap dönemi içinde elde edilen hasılat ile giderler
ve satılan malların alış bedelleri arasındaki müspet
farktır. Bu fark, faaliyetle ilgili olarak alınması ve
verilmesi mecburi olan alış ve giderler ve hasılatlara
ilişkin belgelerde yazılı tutarlara göre
hesaplanacaktır.
Kazancın bu şekilde tespiti
sırasında emtia ticareti ile uğraşanlarca;
§ Hesap dönemi sonundaki emtia
mevcudunun değeri hasılata,
§ Hesap dönemi başındaki emtia mevcudunun değeri
giderlere,
ilave edilecektir.
Ancak, kullanılan sabit kıymetler
gider yazılmayacak ve üzerlerinden amortisman
hesaplanmayacaktır.
Kazancı basit usulde tespit edilen
mükelleflerin defter tutma yükümlülükleri
bulunmamaktadır. Bu mükellefler, kazancın tespiti ve
Vergi Usul Kanununun defter tutma hükümleri hariç,
bildirme, vesikalar, muhafaza, ibraz diğer ödevler
ceza hükümleri ile bu Kanun ve diğer kanunlarda yer
alan ikinci sınıf tüccarlar hakkındaki hükümlere
tabidirler.
6.1.6. Basit Usulden Gerçek Usule
Geçiş
Basit usule tabi olmanın genel ve
özel şartlarından herhangi birini takvim yılı içinde
kaybedenler, ertesi takvim yılı başından
itibaren gerçek usulde vergilendirileceklerdir.
Basit usulün şartlarına haiz
olanlardan, bu usulden yararlanmak istemediklerini
yazı ile bildirenler bu talepleri doğrultusunda
takip eden ay başından veya izleyen takvim yılı
başından, yeni işe başlayanlar ise işe başlama
tarihinden itibaren gerçek usulde vergilendirilirler.
Yapılan denetimlerde basit usulde
vergilendirilen mükelleflerden sahte veya muhteviyatı
itibarıyla yanıltıcı belge düzenledikleri veya
kullandıkları tespit edilenler basit usulden
yararlanamazlar. Bu hususun kendilerine tebliğ
tarihini takip eden aybaşından itibaren işletme hesabı
esasına göre defter tutmak kaydı ile gerçek usulde
vergilendirilirler.
Herhangi bir şekilde gerçek usulde
vergilendirilecek olanlar ve gerçek usulde
vergilendirilen mükellefler, bir daha hiçbir şekilde
basit usulden yararlanamazlar. Daha önce gerçek usulde
vergilendirilmekte iken işini terk eden mükellefler bu
tarihten sonra işe başlamaları halinde yine gerçek
usulde vergilendirileceklerdir.
Gerçek usulde vergilendirilen
kişilerin aynı türden iş yapan eş ve çocukları da bu
faaliyetleri nedeni ile basit usulden yararlanamazlar.
Örnek
Tokat ili sınırları içerinde öteden
beri bakkallık faaliyetinde bulunan ve gerçek usulde
vergilendirilen Bay (A), bu faaliyetini 2002 yılında
terk etmiştir. Bu mükellef, herhangi bir faaliyeti
nedeniyle yeniden mükellefiyet tesis ettirmesi
halinde, GVK`nun 46 ncı maddesinin son fıkrasında yer
alan, “herhangi bir şekilde gerçek usulde
vergilendirilecek olanlar ve gerçek usulde
vergilendirilen mükellefler bir daha hiçbir şekilde
basit usulden yararlanamazlar” hükmü uyarınca basit
usulden yararlanamayacağından, gerçek usulde
vergilendirilecektir.
6.1.7. Basit Usule Tabi Mükelleflerde Belge Düzeni
6.1.7.1. Kullanılacak Belgeler
Basit usulde vergilendirilen
mükellefler, hasılatları ile ilgili olarak Vergi Usul
Kanunu hükümlerine göre fatura, perakende satış
vesikaları ve ilgili mevzuatta sayılan diğer belgeleri
düzenlemek ve kullanmak zorundadırlar.
6.1.7.2.Belge Temini
Basit usule tabi mükelleflerin
kullandıkları belgeler ve zarflar sadece Türkiye Esnaf
ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) tarafından
bastırılmaktadır.
Bu mükelleflerin kayıtları ister odalar bünyesinde
oluşturulan muhasebe bürolarında tutulsun, ister
kendileri tutsun, belgelerini bağlı oldukları oda veya
birlikten temin edeceklerdir.
Mükelleflerin bulunduğu yerde bağlı oldukları oda veya
birlik yoksa veya bulunduğu yerde bağlı olacağı oda
veya birlik kurulmamış ise; en yakın oda veya birliğe
veya karma odaya kayıt yaptıracaktır. Belgelerini de
kayıt yaptırdığı bu odadan temin edeceklerdir.
Basit usulde vergilendirme kapsamında bulunup, meslek
odalarına üye kayıtları yapılamayan, traktörle
nakliyecilik yapanlar, hususi oto ile ticari
faaliyette bulunanlar, biçer döver işletmecileri ile
inşaat ustaları gibi mükellefler, kullanacakları
belgeleri ikinci sınıf tüccarların tabi oldukları
esaslar çerçevesinde (anlaşmalı matbaalara bastırmak
veya noterlere tasdik ettirmek suretiyle) temin
edebilmektedirler. Anılan mükellefler, diledikleri
takdirde kullanacakları belgeleri faaliyette
bulundukları yerdeki herhangi bir oda veya birlikten
de temin edebilmektedirler.
6.1.7.3. Kayıtların Tutulması
Basit usule tabi mükelleflerin
kayıtları, bağlı oldukları oda veya birlikler
bünyesinde kurulan muhasebe bürolarında tutulmaktadır.
Bu bürolarda 3568 sayılı Kanuna göre yetki almış
yeterli sayıda meslek mensubunun çalıştırılması
zorunludur.
İsteyen mükellefler, kayıtlarını hiçbir izne gerek
olmadan kendileri de tutabilmektedir. Bu takdirde,
vergilendirme ile ilgili ödevlerin tamamı kendilerince
yerine getirilecektir. İsteyen mükellefler ise
kayıtlarını meslek mensubuna da tutturabilirler.
Mükellefler, satış ve hizmetleri için düzenledikleri
hasılat belgelerini bir zarfta, faaliyetleri ile
ilgili olarak mal ve hizmet alışları ile giderleri
için aldıkları gider belgelerini başka bir zarfta
toplayıp saklayacaklardır. Kayıtları odalarda tutulan
mükellefler ise her aya ait zarfları izleyen ayın
10’una kadar kaydının tutulduğu büroya teslim
edeceklerdir.
Mükelleflerden zarf içinde alınan belgeler bürolarda
işletme hesabı defterinin gelir ve gider
sayfalarındaki işlem başlıkları esas alınarak
bilgisayar ortamına aktarılacaktır. Bu belgeler cari
yıl sonuna kadar bürolarda saklanacaktır.
6.1.7.4. Belge Düzenlenmesinde
Uyulacak Esaslar
Basit usulde vergilendirilen
mükellefler ikinci sınıf tüccarların tabi olduğu usul
ve esaslar dahilinde belge düzenlemek durumundadırlar.
Ancak;
Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesindeki
yetkiye istinaden, basit usulde vergilendirilen
mükelleflerin yeni düzenlemeye intibak edebilmeleri ve
gerekli hazırlıkları yapabilmeleri için;
– Belge vermedikleri günlük
hasılatları için gün sonunda tek bir fatura
düzenlemeleri,
– Düzenlenen faturanın alıcıya ilişkin bilgiler yerine
"... tarihli toplam hasılat" ibaresinin yazılması,
şeklinde kolaylık sağlanmış ve
konuya ilişkin açıklamalar 215 Seri No.lu Gelir
Vergisi Genel Tebliğinde yapılmıştır.
Söz konusu uygulama aynı usul ve esaslar dahilinde 41
seri No`lu Gelir Vergisi Sirküleri ile 31.12.2006
tarihine kadar uzatılmıştır.
Bu imkandan yararlanmak isteyen mükellefler,
müşterilerinin istemeleri halinde fatura veya
perakende satış vesikası (dolmuş işletenler hariç)
vermek zorundadırlar.
6.1.7.5. Ödeme Kaydedici Cihaz
Kullanılması
Gelir Vergisi Kanununun 51 inci
maddesinin Ödeme Kaydedici Cihazları kullanan
mükelleflerin basit usulden faydalanamayacağına
ilişkin 11 numaralı bent hükmü, 4444 sayılı Kanunun 14
üncü maddesiyle 14.08.1999 tarihinden itibaren
yürürlükten kaldırıldığından, basit usulde
vergilendirilen mükelleflerden isteyenler, bu tarihten
itibaren ödeme kaydedici cihaz kullanabileceklerdir.
6.1.7.6. İktisadi Kıymetlerin
Satışında Belge Düzenlenmesi
Basit usulde vergilendirilen
mükelleflerin taşıt ve diğer sabit kıymetlerini
satmaları dolayısıyla fatura düzenleme yükümlülükleri
bulunmamaktadır. Bu mükelleflerce yapılan taşıt
satışlarının noter satış sözleşmesi ile, diğer sabit
kıymet satışlarının ise gider pusulası düzenlenerek
tevsik edilmesi mümkündür.
6.1.7.7. Belgelerin İptali
Basit usulde vergilendirilen
mükelleflerden işlerini terk edenlerin kullanmadıkları
belgelerin iptal işlemleri, belgeleri veren oda veya
birliklerce yapılmaktadır. Belgelerini anlaşmalı
matbaalara bastırmak veya noterlere tasdik ettirmek
suretiyle temin eden mükelleflerin belgelerinin
iptali, vergi dairelerince yapılmaktadır.
İşini terk edenlerden, söz konusu belgeleri ibraz
edemeyenler ile eksik belge ibraz edenler veya
belgelerini kaybettiğini bildiren mükelleflerin
durumu, belgeyi veren oda veya birliklerce düzenlenen
tutanak ile tespit edilecektir. Bu mükellefler
hakkında ikinci sınıf mükelleflerde olduğu gibi bir
taraftan usulsüzlük cezası kesilirken, diğer taraftan
dönem vergi matrahlarının tespiti için takdir
komisyonuna sevk edilir.
6.1.7.8. Muhafaza ve İbraz
Yükümlülüğü
Basit usulde vergilendirilen
mükelleflerin, bir takvim yılı içinde aldıkları
mallara ve hizmetlere ait alış belgeleri ve yaptıkları
giderler ile hasılat belgeleri kayıtlarının tutulduğu
bürolarda muhafaza edilecektir. Cari takvim yılına
ilişkin belgelerin ibrazı da bu bürolardan talep
edilecektir.
Cari takvim yılı kayıtlarının
tutulması ve vergilendirmeyle ilgili tüm ödevler
bürolarca yerine getirilecektir. Yıllık beyannamenin
verilmesinden sonra o yıla ilişkin belgeler muhafaza
edilmek üzere mükellefe teslim edilecektir. Teslim
alınan belgeler, ilgili bulundukları yılı takip eden
takvim yılı başından başlayarak 5 yıl süre ile
mükelleflerce muhafaza edilecektir.
6.1.7.9. Sahte veya Muhteviyatı
İtibarıyla Yanıltıcı Belge Düzenlediği veya Kullandığı
Tespit Edilen Mükelleflerin Durumu
Basit usule tabi ticaret erbabından,
sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge
düzenlediği veya kullandığı tespit edilenler, bu
hususun kendilerine tebliğ edildiği tarihi takip eden
aybaşından itibaren ikinci sınıf tüccarlara ilişkin
hükümlere tabi olurlar.
6.1.7.10. Basit Usule Tabi
Mükelleflerce Düzenlenen Belgelerin Vergi İadesi ve
Özel Gider İndirimi Karşısındaki Durumu
Basit usulde vergilendirilen
mükelleflerce düzenlenen fatura ve fatura yerine geçen
belgeler, 2978 sayılı Vergi İadesi Hakkında Kanunu
uyarınca vergi iadesine ve Gelir Vergisi Kanunu
hükümleri uyarınca vergi indirimine konu harcama
belgesi olarak kabul edilecektir.
6.1.8. Basit Usule Tabi
Mükelleflerin Yanında Çalışanların Durumu
Basit usulde vergilendirilen
mükelleflerin kendi işyerlerinde bilfiil çalışmaları
veya bulunmaları şarttır. Ancak, bu mükelleflerin
işlerinde yardımcı işçi çalıştırmaları veya çırak
kullanmaları bu şartı bozmayacaktır.
Basit usulde vergilendirilen
mükelleflerin yanında çalışan kişiler diğer ücretli
olarak vergilendirilecektir. Diğer ücret kapsamında
vergilendirilenler vergi karnesi almaya mecburdurlar.
Kazançları basit usulde
vergilendirilen ticaret erbabı, yanında çalışanların
vergi karnesi almalarını ve karnelerinde yazılı
vergilerini ödemelerini temin etmeye mecburdurlar.
6.1.9. Basit Usulde Katma Değer Vergisi Uygulaması
Basit Usulde vergilendirilen mükelleflerin teslim ve
hizmetleri 4842 sayılı Kanunla 01.07.2003 tarihinden
itibaren katma değer vergisinden istisna tutulmuştur.
Buna göre;
Basit usulde vergilendirilen mükellefler, mal
teslimleri ve hizmet ifalarında katma değer vergisi
hesaplamayacaklar, bunlardan mal ve hizmet alan
mükellefler de katma değer vergisi indirimi
yapmayacaklardır.
Gerçek usulde vergilendirilen mükelleflerden mal ve
hizmet satın alan basit usulde vergilendirilen
mükellefler, ödedikleri katma değer
vergisini gider veya maliyet olarak dikkate
alacaklardır.
6.1.10. Basit Usulde Vergi Tevkifatı ve Geçici
Vergi
Gelir Vergisi Kanununun 94 ncü maddesinde, yaptıkları
ödemelerden vergi tevkif edecekler arasında basit
usulde vergilendirilen mükellefler sayılmamıştır. Bu
nedenle, bu mükellefler yaptıkları ödemeler üzerinden
gelir vergisi tevkifatı yapmayacaklar ve muhtasar
beyanname vermeyeceklerdir.
Basit usulde vergilendirilen mükellefler geçici vergi
ödemeyeceğinden buna ilişkin beyanname vermeyecekler
ve bildirim de bulunmayacaklardır
6.2. GERÇEK USULDE VERGİLENDİRME
Basit usul koşullarını taşımayan
gelir vergisi mükelleflerinin ticari kazançları gerçek
usule göre tespit edilir.
Gerçek usule tabi mükellefler
tutacakları defterler yönünden iki sınıfa ayrılırlar:
•Birinci sınıf tacirler
•İkinci sınıf tacirler
6.2.1.Birinci Sınıf Tacirler
6.2.1.1. Bilanço Esasında Defter
Tutanlar
§ Satın aldıkları malları olduğu
gibi veya işledikten sonra satanlardan yıllık alımları
veya satımları tutarları VUK`da belirtilen
miktarlardan fazla olanlar (2005 yılı için yıllık
alımlarda 88.000 YTL veya yıllık satımlarda 120.000
YTL, 2006 yılı için yıllık alımlarda 96.000 YTL veya
yıllık satımlarda 130.000 YTL.)
§ Diğer işlerle uğraşanlardan bir yıl içinde elde
ettikleri gayri safi iş hasılatı VUK`da belirtilen
miktarı aşanlar (2005 yılı için 48.000 YTL, 2006 yılı
için 52.000 YTL)
§ İlk iki bentlerde yazılı işleri beraber yapanlardan
2 nci bentte anılan iş hasılatının beş katı ile yıllık
satış tutarının toplamı VUK`da belirtilen miktarı
aşanlar (2005 yılı için 88.000 YTL, 2006 yılı için
96.000 YTL.)
§ Her çeşit ticaret şirketleri ile kooperatifler
§ Kurumlar vergisine tabi diğer tüzel kişiler
§ Kendi istekleri ile bilanço esasına göre defter
tutanlar
6.2.1.2. Bilanço Esasında Ticari
Kazancın Tespiti
Bilanço esasında ticari kazancın
tespiti, GVK nun 38 inci maddesinde yer almaktadır.
Birinci sınıf tacirler, hesaplarını bilanço esasında
tutacakları defterlerde takip ederler.
Bilanço esasına göre ticari kazanç,
teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve
başındaki değerleri arasındaki müspet farktır. Bu
dönem zarfında sahip veya sahiplerce:
§ İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan
indirilir;
§ İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur.
Ticari kazancın bu suretle tespit
edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanunu'nun değerlemeye
ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 inci madde
hükümlerine uyulur.
Bilanço esasına tabi olan
mükellefler aşağıda yazılı olan defterleri tutmak
zorundadır:
§ Yevmiye defteri
§ Defteri kebir
§ Envanter defteri
Bu defterlerin yanısıra sürekli imalat işiyle
uğraşanlar imalat defteri, banka, banker ve sigorta
şirketleri banka ve sigorta muameleleri defteri, depo
(ardiyeler) işletenler ambar defteri, yabancı nakliyat
ve ulaştırma kurumları veya Türkiye’deki temsilcileri
hasılat defteri tutmak mecburiyetindedirler. Ayrıca,
16 Seri No.lu Damga Vergisi Genel Tebliği ile yapılan
düzenlemeye göre anonim şirketler, damga vergisi
defteri tutmak zorundadır. (32 ve 33 Seri No.lu Damga
Vergisi Genel Tebliği ile anonim şirket dışındaki
diğer kurumlar vergisi mükellefleri ile kollektif ve
adi komandit şirketler ve bilanço esasına göre defter
tutan gerçek kişiler istemeleri halinde damga vergisi
defteri tutabileceklerdir.)
Birinci sınıf tacirler, hesap dönemi
sonunda bilanço çıkarırlar. Bunun için işletmeye dahil
mevcutları, alacakları ve borçları saptarlar ve VUK
hükümlerine göre değerlendirirler.
Ticari bilançonun vergi kanunlarına
uyumlaştırılmış haline mali bilanço denir. Ticari
kazanç, çıkarılan mali bilançolar üzerinden hesaplanır
ve hesap dönemi sonunda ve başındaki öz sermaye
tutarlarının karşılaştırılması ile bulunur. Dönem
sonundaki öz sermayenin dönem başındakine göre fazla
olan kısmı o dönemin ticari kazancı sayılır. Tersi
durumda ise fark, zararı gösterir.
6.2.2. İkinci Sınıf Tacirler
Birinci sınıf tacirlerle ilgili
şartları taşımayanlar, ikinci sınıf tacir sayılırlar
ve ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
6.2.2.1. İşletme Hesabı Esasında
Ticari Kazancın Tespiti
İşletme hesabı esasında ticari
kazancın tespiti, GVK`nun 39 uncu maddesinde yer
almaktadır. İkinci sınıf tacirler, kazançlarını
işletme hesabı esasında tespit ederler. Bu usulde
kazanç, bir hesap dönemi içinde elde edilen
hasılatlarla, giderler arasındaki müspet farktan
oluşur. Giderlerin daha fazla olması halinde zarar
doğmuş olur.
Elde edilen hasılat, tahsil olunan
paralarla tahakkuk eden alacakları ifade eder.
Giderler de, yapılan ödeme ve borçlanılan meblağlardan
ikisini de kapsar.
Emtia alım satımı ile uğraşanlar her
hesap dönemi sonunda, emtia envanteri çıkarırlar.
İşletme hesabı esasında, emtia envanter kayıtları,
işletme defterinin sonundaki boş sayfalarda veya
ayrıca tasdikli olarak tutulacak envanter defterinde
gösterilir.
Hesap dönemi sonundaki emtia
mevcudunun değeri hasılata, hesap dönemi başındaki
emtia mevcudu giderlere ilave olunur.
İşletme hesabı esasına tabi
mükelleflerin genel olarak tutmak zorunda oldukları
tek defter, işletme hesabı defteridir. Bunun yanında
mükellefler yaptıkları işin niteliğine göre aşağıdaki
defterleri tutacaklardır.
§ Bitim işleri defteri (VUK Md.200)
§ Ambar defteri (VUK Md.209)
İşletme hesabı defterinin sol tarafı
gider, sağ tarafı hasılat kısmı olup, satışlar ister
peşin ister taksitle yapılmış olsun satış tutarının
tamamı hasılat olarak kaydedilecektir.
Gider tablosuna;
§ Çıkarılan envantere göre hesap
dönemi başındaki emtia mevcudunun değeri
§ Hesap dönemi zarfında satın alınan emtianın değeri
ile yapılan bilumum giderler
Hasılat tablosuna;
§ Hesap dönemi zarfında satılan
emtianın değeri ile hizmet karşılığı ve sair suretle
alınan paralar
§ Çıkarılan envantere göre hesap dönemi sonundaki
emtia mevcudunun değeri kaydedilir.
6.2.2.2.Ticari Kazancın
Tespitinde İndirilecek Giderler
Gelir Vergisi Kanunun 1 inci
maddesinde belirlenen esaslara göre gelir safi
tutarları üzerinden vergiye tabi tutulmaktadır. Safi
tutarı tespit edebilmek için, gayri safi hasılattan
indirilebilecek giderler GVK`nun 40 ıncı maddesinde
sayılmış olup, aşağıda açıklanmıştır.
a) Ticari kazancın elde edilmesi ve
idame ettirilmesi için yapılan genel giderler,
b) Hizmetli ve işçilerin iş yerinde veya iş yerinin
müştemilatında iaşe ve ibate giderleri, tedavi ve ilaç
giderleri, sigorta primleri ve emekli aidatı, 27 nci
maddede yazılı giyim giderleri,
c) İşle ilgili olmak şartıyla, mukavelenameye veya
kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve
tazminatlar,
d) İşle ilgili ve yapılan işin ehemmiyeti ve genişliği
ile mütenasip seyahat ve ikamet giderleri,
e) Kiralama yoluyla edinilen veya işletmeye dahil olan
ve işte kullanılan taşıtların giderleri,
f) İşletme ile ilgili olmak şartıyla; bina, arazi,
gider, istihlak, damga, belediye vergileri, harçlar ve
kaydiyeler gibi ayni vergi, resim ve harçlar,
g) VUK hükümlerine göre ayrılan amortismanlar,
h) İşverenlerce, Sendikalar Kanunu hükümlerine göre
sendikalara ödenen aidatlar,
i) İşverenler tarafından ücretliler adına bireysel
emeklilik sistemine ödenen katkı payları,
j) Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı
faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara Maliye
Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde
bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak
maddelerinin maliyet bedeli.
a) Ticari Kazancın Elde Edilmesi
ve İdame Ettirilmesi İçin Yapılan Genel Giderler
Ticari kazancın elde edilmesi ve
idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin;
kazancın elde edilmesi ve idamesi açısından bir
illiyet bağının bulunması, giderlerin kazancın elde
edilmesine yönelik olması, harcamaların yapıldığı
geliri doğuran olayın vergiye tabi bulunması
karşılığında gayrı maddi bir kıymet iktisap edilmemiş
olması ve maliyete girecek giderlerden olmaması
gerekir.
Genel olarak;
§ Kırtasiye, temizlik, ısıtma,
aydınlatma, su ve telefon giderleri,
§ İşyeri, araç vb. giderleri,
§ Yapılan işle orantılı temsil ve ağırlama giderleri,
§ Bina, taşıt, emtia ve bunlara yönelik sigorta
giderleri,
§ Finansman giderleri,
§ Pazarlama, satış ve dağıtım giderleri,
§ Reklam giderleri,
§ Yurt dışındaki kişilere ödenen komisyonlar, reklam
giderleri, sorunlu ürün iadesi ve komisyon giderleri,
Bu türden giderlerdir.
Götürü Gider
GVK`nun 40 ıncı maddesinin 1
numaralı bendinin parantez içi hükmü ile, ihracat,
yurtdışında inşaat, onarma, montaj ve taşımacılık
faaliyetinde bulunan mükelleflere, bu bentte yazılı
giderlere ilaveten, bu faaliyetlerden döviz olarak
elde ettikleri hasılatın binde beşini aşmamak
şartıyla, yurt dışındaki bu işlerle ilgili giderlerine
karşılık olmak üzere götürü olarak hesapladıkları
tutarı gider olarak indirebilme imkanı getirilmiştir.
Ticari kazançlarda vergilendirilecek
kazancın tespitinde indirim konusu yapılacak
giderlerin VUK hükümlerine göre belgelendirilmesi
gerekmektedir. Götürü gider uygulaması bunun bir
istisnası olup, mükelleflerin bu uygulamaya yönelik
olarak herhangi bir belge ibraz etme yükümlülükleri
bulunmamaktadır.
Söz konusu uygulamadan ihracat, yurt
dışında inşaat, onarım, montaj, taşımacılık ile
uğraşanlar yararlanabilecektir.
Götürü gider uygulamasından GVK 45
inci madde kapsamındaki işleri yapan dar mükellefler
hariç olmak üzere tam ve dar mükellefler
yararlanabilecektir.
b) Hizmetli ve İşçilerin İş
Yerinde veya İş Yerinin Müştemilatında İaşe ve İbate
Giderleri, Tedavi ve İlaç Giderleri, Sigorta Primleri
ve Emekli Aidatı, 27. Maddede Yazılı Giyim Giderleri
Bu giderler sigorta primi ve
emeklilik aidatları; kanunla kurulan sigorta
şirketleri ve emekli sandıklarına işveren payı olarak
ödenen tutarlardır. Özel sigortalar için yapılan
ödemeler bu kapsamda değildir. SSK primlerinin gider
yazılabilmesi için SSK`ya fiilen ödenmiş olması
gerekir. Sigorta primleri bu nedenle, dönemine ve ait
olduğu yıla bakılmaksızın, fiilen ödendiği tarihte
gider yazılır.
Hizmet erbabına yapılan giyim
giderleri işin icabına uygun olarak verilen ve
bunların işten ayrılması halinde geri alınan
eşyalardır. Ancak, hizmet erbabına özel yaşamında
kullanılması için verilen giyim eşyası ayın şeklindeki
ücret olarak değerlendirilir.
c) İşle ilgili Olmak Şartıyla,
Mukavelenameye; İlama veya Kanun Emrine İstinaden
Ödenen Zarar, Ziyan ve Tazminatlar
Söz konusu zarar, ziyan ve
tazminatların gider olarak dikkate alınabilmesi için;
§ İşle ilgili olması,
§ Kanun hükmüne veya sözleşmeye veya ilama bağlı
olması
şarttır.
Ancak, teşebbüs sahibinin
suçlarından doğan tazminatların kanunen kabul
edilmeyen gider olduğu hükme bağlandığından, GVK
40/3`de belirtilen zarar, ziyan ve tazminatların
teşebbüs sahibinin suçlarından doğmamış olması
gerekmektedir.
d) İşle ilgili ve Yapılan İşin
Ehemmiyeti ve Genişliği ile Mütenasip Seyahat ve
İkamet Giderleri
Söz konusu giderler;
§ işle ilgili,
§ işin ehemmiyeti ve genişliği ile orantılı,
§ seyahat maksadının gerektirdiği süre ile sınırlı
olarak indirilebilir.
Ancak turistik mahiyetteki gezi
harcamaları ile eşle çıkılan iş seyahatlerinde yapılan
harcamaların eşe isabet eden kısmı gider olarak
dikkate alınmaz.
e) Kiralama Yoluyla Edinilen veya
İşletmeye Dahil Olan ve İşte Kullanılan Taşıtların
Giderleri
Taşıtın işletmeye dahil olması
demek, bilanço esasına göre defter tutan
mükelleflerde, taşıtın bilançonun aktifinde yer alması
demektir.İşletme hesabı esasına göre defter tutulması
halinde ise taşıt, işletme hesabı defterinin
demirbaşlarının kaydedildiği sayfada yer almalıdır.
Ayrıca amortisman defteri tutuluyor ise orada da yer
almalıdır.
Taşıtlar için yapılan harcamanın
gider olarak kaydedilebilmesi için taşıtların
kesinlikle işte kullanılması gerekmektedir. Ayrıca
işletme aktifinde bulunmamakla beraber kiralama yolu
ile edinilen ve işte kullanılan taşıtların giderleri
de indirilebilecektir.
f) Ayni Vergi Resim ve Harçlar
İşletme ile ilgili olmak şartı ile
ödenen bina, arazi, gider, istihlak, damga, belediye
vergileri, harçlar ve kaydiyeler gibi ayni vergi,
resim ve harçlar ticari kazancın tespitinde indirim
konusu yapılabilmektedir.Buna göre;
§ İşletme ile ilgili olan
§ Maddede sayılanlarla aynı mahiyette olan vergiler
(banka ve sigorta vergileri, emlak vergileri, işletme
ile ilgili olan taşıt vergileri) gider olarak kabul
edilebilmektedir.
Ancak, Motorlu Taşıtlar Vergisinin
14 üncü maddesine göre, I-III-IV sayılı listelerde yer
alan taşıtlardan alınan vergi ve cezalar ile gecikme
zamları gelir ve kurumlar vergisi matrah tespitinde
gider olarak kabul edilmez. Sözü edilen tarifelerde
yer alan taşıtlardan sadece ticari maksatla kullanılan
uçak ve helikopterler ile taşıt kiralama faaliyeti ile
uğraşan işletmelerin bu amaçla kiraya verdikleri
taşıtların vergileri gider yazılabilir.
g) VUK Hükümlerine Göre Ayrılan
Amortismanlar
Amortisman ayırabilmek için
amortismana tabi kıymetin;
§ İşletmede kullanılması
§ İşletmede 1 yıldan fazla kullanılması ve yıpranmaya,
aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunması
gerekmektedir.
Değeri VUK`da belirtilen meblağları
aşmayan peştamallıklar (2005 yılı için 480 YTL) ile
işletmede kullanılan ve değeri VUK`da belirtilen
meblağları aşmayan (2005 yılı için 480 YTL) alet ve
demirbaşlar amortismana tabi tutulmayarak doğrudan
doğruya gider yazılabilir. İktisadi ve teknik bakımdan
bütünlük gösterenlerde bu sınır topluca dikkate
alınır.
h) İşverenlerce, Sendikalar
Kanunu Hükümlerine göre Sendikalara Ödenen Aidatlar
Bu aidatların bir aylık tutarı,
işyerinde işçilere ödenen çıplak ücretin bir günlük
toplamını aşamaz.
Çıplak ücret;
fazla mesai, prim, ikramiye, sosyal yardım gibi ek
ödemeleri ihtiva etmeyen ücrettir. Çıplak ücretin
brütlerinin aylık toplamının 30 a bölünmesi suretiyle
ilgili ay için gider yazılabilecek aidat tutarı
bulunur. Ancak aidatların işveren tarafından gider
yazılabilmesi için aidatın ilgili olduğu yılda
sendikaya ödenmesi gerekir.
i) İşverenler Tarafından
Ücretliler Adına Bireysel Emeklilik Sistemine Ödenen
Katkı Payları
4697 sayılı Kanunla 07.10.2001
tarihinden geçerli olmak üzere, GVK`nun 40 ıncı
maddesine eklenen hükümle işverenler tarafından
ücretliler adına bireysel emeklilik sistemine ödenen
katkı payları ticari kazancın tespitinde gider olarak
indirilebilecektir.
Bu kapsamda indirim konusu
yapılabilecek tutar, ücretlinin elde ettiği brüt
ücretin %10’unu ve yıllık bazda asgari ücretin brüt
yıllık tutarını aşamayacaktır.
Aynı hüküm ücretliler tarafından
ödenen katkı payı tutarı içinde geçerlidir.
Hem işveren hem de ücretli
tarafından katkı payı ödenmesi ve toplam tutarın
yukarıda belirtilen sınırı (ücretin %10`nu ve asgari
ücret tutarı) aşması halinde, indirimin öncelikli
olarak ücret matrahının tespitinde mi yoksa ticari
kazancın tespitinde mi yapılacağı konusu taraflarca
serbestçe belirlenebilecektir.
Gider olarak dikkate alınacak
tutarın tespitinde yıllık asgari ücret ve aylık ücret
ifadelerinden brüt ücretin anlaşılması gerekmektedir
Örnek 1:
Bir işverenin Nisan 2004 döneminde
çalışanı adına bireysel emeklilik sistemine ödediği
katkı payı tutarı 200 milyon liradır.
| Aylık Brüt Ücret |
1.800.000.000 TL
|
Bireysel Emeklilik Sistemine İşveren Tarafından
Ödenen Katkı Payı Tutarı |
200.000.000 TL
|
Önceki Dönemlerde (Ocak-Mart/2004) İndirim Konusu
Yapılmış Toplam Tutar |
120.000.000 TL
|
Asgari Ücretin Yıllık Tutarı |
5.202.900.000 TL
|
Brüt Ücretin %10 u |
180.000.000 TL
|
Brüt Ücretin %5 i |
90.000.000 TL
|
Ödenen katkı payı toplam tutarı 200
milyon lira olmasına rağmen brüt ücretin %10’unun 180
milyon lira olması nedeniyle, işveren tarafından
ücretle ilişkilendirilmeksizin ticari kazancın
tespitinde gider olarak indirilebilecek katkı payı
tutarı 180 milyon lira olacaktır.
İşveren tarafından ödenen ancak GVK`nun
40/9. maddesine göre indirilemeyen 20 milyon lira ise
ücret olarak vergilendirilmek suretiyle ticari
kazancın tespitinde dikkate alınacaktır.
j) Gıda Bankacılığı Faaliyetinde
Bulunan Dernek ve Vakıflar
5035 sayılı Kanunla GVK’nun 40 ıncı
maddesine eklenen 10 numaralı bent hükmü ile gıda
bankacılığı kapsamında yapılan yardımlar 01.01.2004
tarihinden itibaren ticari kazancın tespitinde gider
olarak dikkate alınabilecektir.
Gıda, temizlik, giyecek ve yakacak
maddelerinin bağışının dernek veya vakfa yapılmış
olması gerekmektedir. İhtiyacı bulunanlara doğrudan
veya başka organizasyonlar aracılığıyla yapılacak
anılan maddelerin yardımının yukarıda belirtilen
maddeler kapsamında yapılmış bağış olarak
değerlendirilmesi mümkün değildir.
Bağışı kabul edecek dernek veya
vakfın tüzüğünde veya senedinde ihtiyacı bulunanlara
gıda yardımı yapabilmesine ilişkin hükümlerin
bulunması gerekmektedir. Bununla beraber, dernek veya
vakfın başka alanlarda da faaliyet gösteriyor
olmasının, kamuya yararlı dernek veya vergiden muaf
vakıf olup olmamasının uygulama açısından herhangi bir
önemi bulunmamaktadır.
İndirim konusu yapılacak bağışlar,
bağışa konu mal bedeli Vergi Usul Kanununun 232 nci
maddesinde belirtilen fatura düzenleme sınırının
altında kalsa dahi mutlaka fatura ile
belgelendirilecek ve ayrıca taşıma için sevk
irsaliyesi düzenlenecektir.
Bağışlanan mala ilişkin bilgileri
eksiksiz olarak içerecek fatura, bağış yapılan dernek
veya vakıf adına düzenlenecektir. Mal bedeli olarak
faturada, bağışa konu malın maliyet bedeli (yüklenilen
katma değer vergisi hariç) yazılı olacaktır.
Faturada “İhtiyaç sahiplerine yardım
şartıyla bağışlandığından KDV hesaplanmamıştır”
ibaresinin yer alması zorunludur.
Ticari işletmeye dahil malların
(gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin)
bağışlanması durumunda bu malların maliyet bedeli
Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesi çerçevesinde
gider kaydedilir. Bu işlem, faturanın bir yandan gelir
bir yandan da gider kaydedilmesi suretiyle
gerçekleştirilir.
Bağışlanan maddelerin işletmeye
dahil olmaması halinde ise, söz konusu malın maliyet
bedeli Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesi
çerçevesinde yıllık beyannamenin bağış ve yardımlara
ilişkin bölümüne yazılarak gelir vergisi matrahının
tespitinde indirim olarak dikkate alınacaktır.
6.2.2.3. Ticari Kazancın
Tespitinde İndirilemeyecek Giderler
Gelir Vergisi Kanununun 41 inci
maddesinde sayılan aşağıdaki ödemeler ticari kazancın
tespitinde gider kabul edilemez:
a) Teşebbüs sahibi ile eşinin ve
çocuklarının işletmeden çektikleri paralar veya aynen
aldıkları sair değerler;
b) Teşebbüs sahibinin kendisine, eşine, küçük
çocuklarına işletmeden ödenen aylıklar, ücretler,
ikramiyeler, komisyonlar ve tazminatlar;
c) Teşebbüs sahibinin işletmeye koyduğu sermaye için
yürütülecek faizler;
d) Teşebbüs sahibinin, eşinin ve küçük çocuklarının
işletmede cari hesap veya diğer şekillerdeki
alacakları üzerinden yürütülecek faizler;
e) Her türlü para cezaları ve vergi cezaları ile
teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatlar;
f) Her türlü alkol ve alkollü içkiler ile tütün ve
tütün mamullerine ait ilan ve reklâm giderlerinin %50
si ;
g) Kiralama yoluyla edinilen veya işletmede kayıtlı
olan yat, kotra, tekne, sürat teknesi gibi motorlu
deniz, uçak ve helikopter gibi hava taşıtlarından
işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili
olmayanların giderleri ile amortismanları;
h) Basın yoluyla işlenen fiillerden veya radyo ve
televizyon yayınlarından doğacak maddî ve manevî
zararlardan dolayı ödenen tazminat giderleri.
Bu maddenin uygulanmasında,
kollektif şirketlerin ortakları ile adi ve eshamlı
komandit şirketlerin komandite ortakları teşebbüs
sahibi sayılır.
a) Teşebbüs Sahibi ile Eşinin ve
Çocuklarının İşletmeden Çektikleri Değerler ile Bu
Kişilere Yapılan Bazı Ödemeler
GVK`nun 41 inci maddesinin ilk dört
bendinde teşebbüs sahibi ile eşi ve çocuklarının
işletmeden çektikleri paralar veya aldıkları sair
iktisadi değerler ile teşebbüsten bu kişilerce yapılan
bazı ödemelerin ticari kazancın tespitinde gider
olarak indirilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Bu bentlerde yer alan düzenlemeler,
işletmenin ticari varlığı ile işletme sahip ya da
yakınlarının kişisel varlıklarının birbirinden
ayrılması, ticari işletmeye ilişkin giderlerle,
işletme sahip ya da yakınlarının özel tasarruflarının
giderlerinin birbirinden ayrılması amacını
taşımaktadır.
b) Her Türlü Para Cezaları, Vergi
Cezaları, Gecikme Zamları ve Faizleri, Teşebbüs
Sahibinin Suçlarından Doğan Tazminatlar ile Bu Gibi
Şahsi Vergiler
GVK`nun 41 inci maddesinin 1 inci
fıkrasının 5 inci bendinde yer alan;
§ Her türlü para cezaları,
§ Vergi cezaları,
§ Teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatlar
sayılmakla beraber,
Gelir Vergisi Kanununun 90 ıncı
maddesinde,
§ Gelir vergisi ile diğer şahsi
vergiler,
§ Her ne şekilde olursa olsun vergi cezaları ve para
cezaları,
§ Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun
hükümlerine göre ödenen cezalar, gecikme zamları ve
faizler,
§ Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ödenen cezalar,
gecikme faizleri,
gelir vergisi matrahından ve gelir
unsurlarından indirilmez denilmektedir.
Ancak, ticari bir sözleşmeye cezai
şart konmuşsa, bu çeşit bir tazminat cezai mahiyette
tazminat sayılmaz, gelir vergisinden indirilebilir.
Ticari faaliyet nedeni ile ödenen
müeyyideler, faizler, zamlar safi kazanç tutarının
hesaplanmasında gider unsuru olarak kabul edilebilir.
Kamu kurumları tarafından verilen hizmet bedellerinin
geç ödenmesi nedeniyle gecikme cezası olarak
adlandırılan ve tahsil edilen bedeller sözleşmeye
dayanan tazminat veya ticari faaliyet nedeniyle ödenen
gecikme faizi mahiyetinde bulunduğundan ticari
kazancın tespitinde gider olarak dikkate
alınabilecektir.
c) Her Türlü Alkol ve Alkollü
İçkiler ile Tütün ve Tütün Mamullerine Ait İlan ve
Reklam Giderlerinin %50 si
Söz konusu giderlerin yarısı indirim
konusu yapılırken Bakanlar Kurulu Kararı ile yapılan
düzenleme ile oran (0) sıfır olarak belirlendiğinden
bu harcamaların tamamı gider olarak
indirilebilecektir.
d) Motorlu Deniz Taşıtları ve
Hava Taşıtlarından İşletmenin Esas Faaliyet Konusu ile
İlgili Olmayanların Giderleri ile Amortismanları
Kiralama yolu ile edinilen veya
işletmede kayıtlı olan yat, kotra, sürat teknesi gibi
motorlu deniz; uçak, helikopter gibi hava taşıtlarında
işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili
olmayanların giderleri ile amortismanları Gelir
Vergisi Kanununun 40/7. maddesine göre ticari kazancın
tespitinde indirim konusu yapılamaz.
6.2.2.4. Diğer Kanunlara Göre
İndirilebilecek ve İndirilemeyecek Giderler
Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununa
göre, söz konusu Kanunun I-III-IV sayılı tarifelerinde
yer alan taşıtlardan alınan vergi ve cezalar ile
gecikme zamlarının gider olarak indirilmesi mümkün
bulunmamaktadır (Ticari amaçla kullanılan uçak,
helikopter ile taşıt kiralama faaliyeti ile uğraşan
işletmelerin bu amaçla kiraya verdikleri taşıtlara ait
giderler indirilebilecektir.)
Özel işlem ve özel iletişim
vergilerinin ticari kazan